Kitaplık düzenimiz yok, tamamen rastgele. Yeni kitaplar evin içinde oradan oraya dolaşıyor, sağda solda birikiyor. Sonra bazen arkadaşlarımız filan gelecek oluyor, panikle ortalığı toplarken boş bulduğum yerlere tıkıyorum kitapları.
Galiba sadece polisiye serilerinde bir düzen var. Sırayla okuduğum için kitaplığa da sırayla diziyorum.
Satın alırken böyle dağınık değilim ama. Yayınevi beni daha önce bok gibi çevirilerle, özensiz baskılarla, imla hatalarıyla, eksik sayfalarla canımdan bezdirmiş mi diye bakıyorum. Çevirmen kim diye bakıyorum, daha önce çevirdiği kitaplara bakıyorum.
Bu son zamanlarda sık karşılaştığım çeviri felaketleri genelde İngilizceden çevrilmiş kitaplar. Bunu da aklımda tutuyorum kitap alırken. Ve yani büyük yayınevi-küçük yayınevi fark etmiyor, kötü çeviri mutlaka bir yolunu bulup kendini yayınlatıyor.
Ay sizi Alaska'daki Katmai Milli Parkı girdabına çekmek istiyorum gitmeden:
Bu koyduğum kanal, sanırım 7/24 canlı yayın yapıyor. Burası ayıların gelip balık yakaladığı bir köşesi parkın. Eğer önümüzdeki aylarda bütün ayı bireylerin isimlerini öğrenebilirsek, her sene geleneksel olarak düzenlenen "Kim kış uykusuna en şişman yatacak" yarışmasına katılabiliriz.
Barbar kocam, desteklediği ayı Holly ile beraber şampiyonluğu tattı geçen sene. Katmai National Park & Preserve diye facebook hesapları da var, orası da çok canlı bir yer.
Trump bu bölgeye bakır ve altın madeni açmayı düşünüyormuş, tabii ki düşünüyordur çünkü global olarak dev bir gerzekliğin içinde yaşıyoruz.
Gerzeklik demişken, şunları da bırakayım buraya:
Memleketin kapısına "Üçüncü Dünya Ülkesidir" diye tabela bile çaksak bu kadar açıklayıcı olmazdı.



Ağlamak istiyorum. Özellikle bakmıyordum, bakamıyordum..... Çok fena şeyler bunlar Fermina :((( Bir delinin attığı taşı yıllarca arasak çıkaramayacağız, beni ağlatan bu işte.... OF!
ReplyDeleteEvet, Hasankeyf gitti artık, eskiden olduğu haliyle bir daha var olamayacak. Acaba kaç höyük, kaç çeşit endemik bitki filan da gitti Hasankeyf'le beraber?
DeleteKuşaklar boyunca burada yaşayan insanların söz hakkı yoktu. Turizm patlayacakmış. Ben gördüm baraj gölü turizmini Halfeti'de, pet şişeye kendi ayranını doldurup getiren hafta sonu mangalcısı turizmi olabiliyor ancak. Ayranlar içilince pet şişeler de göle atılıyor.
Telefondan birkaç yorum yazmıştım sana ama sanırım başarısız oldu denemem, tekrar aynılarını yazmaya üşendim, HasanKeyf içler acısı pek çok yere eklenen bir başkası oldu 12.000 yıl dayan bugünlere gel sonun bu olsun :(
ReplyDeleteResmen o arada haberleri çıkan kötü cami restorasyonlarına filan alışmışız biz. Alışa alışa buralara geldik, koca bir yerleşimi yok ettiler gözümüzün önünde. Fiziksel olarak yok ettiler; iki kuşak sonra eski halini görmüş kimse kalmayacak, toplumsal hafızamızdan da yok etmiş olacaklar.
DeleteGece okuduktan sonra "Mösyö lö Barbar desteklediği ayıyla kış uykusuna mı yattı yazacaktım" ki iki elimle doğrultamadığım için cevabı gönderemedim. O an bilincim hızla benden uzaklaşıyordu da.. =/
ReplyDelete(Peki bunu şu an yazma sebebim nedir? Hı?)
Dün sözlükte "Hasankeyf yeni yüzüyle misafirlerini bekliyor" başlığı vardı. Elim gitmedi tıklamaya. Sonra burada görünce 3d autocad falan diye düşündüm (tekrarlıyorum: gece ve sıfıra yakın bilinç) Gerçek olduğunu hala idrak edemeyip bu ne iğrençlik lan dedim. Sonra Hasan Söylemez'in adı nihayet jetonu düşürünce (o arada hala Şafak ve Holly'yi düşünüyordum) sinirden ağladım.
12.000 yıllık tarihin anasını bellediler be. Yuh.
Gerçekten öğrenci projesi autocad'i gibi görünüyor, ne isabetli bir tespit. Yeni Hasankeyf yerleşmesinin de fotoğrafları var, güneşin altında dizi dizi kutular. Ona şaşırmadım çünkü Halfeti'yi de aynı öyle yeniden inşa ettiler, beton üzerinde beton kutular halinde.
DeleteYani bir anasını bellemek ki ucu bucağı yok, tarihin anasını bellediler, otun böceğin kuşun bellediler, insanların hayatlarını alıverdiler ayaklarının altından. O barajın ömrü tamamlanınca arkasında bir boka yaramayacak toprak bırakacak dımdızlak. O barajın altında arkeolojik olarak neler kaldı, artık düşünmesek daha iyi herhalde.
Şafak çok isterdi Holly'le kış uykusuna yatsın ama ofise gitmesi gerektiği için yatamadı. Şu anda da büyük ihtimalle ofiste ekran karşısında Holly'i arıyor ayıların arasında. Holly balık yakaladıkça Şafak da tostundan bir ısırık alıyor.
bir nesli betonla mı büyüttüler genlerinde beton mu var.bende antalyada yaşıyorum buldukları her yeri yıkıp beton döküyorlar.bir yerde imar,restorasyon var denince içimiz acıyor.tüm ülkede mi bu halde ne turistmiş bee
ReplyDeleteTurizm gerçekten insanları canlarından bezdirdi, Portekiz ve İspanya'da kent sakinleri ayaklanıp duruyor, "Kendi halinde apartmanımız airbnb doldu, kiralarımız her sene 10 katına çıkıyor, burası bizim evimiz" diye. Nasıl bu hale geldi işler bilmiyorum. Hasankeyf'te zaten turizm murizm yalan artık bu saatten sonra. Kim gider allahaşkına beton bakmaya.
DeleteBizde her şeyin üzerine bir de düşmanlık var, yani aklıma başka bir şey gelmiyor şu fotoğraflara bakınca. Nefret ediyor olmaları lazım bu memleketten. Eskiden olsa vizyonsuzluk, cehalet filan derdim ama artık düşmanlık olduğuna eminim.