January 15, 2018

Geçen Sene 9 / 1-3. Haftalar

Ay ne biçim başlık oldu?! Neyse, söylene söylene spora gittim, çıkışta markete uğradım, eve gelip acil bir Barok kanalı buldum Sıpotifay'da. Barok çalmazsa kafam çalışmayacak gibi geliyor. Önce duble şalanjlar mimler, sonra çöküp çalışacağım. 4 makale okuyup bu bölüme bir sonuç yazmam lazım.

Geçen sene gene temmuzda annemden sabah sabah sms gelmiş, ekran görüntüsü alıp saklamışım:


Yani böyle okuyunca yunuslar munuslar, bir Poseidon eksik gerçekten mesajda. Ben de uyku sersemi anca köpekleri ne yaptıklarına dertlenebilmişim, o da ulaşmamış zaten. Neyse, annem diyor ki Yunus Amca ve Gönül Teyze gelip almış bunları, Sakız Adası'na gitmek üzere gemiye binmişler. Köpekler meselesine cevap alamayınca aradım, tabii ki kapatmıştı telefonunu, allah korusun Yunan karasularındayken biri arar, çok yazar filan.

Köpeklere ne olduğu ancak 3 gün sonra döndüklerinde öğrenebildim. Karşı komşuları havalı butik sahibi oğlanlara bırakmışlar. O eski İstanbullu-yeni Urla köylüsü oğlanlarla annem arasındaki ilişkiyi de anlayabilmiş değilim bütünüyle. Bir gıda ve canlı hayvan trafiği var; bir yandan reçeller gidiyor, yumurtalar geliyor, kedi yavrusu gidiyor, köpekler koşuyor, arada Hakan Akkaya ve Bengü beliriyor butikte, annem Hakan Akkaya'ya emlak tavsiyeleri veriyor. (Bengü çok güzel bir kızmış.) Oğlanlar akıllılık edip bir doblo satın aldıkları için annemin kalbindeki yerlerini iyice sağlamlaştırdılar. O dobloyla eşek filan taşındı, eşeği gözümle görmesem inanmazdım.

Darısı başıma diyerek 52 haftalık şalanjın ilk üç sorusuna atlıyorum.

1. Nelere şükrediyorsunuz?

30'lu yaşlarımın ikinci yarısında çok şükreden biri oldum ben. Etrafıma da söylüyorum, hem de en anne klişesi haliyle, aç değiliz açıkta değiliz, halimize şükredelim. İnanın içimden gelerek söylüyorum, sabah bir evde uyandığımız ve üç öğün yemek yiyebildiğimiz için bile milyonlarca insandan daha şanslıyız.

Geriye kalanların çoğu tercihler, seçimler, biraz da şans.

Yani ne bileyim tuzu kuru bir Norveçli olaydım başka şeyler yazardım herhalde ama buralı olarak kendi çaplarında normal bir anne baba tarafından büyütülmüş olmama şükrediyorum mesela. Evde şiddet yoktu, taciz yoktu, hatta sosyal demokrat bir ortam vardı.

2. Evim/yuvam dediğiniz yer hakkında yazın.

Küçük. Evim metrekare olarak küçük. Tek başıma yaşarken çok bohemdi, pek hoştu filan. Şu anda dört kişilik iri bir aile olarak birbirimizi iteliyoruz koridorlarda.

Ankara'ya yuvam diyemiyorum. İzmir'den de çıkalı 17 sene oldu, geri dönünce bıraktığım gibi bulamıyorum doğal olarak. Her iki şehirle itişmem de bitmedi zaten. Köpenklerim neredeyse yuva da orası diyerek diğer soruya geçiyorum.

3. Daha çok/sık yapsam dediğiniz 5 şey.

Daha çok kitap okusam.
Daha sık Urla'ya gitsem; anamı, babamı, Çomar'ı daha sık görsem.
Evi daha sık temizlesem de köpek tüyü içinde yaşamasak.
Bilgisayarı açmadan, telefona bakmadan daha çok vakit geçirsem.
Keşke daha sık yüzebilsem. İyi yüzdüğümden de değil, suyun içinde olmayı, deniz kenarlarını sevdiğimden.

Koşarak gittim, biraz mola verince sahil, kumsal filan gugıllıyım bari.

10 comments:

  1. mesajı okuyunca benimde gözümde şu canlandı ; yunusları görüp , tekne ile peşlerine düşmüşler. Evet bunu çok makul bir şey olarak gördüm. Zerre şüphe duymadım. Açıklamasını yazmasaydın da ben buna inanır ve şaşırmazdım.

    Ayrıca çok güzel yazmışsın ; "Köpeklerim neredeyse yuva da orası "
    Gidip ağlayayım.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Bunların Urla'ya emekli olmaları geç oldu, daha genç olsalardı eminim bi kayık bi tekne bişiy alıp düzenli olarak Yunan sahillerinde karaya vururlardı. "Aaa hay allah gene gözaltına alındık?! Kalimeraaa!"
      Ben senin kadar duygusal bakmıyor olabilirim, şu anda birisi ot yedi ve kusuyor terasa, diğeri de güvercinlere bağırıyor. Mecburen bunlar neredeyse orası ev. Kusmalı ev, ulumalı ev, tüylü ev.

      Delete
  2. Şı gıda ve hayvan trafiği paragrafına koptummmm!
    Eski sokaklarda apartmanlar arasındaki çıkrıklı çamaşır ipleri geldi gözümün önüne. Karşıdan sepet içinde kedi yavrusu geliyor, buradan 3 kavanoz çilek reçeli :DDD

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ahhahhah çıkrıklı trafik :D Ya aslında annemlerin ev dükkanların ve restoranların içinde kaldı biraz son zamanlarda, Urla'da coştu bu işler aniden. Bu oğlanlar butik açmış olmalarına rağmen nasıl böyle bir eski mahalle komşuluğu yarattılar bilmiyorum. Ama seviniyorum :)

      Delete
  3. arada bir düşünmeye iten çelınclara gıcık kapıyorum. salaklıktaki mutluluğumu bozuyorlar! :D
    hadi deniz sezonu açılsın, deniz anaları açıkta yüzsün...

    ReplyDelete
    Replies
    1. E valla soktun bizi düşünmeli çelınca bi kere. Mecbur her hafta aydınlanmalar yaşıycaz bu sene.
      Ben sopayla iterim deniz analarını bi yandan, yeter ki hava ısınsın ve ben şuradan çıkabileyim.

      Delete
  4. Yunusları okuyunca ne "romantik bir mesaj" diye düşünmüştüm. Gerçek insan olduklarını öğrenince yıkıldım resmen:)))

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay di mi ya? Ne kadar romantik umutlar vadediyor ilk bakışta. Gerçi ben KÖPEKLEEEARR?!? diye rezil edecekmişim o romantizmi her halükarda :D

      Delete
  5. Yunusları izlemeye gittiler sandım ya bir an. :D Ahahaha karşı komşu havalı butikçi oğlanlar gibi komşular istiyorum. :D

    ReplyDelete
    Replies
    1. Yunus izlemeye gitmişler ama yunuslar önce gelip bunları evden almış :D Ya valla, herkese lazım doblosunda eşek taşıyacak, sabahları yumurta getirecek komşu. O eşek de nasıl mutlu bir görsen, oğlanların köydeki evin bahçesinde yaşıyor artık. Perperişan bulmuşlardı bir yerlerde, evlat edindiler :)

      Delete