February 5, 2013

eve döndüm

slash ve yanında myles kennedy, çok güzeldi. tam vaktinde çıkıp 2 saat durdular sahnede, yıllar benim yanlarıma kulplar eklerken slash'i alnından öpmekle yetinmiş. maaşallah, canavar gibiydi.

myles kennedy de ne güzel bi insanmış! uzaktan bakarak edindiğim intibalar hep doğruymuş allahım, şahane bi rock vokalmiş. daha da meşhur olsun, evine bol bol ekmek götürsün gibi temennilerimiz oldu kendisi için.

13 yaş grubu rakçı çocuklar vardı, yakaladıklarımı önümüze geçirdim. hem ezilmesinler hem de daha iyi görsünler diye. ben o yaşlardayken annem izin vermiyordu böyle şeylere.

kostümümü giydim, botlarım 30 kilo falan çektiğinden biraz acılı oldu, hala bileklerim sızlıyor. ama gene olsa gene giyerim, vardı öyle yaşıtım boğazlı kazaklı kadınlar ortalıkta. böyle konserlere, düğünlere falan kazakla giden insanları hiç anlamıyorum. hani bi laf var ya, "çalıştığın işe göre değil, çalışmak istediğin işe göre giyin" diye, hayat çok kısa yahu, yaşlanıp gideceğiz. bazı yaşıtlarım hiç eğlenmiyor, üzülüyorum. (yok yahu, ne üzüleceğim, sıtkım sıyrıldı uyuz insanlardan, bana ne.)

konser çıkışı taksim'e tırmandık küçükçiftlik park'tan, yol boyu konuştum. şunlardan bahsettim:

1. ergenlik ikonumu gördüm, daha ne isterim.
2. bu kadar iyi bi konser beklemiyordum, parayı basıp sahne önü alsaymışız hiç pişman olmazmışız.
3. bok gibi günler yaşıyoruz, en azından şahsım adına, etrafımda olup bitenler beni çok mutsuz ediyor. bu 2 saate ve akabinde yaşadığım artçı şok mutluluğa ihtiyacım vardı. hem tamamiyle bencil sebeplerden hem de "allahım çok şükür daha ölmemişiz, umut var" diyebilmek için.

taksim'de sağa sola bulaşıp dolandık barbar kocamla. babylon lounge'ın önünde sigara içerken bana yanımızda duran kızları gösterdi, "bak onlarda da motorcu botu var" diye, şarladım hemen "özür dilerim ama benim botlarım 15 yıllık, ben zımba moda oldu diye böyle giyinmiyorum" diye. anlayacağınız çok gaz aldım konserden, beni bi süre idare eder bu.

sözlerimi babamla aramızda geçen bi telefon konuşmasıyla bitirmek istiyorum. kardeşimle istanbul'a placebo konserine gitmiştik, ertesi gün babam aradı:

babam: nasıldı konser? güzelmiş galiba, gazetede okudum.
ben: evet baba, çok güzeldi.
babam: plak gibiymiş değil mi?
ben: ne?
babam: böyle kaset gibiymiş?
ben: ne kaseti yahu?
babam: kaset gibi çalmışlar.
ben: (nihayet meseleye uyanmak) ay evet evet, kaset gibiydi aynen!

müzik olmasa n'aapardım bilmiyorum.

4 comments:

  1. Oh süper, gitmiş kadar oldum! :) Müzik olmasa yaşamın bir çok anında aklımı kaçırırdım..

    ReplyDelete
    Replies
    1. ben de. bi müzik, bi de kitap, bu yaşa getirdi beni sağlimen :)

      Delete
  2. Tebrikler f.d. Hanım; yorulmadan, erinmeden gittiğiniz için. Anlattığınıza göre değmiş, güzel bir konser olmuş, çocuklar yaptıklarınızı ölene kadar anlatacaklardır eminim.

    ReplyDelete
    Replies
    1. değdi gerçekten gittiğimize, böyle şeyler bana iyi geliyor. çocuklar da beni çoktan unutmuştur gibime geliyor, ergen hayatı her gün yeni fırtınalarla dolu :)

      Delete