Kendime Metallica tişörtü aldım dün. 44 liraya aldığıma göre lisanslı filan değildir diye tahmin ediyorum, çok da umrumda değil Metallica'nın tişörtten para kazanması. James Hetfield NRA üyesi, avcı mavcı üstelik, sevimsiz. Herhalde en son 1997'de çıkan Reload albümüyle ilgilendim biraz, ondan da üç şarkı hatırlıyorum. Bu "Ay biz müzik yapıyoruz, politika sadece insanları ayırmaya yarıyor"cu, ortayolcu müzisyenler bana fenalık veriyor.
Niye aldım tişörtü o zaman di mi? Valla 41 yaşıma sayılı gün kaldı, nostaljik hislerle aldım, kendime moral olsun diye. Yıllaaaar önce (25 yıl önce? valla olabilir) bir doğum günümde Metallica svetşörtü hediye almıştı bana kız arkadaşlarım. Parçalanana kadar giymiştim. Parçalanmışı daha makbul böyle şeylerin. Svetşörttü, metalikaydı, gözümün önünden ergenliğim geçiyor kare kare.
Altı ay oldu aşağı yukarı, arkadaşım öldü. Altı aydır kendi içimde halletmeye çalışıyorum, henüz başaramadım. Bir de yazmayı deneyeyim.
Canım Yavuz, Yuvazcığım benim. Punk Yavuz, kaykaycı Yavuz, allahım ne kadar eski arkadaşımsın. Nasıl tanışmıştık hatırlamıyorum bile. Herkesin arkadaşıydı, herkes herkes herkes tanırdı Yavuz'u. İzmir'in en güzel kızlarıyla çıktı hep, en güzel kızlarıyla.
Bizim arkadaşlığımız daha ziyade iki köpek yavrusunun arkadaşlığını andırıyordu. Yürürken çelme takar, parklarda çimlere yuvarlar, bazen içinden gelir sarılırdı. Gece vakti telefon eder, "Televizyonu aç, güzel film var" derdi. 2 saat konuşa konuşa film seyrederdik. Müzik programlarını seyrederdik, ben şarkıları söylerdim, o arka vokalleri ve enstrümanları yapardı. Poison'dan Every Rose Has Its Thorn en başarılı icra ettiğimiz şarkıydı.
Okuldan dönerken ineceğim durakta beklerdi, beni alırdı, McDonalds'a giderdik. Çilekli milkshake içmeye. Pipetleri ağzına burnuna sokar, gülmekten ağlatırdı beni. Etraf hiçbir zaman umrunda olmadı, onunlayken benim de umrumda olmazdı. Beni hiç yargılamadı, hiç küsmedi, her zaman her şeye hazırdı; herhalde bu yüzden arkadaşlığımızı düşününce aklıma köpek yavruları geliyor.
Herkes bir yerlere dağıldı, Yavuz İzmir'de kaldı. Hepimiz sıkıcı yetişkinler olduk, Yavuz punktı, punk kaldı. Hayatta punk diye bir şey olmamış olsaydı bile punk olurdu Yavuz. Allah biliyor ara sıra benim bile sınırlarımı zorluyordu, hatırladığım en az iki sefer sayesinde karakolluk oluyorduk, ucundan sıyırttık.
O kadar uzun zaman oldu ki, her şeyi hatırlayamıyorum artık. Son karşılaşmamızı hatırlıyorum, Alsancak'ta bir barda, uçarak üzerine atlamıştım. Uçarak üzerine atlayacağımı bilirdi, tutmaya hazırdı hep. Uçarak üzerine atlayacak kimsem kalmadı. Öyle çoşkuyla sevinemiyorum zaten artık.
Çok ağladım arkasından, kendimi susturamadım. Bir gece terasta oturuyordum, eski şarkıları filan dinliyordum. Üzerimden güzel bir kuş geçti uçarak, karanlıkta sanki karnı parlak sarıymış gibi geldi. Uyduruyorum kesin ama sanki Yavuz "Haydi görüşürüz" demiş gibi bağrıma bastım o anı.
Bağrıma bastım ama geçmiyor. Yavuz'u tanıyan ve hâlâ konuştuğum çok az arkadaşım var, bilmek istediğim şeyler var ama sormak istemiyorum. Konuşsak belki iyi gelir ama hiçbirimiz konuşmak istemiyoruz.
Evde Metallica tişörtü kargosu bekliyorum, 41 olmayı bekliyorum. Şunu Yavuz'a yollamak istiyorum:
Seni seviyorum, bütün gerzekliğimizi çok özlüyorum.

Her kız çocuğunun hayatına (en az) bir Yavuz girmeli. Girmeli ki beraber büyüdükçe erkeklerle dostluğa olan inançları da aynı kalsın. Ama Yavuzlar erken gitmemeli, işte bu olmamalı. İnsanın tutunacağı birileri hep kalmalı yani. Üzüldüm, ağlayabilmene imrendim, konuşamamak çok saçma diye düşündüm.
ReplyDeleteValla çok haklısın, mümkün olsa kızlı-erkekli bütün hanım evladı ergenlik ahbaplarımı verip Yavuz'u geri alırdım. Neden konuşulmuyor inan bilmiyorum, birkaç tahminim var, bunu anca İzmir'e bir gittiğimde çözeceğim sanırım. Yavuz'un eski kız arkadaşlarından ikisi çok yakın arkadaşımdı, biri İzmir'de evli ve iki çocuklu, diğeri Avusturya'da yaşıyor. Benim de içimden gelmiyor açıkçası mesaj yazıp Yavuz'dan bahsetmek. Yani her gün konuşmadığım birinin hayatına çot diye giriverip ölü arkadaşımızdan bahsetmeye utanıyorum.
DeleteAh... ne diyim bilmiyorum. Tek bildiğim insanın hayatında kendisinin fark ettiğinden çok daha büyük yer kaplayan insanlar var; 100 yıl sonra görüşsen aynı yerden sohbete devam edeceğin, şu konuyu en iyi o bilir diyeceğin, varlığının insanı sıcak battaniye gibi kuşattığı ama asla bunaltmadığı insanlar, işte onları kaybetmek çok zor. Sabırlar diliyorum...
ReplyDeleteBen de ne diyeceğimi bilmiyordum, iyi ki yazmışım, biraz normalleşti şimdi her şey. Valla Yavuz'u hep öyle düşünmüşüm ben, 100 yıl bile geçse her şey aynı, 100 yıl bile geçse nasıl olsa bulacağım aynı yerlerde diye. Çok feci içime oturdu. Çok teşekkür ederim ♥
DeleteSevgin kadar büyük oluyor acın,söyleyecek bir şey yok,başın sağolsun lar boş.Bence sevdiklerimiz ile bir daha buluşacağız��
ReplyDeleteBence de bir daha buluşacağız, hep içimden onu diyorum, "Yeniden görüşene kadar."
Delete"ortayolcu müzisyenler bana fenalık veriyor."
ReplyDeleteŞu bir yerde dursun duvara asarız...
Güzel insanmış Yavuz. Hiç tanımamış olsam da, yazdıkların çerçevesinde çok iyi bir enerji geçti. Umarım gittiği yerde huzurludur. O kuşlu kısım bana geçenlerde okuduğum bir kitabı hatırlattı. Mutfak diye bir kitap. Japon bir yazara ait, Banana bilmemkim. Arkadaşın ve annenin (?) yasını anlatan iki ayrı hikaye vardı içinde. Transların uğradığı ayrımcılık, depresyon gibi konular da sosu. Okurken içim bunalmıştı ama bittiğinde o kuşu gördüğün ana benzer bir şeyler hissettim. Bilmiyorum. Veda etmesi zor. Bu yazdıklarını okurken benzer bir ilişkide olan ama yakın bir zamanda yollarımı ayırdığım bir arkadaşımı hatırladım. Vaktiyle çok delirirdik birlikte. O bir gün aniden ayrılsa aramızdan ne hissederim, bilmiyorum. Böyle küs gitmesini hiç istemem. Benim de aklım karıştı şimdi.
Bu da benden gelsin Yavuz'a. Punk dayanışması.
https://www.youtube.com/watch?v=3mCiveZhXQc
Ay şarkı çok güzel! Bilmiyorum sever miydi Agent Orange, en son Pennywise paylaşmış, bir de NOFX. Girip girip sosyal medya hesaplarına bakıyorum. Instagram'da arkadaşız ama Facebook'ta değiliz, allah bilir ne oldu da attım arkadaşlıktan. Kesin ben atmışımdır.
DeleteVeda etmek zor, küs gitmek zor, en son birlikte yaptığımız şeyin birbirimizin köpek fotoğraflarını layklamak olması zor. Ulaşamamak zor, İzmir Mezarlık Müdürlüğü'nden ismiyle arayıp anca mezar yerini öğrenebilmek zor. Ben Ankara'ya taşınalı 19 sene oldu, Ankara zor. İzmir'e (ruhen/fiziken) dönmek zor. Benim de aklım karışık.
Bana ecnebilerin dediği gibi bir change of scenery lazım, her gün biraz daha ikna oluyorum buna. Hem de topyekun bir değişiklik, tatil matil değil.
Iyi ki arkadasiniz olmus, acsizca anacaginiz gunler gelsin
ReplyDeleteÇok teşekkür ederim, ne kadar nazik bir temenni ♥ İyi ki arkadaşım olmuş, şükran duyuyorum her küçük anıya.
Deleteiki köpek yavrusunun arkadaşlığına benzettiğin bir ilişkide gidenin arkasından kalan olmak gözlerimi doldurdu. bir gün öldüğümde umarım birileri de benim arkamdan böyle güzel şeyler yazar, keşke yazsa ve o kadar eminim ki yavuz'un ruhunun sadece senin bu sözlerinle bile iyi hissettiğine.
ReplyDeleteyasla ilgili okuduğum her şeyde içine atmamanın iyi geldiğini söylüyorlar. öyle diyorlar ama ben yüzleşmemeye çalışanlardanım. neden bilmiyorum kendimi hep "geçti, tamam, iyi olacaksın" diye telkin etmek zorundaymışım gibi bir hal. oturup ağlayamıyorum uzun uzun, bi' bıraksam bir daha toparlayamayacakmışım gibi geliyor. sanırım bu kültürel bir şey, korkuyoruz o acıyla yüzleşmeye. konar göçerlikten gelen bir şey belki, bozkırın kültürünü biliyoruz, ne olursa olsun yola devam etmeyi. daha 1 saat önce "ilham veren bir söz" sorusuna cevap yazdım bloga: "bu da gelir bu da geçer ağlama" anca bu bizi iyileştirir gibi geliyor ama yine de acıyı kabullenmenin iyileştirici bir tarafı olabilir.
bir dünya şey anlattım yine bir yere varmadı, silmek istemedim, anlamışsındır sen beni.
tek başına ve hüzünlü bir köpek yavrusuna sarılmış bir ayı yavrusuymuşum gibi sarılıp kafamı kafana dayıyorum. ay dur bunun bir sonraki adımının videosu bile var:
https://www.youtube.com/watch?v=cUusURxGI0Y
<3
Ne bileyim, 44 yaşında kaykaydan düşüp alnını yaran adamın benden önce gitmiş olmasına hem şaşırmıyorum hem de şaşırıyorum. O rampalardan atlarken benim damar sertliğinden filan gitmem gerekiyordu bence. Bütün bu hikayenin karanlık ve ciğer göçerten bir tarafı da var, tam bilmiyorum ama bir yandan biliyorum, yazmak istemiyorum.
DeleteBen yas tutmayı da bilmiyorum. İlk zamanlar deli gibi bir şey oluyorum, bıraksan sokaklarda koşup her yakaladığıma anlatacağım ağlaya ağlaya. Sonra hemen kendimden tiksinmeye başlıyorum, böyle saçımı başımı yola yola acı çektiğim için. Sonra da şiddeti azalıyor, bu sefer de herkesten nefret etmeye başlıyorum.
Ay ben anlıyorum seni, beni anladığını da biliyorum. Hayattaki duruşumu sorsalar bu videodaki köpeği tarif ederdim sanırım ahhahhha ay :D ♥♥♥
Okuyalı çok oldu ama bir türlü yorum yazamadım, ne yazacağımı bilemedim, yas zor, dışarıdan çok müdahale edilebilen birşey değil, ama öyle iyi anlıyorum ki o yüzden susuyorum sanırım.. :(
ReplyDeleteAy tamamen senin gibi düşünüyorum bu konuda. Zaten çoğu zaman ne diyeceğimi bilmiyorum, telefon açıp başsağlığı dilemek çok anlamsız geliyor. Sevdiğim bir arkadaşım annesini kaybetmişti, çok da ani. Mesaj bile yazamadım, hiçbir şey yapamadım. İstanbul'da olsam gidip bulaşıklarını yıkardım, çocuğun ödevlerini yaptırır ne bileyim çorba yapardım. O kadar acı çekiyordu ki benim diyeceğim hiçbir şeyin kıymeti olmayacaktı. Bilmiyorum belki de olurdu bir kıymeti ama ben donup kalıyorum böyle zamanlarda.
DeleteHaftalardir buraya bakamiyordum. En eskiden en yeniye dogru okumaya basladim. Guldum, eglendim, arada darlandim, simdi de gozlerim doldu. O kadar cok kisinin gidisine seyieci kaldim ki cok iyi anliyorum seni. Sana kocaman sariliyorum Mina. Konusabildigin, seni anlayabilecek herkese anlat, hatta keske bulusabilsek de bana anlatsan, uzun uzun dinlerim cektigin istirabi da guzel anilarinizi da. Icinde yasayarak zor geciyor cunku.
ReplyDeleteÇok teşekkür ederim ♥ Anlattım da aslında biraz, ilk öğrendiğimde en azından. Ayh valla hayatta nasıl başa çıkacağımı bilmediğim şeylerden biri bu, umarım biraz öğreniyorumdur.
Delete