November 15, 2017

Kazlara Somun Atmayın / Gene Çay

Oha ayın on beşi olmuş. Kasım hiç bu kadar hızlı geçmemişti sanırım. İyi ki erken kalkıp spora gidiyorum, gün uzuyor diye seviniyordum. Buna sevinebilmek için spordan eve dönmek gerekiyor, gene bütün günü sağda solda oyalanarak yedim.

Sevda sandviç yapmış, Kuğulu Park'ta yedik. Bir aile yanlarında getirdikleri naylon torbadan somun somun ekmek çıkarıp kazlara atmaya başladı. Yasak aslında beslemek o kindar nemrutları, hazmedemiyorlarmış hamuru. Her tarafta tabelalar da var, "Hayvanları beslemeyin" diye uyaran. Ben bu aileye söylenirken iki kadın daha yanaşıp simit ve poğaça fırlatmaya başladı, bu sefer ördeklere. "Ayy nasıl da açlar!" dedi kadınlardan biri, bir yandan da arkadaşı fotoğraf çekiyor diye poz veriyordu. Yani üç beş instagram laykı uğruna ördekleri simitle doldurdular. Aç filan değil ördekler, kulübelerinin etrafı marul doluydu.

Ağaçların altında oturan pos bıyıklı bir belediye amcası bulup şikayet ettim. Olanca sakinliğiyle "Dinlemezler ki. Dinlemiyorlar," dedi. Muhbir vatandaş olarak görevimi yerine getirdim ama bir boka yaramadı. Halkımız kazlara somun atmak istiyor.

Kızılay'a yürüdük çünkü biliyorsunuz çorap almam lazım. Tam olarak aradığım şeyleri bulamadım, her yer çok kalabalıktı. Otobüsle Güvenlik'e attık kendimizi, bir de çay almamız gerekiyordu.

Geçenlerde twitter'da görmüştüm, Hopa Çay Kooperatifi var, aracı yok, üreticiden çay diye. Web sayfalarını buldum:


Adeta 1 Mayıs'a gider gibi düştüm çayın peşine, "Halk kazanacak ulan! Çay!" diyerek. Kolay değil çünkü böyle şeylere ulaşmak. O Kazova Tekstil internet üzerinden satış yapmaya başlayana kadar çektiğim çileyi bir ben biliyorum. Bir de tabii sabitfikirli bir buzağı olmamdan ötürü arkadaşlarım biliyor. Mecburen.

Kızılay'da Nar-inn Kafe'de var diyorlar, bir de Güvenlik'i kesen Ali Dede Caddesi'nde Modern Zamanlar kitap-kafede. Biz Modern Zamanlar'dan bir kilo Çoruh Harmanı alıp ikiye böldük. Başka çeşit yoktu zaten ellerinde. Demledik de hemen, güzel, yumuşak içimli bir çay. Ama ben pek anlamam çaydan, bir de anlayana içirmek lazım. Kahveden de anlamıyorum bence.

Günün bilgisi: Herhangi bir şeyden anladığımı iddia edemeyeceğim. Belki biraz köpekten anlıyor olabilirim. Bakınca anlarım yani ne istiyor, derdi neymiş filan. Ama bunu da öyle dev bir iddia olarak şaapmayın lütfen, köpekler komplike hayvanlar değil. Hav huv yapıyorsa ihtimaller üçtür, bilemediniz beştir.

Kerevizden de hiç anlamıyorum, işin içine portakal suyu giriyor diye hemen gözümde büyüyor. Ama gidip gidip alıyorum o kerevizleri. Oturup pişirdim. Bu sene kış sebzeleriyle de kavga etmeye başladım, şimdiden pırasadan yıldım.

Hiç Manic Street Preachers dinlemiyoruz, halbuki hep dinlemek lazım.



15 comments:

  1. ayhhh son 5 - 6 yazınızda gündemlerimiz acayip çakışmış yahu yav. başlıyorum : ben iş yerinde 2014 ajandasını kullanıyorum hala, benim de evde çekmeceler kartla dolu, bir tek kart değil tanıtım broşürleri, reklamlar, yabancı dilde beleş dergiler vs, eskiden sağa sola mektup yazarken faydalı oluyordu, ama o devir kapanınca böyle birikmiş birikmiş kaldılar. sonraaa ikea'ya gidecektim iş çıkışı, bizim oraya servisleri saat 8 de sonmuş, alacağımı alamam diye gitmiyorum. ve son olarak çay, buradan biri çağdaş'da satılan tirebolu 42 çayı çok övdü, dün aldım (13,90) ve şu anda içiyorum, kötü değil.
    dinlediğiniz için mersi.

    ReplyDelete
    Replies
    1. 2014 de iyi bir yıl ajanda için, vintıç. Ve Ikea neden böyle gidilemeyen bir yer yahu? Topluca okuyunca gündemlerimize üzüldüm biraz, niye böyle insanlar olduk biz? (Daha önce başka türlü insanlar olduğumuzu düşünmek istiyorum.) (Nasıl insanlar bilmiyorum.)

      Delete
  2. Sen şimdiden yıldın ben ne halt edeyim. Diyete başladım, zepze yemem lazım, kış zepzelerinden nefret ederim ama sen misin nefret eden, otur zıkkımlan işte şimdi el mahkum. Akşam spinak yedim yovurtlu, yarın da Fıransa'dan gelmemiş pıransa var. Benim kaderim bu, hep kışın niyet ediyorum diyete, mahkum oluyorum bunlara. Yaz tatiline geldiğimde karşınızda bir manken bulacaksınız...dersem inanmayın :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay niye inanmayalım ya? Kesin incecik teşrif edeceksin başkentimize, ben eminim.
      Çorba en güzel şey, bunalınca çorba yapıyorum ben. Kış meyvelerinde de pek matah bişiy yok, mandalina işte belki. Ne biçim mevsim yarabbi, keşke kış uykusuna yatıyo olsak.

      Delete
  3. Mina seni çok seviyorum. Yine feci bir çökkünlük içindeyim, feci halde bıyıklıyım aynı zamanda. Doktoruma gitmeyi düşünüyorum, biraz toparlanınca sana yazacağım. Biliyorsun bir buluşma projemiz ve bir kazak operasyonumuz var. Koltukları oymayı öğrendim, annem de Ankara'ya gelmeyi düşünüyormuş. Kolları yapmama o yardım eder, vi ken du it!

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ben de seni çok seviyorum. Ve ben de bıyıklıyım. Evet, sen doktoruna git, ben zaten bişiy yapmıyorum. Projemiz ve operasyonumuz hazır olduğuna göre her an başlayabiliriz. ÇOK HEYECANLIYIM.
      <3

      Delete
  4. işte o aynı teyzeler bebeleri de "Ayy nasıl da açlar!" diye diye birer dombili yapıyorlar. doktorları falan da dinlemiyorlar tabii haliyle...

    ya ben seviyorum kış sebzelerini... pırasa, kereviz, karnabahar <3 pişirme kısmı mevzubahis değilmiş gibi atlıyorum. :) meyveleri tırt ama biraz. narın suyu belki...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay haklısın, resmen bir başka kanayan yaranın kökenine indik. Aynı teyzeler avuç avuç vitamin, köpek balığı yüzgeci tozu, nano kolajen jumbo ekstratı filan da yutuyor. Çünkü hep sağlık bunlar.
      Ben bütün sebze meyveyi anlıyorum, narı anlayamıyorum. Rengi, şekli, her şeyi çok güzel ama neden yiyiyoruz o yüzlerce sulu çekirdeği bilmiyorum. Geçen Sevda'nın verdiği nar hala duruyor, kesmesi de dert :/

      Delete
    2. yerken ben de zorlanıyorum da suyu güzel meretin! onun için de böle ağır, metalden sıkma şeyleri var. limon sıkacağında uğraşıp bileğini bükmeden halloluyor. babam "narlar bozulacak" diye söylenip duruyodu, gidip sıkayım bari. :/

      Delete
  5. Neden bu kadar çok yazdınız Ferminaaanım :D Nasıl okuyacağım acaba eksiklerimi. Cevapci mi gördüm yoksa sayfayı tararken. Allahım neler oluyor burada .d

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ahhahhaha yaaa Zihnibeyciğim :D Öyle bir coşku oldu, yazdım durdum ama en önemli mevzuyu zaten farketmişsiniz :D

      Delete
    2. Zihin Bey siz yokken biz çok değiştik! Sporda istikrarı yakalayanlar, yeni başlayanlar... diyete niyet edip yaza fit girecekler... bilok yazmaya yıl sonra dönenler... :)) sinsi sinsi konfetiler eşliğinde başladık hep bunlara!

      Delete
    3. Ay evet ya, hep sipor oldu buralar. O kadar oldu ki sakatlanmaya bile başladık :D

      Delete
    4. Ben de hala devam ediyorum sipora. Nazara gelmemek için ama insanlara söylemiyorum katettiğim yolu. Karnım aylardır çok aç. Yılbaşını bekliyorum, gelsin cipisler, gitsin baklavalar olacak sanırım :')

      Delete
    5. Ben de açım hep :D Geçenlerde 2017'nin ilk cipsini yedim ben, tuhaf hisler yaşadım ahahhahha :D

      Delete