Dün sabah kalkıp kahve yaptım. Bu kahve yapma işlemi aslında benim gibi biri için çok komplike, ben uyanamıyorum. Uyanana kadar feci şekilde dalgın oluyorum. Kaç sene bu halde evden çıkıp işe gittim ben, valla düşününce nasıl oldu da ezilmedim, çukurlara düşmedim bilmiyorum.
Neyse. Her sabah iki fincanlık kahve öğütüp kağıt filtreye dolduruyorum, makinanın haznesine su dolduruyorum, düğmeye basıyorum. Bundan ibaret yani bütün yapmam gereken. Dün de yaptım bunları, kahve olunca da gidip doldurdum fincana. Tuhaf bir salatalık tadı vardı kahvede.
"Allah allah?" diye içtim ilk fincanı, kendime gelemiyorum ve saçmalıyorum diye düşündüm. İkinci fincanı doldurdum, gene salatalık tadı. Böyle arkalardan arkalardan bir ekşimsi ama taze yeşil sebze tadı geliyor.
Sonra salatalıklı kahveyi unutup hayatıma devam ettim. Kargolar geldi, annem, babam, köpenkler. Akşam mutfakta dolanırken kahve makinasından sabahki filtreyi çıkarayım dedim. Filtrenin altında şundan buldum:
Ohhh allahım, sen aklıma mukayyet ol! Gerçekten yere yatıp cenin pozisyonu alasım geliyor, bu gerizekâlıyı kahveyle demleyip içmişim ben dün sabah.
Bunlardan terasta çok vardı yaz boyu, hep oluyorlar. Hava soğuyunca eve doldular, beraber yaşayıp gidiyoruz. Artık olan olmdu, tek temennim ben demlemeden önce ölmüş olması. Umarım gidip kahve makinasında ölmüştür kendi kendine de ben haşlamamışımdır. Ay bayılacağım, ohhh!
Ben sabahları kendimi kafeinle doldurmadan insan sıfatına bürünemiyorum, o kafeini tedarik edene kadar da gerçekten bir maceralar denizi oluyor hayat. Böcekli kahve tabii, en çılgın tahminlerimin ötesinde bir macera oldu.
Biraz önce okuduğum polisiyeyi bitirdim, Lucky'ye başlayacağım, biraz heyecanlıyım. Gelişmeleri yazarım. Saat 17:18, sıcak şarap yapmak için çok uygun bir saat. Yapması da çok kolay.
Bir şişe sek kırmızı şarabı tencereye döküyoruz. İçine, ne kadar tatlı sevdiğinize bağlı olarak, 2 ila 4 yemek kaşığı arası toz şeker ilave ediyoruz. 2 adet çubuk tarçın, 8 adet karanfil, 2 adet yıldız anason, 1 adet yuvarlak dilimlenmiş portakal da ekleyip 15- 20 dakika kısık ateşte ısıtıyoruz. Şeker filan eriyor o arada, hafifçe karıştırabiliriz. "Yıldız anasonu nereden bulacağım bu saatte?" diyorsanız siz de haklısınız. Yıldız anasonsuz da olur, her türlü olur. Yeter ki biraz şeker, bir çeşit kış meyvesi, bir çeşit de odunsu baharat atın içine.
Sonra kupalara doldurup içiyoruz çünkü neden içmeyelim, buralar hep üzümün ve şarabın binlerce yıllık geçmişi olan topraklar.
Böcekli kahvenin üzerine sıcak şarap tarifi de verdiğime göre gidebilirim. Hepimizden nefret eden apartman görevlimiz nihayet işten ayrıldı, aşağı çöp indireceğim, dün akşam indirdiğim mama kaplarını toplayacağım, yenilerini bırakacağım. Çünkü hava çok soğuk Ankara'da.
Öbüyorum yanaklarınızdan, iyi hafta sonları hepimize.

Sana bişi diycem ama demesem mi bilemiyorum Fermina. Bu böceğin adı osuruk böceğidir çünkü sıkıştığı anda tutmaya kalktığında falan korkunç bir koku yayar... Demese miydim yaaaa :D
ReplyDeleteŞimdi ehem bi artık alman sayılırımmm olarak, o dediklerin yanlış. Glühwein asıl tarifinde lütfen şeker katmıyoruz, mundar ederiz. Elma suyu var bildiğin %100, onu ve bahsettiğin malzemeleri (portakal yerine mandalina da hoş bir raiya veriyor) bir taşım kaynatıyoruz. Ocağı söndürüp, 1-2dk bekliyor ve sonra şarabımızı karışımın içine katıyoruz. Kısık ateşte kaynatmadan, çeviriyoruz. Dudağımızı dilimizi yakmayacak ısıya gelince, löp löp götürüyoruz. Elma suyunu karıştırma dersen, karıştırma ama ne olur şeker koyma, 2-3 portakalı sık içine kafi gelir. Dene bi derim, yerlisinden fikir. Çocuklar falan varsa ortamda aynısını elma suyuyla üzüm suyunu karıştırarak (alkolsüz şekilde) hazırlayabilirsin, delire delire içerler. Öperink.
Biliyorum ya, biliyorum, o kokuyu da biliyorum ohhhhh yarabbi :/
DeleteSenin elma sulu tarifi de deneyeceğim ama ben sek kırmızı şarabın kendisinden de pek hoşlanmıyorum. Anca iyice meyvesi baskın, kendiliğinden neşeli filan bir kırmızı olacak da ben memnun olacağım. Glühwein da benim şekersiz içebileceğim bir şey değil. Bakayım bir, hem elma suyuyla hem de bir sefer de içine portakal sıkarak deneyeyim.
Bal koysam? Şeker koymakla aynı şey mi olur?
Bilmiyorum ki balı ısıtmayın falan diyorlar sağlıklı yaşayanlar... Korkuyorum şerlerinden :P
DeleteAy ben de korkuyorum ya ahhahhhha :D Ama bitki çaylarına filan bazen koyuyorum azıcık bal, ne bileyim, ısıtmış oluyorum gene sıcak çayın içinde. Neyse dur, ben önce elma suyunu deneyeyim bi ♥
DeleteAhahahahaha sinirlerim bozuldu bocek oldugunu okuyunca. Benim de su aralar bahce ile odam arasinda kalan duvardan gece yarisi tikir tikir fisir fisir sesler geliyor. Galiba bina duvarinin icinde fare var ))) Tarcin koca gotlusu duvarin dibine gidip oylece bekliyor sesi. Bilmiyorum suan baska ne eksikti hayatimda. Ay yazicam bloga, tonla sey var!
ReplyDeleteOlabilir valla fare, Tarçın da dikiliyorsa öyle, çok mümkün. Kız koca, kadim şehir, fare olmasa tuhaf olurdu. New York'takiler mesela, kahve içip pizza yer hale gelmişler hehhehe :)
DeleteAy yaz artık hakikaten, okuyacağız, bekliyoruz! Sarı patatesin fotoğraflarını da koy ♥
Blogunuzu zevkle takip ediyorum.Vakit ayırmak isterseniz,yeni açtığım bloguma sizi de beklerim.Sağlıcakla Kalın.
ReplyDeletehttps://hepfragmanizle.blogspot.com/
Merhaba, iade-i ziyarette bulunacağım mutlaka :) Selamlar, sevgiler.
DeleteOf sıcak şarabım olsun çok isterdim ama özellikle alkolden uzak durmam gereken günler, tam da bu güneş miktarının azaldığı günler. Bir fincan içer bırakırım gibi umutlarım da yok, belli olamıyor sağım solum çünkü.
ReplyDeleteBöcek için talihsiz olmuş ama o da kahve filtresine girecek kadar salak olmasaymış, bi nevi doğal seçilim bence... Üzülme.
Ya valla haklısın, bunlar tam yataktan çıkılamayacak, tencere tencere sıcak şarap içilecek günler. Sonra da insanın ölesi geliyor.
DeleteBiz gene temel prensipler çerçevesinde şaapalım; kişisel hijyeni bırakmıyoruz, sabahları yataktan kalkıyoruz-gece makul bir saatte yatağa firiyoruz, gün içinde ufak tefek aktivitelerle meşgul oluyoruz. Bak dışarısı acayip soğuk, 15 dakka yürüyüşe çıksan tokat gibi çarpar, hazırola geçersin :) Gene kargo bekliyorum, gelsin çıkacağım. Cam kumbarasına şişe götüreceğim, soğuktan donar dönerim eve, ne güzel.
Anacım dün okudum ben bu yazıyı da yorum yazmaya vakit bulamadıydım; sabaha kadar tencere kaynattım iyi mi? Ve dahası da var, senin o böcük ölmeyik herhalde, dün gece benim tencerenin sapında geziyodu ;)))
ReplyDeleteOhhhh allahım sen aklımı koru ahhahhhahha :D Bak bence bunlar hep küresel ısınma, hayvanlar da ne yapacağını şaşırdı :/
Delete