July 31, 2013

Uçan Kaya, Evlendiren Kaya

Burası Frig Vadisi'nde allah bilir tam olarak neresi. 2009 ilkbaharında üj-bej günlüğüne gitmiştik öğrencili hocalı bir grup olarak. Memleketin coğrafyası çok acayip!


Bu aşağıdaki de yürüyüş rotalarından birinin sonunda vardığımız "Kibele'nin tahtı". Rivayete göre buraya oturan bekarlar tez zamanda evlenirmiş. Kibele öyle bonkör bir tanrıça çünkü, bolluk bereket sever. Son ana kadar oturmadım "Yok yeaaaaaaa ne evlenmesi pffff" diye, sonra baktım ki herkes oturuyor, şöyle kıçımın azıcık ucuyla oturdum ben de. Biri fotoğrafımı çekmiş.


Ha ne oldu sonra? Bir sene içinde evlendim ben, bu fotoğraf çekildiğinde tanışmıyorduk bile. Tahta beraber oturan iki kız arkadaşım aynı evi paylaşmaya başladı, üstelik iki ayrı şehirdeki iki ayrı evi paylaşıyorlar, öyle böyle ev arkadaşlığı değil anlayacağınız. (Tabi ki büyük çoğunluk hala bekar, burası yazının boş vaatler bölümüydü.)

Frig dönemi çok hakim olduğum bir dönem değil, fakat bu vadi beni çok etkilemişti. İnsan ve peyzajın birbirini bu kadar şekillendirdiği başka bir yer görmedim. Her kıyıdan her köşeden bir şeyler fırlıyor, kayalar havalarda uçuşuyor, oturup kalkınca evleniyorsun falan. Bayağı fantastik.

Yalnız bahar güneşi açık alanda pis yakıyor, haberiniz olsun. Dövmelerimden biri de yeniydi, ciğer gibi yandım ben bu gezide. Cilt kanseri olursam onun da sorumlusu Kibele, buraya yazmış olayım.

10 comments:

  1. ne güzel resim ya, cok güzel, cok begendim... sen de kibar bir tanrica gibisin tahtin üzerinde...

    istanbul cok cok cok sicak.. kabuslar görmüsüm gece, seni de görmüsüm, rüyamda kolumu kesmeye calisiyordun, hem de kocaman bir bicakla, hic böyle fena korkmamistim, bu ne demek ki simdi?

    cildirmadan önümdeki projeye odaklanmaya calisiyorum... evdeki bütün kagitlarimin uclarinin yenmis olmasindan cildirip bi cafede calismaya geldim... Ama cafe dediysem de, herkes calisiyor garip bi sekilde, zavalli bir ingiliz kiz sohbet ediyordu arkadasiyla, yan masadaki hatun, "sstt, sorry, but I am tryin to work and cant concentrate" diye susturdu onlari... zannederim cafelerde konusmak acaip kacmaya baslamis artik... pofff.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Yaa teşekkür ederim, bir tane de kayalara tırmanırken var, onu görsen bir kere daha düşünürdün iltifat etmeden :)

      Bizim ev tuhaf bir şekilde serin şu anda, hatta sabah erken saatte çorap giyiyorum, ayaklarım üşüyor! Ama 2 saate çatı ve duvarlar maksimum ısıya ulaşacak, o zaman fırın oluyor işte.

      Nasıl kesiyordum kolunu? Böyle kanyon falan gezerken sıkıştırmışsın da selde boğulmamak için mecburen mi kesiyorum yoksa manyak gibi mi kesiyorum?

      Ben de kendimi iterek kakarak çalışıyorum, sigara almaya çıkacağım birazdan. Hem insan görürüm biraz.

      Delete
  2. :-) yok baya bildigin kesiyordun sanirim. Delicatessen diye bi film vardi, onun gibi bi durumdu galiba.. Manyak miyim acaba niye böyle rüyalar görüyorum durduk yerde, rüyamda hillary clintonla otobüs yolculugunda yan koltularda denk gelip, kavga etmisligim filan da vardir...

    sizin ev serin demek ki ya, ne güzel, cok özendim.. burada olaydin, gel bi kahve icelim derdim..

    benim icin de bi nefes cekiver sigaradan.. ohh.. astima yatkinlik cikali beri icmiyorum.. kedi kokluyorum.. o yetiyo simdilik... :-)

    tanricalar zamanina isinlanmak istiyorum. please..

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay ahhahaha "kedi kokluyorum"a çok güldüm :) Cv'me yazmak istiyorum bir madde olarak; köpekle güreşirim, kedi koklarım ve bu özelliklerim beni harika bir insan yapmaktadır.

      Gitmişken kabak ve patlıcan da aldım manavdan, akşama doğru kendi kendilerine birleşip yemek olarak ortaya çıkmalarını temenni ediyorum :)

      Deniz kenarında bir türk kahvesi içseydik hakikaten, Kasım'da, bak valla, Kasım çok güzel olacak!

      Delete
  3. O daş nasıl öyle duruyor yaw :D

    Kibele teyzemiz fazla bolluk bereket sevmiş sanırım. Acilen bir diyete başlaması lazım :D

    Neymiş; http://beneaththeground.org/btgonline/08/btgaralik/files/img/kibele/kibele%20%2816%29.jpg

    Nolmuş; http://beneaththeground.org/btgonline/08/btgaralik/files/img/kibele/kibele%20%2814%29.jpg

    Tamam aptal bir espriydi kabul :D :D

    Arkeoloji mi okuduuuun ?? o_O Küçükken hep isterdim.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Valla ana tanrıçanın tombulu makbul :) Hala okuyorum arkeoloji, doktora yapıyorum, bitecek umarım kısa süre içinde. Olaylar birbirini takip etti, buralara kadar geldim, masum hislerim öldü zaman içinde.

      Daş evet, nasıl duruyor bilmiyorum! Volkanik arazi, her türlü tuhaflık var :)

      Delete
  4. Hımmmm...Ben bu fantastik yolculuğu pek sevdim. Uçan kayalar, tanrıçalar, sihirli vaatler(misal evlenmek)yakıcı güneş falan pek şuh. Ama gerçekten sen o tahta yakışmışsın ben sevdim fotoğrafını. Daha çok; hızlıca bir yere yetişme telaşındayken iki saniye dinleneyim de yola revan olayım tadında bir oturuş olmuşsa da şapkanla falan pek güzelsin. Güneşin yakışı da öyle yerlerde bir başka oluyor. Ben de uçan kayaları merak ettim şimdi. Ahh dövme deme bana. Geçen sene çok kararlıydım ama hep bu kararlı zamanları yaza denk geliyor. Sonra bana yazın yaptırma ki güneşte denizde bozulmasın diye gaz verdiler kaldı. Kışın gene yaptıramadım. Şimdi bak yine yaz. Bu sefer de program pek sıkışık ama çoooook istiyorum. En iyisi dönerken diyorum yaptırsam ama sonra korkuyorum buralarda mikrop falan kaparsa ne yaparım bünyem de hassas. Sanırım bu dövme işini ben dönüşe erteleyeceğim:( Dövme detaylarını anlatabilirsin mesela bir ara bana:)Doktor birazcık korkuyorum ama çoook istekliyim..

    ReplyDelete
    Replies
    1. Bu Frig Vadisi, boş bir zamanımızda çok güzel macera olur Tuğba, 2-3 günde yürünür. Kamp yapmadan da bitirmek mümkün bu parkuru, kayalara oyulmuş çok güzel tapınaklar var sağa sola serpiştirilmiş. Yalnız benim biraz çalışmam lazım gitmeden ki anlatabileyim :) Siz kesin dönüş yaptıktan sonra aktivite olur, Saçaklı'yı da sürükleriz :)

      Dövmeyi kışın yaptırmak daha iyi, haklılar gaz verenler. Neticede yaralıyor derini o işlem ve sakin sakin iyileşmesi gerekiyor. Bunu da kesin dönüş sonrasına bırakabilirsin, hala istiyorsan birlikte iyi bir yere gideriz, minik bir şeyle denersin bakalım cildin nasıl tepki verecek. Buna da Saçaklı'yı sürükleyebiliriz :)

      O kafamdaki şapka benim değil, başka bir kazıda biri unutmuştu, el koymuştum ben de. Ayakkabılarım yarım numara küçük, yanlışlıkla almıştım. Üzerimde aslında kısa kollu tişört var ama güneşten haşlanınca sardılar beni eşarpla. Kolumdaki dövmenin üzerinde ekstradan eşarplar falan sarılı, arkadaşım azarlaya azarlaya çengelli iğneyle falan tutturmuştu, "Ne gerizekalısın allahım, bir de bunla uğraşıyoruz!" diye :) Evimden ayrılınca bazı biyolojik sistemlerim durur benim yeni çevreme alışana kadar. Bu 3-5 gün boyunca üç öğün yemek yediğim halde bir çıktısını göremedik, fotoğrafta her şeyin üzerine bir de davul gibi şişim :)

      Delete
  5. O kadar gittim orlara, şu taşa bakmadan, oturmadan gelmişim.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ben de Porsuk Çayı'nı görmeden Ankara'ya döndüm, nasıl başardım bilmiyorum.

      Delete