February 1, 2020

Annemler ve Çeşitli Hayvanlar

Annemlerin sokağa birileri köpek atmış gene. Boynunda kırmızı tasmasıyla genç bir siyahlı kahverengili köpek. Annem arayıp anlatana kadar komşularının instagram hesaplarında gördüm köpeği, yana yakıla "Sahibi aranıyor, sahibi yoksa yuva aranıyor!" diye.

Dışarıdan bakınca sanatlı sepetli, bol kedili ve köpekli bir mahalle burası. Tam bir instagram fotoğrafları platosu, bir "en az 300 like garanti" cenneti. Ama tabii ki içi öyle değil. Bu yeni köpeği mahallenin yerleşik köpekleri aralarına almamış, saldırmışlar. Hayvanseverler de kendi aralarında fraksiyonlara ayrılmış vaziyette, kim kimle kavgalı takip edemez hale geldim. Dükkânlarının önünden geçmemek için yol değiştirdiğimiz korkunçlukta bir çift var mesela, "Buralarda hayvanseverlik bizden sorulur"cu insanlar, hobileri arasında sokak kavgaları çıkarmak var. Neyse, anlayacağınız iş başa düşmüş. "Anne sen veterinerden ilk randevuyu al, o köpeği önce kısırlaştırın" dedim.

Çünkü evden atılmış ve mahallede ne köpekler ne insanlar tarafından istenen bir köpek başlı başına bir dert. Bu köpek bir de hamile kalırsa daha büyük dert, 6 yavru doğurursa bütün dertler çarpı 6 olacak. Belediye veterineri 27 Nisan'a ameliyat tarihi vermiş. Sanırsınız ki sokak hayvanları belediyenin derdi. Değil anlaşılan.

Neyse, özel veteriner insaflı bir fiyat söylemiş, ben de sponsor oldum ameliyata. Annemle babam köpeğe bir tasma takıp yürüyerek veterinere gitmişler. Annem "Ay hiç yürümeyi bilmiyor, mahvetti bizi çekiştire çekiştire!" dedi. Şu fotoğrafı yolladım:


"Angelina Jolie'den ne farkın var anne?" diyerek. Gülmedi hiç.

Ameliyattan sonra bir komşu arabayla gidip almış köpeği, annem de bir kazak giydirip bahçeye almış. Dün gece biraz içim rahatladı bunları duyunca. Üstelik komşular aralarında bir miktar ameliyat parası da toplamışlar, getirip anneme vermişler. Anneme o parayla köpeğe iyi mama almasını söyledim.

Biraz önce aradım, "Ay kara bir yavrumuz oldu!" diye açtı telefonu. Sabah bahçede siyah bir kedi yavrusu bulmuşlar, Çomar üzerine atlamış kedinin, ayırıp kediyi eve sokmuşlar. Çomar'ı arka bahçeye Kapo'nun yanına atmışlar. Kediye mama ve su verip kaloriferin yanına yatak yapmışlar. Kazaklı yeni köpek de bahçeden çıkmayı reddediyormuş. Güldüm çocuğun bu manevrasına mehehhe diye. Kazağı da giymiş artık, niye sokağa geri dönsün.

Tabii ben gene bir ev bulsun diye umuyorum kazaklı köpek, annemlerin ev o kadar kalabalık ki kelle başına 0,5 birim ilgi düşüyor. Güzel bir ev bulup o evin tek köpeği, ikinci köpeği filan olsa 10 birim ilgi alabilir. Benimkilerin en yufka yürekli komşularından biri yurt dışında bu ara, o Urla'ya dönünce kazaklı köpeğin de şansı iyice dönebilir diye düşünüyorum bir yandan. Yufka yürekler birbirimize güvenmeyeceksek kime güvenelim, değil mi?

Apartmanımızın 3. katındaki dairede tadilat sürüyor, iki ay kadar oldu. Bugün sistre yapıyorlar, salonda nefes alamaz hâle geldim. Gideyim bir camdan sarkıp oksijen temin edeyim kendime. Sonra kek yapacağım, bu elimdeki kitabı bitireceğim, çok da bayılmadım Erlend Loe'nin Kadının Fendi romanına. Loe'yi pek seviyorum, bu roman yer yer ilgimi çekse de öyle sevinçle okuduğum bir şey olmadı. Ayrıca ütü yapmam, özgeçmişimi güncellemem ve yollamam, akşam yemeği düşünmem, yıkanmam filan da lazım. Öberek gidiyorum, daha çorap yazacağım, unutmadım.

8 comments:

  1. Bizdeki kadar bölünmeye meyilli tek şey hücrelerimiz sanırım. Her konuda mayoz bölünmeyi başarıyoruz. Politikada, renklerde, hatta hayvan haklarında! Gerçekten bir hoşuz. Lafa geldiğinde "zor günlerde tek yürek oluruz" falan. Ama ben pek göremiyorum. Şu İstanbul'daki fayton meselesinde resmen Avengers: Civil War yaşandı. Hayvanseverler hayvanseverlerin kalbini kırdı. Uzaktan okuduğum kadarıyla böyle. Belki olayın içindeki insanlar durumu açıklayabilir. Bilemiyorum. Ama gereksiz buluyorum böyle tartışmaları. Ülkede tek bir çatı altında aktivizm yürütülmesi lazım. Hayvanat bahçelerine, mezbahaların durumuna, hayvanlı sirklere ve daha birçok konuya politik yanaşmanın manası yok. Senin partim benim fraksiyonum, kaşındı gözündü dersek bir yere varılmaz. Geçenlerde de yazdım. Çok açık söylüyorum, Ankara'ya bir hayvanat bahçesi yapılmaya çalışılırsa, (zaten oy vermiyorum ama) oy filan beklemesinler. Çevremi de o yönde yönlendiririm (ki bir seçimde epey sağlam boykot duruşu yakaladım çevremde). Aman bizden olsun da seçilen, kervan yolda düzülür olmaz. Yeter artık bu kadarı da fazla. Ya hayvanları düşünüyorsundur ya düşünmüyorsundur. Parti tabelan, yaka kartın, kartvizitin umrumda bile değil. "En çok ben seviyorum!!!"culardan da fenalık geldi. Bir kadınla markette kavga etmiştim. "Ben hayvanseverim, sen değilsin" minvalinde laflar ediyordu. Aman öf. Sizden hippi bile olmaz.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Bölünmenin yanında beni bir de rantçılar endişelendiriyor. Çünkü yıllardır durmaksızın "Hayvanlar için para topladı, kendine ev aldı" ve bunun versiyonları dedikodular dönüyor. Farklı isimler, farklı dernekler hakkında dedikodu çıkıyor; sosyal medyada kavga çıkıyor (hayvanseverler kadar ana avrat düz gideni zor bulunur gerçekten), suç duyuruları havalarda uçuşuyor, atar gider. Bir şey sormaya çekindiğim bir grup hayvanseverler.

      Sokak hayvanları aktivizm konusu olmaktan çıkabilse keşke. Kısırlaştırma, sahiplendirme, DÜZGÜN barınak; bunları belediyeler şeffaf bir şekilde yürütse. Hâlâ "Ama anneliği tatmak onların da hakkı"cılar görüyorum internetlerde, cins hayvanını yılda 2 kere çiftleştirip yavru alan insanlara ne diyeceğimi bilemiyorum. Bana bu konuda her şey toptan yanlış gibi geliyor :/

      Delete
  2. Sizi okumak pek keyifli hanimefendijim

    ReplyDelete
    Replies
    1. Çok teşekkür ederiz efendim, o sizin inceliğiniz :) ♥

      Delete
  3. Kazaklı köpek her ne kadar terk edilmiş olsa da yine de şanslıymış, umarım o komşu da gelince onu sahiplenir ve terkediliş aslında hayatının daha iyi yönde ki değişimi olur.
    Bizim mahallede de evinde 10-15 kedi, bahçede birkaç köpekle yaşayan bir hayvansever var ama çok aksi bir teyze, biz de onun kapısından geçmeye çekinirdik, bir bakışma veya birşey yapmasak da kendi kılıklı köpeciği bize havlasa yediğimiz sözün lafın haddi hesabı yoktu. Neyseki o sokaktan taşındık :) şimdiki sokakta bu kadar duyarlı insanlar yok, bizde apartmandaki bir teyzeden ufaktan uyarılar aldık kedi beslediğimiz için, ama pek salllamadık, o da pek üstelemedi neyse ki. Komşularınızın duyarlılığı ne güzel, para toplamaları falan. Sizin oralar kesinlikle daha medeni :) Apartman tadilatı ne kadar uzun sürmüş öyle yıkıp yeniden mi yaptılar ne oldu, daha da uzamaması umuduyla o zaman.. :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Komşu yarın filan dönüyormuş ama sahiplenebileceğini pek sanmıyorum. Evleri köyde ve bahçeleri var ama o bahçede yol kenarından kurtarılmış eşek bile var. Büyük köpekler, küçük köpekler, bir sürü kedi. Benim umudum bu komşunun bir ev bulmaya önayak olması, çevresi geniş çünkü.

      Ay işte belki üç-beş medeni insan var, o biraz fark yaratıyordur yaratıyorsa. Biraz da kendini emekli edip gelen hoş kadınlar filan var, hayvan seviyorlar. Yoksa memleketin herhangi bir yerinden farkı yok, hatta bence o küçük nüfusa göre çılgın gibi adli vaka yaşanıyor.

      Galiba yıkıp yeniden yaptılar bu daireyi, bugün de başka türlü bir boya kokusu sardı bütün binayı, gene gözümden yaşlar geldi bütün gün :/

      Delete
  4. Ayyyy ayyyy. Niye benzer hallaerimiz bilmiyorumkine, mahallede ne kadar hayvanat varsa konu komşu bana geliyor, yettim, bittim gari, tek başıma belediye gibi çalışamam ya ;(( Kolaylıklar diliyorum sizinkilere ve sana tabi ;))
    Heyecanla hangi çorap senin oldu diye bekliyorum ;))

    ReplyDelete
    Replies
    1. Valla her yer hayvanat. Urla'nın yazlık yer olmasından kaynaklı, bir de yaz sonu evden atılan kedi köpek furyası oluyor. Çok acıklı bir dönem oluyor o, sokaklar başına ne geldiğini anlamayan her cins köpekle doluyor. Belediyeler gerçekten çalışıyor olsaydı kimsenin belediye gibi çalışması gerekmezdi :/

      Ay bugün bütün günü özgeçmiş yazarak harcadım, yarına kaldı gene çoraplar :D Yastık kılıfı da var zaten :)

      Delete