December 12, 2013

Bir Hayaletli Ev, Bir Ay Misyonu

İki film seyredip beğendim, ilki The Conjuring. "Gerçek hikayeden uyarlanmıştır" ibaresi ve IMDb'den aldığı 7,5 puan falan biraz beklentilerimi yükseltmişti. Korku filmlerinin 7 puan barajını görmesi nadir oluyor.

Hikaye 1970'lerde geçiyor. Yeni bir eve taşınan çok çocuklu, orta halli ailenin başına tuhaf işler gelmeye başlıyor. Bir yandan da paranormal araştırmacılar olarak çalışan Warren çiftinin hayatına tanık oluyoruz, çözdükleri olaylara göz atıyoruz. "Hayalet var!" diye çağırıldıkları bazı evlerde olayın sadece eski borular ya da tamir isteyen bir duvar falan olduğunu söyleyip insanları yatıştırmalarını küçük ve sinsi bir korku filmi numarası olarak çok beğendim. Gerizekalı gibi içinizden "oha demek ki şarlatan değillermiş" diye geçirip daha da çok korkmaya başlıyorsunuz.

Çok bir sürpriz yok hikayede, bildiğiniz hayaletli ev, fakat iyi çekilmiş, oyuncular da iyi. Lilly Taylor var mesela, çok beğeniyorum onu. Bütün Testere serisini ve Insidious'u da seyredip ekrana "Koooooooş! Girme oraya! Kaç kaç kaç!" diye bağırmış biri olarak yönetmenin bu filminden de memnun kaldım, köpekleri yerlerinden sıçrattım, barbar kocamı canından bezdirdim.


Diğer film, Apollo 18. "Aya asla geri gitmeyişimizin bir sebebi var." gibi gayet insanın içindeki komplo teorisyenini dürten bir iddiası var.

Filmle beraber anlıyoruz ki herkesin son ay misyonu bildiği Apollo 17'den sonra aslında gizlice bir Apollo 18 ekibi de yollanmış, bu 3 kişinin başına gelenler ise tüm dünyadan gizlenmiş.

86 dakika sürüyor film, aşağı yukarı bir belgesel uzunluğunda; görüntüler de ya uzay aracının kameralarından ya da astronotların ellerindeki 8 mm. kameralardan alınmış gibi.

NASA'dan çıkma görüntüleri seyrediyormuşuz gibi bir havası var, iyi de kotardıklarını düşünüyorum. Ayda geçen yerinden zıplatmalı 86 dakika, hiç de fena değildi. IMDb'de 5,2 almış, türünün bir çok filmi gibi.

Apollo 18'in üzerine kaldığımız yerden bir kaç bölüm Under the Dome seyrettik, şu Stephen King'in "Kubbenin Altında"sından uyarlanan. Kitapta olan bitenlerle karşılaştırınca kasabada hayat bir harika, ölü sayısı düşük, herkesin hala bir kalbi var. Stephen King'in bizzat kendisi de yazım-yönetim ekibine dahil olduğundan herhalde onaylamıştır bu yumuşatmayı diye tahmin ediyorum. Ben biraz bozuldum açıkçası.

Eveth, neyse. Ayağım fena değil bu arada, dün sokağa da çıktım. Merdiven inip çıkması biraz acılı ama pek bir şeyim yok. 48 saattir de başıma yeni bir şey gelmedi, çok şükür.

6 comments:

  1. Ayy bu korku manyaklığı nedir kardeşim yaaa..Geçen arkadaşlar indirmişler bu hayaletli ev midir nedir ben dedim gidiyorum siz izleyin hayatta bakmam. Anlattırmadım da:) Yine de arada kulağıma bir şeyler çalınmış olsa gerek iki gecedir uyku uyuyamıyorum. Bütün bildiğim duaları okuyorum meğer ne çok biliyormuşum. Böyle filmlerden çooook korkuyorum. Çok da gereksiz buluyorum. Mutlu filmler izlemek varken hayatımı cehenneme çeviremeyeceğim. Zira bu sabah 6 da kalktım yiğit de toplantıya gitti başkente normalde işe genelde yarım saat rötarlı olarak 8.30 gibi gelen ben 7.30 da ofis kapısındaydım. Kapının kilitli olduğunu biliyordum temkinli olarak sarındım sarmalandım çayımı da termosa koydum kapıda bekledim biri gelip açsın diye. Evde duramadım yani tırstım anlayacağın. O da hepi topu iki kelam laf ettiler diye. Yani ben hayaletli ev filmi yazının sadece ilk paragrafını okudum:):) Neticede benim de yeni taşınacağım bir ev var gelecekte, hem büyük hem bodrumu var. Boşuna masraf yapmış olmayalım, az da olsa oturalım lütfen:)
    Ayağın iyileşiyor demek sevindim ama sen yine de çook zorlamamalısın. Bu sıra bende de bir baş dönmesi var neden bilmem bir yerlerde kal gelicek diye korkuyorum neden böyle bilemedik. Arada tutuyor işte..

    ReplyDelete
    Replies
    1. Bilmiyorum valla ne zevk alıyorum hakikaten, ter bastı seyrederken ahhahah :D Sizin eve bir şey olmaz, yeni ev hem o. Olsa olsa çiçekli ev olur, kurabiyeli ev olur :)
      Bir kan testi mi yaptırsan acaba, belki bir şey eksikliği vardır? Belki de minik bir fazlalık vardır? :D

      Delete
    2. Aahhhaa deli yaaa, hem terleyip tırsıp hem de izliyorsun demek:) O halini görmek isterdim. Bizim ev evet eski değil bişey olmaz kedili ev olur renkli ev olur kitaplı ev olur dimi haklısın, öyle düşünmeye devam...
      Kulaktan kaynaklı gibime geliyor geçenlerde de çok sancıdı kulağım günlerce. Bakalım geçmezse gideriz buranın dandirik doktorlarına. Minik fazlalık yok henüz :) göbek fazlalığımı diyorsan ondan çoook var teras çıktım şu sıra:)

      Delete
    3. Hay allah, bir an heyecanlandım ben de :) Ay göbek fazlalığı önemli değil, dışardan görünmüyordur o teras eminim. Zaten kış geldi, biraz yağ depolamakta fayda var, bana kalsa kış uykusuna yatacağım ama hayat izin vermiyor :D

      Delete
  2. ilk film elimde mevcuttu, Bastetli bi akşam izliim o zaman :)))

    ReplyDelete
    Replies
    1. Valla bayağı sıçratmalı-zıplatmalı, Bastet arkadaşlarını da çağırsın bence :)

      Delete