January 6, 2014

Ankara Kitap Fuarı

Annemle kitap fuarına iştirak ettik bugün, Eskişehir Yolu'nda Congresium mudur nedir bir yer var, orada efendim fuar. Annemin aynen kendisi gibi bir arkadaşı var, Ayşe, Bilim ve Sosyalizm Yayınları olarak sabah akşam ordalar. Ayşe ben küçükken sormuş "Biz annenle yaşlanınca tonton ihtiyarlar olacağız değil mi?" diye, "Valla hiç sanmıyorum, siz şoför azarlayan cinsindensiniz, öyle de kalırsınız." demişim. 20-25 sene sonra hala aynı fikirdeyim. Fotoğrafta bir tanesini görüyorsunuz, diğeri çalışmayan pos makinasını yan standa götürmüştü söylene söylene. Ayaktaki abiler, komşu yayınevinin abileri.


Zaten kırk yılda bir birileri yanaşıyor; Komünist Manifesto'ya, Marksist Diyalektik'e falan ilgi öyle enginlere sığmaz taşar vaziyette değil tahmin edeceğiniz üzere. O yanaşanlara da hangi okula gittikleri soruluyor, çocuk mesela toplumsal cinsiyet çalışıyorsa tezi için, hemen ona göre kitap öneriliyor, "Biz twitter'a çıktık!" diye böbürleniyorlar, ekşisözlük falan diyorlar insanlara.

İki tane gençten oğlan gelip kitaplara bakmaya başladı, daha doğrusu biri bakarken diğeri de "ehuahau ne anlıycan olm bunnardan" diye yanında takılıyordu ve çok tükürüyordu konuşurken. Bu tüküren oğlan hızını alamadı, komünizmin eskidiğinden, bunların hep ölü şeyler olduğundan falan bahsedip dürtmeye başladı kitaplara bakan arkadaşını. Size yemin ederim içimden dua ettim "Allahııımm lütfen annemle Ayşe duymasın, lütfen!" diye. Duymadılar çok şükür. Oğlan baktığı kitaplardan ikisini almaya karar verdi, Ayşe zaten indirim yapmak için bahane arıyor, mesleğini falan sordu, inşaat mühendisiymiş, %40 indirimi kaptı. Tüküren oğlan kendini tutamayıp gene taciz edince arkadaşını şöyle bir diyalog yaşandı:

Ayşe: Neden anlamasın yahu?
Tüküren: Ehueheuehehue diyalektik, materyalist, manifesto ehuaheuheue.
Ayşe: İnşaat mühendisliğini bitiren adam pekala da anlar bunları.
Tüküren: Ehueheuehe ben anlamıyom.
Ayşe: Sen de anlarsın, neden kendini hafife alıyorsun?

Çocuk kızardı biraz, gülümseyerek gittiler. Fikir akımları ayol bunlar, korkacak bir şey yok, anlamayacak bir şey de yok. Korkacak bir şey varsa o da annemle Ayşe zaten, onların yanında her şey pofuduk kedi yavrusu gibi kalıyor, buna Marks da dahil. Neyse, bir okuyayım, bunu da bileyim diyorsanız eğer en düzgün çevirileri bunlar, zaten kitapların en pahalısı 10 lira falan, Ayşe ile annem de uçan kuşa indirim yapıyor, aklınızda olsun.

Sonra annemi sürükleyip çArşı standına götürdüm, "çArşı geliyooor!" kitabını alalım diye. "Siz gerçek çArşı mısınız?" diye sordum, gururla "Evet. İstanbul'dan geldik!" dedi, iki tane birbirinden sevimli genç çocuk duruyorlardı kitapların başında. Biraz Behzat Ç.'den bahsettik, gerçekten de elinde birasıyla sokaklarda olduğunu söyleyince çok etkilendiler, annem savcı mavcı diye diye çocuklarla dizi kritiği yaptı biraz. Sarılıp öpesim geldi, öyle güzel çocuklardı.

Esra Türkekul'un "Kapalıçarşı Cinayeti"ni alayım diye esenkitap'a gittim, bakınırken stand görevlisi "Siz cinayetli polisiye seviyorsunuz galiba?" dedi, "Evit ciniyit çik siviyirim" dedim, bir tane çizgi roman tavsiye etti "Böyle Sustu Zerdüşt" diye, onu da aldım. Şimdi farkettim, iki tane de kurşun kalem atmışlar torbaya, çok teşekkür ederim!

Sel Yayıncılık'ta da %30 indirim vardı, iki Capote, bir Orwell, iki adet de Selçuk Altun aldım, 30 lira verdim. Capote'lerden birine tam elimi atıyordum ki yanımda duran oğlanla gözgöze geldik, "Çalıyorum di mi sizin aldığınız kitapları?" dedim, "Evet." dedi, esas kaynağı gösterdi eliyle. Gidip ordan aldım ama yani oğlan da neye elimi attıysam sessiz sessiz gidip baktı, Sel Yayıncılık standı böyle gerilim görmemiştir. Burdan sana sesleniyorum kitabını çalmaya kalktığım oğlan; kozlarımızı Bilim ve Sosyalizm standında paylaşalım, orda arkam var benim.

Bir tane de poster aldım, sanırım 15. yüzyıldan bir Babil Kulesi resmi, Orta Çağ'a boş değilim, bir hoşlantı var, inkar edemeyeceğim. Doğubatı'nın standında güzel posterler var, 5 lira tanesi. Babil Kulesi'ni de koyayım aşağıya, çok güzel.


Alacağımı alıp annemlerin yanına döndüm, beni çanta gibi yere oturttular; hayatım bunların yanında çanta gibi geçti, kendi kendine iki sandalye bitiştirip uyuyan çocuktum ben meyhanelerde, hiç mi değişmez hayat?

Kitap Fuarı 12'sine kadar devam ediyor, imza günleri falan da var ama bir takvim bulamadım. Ben de ara ara gideceğim, uğrarsanız çay ısmarlarım. Ben yoksam anneme söyleyin, o ısmarlasın, çayınızı için mutlaka.

16 comments:

  1. Len beni de götür; önce fuara, sonra müzeye :) Kapalıçarşıyı okuyunca fikirlerini almak istiyorum. Ben o Berna'yı evlat edinmek istedim, esasen biraz kendimi gördüm hatunda, hahaha kendi kendimi evlat edincem sonuçta bişi değişmeyecek vazgeçeyim en iyisi:) İşin tuhafı okuyan herkes kendinden bişiler bulmuş :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Üçünüz birden beni edebiyatınızla döver, diyalektiğinizle havada çırparsınız, ikimiz gizlice buluşursak olabilir :) Kapalıçarşı'yı zaten ya sende ya da kitap blogunda gördüm, başka bir şey okuyorum, bitsin buna başlayacağım ablacığım. Yarın bir mektup yollayacağım sana, ulaşır inşallah sağlimen.

      Delete
    2. Yaşasıng, e hadi bekliyom :)

      Delete
  2. Ya ben de korkuyorum bu fikir akımlarından, biyoloji kitaplarından da. Anlamayacakmışım gibi geliyor. Edebiyat edebiyat takılayım diyorum, onu da anlıyor muyum bilmiyorum.
    Ben sınavlarım bitince haber edeceğim sana bi' de.
    Bu yıl not ortalamam yerin dibini boyladı sanırım :(

    ReplyDelete
    Replies
    1. Haber et evet! İkinci sene genelde çok şahane geçmiyor, yalnız değilsin :)
      Fikir akımlarının bir kısmını halledebiliriz bence, bir fikrim var, buluşunca şaaparız :)

      Delete
  3. "Capote'u yedirmeyiz" :D :D Posterine bayıldım ve kıskandım <3

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ahhahaha :D Yaa sen ne aldın? Ben Kabul Edilmiş Dualar'ı ve Yerel Renkler'i aldım. Posteri de yarın çerçeveciye bırakacağım, evde pek yer kalmamış ama zorlayacağım yüzey hacmini :)

      Delete
    2. Bende Soğunkanlılıkla yoktu onu aldım :) Capote edebiyatına uzağım ne yazık ki. Dedim tanışmak için iyi bir fırsat. Bakalım beğenecek miyim :)

      Delete
    3. Ben çok beğenmiştim, nasıl bulacaksın çok merak ediyorum. Filmi de güzeldi, Philip Seymour Hoffman'lı olanı.

      Delete
  4. annen ve arkadaşı buradaki kitap fuarına da gelirler mi, tahminen nisan gibi? çay benim de hakkım... :P

    ReplyDelete
    Replies
    1. İnanmayacaksın ama gelecekler ahhahaha :D

      Delete
  5. Yaa bu fuarlar neden hep bana uzak noktalarda ve tarihlerde acep? Atlayıp Ankaraya çok gelesim var ama zaman yok, İzmir'de nisan da güzel olur ama ben gelemem zaten gün bakımından içerdeyim tatil mevzusunda.Pöhhhh...O kadar özledim ki sürüsüne bereket bir sürü kitapla aynı ortamda olabilmeyi. Bu fuarlar bir başka. Okula gelen gezici stantlara bile gelir gider bakar her seferinde bi kitap alır bezdirirdim adamları. Bi çizgi roman tadında dergi aldık buradan biz de epey giydiren cinsten Cezayir'e ve insanlarına. Bulursam size de alayım bakın, siyah beyaz ama keşke renkli olabilseydi...Çay içmeye ben de gelseydim keşke ama ben de anlamam o mevzulardan dersem ne yanıt alırım pek merak ettim, korktum biraz. Okula giderken annem hep tembih ederdi kızım karışma sen sakın olaylara falan diye. Zaten ilk hafta dtcf de silahlı milahlı olaylar olmuştu ben gitmem bi daha bu okula deyip bi hafta yatmıştım. Çok tırstım zamanında tam da göbeğinde kalıp sırtıma koca bir taş yiyince. Polis ağlarken bana acıyıp çantamı ve elimden dökülen cdlerimi toplayıp koluma girip dışarı çıkartmıştı o savaş alanından, tam da o sırada kamera çekmez mi. Çeşitli illerden aramışlardı kız polisin kolunda ağlarken gördük ne oldu diye:):) Dünya aslında hiiiiç değişmedi, hep eksilerde, yerlerde. Ana baba olmak pek zor zanaat. Ben sanıyorum ki çocuğum olunca okula gittiğinde gizli gizli duvar diplerinden takip edeceğim onu psiko modeli:)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ahhahaha benim bir teyzem vardı peruk-güneş gözlüğü-pardesüden oluşan kostümünü giyip okul bahçesinde kuzenlerimi takip eden :D Yıllar sonra itiraf edince kuzenlerim şok geçirmiş "o tuhaf kadın sen miydin?" diye :)
      Ay ben de işime gelen kadarını anlıyorum, bu marksist teorileri arkeolojiye uygulayan oldu çok bir dönem, ödev mödev hazırlamam gerekince oturup okudum. Kendi ilgi alanına uygulayıp okuyunca daha kolay anlaşılıyor.
      Dil Tarih hareketli yer tabi, Ege'de o kadar yoktu. Bizim binada, alt katta bir kızcağızı öldürdü o.ç.nun teki; çıkma teklif etmiş, kız reddetmiş. Bayağı silahla vurdu kızı sınıfta, hocayı rehin aldı falan. O kadar kötü oldum ki yıllarca takip ettim ne olacak bu herife diye, aklı sağlığı yerinde değil diye rapor aldı ve serbest kaldı. Yıllar sonra biri av malzemeleri satan bir dükkanda tüfek bakarken fotoğrafını çekti, gazeteye çıktı. Herif tüfekli ve sokaklarda yani anlayacağın. Çok trajik bir olay daha vardı, o politik bir meseleydi, sonra anlatırım, boşver şimdi.
      Valla aslında kitap fuarı çok şenlikli değil, kalabalık da değildi pek ama insana iyi geliyor işte dolaşıp kitap bakmak, kitap seven insanlarla beraber olmak falan. Sen kesin dönüş yapınca gideriz hepberaber, Babil Kulesi posteri de alırız :)

      Delete
  6. Aaaa unuttum yazmaya babil kulesine benim de ayrı bir ilgim vardır. Çok severim. İyi ki almışsın bu posteri çok beğendim. Güle güle as kullan baktıkça beni de an arada:)
    Sevgiler

    ReplyDelete
  7. cumartesi günü, ayşe abla rastalı bi delikanlıya çeviriyi övüyordu, kitabın editörlüğünü yapacak birini bulamayışından bahsediyordu. "hımmm demek internet ünlüsü ayşe abla bu" dedim.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Pazar günü benimkiler tam kadro ordaydı, bir günle onları kaçırmışsın :) Annem gidip Can Bonomo'ya bakmış, çok beğenmiş :)

      Delete