October 19, 2011

or is it not?

eve gelirken çiçek aldım. ama öyle bi nil karaibrahimgil kafasıyla ya da ne bileyim yaşıtım bi parizyen kadının falan alacağı gibi değil. elimdeki torbalarda yoğurt, patates falan vardı, koko'ya da 2 tane kemik aldım akşam kemirsin diye. tıkanarak yokuş çıkıyordum ki "aa çiçek alıyım" diye girdim çiçekçiye. ve tabi ki en ucuz demeti alıp çıktım.
ucuz mucuz, araya şu beyaz minik toplu şeylerden bile koydu çiçekçi. sonra bi süre evdeki bi takım çiçeklerin cılızlığından şikayet ettim adama, onu da dinledi. ışık isterlermiş, bence bana gıcıklar ve gıcıklıklarından büyümüyorlar.

neyse, evdeki vazonun bi gün işe yarayacağını biliyordum, o gün bugünmüş. fotoğrafta koko'yu kemiğine kavuşmak için beklerken görmektesiniz. fotoğrafı çektikten sonra verdim kemiği, battaniyesinin katları arasında gömdü, iyice örttü üstünü burnuyla falan iterek, şimdi üzerinde uyuyor.

tüm bunlar olmadan önce kendime şu aşağıdaki tişörtü aldım, giyer miyim bilmiyorum ama çok salaktı ve 3buçuk liraydı. jardzy için fotoğrafını çektim. giyerim herhalde, penyesi güzel, puantiye de bu sezon pek revaçta. olmadı kazı tişörtü olur, zira bu sene herşeyimi çöp çukuruna atıp yanmalarını seyrettim.ehehhe tişört komik ama kabul edin.


1 comment:

  1. heheh

    güzelmiş çiçekler de tişört de.
    annem görse "ne bu? bu yırtık şeye para mı verdin?" derdi. ama ben bayılırım. bugün ben de böyle giyindim de ayıp olmasın diye çekmedim fotoğraf :)

    ReplyDelete