January 14, 2014

Halet Çambel


Halet Hanım'ı kaybettik iki gün önce, bir şeyler yazmak istedim çünkü beni çok etkiledi, onun gibi insanlar pek yok artık. Yukardaki fotoğrafta nasıl da güzel. 1916 doğumluymuş, nerdeyse 100 yaşını görecekti, hep derler açık havada çalıştıkları için arkeologlar uzun yaşar diye. Halet Hanım'ın durumunda nicelikten değil nitelikten bahsetmek gerek.

Sorbonne'dan mezun bir arkeolog, Türkiye'yi o meşhur 1936 Berlin Olimpiyatları'nda temsil etmiş, eskrim dalında. Jesse Owens'ın atletizm dalında 4 altın madalya alıp Hitler'i delirttiği olimpiyatlar. Koca bir stadyumun Führer'i selamladığı bir organizasyonda "aşağı ırk"tan bir şampiyon olmak.


Peki Türkiye'den gelen 20 yaşında gencecik bir kız olarak Hitler'in davetini reddetmek? Halet Hanım, Hitler rejiminine hükümet yolladığı için geldiklerini, kendi istekleri ile asla gelmeyeceklerini söyleyerek gitmemiş Hitler'le tanışmaya. Gene eskrim dalında yarışan Suat Fetgeri Aşeni ile olimpiyatlara katılan ilk Türk kadın sporcular olarak tarihe yazıldı isimleri.


Halet Hanım Hitit çalıştı hayatı boyunca, Helmut Bossert gibi efsane bir isimle Hititçe'nin çözülüp okunmasında parmağı var. 1950'ler gibi erken bir dönemde "eserler bulundukları yerde sergilenmelidir" diye ayak direyen, kocası alaylı mimar Nail Çakırhan'la Karatepe'de bir açıkhava müzesi yaratan da Halet Hanım'dır. Çoğunluğun derdi tapınak mapınak, güzel eşyalar bulmakken kültürel miras meselesine dertlendiği için zamanının bir hayli ilerisinde bir bilim insanıydı, etikti, haklıydı, arkeolojik vicdanı vardı.

Anadolu'nun doğusu 1950'lerde arkeolojik olarak ölüydü, okuduğum bir makalede bu bölgenin ikliminin çok sert olduğundan, bu yüzden de tarihöncesi dönemlerde kimsenin buralarda yaşamadığından bahsediyordu biri. Halet Hanım bu talihsiz saptamalara pabuç bırakmadı, 1963'te Chicago Üniversitesi'nden bir bilim adamını da yanına alarak eşek sırtında gitti doğuya, tek tek tespit ettiler höyükleri, kayıt altına aldılar, kazılar başladı.


Halet Hanım çalıştığı toprakları ciddiye alan, seven, bu kültürü önemseyen biriydi. Kendi jenerasyonundan bazı arkeologlar ve tarihçiler gibi "Bütün dünya Türk'tür" hezeyanlarına kapılmayacak kadar da zihni berrak bir bilim insanıydı.


Mimarlık diploması olmadığı halde dünyanın en prestijli ödüllerinden Ağa Han Mimarlık Ödülü'nü kazanan Nail Çakırhan'la 70 yıl kadar evli kaldılar, oturdukları dünya güzeli Kırmızı Yalı'yı Boğaziçi Üniversitesi'ne bağışladılar.

Benim için bir kahraman, kızların da harika işler yapabileceklerinin kusursuz bir örneği, 98 yıllık bir ömrün nasıl yaşanması gerektiğini gösteren bir rehber Halet Hanım. Hem kendi kuşağı içinde hem de şu anda aktif çalışan kuşaklar içinde tüm kalbimle saygı duyduğum bir kaç isimden biri.

Değiştirdiği hayatlar, yeniden hayat verdiği eski halklar, yetiştirdiği kuşaklar, dünyanın en güzel topraklarına verdiği bir ömür ve güzel yüzü önünde saygıyla eğiliyorum. Duyduğum hayranlığı ve kalbimi sıkıştıran üzüntüyü kelimelerle anlatmanın imkanı yok.

10 comments:

  1. Teşekkürler geçte olsa tanımak güzeldi Halet hanımı

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ben de böyle biri geçti bu dünyadan diye düşünüp avunuyorum.

      Delete
  2. Böyle bir yazı bekliyordum senden, Halet Çambel'in ben de en büyük hayranlarından biriyim. O devirde o ne ataklık, ne öngörü, ne cesaret. İyi ki uzun yaşamış böyle bir değer. Umarım Nail'iyle huzurludur şimdi yattığı yerde. Birkaç yıl evvel Akyaka'da evlerinin bahçesini gezmiştik, "aslında içeriye davet ederdik ama Nail bey yoldan geldi dinleniyor, Halet Hanım da yok" demişti görevli, keşke olsaydı, keşke görebilseydim. Aynen senin yazdığın gibi ben de önünde saygıyla eğiliyorum, önünde eğilinecek insanların bu kadar az olduğu bir ülkede varlığı için de minnettarım...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Bakakaldım arkasından Halet Hanım'ın, yani büyük şok falan değil tabi, hayatın doğal hali bu ama öyle parkta unutulan çocuk gibi kaldım. Ben de tanışamadım, utandım hep yanına gitmeye, etrafı çok kalabalık olurdu zaten. Canım sıkılıyor geriye kalanları düşündükçe.

      Delete
  3. Leylak Dalı'na katılıyorum. Bu haberi aldığım an aklıma burası geldi. Kesin Fermina yazar diye düşünmeden edemedim. Tabi ya, Zihin ne anlar arkeolojiden :D İşi uzmanına bıraktım :) Tarihe çocukluğumdan beri fazlasıyla ilgim olsa da arkeoloji konusunda cahilim diyebilirim. Hani müzeleri ören yerlerini filan gezerim mümkün oldukça ama böyle isimleri filan bilmem.

    Hayat hikayesi ibretlik. Bir tabir vardır ya "hükümet gibi kadın" diye. Valla merhume de hükümet gibiymiş. Ona ve onun gibilere borçlu bu ülke.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Borçlu bence de. Halet Hanım bir de Osmanlı aristokratı bir aileden geliyor, bir dedesi sadrazam, diğeri Atatürk'ün yakın arkadaşı, milletvekili falan. O hayatı boyunca yaşadığı yalı aile yadigarı yani, bütün bunların içinde ne kadar mütevazi bir hayat, ne kadar ağırbaşlı ve sakin. Gırtlağımıza kadar sonradan görmelik içindeyiz, Halet Hanım başka bir zamanın insanıymış zaten düşününce.

      Delete
  4. Ay nasıl insanlar var şu hayatta, ben de anca ders çalışamıyorum diye ağlıyorum.
    Biraz utandım, biraz gaza geldim!

    ReplyDelete
    Replies
    1. Çok acayip di mi? Gaza geldiysen iyi, etkisi devam ediyor demek ki Halet Hanım'ın :)

      Delete
  5. Allah Rahmet eylesin. Gurur duydum hemcinsim, yurttaşım... İyi ki böyle insanlar var, neler bırakıp geçmiş hayatımızdan, mekanı cennet olsun

    ReplyDelete
    Replies
    1. O kadar korkuyorum ki bizim kuşaktan böyle insanlar çıkmayacak diye, okumanın yazmanın da pek kıymeti kalmadı zaten. Allah rahmet eylesin, yerini doldurmak mümkün değil Halet Hanım'ın.

      Delete