July 2, 2013

Omzumda Bir Kesik El

Annemle babamın bazen haberleri seyrederken neden ağladığını gerçekten anlamam için geçtiğimiz ayı yaşamam lazımmış. Neden evde sürekli tartışma programlarının seyredildiğini falan, insan sesine ses olacak birini ararmış meğer. Bazen yere düşen bir çocuğun acısı hayat boyu seninle yürürmüş. Anlıyorum sanıyordum, hiç de öyle değilmiş, bazen nefes alamıyorum, o yüzden artık biliyorum.

14 yaşındaymışım, o zaman da aklım almadı, hala da almaz. Tanımadığın, oturup birlikte bir çay içmediğin birinden nasıl nefret edersin? İşi şiir yazmak olan bir adamın hayatta ne günahı olabilir? 18 yaşında folklorcü bir çocuktan ne istersin?

Nefret yeni bir şey değil bu memlekette. Karşısında da hep şiir var, bu blogda ise her sene 2 Temmuz'da hep aynı şiir var.

10 comments:

  1. Nefret ne bu memlekette ne de dünyada yeni... En eski duygu belki de nefret. Ama nefret etmenin de adabı var Fermina, onu da bilmek gerek... Kimisi bir düşünce biçminden, bir yaşayış tarzından nefret eder de bunu insana yansıtır, insanda cisim kazandırır soyut bir şeye duyulan nefrete. Kimisi de neden nefret ettiğini bile bilmez, daha büyük daha köklü nefretlere alet olur...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Haklısın. Nefret, itiş kakış hep vardı; köyler kurup toplum olmamızın üzerinden geçmiş 12bin sene falan, sanıyorsun ki içerdekiler "yazar-çizer-solcu-alevi-dinsiz" diye binayı kundaklamak kimsenin aklına gelmez artık. 20 senedir bunun dehşetini unutamadım, "adalet yerini bulsun" kısmına gelemedim bile daha.

      Delete
  2. Dün bunun Ceylan Ertem versiyonunu dinledim ilk önce. İçim kavruldu dinlerken. Sonra Sezen Aksu versiyonunu da dinleyip yanmaya devam ettim. Şimdi de uyanır uyanmaz bu...
    Mina, insanın mecazen içinin kavrulması bile ne biçim acıtıyor


    ReplyDelete
    Replies
    1. Bütün gün kafamda çaldı, ruh gibi dolaştım. Eve geldim çiçekleri sulayayım diye, bir yandan da söyledim. Tepemde helikopter dolanmaya başladı. Bir aydır tepemizde polis helikopteri dolanıyor. Ne bitmez bir güç gösterisiymiş bu, anlayamıyorum.

      Delete
  3. Aklım hafsalam o gün de almamıştı, hala almıyor. 20 yıldır içim kanar, o merdivendeki resme bakamam :(

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ben de bakamıyorum, hiçbirinin yüzüne bakamıyorum utançtan.

      Delete
  4. Icimde kirik dökük bir yerleri buluyor bu sarki, kendimi cok mutsuz ve umutsuz hissediyorum.. Sivas katliami belgeselini tekrar izledim..
    Yazdim yazdim sildim... ........
    Kendimi cok cok cok mutsuz hissediyorum böyle zamanlarda, kizginlik bile duyamayacak kadar kirik dökük ve umutsuz. Gözlerim yaniyor, bogazim aciyor, ve yutkunuyorum.
    Bunun bir caresi var mi?

    ReplyDelete
    Replies
    1. Annemi aradım bugün bir ara, Flamingo Pastanesi'nde bir yandan ağlayıp bir yandan arkadaşlarımı bekliyordum. Annem, "adalet yerini bulsaydı bugün bu halde olmazdık" dedi. Bilmiyorum haklı mı yoksa benden mi bıktı, adalet de olmadığından test etmek mümkün değil. Zamanla geçmiyormuş, onu anladık en azından. Çok haklıyız, elimizde bir bu var, çok haklıyız.

      Delete
  5. Onlar sadece nefes alamıyorlar artık.. Ama yaşıyorlar.. Onları unutmak mümkünmü? utanarkta olsa.. Evet, haklıyız ve kazanacağiz.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Biz yaşadıkça unutulmaz, herkese de anlatıyorum ki bizden sonra da hatırlansın.

      Delete