Kurban olduğum Roald Dahl demiş ki "Bana kalmış olsaydı takvimden Ocak ayını tamamen çıkarır, yerine fazladan bir Temmuz daha koyardım."
Boşuna sevmiyorum adamı, ben de öyle yapardım. Bitmiyor da ay, nihayet bugün ayın 31'i oldu, bana bugün ayın 341'iymiş gibi geliyor.
Çarşamba okula gittim. Danışmanımdan bir hayli suratsız bir mesaj geldi, "Çarşamba ofisime davet ediyorum seni" diye biten. Tamam dedim, davet etmeli filan, ne emoji var ne bir şey, bu sefer beni terk edecek. Ki haklı. Çalışmıyorum, tez sürünüyor. Yani artık epik bir sürünme haline geldi, o kadar çok sene oldu. Haritalarımı, notlarımı topladım, pastaneden vişneli mekik alıp gittim okula. Terk edileceksem de bari çay içer mekik yeriz diye.
Terk etmek şöyle dursun, oturmuş yeniden çalışma planı yapmış. "Bence sen şurada takıldın, bu sebeple takıldın. Orayı bırak, şurayı düzelt." Öyle plan yapmış olayım diye de yapmamış; bayağı iyi fikirler, işe yarayacak öneriler. Ben tez danışmanı olsaydım, benim gibi bir öğrenciyi yıllar önce "Ayh bu da ayrı bir tür gerizekâlı" diye gözlerimi devire devire terk etmiştim. Çünkü mesela "Bu tablo çok güzel de referans değerleri nerede?" diye sorunca "Referans değerlerini anca allah bilir Vicky çünkü o tabloyu 6 sene önce bir sabaha karşı yaptım ben" diye cevap veriyorum. Only allah can judge me.
Benim gibi bir gerizekâlıya allahın bir lütfu, evrenin bir hediyesi resmen tez danışmanım. Önümüzdeki çarşambaya kadar tabloyu neremle yazdığımı ve referans değerlerini bulmam lazım. Tahtaya vuruyorum valla, tez danışmanı değil zen bahçesinde bir ermiş insan resmen.
Perşembe gene okula gittim. Hiç öyle bir niyetim yoktu, iki gün üst üste okula gidecek insan değilim tahmin edeceğiniz üzere. Yeri ve saati belirsiz bir toplantıyı son anda okula aldılar. Altı aylık bir projeye dahil oldum. Çalışacak olmama seviniyorum, çok sevdiğim bir arkadaşım da var hem işin içinde.
Yabancı partnerler var, evrak işi var. Böyle sorumlulukların altına girmek benim gündelik hayatımı da düzene sokuyor. Biraz kendimi tanıyorsam eğer, projenin işleri, kendi tez işlerim filan yanında sabah erken kalkıp spora da gitmeye başlarım ben yeniden. Düzgün yemek yemeye başlarım, kilo veririm, ruh halim düzelir.
Ya valla, insan varoluşu çok gariban bir varoluş aslında. Çok kırılgan. Bu kadar manyak nereden çıkıyor o zaman diye sorabilirsiniz haklı olarak. Bilmiyorum.
Şunları yazmaya başladım, yarım bırakıp Kızılay'a indim, bir blog komşumla buluştum, pek güzel oldu. Onu da bilahare yazarım artık, işin içinde çoraplar filan var. Çorap deyince heyecanlanıyorum.
İyi hafta sonları temenni ediyorum, Ocak bitti çok şükür. Yogalı hayvanlı Nesin Vakfı takvimi sahibi olanlarımız yarın oklu kirpiye geçiyoruz. Belki Şubat sevimli bir ay olur, belli mi olur.

Sevgili kazı başkanlarından sonra böylesi ilgili ve yönlendirici bir tez danışmanını çoktan haketmiştin bence Mina, çalışmalarının hız kazanıp tezini bitirmen dileğiyle, iş içinde ayrıca, tekrar tebrikler, 6 ay güzel bir süre, devamı da olsun inşallah :)
ReplyDeleteAy sana bütün bunlar ikinci baskı oldu tabii, dün ben car car anlattığım için ahhahha :D Ya ama valla, tez danışmanım beni her seferinde şaşırtıyor, darısı benim gibi tez süründüren herkesin başına.
DeleteProje karakolda bitmezse çok sevineceğim, başka bir beklentim yok o işten :D Dur sana çorapların fotoğrafını email atacağım birazdan ♥
Öncelikle doğum günümün olduğu o kutsal ayı takvimden çıkarmayı planladığınız için sizi ve Roald Dahl'ı kınıyorum Ferminanım, üstelik ikinizi de çok seven biri olarak aşşırı derecede kırıldım, kırılmak ne demek ortadan ikiye çattadanak ayrıldım. Ben de nazire olsun diye Mart'ın çıkarılmasını talep ediyorum, Mart ayı dert ayı, ayrıca kapıdan baktırıp kazma kürek falan yaktırıyor. Zart ile kafiyeli saçma sapan bir ay, vereceğim bu konuda dilekçe. Öyle başkalarının doğumgününe göz diken kendi doğumgününde alır karşılığını. Al, Şubat geldi, buyur tepe tepe kullan cüce ayı. Bir kez daha kınayıp artan doğum günü pastamı yemeye gidecektim ki hatırladım, artanları kardeşin evinde bıraktıydım :))))) Yine de referans değerlerinde kolaylıklar diliyorum, iyi bir insanım ben...
ReplyDeleteAhhahhahhhaha hiç beklemediğim yerden kınama geldi :D Ya Mart çıkarılsın, gıkımı çıkarırsam noolıyım, Mart da bitmek bilmiyor. Tek başına üç ay kadar sürüyor, bok gibi bir ay yemin ederim.
Deleteİnsan pastadan kalanları bırakır mı hiç? Onları bir saklama kabına doldurup öyle çıkacaktın, ben Funda'nın yerinde olsaydım gece kalkar yerdim onları. Sabah da yanına kahve yapıp yemeye devam ederdim.
Referans değerlerini hala bulamadım, dipnot verip "Bana o gece vahiy inmişti" yazacağım.
Funda'ya kalır mı hiç o pasta, değerli eşi ve oğlu anında yok etmişlerdir. Ben evden bütün bir pasta ile ayrıldım, sağolsun arkadaşlar benim cüsseye bakıp 2 pasta getirmişlerdi, birine dokunulmadı hiç. Onu da alıp çocukların evine gittim, ondan kalanı da orada bıraktım, Umut yer belki :)))
DeleteAy pastaları sağda solda bıraka bıraka Ankara turu resmen :D Umut da yemez pasta masta, ben olsam gene ben yerdim. İnsan pasta varken yemeli bence.
DeleteÇalışma olayına çok sevindim,dediğin gibi bir düzen olacak büyük ihtimal,yeme konusu,spor gibi.Bahar veya yazda her yerde vakit öldürebilirim ama kışın bir işim olmasa depresyonlardan depresyon beğenirdim zannımca.Şubat ayında zemheri çıkıyor ben kocakarı takvimi hastasıyım galiba ağaç dikme zamanı olacak cemrede o ara düşer galiba:)
ReplyDeleteYa valla, kış hep daha zor. Bir yandan da düşünüyorum, al kitabını otur, ne istiyorsun hayattan? Sonra aklıma sırtımın ağrıdığı, oturduğum yerde kilo aldığım, bitirmediğim tezin rüyalarıma girdiği filan geliyor :D
DeleteLütfen düşsün cemreler, toprağa da düşsün, bize de düşsün.