December 1, 2017

İteleyemiyorum

Ay İstanbul'da ne güzel panel varmış, biraz önce gördüm:


Bu akşamüstü 18:00'de, İstanbul'da olsam koşa koşa giderdim. Hem güncel hem de çok dinlemek isterdim.

Gene evde kargo bekliyorum, artık daha fazla yazamayacağım sanırım bununla ilgili, bir tanesi ne eve geldi ne de şubeden alabildim. Neyse, önemli değil, naapalım artık.

Günün bilgisi: Olmayan şeyleri olsun diye iteleyen biri değilim.

Kargo şubesinde bağırmayı, sağı solu tekmelemeyi filan hayal etmiyor değilim, valla ediyorum. Ama bir şey farketmiyor, o anda orada olmayan gönderiyi teslim almamın bir yolu yok. "Eh naapalım, peki o zaman," diye çıktım şubeden.

Birden çok sebebi var, birincisi şu, içimde yok benim. Bakıyorum insanlara, bir iş tıkandı mı zorluyorlar, altından girip üstünden çıkıyorlar, hallediyorlar. Bende öyle olmadı hiç, denedim yani itelemeyi bazen, ben sanırım etrafıma kedi osuruğu gibi bir elektrik yayıyorum. Zaten sonra kendimi bir tuhaf hissediyorum, insan olmadığı biriymiş gibi iş halletmeye kalkmamalı.

Bir keresinde iteleyerek laptop almıştım projeden, almasam da idare ederdim, başkasına gitmesin diye çöktüm üstüne. Birkaç ay sonra annemlerin evden çalındı o laptop. Karakoldan aldığım kağıdı üç ay içinde okula vermem gerekiyormuş, bilmiyordum. Geç verdiğim için çalınmış sayılmadı. İşten ayrılırken bir laptop bırakmak zorunda kaldım üstümden düşsün zimmet mimmet diye. Bir de bu tarafı var yani, huyum değildir böyle alet edevat kovalamak, bir kere denedim, sonucu bu oldu. Bir daha da asla kalkışmadım.

Bir diğer sebep, kargoyu örnek vereyim, bu insanlar da deli gibi çalışıyor bütün gün. Bağırsam bok gibi bir ortam yaratacağım. Büyük ihtimalle günün ilk bağıranı da olmayacağım üstelik. Hepimize yazık.

Son sebep de biraz geniş bir insan olmam. Dünyanın sonu değil, yarın da hallolur, nasıl olsa ölmüyoruz tipi biriyim; işlerim anında hallolmuyor belki ama bu stressiz hayat sayesinde uzun yaşamayı umuyorum.

Yani en azından bunları kendime dert etmiyorum. Başka şeyleri dert ediyorum. Ay gene var ya stres, nasıl yok? Kargocu stresi yok diye niye uzun yaşayayım ki? Bence ben gideyim tam şu anda, çok manasız bir yere geldim çünkü. İyi ki kargo hakkında daha fazla yazamayacaktım, ya bir de yazsaydım?

Haydin öbtüm. Süper Lotocu ablanın bana "Bebiş" dediğini de bir dahaki sefere yazarım artık.


9 comments:

  1. Bir şeyi merak ettim , hep mi böyleydin ?
    Mesela ben de gençliğimde ( ki belim inceydi ) böyleydim fakat 30'a doğru başka bir şeye evrildim. Her şeyi halletmem gerek mantığındayım. Sürekli alarm kurarak yaşıyorum. Unutmayayım diye.

    Eski halime dönmek istedim.

    Bebiş , bebiş , bebiş

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay hala "Kim ayol bu demir somya?" diye iki saniye duraklıyorum.
      Hep böyleydim, evrileyim dedim, o benimki evrim değilmiş, olmadı. Evrim olsaydı doğal olurdu, ne bileyim bende birikir tecrübe olurdu filan. Benimki hastalık gibi bir hissiyat bırakıyordu bende. Çalışmayı da bırakınca tamamen çıktı hayatımdan zaten, etrafımda insan olunca dengem bozuluyor :)

      Bebiş de değil ha, eksik yazmışım, bebişim.

      Delete
  2. Eskiden naiftim. Hiç cevap vermezdim insanlara. Ses yükseltmezdim. Nasılsa işlerin hallolcağına inanıyordum. Sonra bir zaman geldi işler hallolmadı. Babam meşhur "ağlamayan bebeğe meme vermezler" lafını anımsattı. O günden beri ağlıyorum ve sesim çıkıyor. Hemen şikayet etmeler, çemkirmeler, sizinle yasal yollarla uğraşırımlar. Biliyor musun işe yarıyor. Hiç sevmiyorum. Ama çalışıyor. Maalesef güzel insanlarımız güzellikten anlamıyor. Geçen hafta tam 2 farklı kurumsal şikayet maili gönderdim. Kendime yakıştıramıyorum.

    Zaten Johnny de Cash :p

    https://www.youtube.com/watch?v=CN4fPZpV1dU

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay kim ayol bu Jens Lekman?! Ne güzelmiş, resmen dinlerken sevinç bastı.
      Off kurumsal şikayet maili deyince bir ara Tchibo'yla girdiğim itiş kakış geldi aklıma. Onlarca telefon görüşmesi ve email, resmen yaşlandım o ara.
      Kargo geldi o arada :) Durmak işe yarıyor olabilir bende.
      Johnny de Cash'e de güldüm, saklayacak değilim ahhahha :D

      Delete
    2. ahhahah bana böyle esprilerle gelin! :))

      Delete
  3. Kimi insanların DNA'sında var bu işler. Biraz da Orta Asya topraklarının savaşçı genlerinden geliyor olsa gerek! Olmadı mı olmuyor işte, senin bilgisayar en güzel örnek olmuş.

    Bu arada hala gülüyorum kedi osuruğu gibi elektrik :)))

    ReplyDelete
    Replies
    1. Evet kesin DNA'larında var. Ben nasıl bir gen havuzu barındırıyorsam artık, Orta Asya'dan sadece pastırma ve yoğurt var hayatımda.
      Ya valla aynen öyle elektrik. Sesim de öyle zaten. Sinirle bağırsam bile işe yaramaz, desibeli çok yanlış, her şeyi çok yanlış.

      Delete
    2. Her şeyi. Başlangıç olarak şu yanlış, ben kendimi tok sesli zannediyorum. Halbuki konuşmaktan ziyade miyavlayan biriyim ve bu gerçeği bir türlü kafam almıyor.
      Diksiyonum da bok gibi.
      O kadar uzun cümleler kuruyorum ki çoğunun sonuna nefesim yetmiyor.
      Şu anda bunlar geldi aklıma.
      Eveth :/

      Delete