November 27, 2013

Bir Müze, Bir Keçi

Efendim ne var bu müzelerde, herkesler kapılarında kuyruk falan?


Huzur var gibi geliyor bana. 

O değil de, şu aşağıdaki bugüne kadar çektiğim en gerizekalı kare olabilir.


İki fotoğraftaki de kardeşim Z., şu sıralar bir kuaför zincirinin sekreteryasında excel tablosu falan yapıp telefonlara bakıyor, bir yandan da doktora yapıyor. 20 metrekare bir eve taşındılar kocasıyla, puanlı duş perdesi almış, en son onun fotoğraflarını yolladı, sevindik "evet ne güzel duş perdesi" diye.

Ne yaparsam yapayım bir zamanlar hakkımda yazdığı şu yazının intikamını alamıyorum. Başka zaman bir daha deneyeceğim.

14 comments:

  1. ilk fotoğraf çok hoş.bayıldım da diyebilirim.
    ikinci fotoğraf ilginç.

    valla kardeşinden intikam alabilmen için beş yazı felan yazman lazım.
    neler yazmış öyle:))

    ReplyDelete
    Replies
    1. İlk fotoğrafı arkadaşı çekmiş, ikincisi Hasankeyf'te, tam olarak ne oluyordu hiç hatırlamıyorum :)
      İntikam soğuk yenen bir yemekmiş, elbet başaracağım! :)

      Delete
  2. Yav gülmekten öldüm sabah sabah ikinize de. Ay iyi ki varsınız :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ehiihiihi :) Hayatım mücadeleyle geçti, çok zor ilk çocuk olmak :)

      Delete
  3. Hımmm bu kardeş intikamı konusu kanımca zor olacak gibi. Yazıyı okudum da ahh ahh nasıl alacaksın şu intikamı diye epey kafa patlattım:) Ayrıca o tuhaf bulduğu kokulu ürünleri de merak ettim. Okurken sanki renklerinden de ötürü burnuma çürük bir et kokusu veya bozulmuş yemek kokusu geldi:) Yazı epey etkili gibi sanki:) Müzeler hakkında kitap yazılır yahu. O fotoğraftaki pozisyona girmeyi çok özledim. Üniversitedeyken arkeoloji dersi almıştım, yani elimden geldiğince hep almaya çalışıyordum. Haftanın bir günü ve sanırım çarşambalarıydı Anadolu medeniyetleri müzesinde aynı bu şekil eserlerin önünde oturur çizer de çizerdik. Millet bakardı bön bön ne yapıyor bunlar diye. Ama müzeler huzurun, kendine dönüşün, yaratılışın diğer adı gibi gelir bana hep. Ölünce bir müzeye gömün beni diyebilirim. Ama şu an ölmek istemiyorum tabi, bu hayatımın 100. yılında düşünmek isteyeceğim bir şey. İkinci resmi de sevdim ben. Şu an arap kızı camdan bakıyor şarkısını söylüyordum ama hemen değiştirdim bir köprüde karşılaşmış inatçı iki kişi diyorum ve birileri keşke arkadan haahah hahhah haaa dese diye içimden geçiriyorum. Kardeşin de yazmaya devam etmeli bence, onu dürtmelisin:) Çok okuyasım hep okuyasım var benim yahu bu yazılardan..Ve ayrıca bugün ben de yazmak istiyorum. Acaba ne yazsam? Her yer yağmur çamur soğuk sıkıntı. Evimde kedimle yuvarlanıp uzanmak isterdim şu an:(

    ReplyDelete
    Replies
    1. Kötü kötü de fotoğraflar çekmiş, hakikaten çürük et havası var. İkisini de satmıyorlar artık, tuhaf meyve kokulu kremlerdi :) O da öyle bir ders için not alıyor yanlış hatırlamıyorsam, siyaset bilimi okumaya gittiydi, bir o kadar da sanat dersi aldı ama iyi oldu, müze gezerken anlatıyor hep kim kimin nesiymiş, efendim kadının elbisesi neden o renkmiş falan diye.
      İngiltere'de hayat çok zor ve pahalı, hem iş hem okul da çok yorucu, ben de istiyorum yazsın ama fırsat bulamıyor galiba. Gerçi fırsattan istifade ben yazıp durumu en azından 1-1 yapabilirim belki :)
      Burda da hava açık, güneşli ama o kadar çok işim var ki hiç faydası yok bana. Dün gece deli gibi yağmur yağdı, bir de enteresan bir kitaba başladım, başka da bir şey olmadı. Ben de kendime bir şarkı bulayım bugün söylemek için. Cicoz'u yazabilirsin, Cezayir yazısı yazmadın ne zamandır, birikmiş fotoğraflar vardır belki. Pinterest lobisi olabilir :) Çıkacağım birazdan, dönünce okurum hemen yazarsan.
      Bence Cicoz hepimiz için döne döne uyuyor şu anda :)

      Delete
  4. Kardeşinden iyi haber almak iyimiş.
    Lovely.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Duş perdesinin bir figür haline gelmiş olmasını biraz endişe verici buluyorum.

      Delete
  5. Oha onun da mı blogu var?!
    Ah, evleri olmasına sevinsem mi üzülsem mi bilemedim. Baya enteresan bulmuştum onları. Neyse, hâlâ enteresanlardır herhalde, ev bi' şeyleri değiştirmemiştir. Ayrıca baya güldüm yazdıklarına, o küpelerle seni bir araya getiremiyorum bile zihnimde!

    Bi gün buluşalım da tak bağri *.*

    ReplyDelete
    Replies
    1. Yani küpelerin nesi var hala anlayabilmiş değilim, çok daha tuhaf şeylerim var ayrıca. Takarım tabi, senin için burnumdan da geçiririm bir tanesini :D
      Ay evleri ev değil, boş buzdolabı kolisi kadar bir yer ama sevindim ben taşınmalarına; fırınları falan varmış, onlar da ona sevindi.
      Vizelerin bitsin de belki çay içeriz bir yerde, kitap bakarız. Küpelerimle geleceğim tabi.

      Delete
  6. AHAHAHAHAHAHAHAAH ay bisi yazamicam gulmekten,cok tatli tespitler yazmis <3

    ReplyDelete
    Replies
    1. Halbuki ne kadar sofistike ve elegant biriyim, hiç onlardan bahsetmiyor :D
      Küpeleri de ne zamandır takmıyordum, şimdi gidip bulacağım ve her gün takacağım. Tişörtü zaten giyiyorum düzenli olarak ahahhaah :D

      Delete
  7. Of çok heyecanlandım şu anda bu yazıyı görünce! Kıpkıpkıp

    ReplyDelete