January 16, 2018

Dolores / Geçen Sene 10

Lise 2'deydim The Cranberries'in Zombie'si çıktığında, MTV vardı. Akşam okuldan gelir gelmez MTV'yi açıyordum, o saatte Top 10 filan gibi bir liste oluyordu. Aylarca ilk sırada çaldı Zombie. En sonunda babam da ezberledi şarkıyı, öylesine evin içindeydi Dolores'in sesi. Vesileyle İrlanda'dan bahsetmiştik anam ve babamla, IRA'dan, açlık grevinden, çöp tenekesine bırakılmış bir bombanın öldürdüğü iki küçük çocuktan. Çünkü bizim evde bağlantıyı yakaladıysan muhakkak ki acılardan bahsetmek zorundasın, eğitim ve öğretim kapsamında.

15-16 yaşımın ergen dünyasının paralel bir boyutta var olmaya devam ettiğini düşünmekten hoşlanıyorum. Paralel maralel, her seferinde biraz daha çatırdıyor. Bundan sonrası hep yokuş aşağı, allah bilir kaç tane daha böyle yazı yazacağım. Ama 46 yaş çok genç. Çok.

Dün Birgül'ün attığı tweet benim de hislerime tercüman oldu.


Birgül zaten genellikle hislerime tercüman oluyor. Bir kere kısacık oturabildik diz dize şu hayatta, nasıl olabiliyor bilmiyorum. Bir kızkardeşlik gerçeği var hakikaten.

Geçen sene ağustos ayını bozkır sıcağında kendimizi eğlemeye çalışarak geçirdik. Ben Stephen King'in O'suyla yatıp kalkarak o allahın belası palyaçoyla mücadele ediyordum. Terasta yerde yatarken fotoğraf çekmişim:


Şehirde yaz mevsimini seviyorum. Bir sene tez mi bitirecektim, bir şey yapmam lazımdı, ilk defa kazıya gitmeyip Ankara'da kaldım o yaz. "Dünyanın en güzel şeyi yaz mevsiminde boş şehirde dolaşmak!" deyip durdum, yaşadığım sevinci görmeniz lazımdı.

Giderken şunu bırakayım, ergen odasında otururken Dolores'in elini tutmuş, sesinin peşinden gitmiş hepimiz için.

4 comments:

  1. It sence okunmaya değer mi ? Çok kallavi duruyor ve gözüm yemiyor. Gerçi Stephen King'in bütün kitapları boyutuyla ters orantılı çıkıyor. Ne dersin o_O

    ReplyDelete
    Replies
    1. Valla beklediğimden daha iyiydi, aslında çok da dev bir beklentiyle girişmemiştim. Palyaçoyu ve diğer kabusları bir kenara ayırırsan, çocukluk hallerini o kadar güzel yazıyor ki King. Yani ben hep çok sevdim çocuk karakterlerini. Şortun altına dize kadar çorap çekesim, okul çantamı savura savura koşturasım, palyaçoları dövesim geliyor :)
      Kallaviliğine bakma zaten, süratle okunuyor.
      Yeni filmi seyrettim geçenlerde, beğenemedim. Beğenemediğime de çok bozuldum :/

      Delete
  2. Gidenler bizden, anılarımızdan birer parça götürüyorlar yanlarında. Sanırım o yüzden çok etkileniyoruz.

    * Alemsin, filmi beğenemediğine niye bozuldunn? :))))

    ReplyDelete
    Replies
    1. Valla öyle, Dolores'in 46 yaşında ölmesine üzülürken bir yandan da kendi 15 yaşıma üzülüyorum herhalde, gittikçe uzaklaşıyor benden.
      Ya filmi çok beğeneceğim diye oturup seyrettim. Olmadı bir türlü. Ya kitap filmden daha iyiydi ya da film çok sıradandı, bilmiyorum. 1990 yapımı televizyon filmi vardı, bizde de gösterdiler 90'larda, o sanki daha iyi bir uyarlamaydı. Oradaki Pennywise'dan gerçekten bayılacak kadar korkmuştum. Gerçek allahın belası palyaço o aslında :D

      Delete