December 2, 2013

Strayk-e-pooz


Bugün "Nasıl moda bloggerı olunur?" hususundaki fikirlerimi paylaşacağım.

Evde doğru dürüst aynanız olmasın, başlangıç olarak bu çok önemli. Mesela ben yerlere yatmıştım boy aynası almayalım, evde yer yok diye; bu kareleri birleştirip duvara yapıştırdık, çok feşınıbıl oldu. Köpeğiniz ayağa kalkınca boyu 1.70 oluyor ve yetişebildiği yerleri yalıyorsa, bırakınız yalasın, her gün ayna mı silinir? Fotoğrafa da bir yaşanmışlık kattı zaten bence o bulanık lekeler. Sepya da yapabilirdim bakın, yapmadım.

Sağ taraftaki poz önemli, görüyorum herkesler böyle kendini çekiyor, moda dediğin herkesin aynı şeyleri giymesi olduğundan kelli, aynı fotoğrafları çekmek de önemli.

Kombine gelecek olursak, pantelonumu Mango'nun outletinden 15 liraya almıştım geçen sene. Artık almıyorum, hele taşlanmış kot asla almayacağım, bir gün gelip lazım olduğunda ne yapacağımı da bilmiyorum. (İnsanları binalara tıkıp üç kuruşa köle gibi çalıştırmayan kotçu varsa bir yazıverin gözünüzü seveyim.)

Tişörtümü Terkos Pasajı'ndan alalı yıllar oluyor, kardeşimin meşhur ettiği bir parça, severek giyiyorum. Gördüğünüz üzere kazağın altında toplanıp harika bir manzaraya da yol açtı, canım yamuk leoparım benim.

Ayakkabılarımı da indirimden almıştım 3 sene önce, bağcıkları elimde kaldı en son. Arkadaşım S. kızına çılgınlı ergen bağcığı alırken bana da bunları alıp çözdü meseleyi, yoksa ben daha 1 sene yarım bağcıkla gezip mıyır mıyır ağlardım.

Neonlu fıstık yeşili kazağım kazıkçı patronlarına karşı efsanevi bir mücadele veren, makinalarına sahip çıkıp kendi kendilerine üretime geçen Kazova Tekstil işçilerinin elinden çıkma. Kenara atılmış ipliklerden, hafif arızalı makinalarla ama umutla ve inançla üretilmiş bir kazak olduğu için ben de severek giyiyorum. Hem karanlıkta araba çarpmaz, kalabalıkta kaybolmam.

Bunların üzerine kardeşimin burda unuttuğu paltosunu giydim, İslamabad'ta bit pazarından aldığım kahverengi tuhaf çantamı takıp çıktım sokağa.

Aralık gelmiş o arada yahu.

21 comments:

  1. senden moda blogu felan olmaz:)
    oldun diyelim,kimse reklam vermez.para felanda kazanamazsın.
    acı ama gerçek.
    ne diyom ben ya.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Kazağın rengi yüzünden di mi? :D
      Bir dahaki "bugün ne giydim"e yerel bir kostüm düşünüyorum, belki o önümü açar, reklamlar yağar :)

      Delete
  2. çılıgın ve sekisi leoparrrrrrrr, wroarrrrr :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Kurufasulye pişiriyorum şu anda, Çubuk turşusu var. Hem içimizden biri, hem leoparlı sekisi, buna oynuyorum :)

      Delete
  3. Oha ben kazağa bayılmıştım, neon yeşil derken bunu kastediyordun demeek!

    ReplyDelete
    Replies
    1. Bu evet :) Aslında gri-beyaz kar desenli bir çeşit var ve sana tam olur gibi geliyor. Peşindeyim hala, bulacağım :)

      Delete
    2. çok canım sıkkın olunca blogunu talan edeyim dedim. herkesler de kıskansın diye yazıyorum KAZAĞI ARTIK BEN SEVEREK GİYİYORUM 3:)

      Delete
    3. Ahahhaha ay :D Ben de geri kalan her şeyi hala giyiyorum, fotoğrafı sanki dün çekmiş gibiyim. Yalnız ne acayip, bu sabah Kazova'dan gelen telefona uyandım :) Tişört aldım, rengi kalmamış, onu konuştuk. İki senedir aynı hayatı yaşıyorum ben anlaşılan.

      Delete
  4. İş yerinde senin bloğunu açık bırakıp kalkmışım masadan bi geldim ki bizim sekreterin dikkatini çekmiş oturmuş "hımmsss hmmm "diye de sesler çıkararak okuyor, enteresan bi görüntüydü keşke fotoğraflasaydım :)
    Bu yazını da annemle beraber okuduk , çok sevindi. Onun da en hassas olduğu konulardan biri şu kot kumlama meselesi. Silikozist hastası bir arkadaşı var yeni edindi sık sık evine gidiyor. MAvi Jeans kot kumlama yapmıyor,bu yüzden annem en son 4 sene önce oradan kot aldı , ve yırtılana kadar da almaz hayatta. Alanlara da çok tepkilidir. Şimdi kendi gibi hassas birini görünce ellerini çırptı :)
    Ayrıca şahane bir kombin olmuş. Şimdi bi espri yapardım ama kendimden tiksinmemek adına yapmıyor seni öperek huzurdan ayrılıyorum :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Aaa nooldu ki, sinirlendi mi okurken? Yoksa ilgisini mi çekti?
      Annene çok selamlar, çok beğeniyorum onu :) Mavi kumlama yapmıyor ama Bangladeş'te, orda burda ürettiriyor mu acaba kotları? Bir bakayım ben. Annenin yeni arkadaşına da selamlar, çok geçmiş olsun. Çok özür diliyorum ondan, gerizekalı gibi geçirdiğim yıllar için, hastalığı için.
      Sizinle miyim yoksa? :D

      Delete
  5. Ahhaahaaaha deli seniiiiii:) Bence süper olmuş:) Ben de yapsam ancak bu kadarını yaparım hatta benimki iğrenç olur sanırsam:) Benim gardrobumun bir kapağı takılı değil içinden kıyafetlerim fışkırıyor zaman zaman. O kırık aynalı kapağı minik bir pufun üzerine koydum boy aynası mahiyetinde kullanıyorum. Gardrobun üzeri de hurç dolu zaten orada çoraplarım için bile bir minik hurcum var çünkü başka sığdıracak yerim yok. En markalı şeyim iki sene önce kıyıp da zara'dan aldığım baykuşlu pantalonum o da yazlık zaten. Kıyafetlerimden birini seçerken hepsi düşüyor yere, hem bazen kedi de içlerinde yatayım diye hepsini deviriyor. Ayakkabılarım desen milattan kalma eski bir plastik çekmeceli dolapta yamşık yumşuk duruyorlar. İki adet botum da sığmadığından neredeyse salonun orta yerinde konuşlanmış:) Benden olsa olsa lüzumsuz işler blogırı olur. Hem millet nasıl da bayılıyor öyle sokakta evde delicesine poz verip kendini çekmeye bilemiyorum. Çoğu günüm kendimi beğenmemekle geçiyor düşününce:) Ama belki kırık aynamla bende senin gibi bir poz çekmeye cesaret ederim ne de olsa havalar bozuk can sıkıntısı tavan yapmış:) bir de unutmadan mangodan 5 tl ye aldığım bi pantalonum var benim de ahhaaha en sevdiklerimden. Böyle neon renkleri seviyorum cart pembe almalıyım en kısa zamanda görünebilmek için 100 metre öteden bile:) Leopar pijamam var yaa daha ne olsun dimi ama:) Öpüldün:)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Çok teşekkür ederim, umarım bütün genç moda blogçularına ilham verir bu çalışmam ahahhaha :D
      Nasıl ayakkabı var evde Tuğba, bir görsen. Bir de tişört mişört türü penyeler. Bu hafta sonu girişip iyi durumda olanları kadın sığınma evine gitmek üzere kolileyeceğim. İnsana kaç tişört lazım hayatını sürdürmesi için? Ben de seviyorum giyinmeyi, galiba iki şey oldu ve bana bir şeyler oldu: 1. Kilo aldım ve eskisi gibi üzerimde iyi durmuyor her şey, 2. Çok şımarmışım alışveriş konusunda.
      Yırtınıp durdum "davranışlarımız nasıl biri olduğumuzu belirler" diye bütün yaz, gıda alışverişini hallettim ve hatta ahbap oldum peynirciyle, kasapla. Bu giyim meselesini de halledeceğim.
      İzmir'e taşınınca güzelce yerleştireceksin eşyalarını, ferah ferah. Bahçeye çiçek ekeceğiz, kışın oturup örgü öreceğiz. Masaya kağıtlarını, kalemlerini yayıp mektuplar yazacaksın. Belki dikiş bile dikeriz. Sabret az kaldı, sana boy aynası alacağım ev hediyesi, bak buraya yazmış olayım, tamam mı? :)

      Delete
    2. Leoparlı pijama tulum aldım geçenlerde, hayatımda giydiğim en korkunç şey! Fotoğrafımı çekecek birini bulunca sana yollayacağım :D

      Delete
  6. çok iyiymiş ya! Geçen gün ben de fb'de dizi çıkmış pijamalarımın üstüne çektiğim fil desenli çoraplarımla çekilmiş bi foto koydum altına da "2013-2014 sonbahar kış sezonu trendini belirledim! evanası fashion for desperate housewifes'da bu ay : içinizi ısıtacak trendler! öne çıkan eskimeyen bir klasik! çamaşır sulu eprimiş pijama üzerine çekilmiş çorap ile evlerde fırtına gibi esmeye hazır mısınız? ' falan yazdım. :) Bazen azıcık kadın olayım moda bloglarına şöyle bir bakayım diyorum en son blog sahibesinin bir fotosunun altındaki şu yorumu görünce neden moda blogu takip etmediğimi bi kere daha hatırladım!
    "Niiiiil! kahverengi ayakkabılarını nerden aldıııın? Aşkla bakıyolar resmen!"
    Hayatımda hiç bir ayakkabı bana aşkla bakmadı ne mutsuz kadınım ben Fermina! Of neyse olduğu kadar güzeliz :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Aşkla bakar tadında. Vay anasını.
      Almışım 15 kilo Ankara'ya geleli, pantolonlara kıçımı sokabilince seviniyorum. Köpek kılıyla kaplı zaten her şeyim. Annem dün gözlerini kısıp kısıp baktı bana, saçlarımı böyle topuz yapınca manda boku gibi oluyormuş, o kaç yaşındaymış her sabah gözlerini boyayıp rujunu sürüyormuş. "Bir kere daha manda boku dersen giderim" dedim, gözlerini devirdi.
      Ay alsınlar ayakkabı aşk falan da sonra bakıyorum çok şık, çok güzel ama ayakkabının etiketi duruyor tabanında, ayakkabı çamur içinde, ayakkabıdan ayaklar pörtlemiş, ayakkabı topuklu yürüyemiyor. Aşk dediğin ilgi ister, çaba ister. Saçlarımı manda boku gibi topluyor olabilirim ama gözüm üzerinizde Nil ve arkadaşları :)

      Delete
  7. Bit pazarı bu aralar rövaşta, İslamabad yerine Paris falan yazaydındaha faşinıbıl olabilirdi. Genel olarak tarzını sitilini beğendim bebeim. Yalanmış ayna için bu senenin modası diyorlar zaten, bir feşın wik'te konuşulurken duymuştum, tebrikler çok trendy'sin :*

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ya o zaman bir elimde kruvasan, bir elimde pembe bir balon alışveriş yapmam gerekirdi. İslamabad'ta El-Kaide vardı turistik bir motif olarak :D
      Yalanmış aynalı kareyi de kestim biçtim, aslında ayağımın kenarında devasa mama ve su kapları var, on santim ilerde de Koko esneyerek bana bakıyor. Çok daha trendy olurum da yerim dar, imkanlarım kısıtlı :)
      Efe'ye öpücükler, kuyruk sallamaları!

      Delete
  8. Valla bende burada hep verme hallerindeyim. Eskiden bir tuhaftım kıyamazdım vermeye şimdiyse hem biraz azalsın bendekiler hem de ihtiyacı olanlar giysin diye veriyorum buradaki kızlara falan. Hem vermek gerçekten rahatlatıyor insanı. Yine de verdiklerimin yerine almayı da ihmal etmiyorum. Biri vardı 100 kıyafetle her gün değişik tasarımlar yapıp giyiniyordu bir ara. Onun eşyalarını görünce benimkiler dünya kadar,utanmıştım. Ne gereksiz. İnsan üç beş şeyle de yaşabiliyor pek rahat ama işte. Bu evle ilgili sözlerin beni çok mutlu ediyor. Resmen moralim yerine geliyor umut doluyorum. Bazen canım sıkılınca açıp okuyorum yazdıklarını. Hatta sen yazınca hemen gidip yiğite de diyorum bazen gülümsüyorum kocaman. Şimdi çok uzak bir hayal gibiler ama umarım içinde yaşadığımız zamanlarda şu iç sıkıntısı çektiğimiz günler vayyy be diyerek anacağız. Ayyy ev hediyesi miiii:) Ay ben utanırım ki şimdi:) Boy aynası çok severim:) Giyinme odasının kapısının arkasına asmayı düşünüyordum bir adet:) Üzerine de ışıklı tabela koyarım ama minadan diye:) sonra da hep mutlu olurum:) Annem de geçen şarap bardağı bulmuş alayımmi diyor daha evde bir çöp yok :) İlk kendimize aldığımız ev eşyası ikeadan bir adet açacak ve tuz karabiberlik. Bu da ne kadar yeme içmeye meraklı olduğumuzun kanıtıdır!!! Bu arada o fotoğrafı yolla bana çoook merak ettim. Benim burada değil pijamalarım ama leoparlı elbisem ve bir bluzum var ayy hatta çok komik yazlık leopar bir tulum aldım geçen sene saten gibi ne komik bir de buraya taşıdım onu sanki burada giyecek yer var da. Ben de onlarla foto çekilir yollarım sana güleriz:):) En önemlisi ama yılbaşındaki kırmızı çamaşırlar unutmayalım bu sene de almayı:):):) Masada mektup yazmak fikri bile cenneti görmek gibi geliyor şu an ahhh ahh:)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Anlaştık o zaman, aynan benden, yihhuuu! Bizim de bu eve aldığımız ilk eşya turuncu bir kek kalıbıydı :)
      Biz kendi aramızda da değiş-tokuşa başladık burda, arkadaşımın kızı rock müziğe merak saldı, tabi giyim kuşamına da, anoreksik zamanlarımdan kalma eli yüzü düzgün tişörtlerimi ona verdim, duvarına Kurt Cobain posteri falan astı, çok seviniyoruz :) Annemlerin evini karıştırırken bir tane siyah dar kot buldum, hiç giyilmemiş, öyle dükkan katlamasıyla duruyor, aklımı kaçırır gibi oldum. O da bedeni uyan arkadaşıma gidecek. Birbirimize yeteriz, böyle birarada yaşlanır gideriz diye düşünüp seviniyorum ben de.
      Yılbaşında kırmızı don geleneğini hiç şaapmadım ama hadi bu sene şaapayım, 2014'e de öyle girmiş olurum :)
      O zaman leoparlı fotoğraflar gelsin! :)

      Delete
  9. AHAHAHAHA Leoparlı tshirt. Ben şu yazıyı dönüp bir daha okuycam

    ReplyDelete
    Replies
    1. Paketleyip yollıycam, dombili patates ne yapacağını biliyor :D

      Delete