October 22, 2017

Yirmi Birinci Gün / Pullarla Kavga Ettim, Ajansı Aldım, Güzel Dizi Başlamış

21 günlük şalanjı böylece bitiriyorum, her gün kendimle ilgili bir bilgi ile devam edeceğim. Umarım ederim, bana da iyi geldi çünkü her gün yazmak.

Günün bilgisi: "Günaydınlar!" lafına neden bilmiyorum ama çok sinir oluyorum. Niye günaydın değil de günaydınlar? Belki suratsız biri olduğum için o neşeye ve yaşama sevincine gıcık kapıyorumdur. Hepimiz sabah programı sunucusuymuşuz, öğlen haberleri spikeriymişiz gibi bir haller. Gözümün önüne anında devasa irilikte, zorla beyazlatılmış dişler geliyor bir yerde "Günaydınlaaar!" okuyunca.

Dün sabah uyandım, köpenkler sağımda solumda horul horul uyuyordu, ben de bir süre öylece yatmaya devam ettim. Sonra sıcak bastı. Köpekler acayip ısı yayıyor. Kalkıp kahve yaptım.

Kahveyi çekirdek halde almak lazımmış, öyle daha taze kalıyormuş. Kahvecide öğüttürüp eve getirir getirmez bayatlamaya başlıyormuş diye el değirmeni almıştım. Onu da seramik dişli almak gerekiyormuş, metal dişler dönerken ısınıp kahveyi bozuyormuş falan filan. Valla bu kahve dünyasının detayları beni bunalttı bir hayli. Daha tam ayılamadan tor tor tor değirmen çevirdim mutfakta dikilip.

Oturup kartpostal yazdım bir miktar. Arkadaşlarıma yazıyorum artık sadece, posta ücretleri az buz değil. Yurtiçi 1.80, Avrupa'ya kartpostal 3.90, daha uzaklara 4.30 lira olmuş. Postcrossing'de 17 kart yollama hakkım varmış, orasının Çinli ve Tayvanlı kartpostalcı dolu olduğunu da düşünürsek ohooooo, resmen pahalı hobi olma yolunda dev adımlarla ilerliyor.

En son geçen sene filateli.gov.tr'den pul sipariş etmiştim, posta ücretleri zamlanınca elimdeki pullar bir tuhaf kalmış, 3.90'a, 1.80'e tamamlayacağım diye alnımda terler birikti. Yeniden sipariş mi versem diye girip baktım, ay allahım bakmaz olaydım.


En son ne zaman bu kadar kötü çizilmiş insan figürleri gördüm hatırlamıyorum. Kadınların burunları yok, birinin var ama onu da sanki başkası çizmiş de yanlışlıkla araya sıkışmış gibi. Herkes koca kafalı, bir kısmının boynu yok. O arkadaki eline bayrak yapışmış gibi duran kadın neden orada? Ay ne biçim tasarım bu?

Bir süre dolandım pulların arasında, içim bayıldı. Postaneden 10, 20, 30 kuruşluk pul almaya çalışacağım, elimdekilerle tamamlayıp bir süre idare edeyim.

Gazete okudum biraz, AP'nin sayfasında Işid'e katılan yabancı savaşçıların durumu ile ilgili bir haber vardı, Avrupa ülkeleri ölülerini de dirilerini de geri almak istemiyormuş ama açık açık da söylemiyorlarmış. Arada Işid karşıtı koalisyondan Amerikalı bir diplomatın açıklaması vardı:


Diyor ki "Amacımız, yabancı bir ülkeden gelip de Suriye'de Işid'e katılan her savaşçının Suriye'de ölmesini sağlamak.", sonra da iyice anlaşılsın diye ekliyor, "Yani Rakka'da iseler, Rakka'da ölecekler."

Bu Amerikan usülü sorun çözme beni çok memnun etti dün. Ben olsam Rus usülü sorun çözerek o "Işid gelinleri"ni de ortadan kaldırırdım. Çünkü takip ediyorum, kapatıldıkları kamplarda neşeyle anlatıyorlar eve getirilen Ezidi kadınların ve çocukların başlarına neler geldiğini, nasıl sadece seyrettiklerini. Ne pişmanlık var ne de insaniyete dair herhangi bir emare.

Gerçi ben Işid'e gelin olup sonra kaçmaya çalışırken ölenlere de acımıyorum. Kardeşimle konuşmuştuk bunu, o anlamaya çalışıyordu kızların durumunu. Ben üzülemiyorum, gördüğümüz her şeyi görüp gene de Işid'e giden o Avrupa doğumlu kızlarla empati kuramıyorum, hallerini anlamakla ilgilenmiyorum, ölmelerinin bir kayıp olduğunu da düşünmüyorum.

Kadın ya da erkek, cihat bir tür meslek. Suriye belki durulacak, bunlar başka bir yerde mesleklerini yapmaya devam edecekler. Ortalık Boşnak, Çeçen cihatçı dolu. Genelde memleketlerine dönüp bakkal filan açmıyor bunlar, kendilerine yeni bir cephe buluyorlar.

Bu konuyla ilgili fikirlerimi Rus ayısı Boris'mişim gibi açıkladığıma göre devam edeyim.

Tarhana çorbası yaptım, brokoli haşladım. Akşam da biraz mısır patlatıp yeni diziye başladık, Mindhunter diye. Yapımcısı David Fincher, bazı bölümleri de o çekmiş. 1970'lerin sonlarında FBI'da geçiyor, seri katillere henüz seri katil denmiyor, daha yeni uyanmaya başlamışlar böyle bir şeyin varlığına. Davranış bilimleri, psikoloji filan işin içine girebilir mi diye bakıyorlar. Kriminal profil çıkarma işi ortalıkta yok. Bütün bunların nasıl başladığını anlatıyor. Ben çok beğendim.

Gideyim bu güneşli pazar günü faydalı bir şeyler yapayım. Tam olarak bilmiyorum nasıl faydalı işler ama kompüterin başından kalkayım en azından.

12 comments:

  1. o pahalı hobiye de arkadaşlarıma yazmaya da geri dönmem gerekiyor benim de... çünkü posta kutusu doluyken güzel. iki gündür toplamaya çalıştığım da sadece ortalık değil sanırım. çeşitli hareketlerle "o eski halimden eser yok şimdi"yi içimden temizliyorum (üşenmezsem).

    Pullar için de Adem Abi'ye güveniyorum. Bu hafta gidip bir çayını içeyim. <3

    ReplyDelete
    Replies
    1. Herkesin bir Adem Abisi olsa keşke :/
      Ay dön lütfen geri, bir güllü zarf gelmeyeli yıl oldu. Simli zarf. Kalpli zarf.

      Delete
    2. Ben de isterim, sim, kalp, gül,çiçek, böcek.
      İmza: Yüzsüz

      Delete
    3. Biraz önce yolladım bir miktar. Arzu ettiğim kadar simli olamadı, bir dahakiler inşallah :D

      Delete
  2. Rus ayısı Boris'lik bir durum yok, tamamen haklı olduğunu düşünüyorum:)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ya di mi ama? Rus ayısı Boris de bizim gibi düşünüyorsa o da haklı. Bu Işid artıkları bela olmaya devam edecek, bugün de o propagandaya maruz kalmış çocuklarla ilgili bir haber okudum, korkunç.

      Delete
  3. Bende diyorum, neden artik kart gelmiyor.. Simdi anladiiim:))

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay sıra bende miydi? Ben de allah allah neden bu kızdan ses çıkmıyor diyordum ahhahhahha :D
      Dur ben hemen yeniden başlatayım kart sezonunu <3

      Delete
  4. Sırayla değil tabi, ama sanırım en son Venedik'ten bir kart atmıştım. Bilmem ulaştı mı? Hatta sen Dersimdeydin. 😀

    ReplyDelete
    Replies
    1. Aaa gelmedi Venedik kartı. Ay üzüldüm şimdi :/

      Delete
    2. Bende üzüldüm simdi:(( Neyseeee. hadi baslatalim yeniden o zaman..

      Delete