November 14, 2017

Feysbuklar, Tivıtırlar

Gene köpenk barikatı sebebiyle yataktan çıkamadığım bir sabah oldu. İki tarafıma külçe gibi yatıp beni adeta yorganla mumyalıyorlar. "Hoyda bre efeler!" diye attım kendimi yataktan, kahve yaptım, twitter'a bakayım dedim. 3 dakika sürdü sadece, kaçtım. Buradan itibaren gene sosyal medyadan şikayet edeceğim, isterseniz şu anda kaçabilirsiniz. Ben olsam kaçardım. 

Bir tıkla açıyorsunuz, üzerinize insanlığın lağımı boşalıyor. İnsanların yazdıklarından bahsetmiyorum sadece, olan bitenden de bahsediyorum tabii. Bugün korkunç bir köpek haberi var, bakamadım. Hemen hemen her gün korkunç kedi-köpek haberi var. Dünkü lağım, depremin Kürtlere müstehak olduğuydu mesela. Bu beyinsiz sürünün "Ankara merkez, patlıyor herkes" coşkusunu henüz unutabilmiş değilim. Tarif edebileceğim bir şey değil. İnsanın içine tümör gibi yerleşiyor. 


Ne güzel özetlemiş bu manyaklığımızı.

Facebook'ta yaptığım temizlik bayağı işe yaramış yalnız, yıllar sonra ilk defa ağzım köpürmeden dolanabiliyorum. Sadece politik fikirler değil, gerçekten hiç tanımadığım insanların sülalece yaptığı naylon torbalı ve tüplü pazar pikniklerinden filan da fenalık gelmişti. Keza en son 20 sene önce gördüğüm birinin bebeğinin 80 adet fotoğrafı da bana bir şey ifade etmiyor. İnsanların selfileri, havaalanlarında check-in'leri (Çünkü uçağa biniyor anlıyor musunuz? Uçak! Belki de yurt dışına gidiyor. YURT DIŞI!), kocişleri ve karıcımları. Hele o hastane check-in'leri, aman yarabbi. Neden hastanede olduğunu da yazmaz, bekler ki insanlar gelip "AMAN ALLAHIM NE OLDU??? İYİ MİSİN?!!?" yazsın, buna ecnebiler "ilgi orospuluğu" diyor.  Bir sonraki aşaması, kolundaki serum iğnesini çekip gene hiçbir açıklama yapmadan koymak. 

Yahu yaz oraya, hastayım yaz, ayağım kırıldı yaz. Valla çok içten geçmiş olsun dileklerimi yazarım. Bu bile çok saçma aslında ama gene de yazarım. Öff.

Bunlardan kurtulunca, zamanında heyecanla takip etmeye başlayıp o kuru gürültü içinde kaybettiğim haber, kültür sanat şeyleri belirdi yeniden ana sayfamda.

Ay kendimle ilgili yazacak günün bilgisi gelmiyor aklıma. 

Günün bilgisi: Güneş gözlüğümü ve çok sevdiğim bir yüzüğümü kaybettim. Yerinden bu kadar az kıpırdayan biri olarak nasıl başardım bilmiyorum. Gözlüğü annem almıştı, söylemeye korkuyorum. Yüzüğü de Urfa'dan almıştım, mercan ve turkuaz taşlıydı. Başka yüzükler takarak ve gözlerimi kısarak idare ediyorum, çok bozuluyorum.

Keşke yağmur yağsa biraz.

8 comments:

  1. yaaa benim en sinir olduğum paylaşımlarda kıskananlar çatlasın, sen bakma, o kendini biliyor, bla bla bla ya arkadaşım madem bu kadar nefret duyuyorsun bu kişiye sil gitsin bizi niye böyle saçma sapan paylaşımlara boğuyorsun anlayan beri gelsin... Bu arada piknikçilere bende hastayım :D

    ReplyDelete
    Replies
    1. Nefret duymuyor aslında, o da ilgi manyağı. O lafları boca eder kafamızdan aşağı, sonra bir bakarız "o kendini biliyor" ile yanak yanağa aşk fotoğrafları yağdırıyor. Herhalde ana babaların çocuklarını daha çok sevmeleri, insan yerine koymaları lazım. Öyle kenarda unutulmuş vileda kovası gibi büyüyünce bu hale geliyorlar.

      Fakat bu bir endüstri haline gelmiş, "Sıradaki Teşekkürüm Bana Yanlış Yapanlara" isimli bir kitap gördüm geçenlerde. Kapağında da yazarın dudakları büzük selfisi vardı.

      Piknikçileri tanıyor olsam ben de coşacağım doğa ve kuru köfte sevgisi ile ama tanımıyorum. Arkadaşımın arkadaşının arkadaşı ile halaları, yengeleri, kuzişleri filan :D

      Delete
  2. Angara'ya yağmur görünmüyor ama haftaya gece sıcaklığı eksilere düşecekmiş :/ İzmir'de dün yağmur vardı, hafta sonu da varmış, diim dedim...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Allahım alın beni buradan! Çorba, reçel ve yağmur mevsimi başlamış ühüühüü :(

      Delete
  3. Yukardaki twitter notu şahane :) İnan bu sebepten facebooku kapattım, twitterım zaten yok. İnstagram seviyorum ama güzel fotoğrafları takip ediyorum.. Diğer türlü sinir hastası olur insan valla :))
    Mutlu günler

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay ne güzel yapmışsın, çok özendim facebooksuzluğa twittersızlığa. Oluyor insan sinir hastası, hiç olmak istemediğim biri oluyorum, insanlara çemkiriyorum. Ne gerek var yarabbi bütün bunlara? Allah kahretsin seni Mark Zuckerberg :/

      Delete
  4. Ayyy ben de bir "bugün de böyle olsun dedik" le başlayanlara nefret duyuyorum, içimden söylemediğim kalmıyor, bir de yan odada oldup da birbirlerine aşk kelebekliği yapan karıkocalara sinirrr oluyorum....

    ReplyDelete
    Replies
    1. Aaa ben rastlamamışım "bugün de böyle olsun dedik"lere hiç. Bu tuhaf kalıplar nasıl yayılıyor hiç anlamıyorum, kaynağı neresi yani, bir kaynak olmalı.
      Aşk kelebekliğine hiç başlamayayım, ayaklarım büzüşüyor başkalarının yerine utanmaktan.

      Delete