January 13, 2020

Brokoli Kürü, Goodreads Layklaması

Rüyamda 4 kiloluk dambıl gördüm. Bu bilinçaltı daha ne yapsın gerçekten. En son geçen yaz gittim spora. Sonra hava çok sıcaktı, güneş çok feciydi derken buralara kadar geldim. Kilo aldım, sırtım ağrıyor, belim ağrıyor.

Cuma günü Ovacık dükkanı, salça filan diye ağlaşınca Derya yorum yazdı, dükkana o gün uğramış ve salça varmış. Bunu duyunca ben bir silkindim, paltomu giydiğim gibi fırladım evden. Baktım fena değilim, yürüdüm Kızılay'a kadar. Sonra dükkanda ter bastı, tansiyonum düştü, can havliyle salçaları sırt çantama tıkıştırdım. Ama kendimi durduramadım, bir de Hüsmen Ağa'ya uğrayıp turşu aldım.

İki dakika nefes alayım diye Sakarya'ya yeni çaktıkları banklardan birine oturdum. Ya valla ne bileyim, Sakarya gene aynı Sakarya. Bankın yanındaki çöp tenekesinin suyu akmıştı, yanar döner tabelalardan göz gözü görmüyordu. Belki de bende bir sakatlık var tabii komşular, bu da çok mümkün. Cumartesi markete gidelim diye evden çıktık barbar kocamla, ayağımı kaldırıma koymamla söylenmeye başlamam bir oldu. Paltom kaldırıma park etmiş arabanın kapısına takıldı, paltomu kurtardım bu sefer dirseğim gene kaldırıma park etmiş bir sonraki arabaya çarptı. Sokaktaki inşaat gürültüsünden kendi sesimi duyamıyordum. Zaten bu kaldırımdaki arabaların yarısı inşaatçıların, diğer yarısı sokaktaki manikürcüye, muhasebeciye, vize ofisine filan gelen insanların. Evet, bir de vize ofisi açıldı.

Kaldırımdaki arabalara bağırdım, inşaata bağırdım. O gün ne kedi otu ne de sarı kantaron içmiştim, kesin bu yüzden oldu meh meh meh. Ay kantaronlar bir yana, bir haftadır brokoli kürü yapıyorum. Ya gözünüzü seveyim bu Doktor Saraçoğlu Bey'in sebze mebze kürleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Geçenlerde televizyonda gördük adamı, öyle bön bön seyrederken bir anda fibrokistik meme için brokoli suyu filan demeye başladı. Ben "Allah allah işe yarıyor mu acaba?" diye yarım niyetlendim, geriye kalan niyeti barbar kocam tamamladı, "YAHU YAP İŞTE NE VAR ALT TARAFI BROKOLİ??!" diye.


Fibrokistik meme ne öldüren ne kaldıran, insanı uyuz uyuz taciz eden bir durum. İnsanın eline çeşitli ebatlarda kütleler geliyor, o kütleler ağrı yapıyor, hassasiyet yapıyor filan.

Ay iyice sabah programına döndürdüm blogu. Valla ben de bilmiyordum, hayat böyle bir şeymiş 40'lı yaşlarda, kendimi bir anda buralarda buldum. Sırt ağrısı, brokoli suyu, çoban çantası otu.

Gitmeden bir şey daha soracağım, Goodreads'de layklama konusundaki adab-ı muaşeret kuralları nedir? Neyi layklıyoruz layklayınca? Ne yaptığımı bilmiyorum çünkü. "Ay okumuştum, çok güzeldi" diye mi layklıyoruz, "Hiçbir fikrim yok ama kitap güzele benziyor" diye mi? Kitap yorumlarını değil de "Mina şu anda şu kitabı okuyor" şeylerini soruyorum.

Çok teşekkür ediyorum, öbüyorum.

25 comments:

  1. Minaaa, ben de o dertten muzdariptim yıllarca amaaaa atlattım, uzun süredir görünmüyorlar fibrokistler, radyoloğum "gitti, bitti" diyor. (Cem Yılma'ın, "ayy kaynımda da vardıı" muhabbetine döndürmekte istemiyorum ama uyguladığım kürü söyleyeyim yine de ;)) Evet brokoli ve yanında mutlaka 3 diş sarımsak. Buharda günlük olarak haşlayıp, her ikisini aynı anda, 30 gün süreli tüketmiştim, Saraçoğlu'ndan haberim yok, bana bi genel cerrah arkadaşım ısrarla yaptırmıştı. Çok şükür. Ama ara vermek, bir iki gün boşlamak bile olmayacak, bak yap mutlaka.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ahhahhha ya memesi olsa kayında da olur, 3 kadından 1'i filan gibi bir oran okumuştum, acayip yaygınmış. Bu Saraçoğlu (ya da Saracoğlu, yanlış yazıyorum galiba adamın soyadını, neyse) 200 gram brokoliyi yarım litre suda 5 dakika haşlatıyor. O suyun yarısını kahvaltıdan önce aç karnına, kalanını da öğle yemeğinden önce gene aç karnına içiyorsun. Sebzenin kendisi değil suyu diye biraz şüpheler içindeyim. Gerçi haşladığım brokoliyi de yiyiyorum çoğu gün.

      Delete
    2. Minacığım, özellikle buharda haşlanmış sarımsağı da şiddetle öneriyorum. Ben suda haşlamadım (öyle tariflemedi benim doktor) buharda haşlandığı için her ikisi de tüm içerik içinde kaldı, diğer tarifin sonucu hakkında bilgi sahibi değilim ama benim denediğimden kardeşim de denedi, onda da kayboldu çok şükür.

      Delete
  2. Geçmiş olsun aynından bende de var ama ben kendime yapıp uğraşamam, sana kolay gelsin. Eşimin bir rahatsızlığında denedik biz Saraçoğlu nun ısırgan otu kürünü. Çok iyi geldi hatta, harfiyen yaptık ama söyliyim :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ya sana da geçmiş olsun, ne sinir bir şey gerçekten. Yuvarlanıp gidiyordum kistlerle, bu ara bir atak halindeler.

      Harfiyen yapıyorum, bir istisna ile. Onu yemeyin, bunu içmeyin diyor ya kürü yaparken, kahve de var bu listede. Denedim iki gün kahve içmemeyi, bu sefer de koca bir demlik çay içiyorum bütün gün. O kadar çay içince gece buhran geçiriyorum uyuyamayıp :/

      Ohhh allahım, memeleri mi kurtarayım, kahve çay içmeyip köpenkleri mi keseyim sabahları, naapayım ben ahhahhhahha :D

      Delete
    2. Keşke içmesen ama yerini dolduracak birşey istiyor insan haliyle :))
      Teşekkür ederim :)

      Delete
  3. 30lu yaşlardan, fibrokistik memelerden bildiriyorum :) ne olursa olsun 6 ayda bir takip (ultrason) bi de keten tohumu. Sen çok uyguladın mı dersen, elbette hayır, istikrarsız insanın biriyim. Fakat keten tohumunun fibrokisti küçülttiüğüne dair bilimsel araştırmalar vardı. Uygulamasam da bilimsel candır deyip aklımın bi kenarında tutuyorum ahahhahahha😁

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay ne güzel, bütün fibrokistik memeler toplandık gerçekten ahhahhha :D Dur alıvereyim keten tohumu, annem de habire söylüyordu zaten. Tabii bunların hepsi bir yana, esas kontrole gitmem lazım, ne kadar haklısın. Ya bana bir meme doktoru da tavsiye edin lütfen, hazır mevzu açılmışken.

      Delete
    2. Bi sürü doktor gezdim, Abdullah Yurtaslan onkoloji hastanesinde Prof. Dr. Cihangir Özaslan var, en mantıklı açıklamayı yapan ve insanı korkutmayanı oydu. Ultrason için en az 10 gün sonraya randevu veriyorlar ama öğretim görevlileri polikliniğinden randevu alırsan muayene için uzun beklemeler olmuyor... Yine insanın sabrının sınandığı bir süreç tabii ama romatizma ilaçlarımızı blog üzerinden birbirimize tavsiye edeceğimiz günler gelmeden önce verebileceğim tek iyi adres şu an burası.
      Geçmişler olsun.

      Delete
    3. Çok teşekkür ederim! ♥

      Valla dizlerim de ağrımıyor değil aslında ama bir süre daha görmezden gelebiliriz bence :D

      Delete
  4. Yalnız dikkat, keten tohumunu fazla kaçırınca 75 yaşındaki yengem regl kanaması geçirdi. Kanser oldum diye kendini doktora zor attı ama keten tohumu hormonlarını hortlatmış kadının meğerse. O bahsettiğin tatlı, şirin, minicik kistlerden bende de mevcut başbelası. Yıllarca canıma okudu ama menopoz sonrası rahatım ha. Zaten menopozda hortlamazsa sonra rahat bırakıyor diye okumuştum bir yerde. Ben zaten saldım çayıra mevlam kayıra. Ve sanıyorum ki 3 kadından biri değil, 3 kadından 3 ünde de var bu meretten :)))

    ReplyDelete
    Replies
    1. Sanırım 3 kadından 4'ünde var, yani öyle geldi bana şu anda :D Ay ben de devamlı kanser oldum sanıyorum. Urla'da anamların banyosunda akrobasi yaparak yıkanırken elime dev bir kütle geldi, yarım gün filan "Aha geldim, işte gidiyorum kahpe felek" diye dolandım. Sonra aklıma fibrokistik memeli bir birey olduğum geldi.

      Valla bu anksiteye iyi gelmesi beklenen otlar bende bağırsak çalıştırıyor, belki keten tohumu da bir yandan miyop gözlerimi düzeltir. Artık bir yerden sonrası kısmet.

      Delete
  5. Ha bir de canın kimi istiyorsa laykla yahu, bunun kuralı mı var :)))

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ben anlamıyorum neden laykladığımızı, onu öğrenmeyi arzu etmiştim. Feysbuk'ta kedisini koyuyor mesela arkadaşım, kediyi çok beğendiğim için layklıyorum. Goodreads'de neyi layklamış oluyoruz, ya yemin ederim, Bilal'e şaapar gibi anlatın :/

      Delete
  6. Okurken biraz güldüm desem ayıp olöaz dimi Mina 😁
    Öyle tatlım yazmışsın ki...40'lı yaşlar gerçekten de böyle oluyormuş. Hatta bende "zaman az daha çok şeu yapmam" psikoloji hakim
    ... Napcam bilmiyorum.
    Goodreads'daki sanırım İg'deki gibi mantık 😁

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay estağfurullah neden ayıp olsun ahhahhha :D Zaten daha 50'li yaşlar var, 60'lı yaşlar filan. Bu daha başlangıç, dökülmeye devam :)

      Yemin ederim hala anlamıyorum ben Goodreads layklamalarını ama uzatmıycam, yer yer layklayarak hayatıma devam edicem.

      Delete
  7. İlk paragrafı defalarca okudum. Çünkü benzer durumlar var. Sporu bıraktıktan sonra fiziksel ve ruhsal olarak çöktüm resmen. 4 kilo almam cabası. Şimdi de bahaneler yaratıyorum. Hava soğuk, merkür retrosu, terliğim yok...

    Sakarya galiba termodinamiğin yasalarını test ediyor. Düzensizlik artışı daimi. Hiçbir şekilde orayı hayalimdeki "cici" formda göremedim. Yine de üç beş ağaç dikilmesi sevindirici (beklentim bu kadarcıkmış). Esas Dost'a çıkan merdivenlerde kullanılan malzemenin rengini sevmedim. Tam kiremit. Neyse orada da en azından basınca fırlayan taşlar kalktı. Düşürmesin de yollar, başka beklentim yok artık (altmış yaş muhabbeti oldu :D).

    Geçmişler olsun! Benim de bir ara bir konuda kesilip biçilmem lazım fakat öteliyorum hayati değil diye. Doktora gidişlerim olay. O yüzden çok ağır bir şey olmadıkça gitmiyorum. KBB'den bile çekiniyorum (adamlar burnuma takmış Fermina, neymiş yamukmuş, sensin yamuk "çıkar göster" diyesim geliyor).

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay insan çöküyormuş ya resmen :/ Ahhahhahha terlik :D Benim de kalır yanım yok, "Su söylemem lazım spora gidemem, spora gideceğime evi süpüreyim, geç kalktım artık bu saatten sonra gidilmez", tam bir rezalet kendi adıma. Ben 4 kilodan fazla aldım, tartılmaya korkuyorum. İndirimden leoparlı pantolon almıştım, giremiyorum şu anda pantolona. (Leopar da bir tür altmış yaş şeyi ahhahhhha :D)

      Üç beş ağaca ben de sevindim valla, o kadar kuru ki şehir, bir tane dikseler sevinirim. Dost'un o tarafa gitmedim bak merdivenleri görmedim ama tahmin ediyorum, bir kiremit/kırmızı/pembe döneminden geçiyoruz. Bestekar'da da her yer fırlayan taştı, ne zamandır geçmedim, bugün bakayım orası ne durumda.

      Ay Zihnibeyciğim benim de burnum yamuk ahahhhahhha :D Doktor ahbaplarımızı bazen sessiz sessiz burnuma bakarken yakalıyorum, bir dahaki sefere "SEN ABDÜLHAMİT'İ SAVUNDUN!" diye bağırayım :D Kıkırdak kaydı yıllar içinde, zaten nefes de alamıyorum bir tarafından. Nefes alamıyorum diye doktora gidecek değilim, ohooo ne var yani, hangimiz nefes alabiliyoruz zaten.

      Delete
  8. Ayyy ahahah gül hastaligi kardesliginden sonra fibrokistlerim ve aklimi basimdan alan meme agrilarim ile hemen yorum altina ben de ilistim... Annemde cikan meme kanseri ve yogun kemoterapiden sonra burada ben de duzenli takip ve kontrol sistemine dahil oldum. Allahtan bu meme islerini fakulteler cok ciddiye aliyor. 7 adet minnos kistim var. Doktor kalsinlar hic sorun yok dedi. Bir gun kapisina dayanip kes al sunlari dicem. Elime geldikce sinirlerimi bozuyorlar.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Hah hoşgeldin, tabii hiç şaşırmıyorum artık :D Gece yatakta sağımdan soluma dönerken ağrıyla uyanıyorum, kestirsem bunları da kurtulsam diye söylenerek yeniden uyuyorum :/

      Büyüyen, şekil değiştiren var mı diye takip etmek lazımmış ya, valla takip etmekten de bıktım. Büyüyor, küçülüyor, regl döngüsü boyunca parti veriyor kistler. Allahın belaları.

      Delete
  9. Ovacık dayanışma ve haberleşmesini yaparız karşılaştıkça :) brokoliyi pek de sevmeyerek tüketiyordum ama artık daha ciddiye almalı o zaman, bizim sokakta öyle bazen apartmanın bahçe kapısından çıkmakta zorlanıyorum, kapıyı kapatmış resmen bıraksak bahçenin içine park edecekler, pes, daral geliyor arabalardan. Bir kırklı yaşlar elemanı olarak sıkı takipteyim, Goodread konusunda hiçbir fikrim yok bende bi instagram bir de blog :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Yapalım lütfen :) Siyez mamülleri vardı çokça, makarnalar, yulaf ezmesi gibi ezme filan. Bir paket makarna aldım denemek için. Brokoliyi de valla haftada 1-2 bile olsa sıkıştırın menülere. Zeytinyağı-limon-sarımsak ile yenecek gibi oluyor :)

      Arabaların sileceklerini kaldırıyorum bazen, bilmiyorum ki kaldırıma park eden insana bir şey ifade ediyor mu o küçük protesto. Kibar kalıyor bence silecek kaldırmak. İnşaat kepçesi kiralayıp itsem mesela arabayı kaldırımdan yola. Ay hayali bile güzel :D

      Delete
    2. Tamamdır :) Siyez mamüllerinden hiç almadım henüz, bulguru gaz açısından biraz rahatsız etmişti geçmiş deneyimlerimizde ama yulaf ezmesi ve makarna olabilir, bakalım yorumlarınız nasıl olacak makarna için. Kibar insanlarız, silecek kaldırmak gerçekten hafif kalıyor ve o hayal ettiğiniz şeyi zaman zaman bende farklı araçlarla düşünüyorum düşüncesi bile güzel gerçekten :)

      Delete
  10. mamografi 40tan sonra yapılıyordu değil mi hemşire?Smear 35 ten sonra imiş taze yaptırdım:( menopoza kadar jinekolog görmesem iyi olacak:)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ohh allahım o kadar gitmek istemiyorum ki jinekologa, yemin ederim düşüncesiyle içim ölüyor :/

      Mamografi 40 sanırım ama emin değilim. Valla bir yerde okumuştum, kadınların büyük bir çoğunluğu evde kendileri farkediyormuş memede kütle olduğunu, öyle doktora gidiyorlarmış. Evde elle kendi kendine muayene de mühim anlaşılan.

      Delete