December 12, 2019

Koyunsuzluklar, Köpekler

Geçen gün marketten çorap aldım, aradığım her şey çorapta mevcut gibiydi:


Daha sıcak kışlık koyunlar, konforlu sıcaklık, büyük ayaklar. Valla koyunları görünce başka bir şeye bakmadan attım sepete. Meğer koyunların bu çoraptan hiç haberi yokmuş:


Zaten büyük de geldi. Belki Koko'ya giydirir, güleriz.

Lucky'i bitirdim. Çoğu zaman kikirdeye kikirdeye birkaç yüz sayfa okuduktan sonra dün sabaha karşı 3:30 sıralarında tutulduğum ağlama krizi hâlâ yer yer devam ediyor. İnsanlıktan çıktım. Gözlerim balon gibi şiş, yüreğim yanıyor.

Sezgin Kaymaz ne kadar rahat yazıyormuş, okurken hiç tıkanmıyor insan, kendini itelemesi gerekmiyor. Kaymaz'ın iyi yazarlığı bir yana, hiç aklıma gelmezdi bir doberman köpek bireyin etrafında gelişen roman okuyacağım ve o dobermanın bu kadar isabetli anlatılmış olacağı.

9 senedir Koko ayısıyla yaşıyor olmasaydım romandaki bazı detayları anlamazdım herhalde; içinde gizli bir körük varmış gibi uzayan o boyun, o müessese haline gelmiş dev küsmeler ama anında barışmalar, o arzular ve ihtiraslar kapsamında insanların dizlerine dayanan sivri kafa. Ve tabii o obüs mermisi gibi uçarak yatağa girip tam ortaya yatmalar, sabaha kadar bir kaya gibi yerinden kıpırdamamalar, sonsuz horlamalar, yıllarca yok olan yatak mahremiyeti. Lucky tabii, edebiyat dünyasının sevgili bir karakteri, bir sürü şaşırtıcı numarası var. Bizimki normal ev köpeği. Ama Sezgin Bey, olağanüstü bir gözlemciymiş gerçekten; bir köpeğin itliğinden böyle nefis bir şekilde bahsedebilmeyi herkes beceremezdi. Köpeğin fazladan bir itliği de yok aslında, Lucky yavrucuğum normal bir doberman. Bana normal geldi, normali böyle değil mi bunların?

Ve gündüzleri Lucky'yle evde oturabilmek için memuriyetten istifa etmeye kalkışan Aysel. Aysel ben seni anlıyorum. "Evkaftaki memuriyetimden" Koko'nun taksi durağında takıla takıla ahlakı bozulmasın diye istifa etmedim ama allah biliyor Koko'yla başbaşa kalacağız gündüzleri diye ayrı bir sevinç içindeydim. O ilk işsiz kışımda çok güzel oturduk evde diz dize. Tam depresyona girmediysem Koko sayesinde. Koko sayesinde yarım depresyonla atlattım o çalışma hayatını bırakmanın -aslında hiç de beklemediğim- etkisini.

Sezgin Bey bir yandan da duygu sömürüsü yapmadan yazan biriymiş. Bilhassa içinde köpekler de olan bir romanın insanın hislerini kanırtması çok mümkün, ben zaten bir köpek azar işitse ağlayacak insanım. Sezgin Bey'in çok güzel bir dengesi var, çok doğal; yer yer doğaüstü bile olsa, olmayacak tesadüfler sıralansa bile normal hayat akışı gibi okuyor insan.

Sözlerimi bitirirken yıllardır bana "Oku bak, sen kesin seversin" diyen eşe dosta, yedi sene önce kitabı yollayan Kırmızı Başlıklı komşuma, gittiğim nikahta nikah şahidi bile olmayı başararak neden bilmiyorum bir türlü hayatımdan eksik olmayan Sezgin Kaymaz'a seslenmek istiyorum. Sevdim gerçekten ama sabaha kadar ağladım, öyle içli içli de değil, katıla katıla ağladım. O kadar ağladım ki Koko uyandı, kalktı geldi yüzümü gözümü yaladı panikle. Koko böyle yapınca daha da çok ağladım. İçtiğim sigaranın haddi hesabı olmadı sabaha kadar. Burnum tıkalı, gözlerim şiş, boğazımda bir yumru var, kitabın son satırı aklıma geliyor devamlı, ha desen gene ağlayacağım.

Ne istediniz benden?

Ay bu nasıl olabilir ya? Neden bu kadar ağladım, aklımı kaçıracağım?

16 comments:

  1. Ay hiç okumadım Sezgin kaymaz, çok merak ettim hemen bir romanını bulup bulusturuyorum.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Gidip kütüphaneden ödünç al! Bak kütüphaneye gitme fırsatı bu :)

      Delete
    2. Okul kütüphanesi bana kitap vermiyor, borcum varmış 😒

      Delete
  2. ağlamak güzeldir ama sen yine de az ağla köpenkler de çocuklar gibi hissedip üzülürler lucky nin öğrettiklerinden mehmet güreli-kimse bilmez lucky dostlarına gitsin:)yün çorap lazımsa yollarım

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay güzel filan ağlamadım, yemin ederim görseydin kaçardın, Kudi toz oldu zaten :/ Açayım Mehmet Güreli'yi de biraz daha ağlayayım :/

      Var yün çorap, geleneksel yün çoraplar. Patik de var. Ayakkabı almayı da beceremediğim için neredeyse bir numara büyük botlarım var, iyi oluyor yün çorapla. Niye aldım gerzek gibi bu çorapları, inan hiçbir fikrim yok. Ama yün çorap teklifini defterime not alıyorum, çaresiz kalırsam gelir sana ağlarım :) ♥

      Delete
  3. Hiç üşümeyen ben, son bir aydır sürekli üşüyorum ama ayaktan. Kansızlık falan mı başgösterdi nedir. Kat kat çorap giyiyorum. Dede style :D Şu çoraptan ben de alayım.

    Epeydir bir kitapta ağlamıyorum. Ağlamayayım da. Fakat aklımın köşesinde dursun.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay alma çoraptan, %92 akrilik çorap mı olur insafsız bunlar. Bari en azından yarısı pamuklu, yünlü bişiy al. Benim ayaklarım ezelden beri üşüyor, o kadar yoğun çorap giyiyorum ki ayaklarımın neye benzediğini unutuyorum yaz gelene kadar :D
      En son hangi kitaba bu kadar ağladım bilmiyorum. Al, oku diyesim gelmiyor, hâlâ ağlamaklıyım.

      Delete
  4. Sana Kün'ü getireyim biraz da ona ağla ama önce güleceksin, garanti valla :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Eveth. Yani Kün'ü bitirince kaldırıma çöküp ağlayanlarla konuştum, bilemiyorum şu anda. Yılda bir Sezgin Kaymaz okuyabileceğimi düşünüyorum. 1 adet. Ki ondan da pek emin değilim.

      Böyle kitap sonu mu olur ya, halim kalmış olsa isyan edeceğim :/

      Delete
  5. Ay bi de Face'ye bişi yazdım baksana meşajla :)))

    ReplyDelete
  6. Sezgin Kaymaz hiç okumadığım bir yazar ama şimdi sen böyle yazınca okumak farz oldu ♥

    ReplyDelete
    Replies
    1. Valla okuduğuma çok seviniyorum, ayıp olmuş hakikaten bunca zaman hiç okumamak. Fakat iyi kalpli insanlara tavsiye eder misin diye sorsalar bocalarım, 24 saati geçti bitireli, hala çok üzgünüm. Belki bu kadar ağlatmayanı vardır :)

      Delete
  7. ;))yeni yıl üstü hiç bulaşmayayım şimdilik ;)) ağla ağla nereye kadar ;))Yalnız çorap etiketindeki "komfor" a bittim. Te Allaaammm ;))

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ben de şimdi bir 6 ay filan ağlamasız kitap okuyacağım, kendime söz verdim. Keşke olsaydı komfora da razıydım, komfor bile yok, sadece plastik var.

      Delete
  8. Valla o tombul koyunları görünce muhtemelen ben de alırdım.
    Ama adam demiş, konfor değil komfor sunuyoruz. Belki bir ipucu vermiş olabilir bise ;o

    Lucky yorumunu bekliyordum. Anlaşıldı selpak, battaniye, çay üçlüsüyle okunacak. Canımın sıkıldığı bir güne getireyim de 2 taş vurayım bari

    ReplyDelete
    Replies
    1. Komfora da razıydım :( Koyunlar memleketimizin koyunları mı, ondan da pek emin değilim zaten. Her şey yalan çorapla ilgili :D

      Valla son anlara kadar neşeyle okumuştum. Yani insan dramları yok değildi, zaten iki karakter genelevde çalışıyor. Neden genelevde olduklarını da anlıyoruz ama dizlerini döve döve anlatmadığı için Kaymaz, insan gibi anlıyoruz. Kadın genelevde çalışıyor ama bundan ibaret değil. Biraz da bu yüzden sevdim galiba. Biraz da hepimizin genlerinde mevcut o "Ay her şey bok gibi ama naapalım, yarın ola hayrola" tesellisinin romanın her yerine yayılmış olmasından. Hayırlar oldu çoğu zaman ama işte bir son tokat beni çok hassas yerimden vurdu. Selpak, battaniye, çay iyi fikir :)

      Delete