December 17, 2013

Koko'nun Kırlenti

Güvenlik Caddesi'ne indim bugün, peynir meynir aldım, kırtasiyeye gittim. Kırtasiyenin ortasında tek başına bir bebek arabası duruyordu, bir süre sonra bebek ağlamaya başladı, kırtasiyeci son derece normal bir şeymiş gibi bebeği avuttu. Öküz gibi "Kimin bu?" demişim, bir müşterininmiş, müşteri nerde diye sormak da istemedim, zaten her şey çok tuhaf bu dükkanda, kırtasiyeci bazen kafiyeli şarkılar uyduruyor para üstü verirken.

Ordan çıkıp yürürken bu çiçekli kırlenti gördüm, kırlent yazana kadar da bayağı içsel mücadele verdim yalnız, bu değil mi kırlent? Yastık yani? Neyse, ben buna göz dikmiş bakınırken arkamdan "Ayy ne güzel!" diye sesler geldi, yabani bir tip olduğum için hemen pençelerimi daha da sıkı geçirdim yastığa, aniden koşup dükkana girersem parasını verir çıkarım diye hesapladım. Hafif yan dönünce arkamdaki iki kadının bez çantamdan bahsettiklerini farkettim. Çantanın üzerinde "Yunanistan'ın bütün kedileri" mealinde bir şey yazıyor, kedi çizimleri var.

Ben Exorcist'teki kız gibi arkama döndüm, kadınlardan biri "Siz de mi kedicisiniz?" diye sordu, kedi medi mevzu bahis olunca hemen pelteye dönüşüyorum, ayaküstü sohbet ettik, evdeki iki öküzden bahsettim, onların da Van kedisi varmış, eminim peri gibidir, elf gibidir. En azından çiçekli kırlentleri çalmıyordur. Eveth.

Neyse kadınlarla vedalaştık, iyi seneler falan diledik birbirimize, kedilerine selam ve yanak makası yolladım. Kırlenti aldım geldim ama Koko'dan alamıyorum, ne yastık meraklısı muhallebi çocuğu çıktın yarabbi.

Kudi'ye de gene el koydum. Klimayı kökleyince aptallaştılar, bir saattir sesleri çıkmıyor, paralel vaziyette uyukluyorlar. Şu anda bir tanesi horlamaya başladı. En iyi köpenk uyuyan köpenktir diyerek satırlarıma son veriyorum, kırlentli geceler diliyorum.


20 comments:

  1. Bu "köpenk"lerden yanak makası alınıyor mu? Alınıyorsa da ben almam zaten. Alamam yani. Neyse, uyuklarken daha iyiler galiba. Size de kırlentli geceler diliyorum!

    ReplyDelete
    Replies
    1. Her şeyi yapmak mümkün, saftirik bunlar, hemen inanıyorlar insana :) Kırlentli geceler efendim, kitap varsa iyi okumalar, yoksa güzel rüyalar :)

      Delete
  2. Şu koltuğun beyazından almak istiyorum o_O

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay güldüm okuyunca :D Ektorp ya da Ektörp bunlar, büyük ihtimalle de Ikea'daki en normal fiyatlı koltuklar, kılıfları çıkıyor, bazıları yıkanıyor, bazıları kuru temizleme. Keşke bunları hafızamdan silebilsem de yerine bir şiir falan ezberlesem :)

      Delete
    2. Ahaha :D Geçenlerde -her Ankaralının bir gün karşılaşacağı- malum Ikea kataloğuna bakıyordum. Orada görüp beğenmiştim beyazını. Bilinçaltıma nasıl yerleşmişse senin fotoğrafı görünce kafamda şimşekler çaktı ve bir anda "bu koltuktan alacaktım ben yahu" oldum. Biri şiir mi dedi:

      Ektorpcan
      ----------------
      İsveç'te doğdun, Ankaralı oldun
      Sen ne güzel koltuktun
      Uygun fiyatlı, yıkanırdın
      * * *
      Koko yatardı tepende
      Giderdin kuru temizlemeye
      Öylece dururdun döşemede
      Sen ne güzel koltuktun

      Zihin :((


      Heytt bee benden iyi şair yok ^^ :P

      Delete
    3. Hemen el yazısıyla romantik bir şekilde yazıp koltuğun kenarına iliştiriyorum şiirini :D Off Ikea ne biçimdir bu aralar yalnız, yılbaşı öncesi falan, yatak odalarında insanlar yaşıyordur.

      Delete
  3. Koko'nun yeşil yakarak evrene verdiği enerjiyle gelmiş o kırlent eve... hakkı bence! :P

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ama hep Koko'nun tarafını tut sen. 10 lira verdim ben o kırlente, bir sırtımı dayasaydım bari.

      Delete
    2. ama bak kamuoyu hep Koko'dan yana, vahşi bi cazibesi var hatunun! euheuehue :))

      Delete
  4. ya kokoyu bi günlüğüne bana yollasana, hem bak bende de envai çeşit kırlent var, sarılır uyuruz

    ReplyDelete
    Replies
    1. Adresi boynuna iliştiriyorum, böylece yolluyorum, sen sağ ben selamet :D Dönerken bakkaldan ekmek alsın.

      Delete
  5. Şuan saat 00:11 ve ben evde bu yazıyı okuyarak yine gülüyorum. Kendi blog yazımı ve haftalık gelişmeleri bitirdim, pek eğlenmedim, ama şu yastık ve yastığın üstündeki 2 mayışık göz beni benden aldı. Yok ya, ben mutlaka gelip bu çocuklarla güreş felan yapmam gerek, yoksa burdan sevgi göstermekle olmuyor :(

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay gözünü seveyim, boş vaadlerle kandırma beni ahahhahah :D Gel, güreşli tam pansiyon, iki gözüm önüme aksın klimayı da açarım!

      Delete
  6. Ahah annemin amcasının köpengi vardı av köpengi adı Bibi'ydi, Karabük'te yaşarlardı ve amcayı bulmak için Karabük'te Bibi'nin babası demek yeterliydi. Sabah köpengin ağzına içinde para olan poşet verip bakkala yollardı, ekmek alıp gelirdi köpeng. Ne yapsın çocuğu yoktu adamcağızın. Sonra öldü amca, köpeng hergün mezarlığa gidip ağladı ve sonunda üzüntüden öldü, nasıl içime batar bu durum benim. Bu köpeng kısmı bi acaip oğlum, bir de ben korkmasam şu heyvancağızlardan. Hangisine baksam potansiyel olarak beni ısıracaklarını düşünüyorum. Halbuki onların umurunda ile olmadığıma eminim. Yalnız Koko'nun o kırlentle (bu arada kırlent diyen dillerini yerim, en son annemden duymuştum kırlent lafını :) yaşadığı aşka gülmekten yıkıldım, bütünleşmiş manyak adeta :) Neyse ben kaçar, Turkcell sarı kutudan beleş sinema bileti düşürdüm, yılsonu gelmeden kullanılması gerek, mecburen Düğün Dernek'e gideceğim, Hobbit'le falan işim olmaz benim. Gidip bi altın takıp döneyim, K ile başlayan köpenglere selam, sana öpücük...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ya ama ne güzel hikayeymiş Bibi'ninki, çok tuhaf bir bağlılık bunlarınki, gözlerim doldu okurken. Bana bazen fazla geliyor, sabah yataktan kalkamadım, biri ayakucumu bloke etmiş, öbürü kısmen üstümde yatıyordu; sürekli peşimdeler, devamlı bana bakıyorlar. Kedilerin o "aman çok da umrumdaydın pfff" hali bana daha birlikte yaşanabilir geliyor. Ama öğrendim işte bunlarla da yuvarlanıp gitmeyi. Koko'yu nasıl olsa biri alır ve iyi bakardı ama Kudi'yi sokakta büzülmüş uyumaya çalışırken, insanlardan yemek dilenirken falan düşündükçe fena oluyorum. Ne güzel ev köpeği oldu, uslu uslu oturup televizyon seyrediyor akşamları. Koko'yu azarlıyoruz, Kudi gidip saklanıyor masanın altına, Koko kırlentini alıp koltuğa çıkıyor :)
      İyi sinemalar, Düğün Dernek'in fragmanı komikti, film de güzeldir umarım. Alfabetik sıraya girdik, sırayla selam verip öpüyoruz :)

      Delete
  7. Kokoya yastık köpüşü demek geldi içimden kedimin hallerinden sonra:) Güvenlik caddesini dolaştım ben de hatırladığım kadarıyla. Postanenin orada bir kırtasiye vardı benim gittiğim bir de hemen köşeciğinde bir züccaciye vardı kapısında yastıklar örtüler satan. Sanki orası gibi hissedip okudum. En sevdiğim caddelerden biridir. Eskiden taaa aşağıda bir mantıcı da vardı orada mantı yerdim eve dönerken bazen dayanamayıp hemen fırının karşısıydı yanında da bir banka vardı. Kedici misiniz sorusunu seviyorum çok. İzmir'de bana da rast gelir inşallah öyle kimseler. Yastığı ben de beğendim yalnız pardon kırlenti. Bir an kırlent deyince masa üzeri dantelleri geldi aklıma, yoksa benim de ofisimde kırlentim vaaaaaar hem de tığ işi kendim yaptım:) Koko keyif adamı ya valla helal olsun hayat onlara güzel zaten. Çantanı da merak ettim bu arada içinde kedi olan her şeyi merak ediyorum zaten, ben de kediye dönüşüyorum sanırım yavaştan.

    ReplyDelete
    Replies
    1. O köşe hala duruyor Güvenlik'te, kırtasiye yok sadece. Bu anlattığım yer biraz daha aşağıda, meclise doğru giderken. Hep oraya gidiyorum peynirdi, baharattı, ekmekti, öyle şeyleri almak için. Sohbet falan edebiliyorsun esnafla, aktarın babası eski hariciyeciymiş, sarımsak tozunu ilk defa Paris'te gördüğünü anlattı dün, bavulunda taşıyıp getirmiş Türkiye'de yok diye. Peynir aldığım yerin sahibi güzel bir kadın, portakal reçeli yapmıştı, ondan tattırdı "Ama bak doğruyu söyle, ben üzülmeyeyim diye güzel olmuş deme" diye :) Çok güzeldi portakal reçeli, şu Ratatouille filmindeki yemek eleştirmeni gibi oldum yiyince, içime çocukluk anıları ve güneş falan doldu :)
      Şu tığ işini kassam öğrenir miyim acaba ya? Kırlentler yapayım ben de evin her yerine :) Ay çantanın ahı gitti vahı kaldı, koyayım bir ara buraya; bu bez çanta yapmakta da pek bir numara yok, yapsak yaparız kendimize bence :)

      Delete
  8. Kim bilir daha neler değişmiştir görmeyeli oralarda. Yine de her zamanki gibi huzurlu bir havası olduğuna eminim. Oradan ara sokaklardan birinden -ki sanırım adını hatırlamadığım bir pastanenin yanı oluyordu o sokak- yürüyerek kuğulunun oraya çıkmak en sevdiğim şeylerden biriydi. O bulduğun peynirci baharatçıyı pek merak ettim. Böyle hoş sohbet güler yüzlü esnafa bayılıyorum. Sarımsak tozunu ben de buraya gelene kadar görmemiştim sanırım amca Paris'te yıllar evvel görmüş bak:) Peynirci teyzeyi de çok taktir ettim ne güzel de söylemiş öyle doğal doğal. Kendisine bir daha gittiğinde benden selam söyle. Ben de gelip bakıcam tadına o reçellerin bir gün:( Ben ne zaman yumurtalı ekmek kızartsam kahvaltıya o çocukluk anılarımın bahçesine dalıyor gibi oluyorum.
    Tığ işini ben öğrendiysem emin ol herkes öğrenir. Ben de öğrendim diyorsam öyle her motifi çıkartamam ama belli başlı şeyleri öğrendim. Anneannem hep kızardı bana tığ bilmiyorum diye ne biçim kızsın sen derdi:) Şimdi ben biliyorum öğrendim ama o artık eskisi gibi olmadığından anlayamıyor veya unutuyor söylediğimi. Keşke ben bilmeseydim de o bana hep kızsaydı...Kırlentimin fotosunu koyayım bari bende hava atayım ilk ve tek kırlentimle:) Çantayı da koy valla ya çatlatma...Bez değil ama kumaş çanta bir kere dikiş makinem olmamasına rağmen azimle elimde diktim. Şimdi pirinç bulgur çantası olarak kullanıyorum, aslında baya normal çanta gibi ama kumaşı saçma biraz. Düz amerikan bezi gibi bir kumaş bulsak da alsak diksek sonra da boyasak. Saçaklı bu boyama işinde baya iyi valla benden söylemesi o bize artık taktik versin yaniiii..Bak ben burada elin memleketinde garip olaraktan yapacak aktivite arıyorum üretin benim için bir takım proceler:) Bu sene bodrumda bana iki dandik baykuş var diye amcanın biri 65 tl ye kumaş çanta kakaladı. O günden beri çanta yapasım var...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Mahalle havası var hala, arada dükkanlar açılıyor-kapanıyor falan ama, o hava pek değişmedi işte. Söylerim selamını, her şeyden tattırıyor zaten, seversin sen de dükkanı bence.
      E dur bakayım, ben de deneyeyim bir şu tığ işini, benim de ananem neler yapardı, tığ, dantel, kazaklar mazaklar. Hala ondan kalma el işleri var ortalıkta, dün gidip annemden bir yastık kılıfı aldım, kenarında ananemin danteli var. Benim en son üniversiteyi kazandığımı gördü ananem, 2. sınıftaydım kaybettiğimizde, ne çok zaman geçmiş aradan, hala eksikliğini hissediyorum.
      Çantayı koyayım, aman bildiğin turistik çanta, bir de yıkamış annem, hem çekmiş, hem solmuş. Bak Ankara'da bir yerlerde hazır dikilmiş amerikan bezi çantalar satıyorlar toptan. Babamlar dernek mernek bir yerler için alıp üzerine logo falan bastırdılar. Ben bir sorayım nerden aldıklarını, 300 adet almak zorunda değilsek olabilir bence. Sonra Saçaklı bize yol gösterir, boyarız moyarız. Kıyamam sana gurbet ellerde, bulacağım ben sana aktivite, söz :)

      Delete