January 30, 2014

Joan Baez Dinleyip Bulmaca Çözüyorum. Eveth.

Coenler'in son filminden sonra bir folk müzik dalgası sardı beni, yalnız da değilmişim, baktım Zihnin Arka Sokakları yazdı, ben de yazayım istedim.

Joan Baez'in sesine ne aşinaymışım, güldüm kendi kendime. Öyle bir kaç isim var, o zamanlar taze olan dimağıma yer etmiş evde çalına çalına. Annemle babamdan da birer müzikofil (var mı bu kelime? audiophile? uydurdum mu?) çıkmazmış, hep aynı plaklar, aynı kasetler.

Fotoğrafta meşhur Washington yürüyüşünde Dylan'la şarkı söylüyorlar, şu Martin Luther King'in "Bir rüyam var" konuşmasını yaptığı özgürlük yürüyüşü. Joan Baez 22 yaşındaymış o gün, ben 22 yaşında "Ankara'dan nefreeaat ediyoruaam" diye ağlıyordum evde.

Sonra geçen yaz bize de selam çaktı Baez, yarısı İngilizce yarısı Türkçe şu videoyla:



Plak dolu ortalık, plakçalarımız yok. Teyzemden kalma bir portatif  "5 çayı partisi" pikabı var, iğnesi kırık, sağı solu yamuldu sıcaktan ve bakımsızlıktan. Şöyle sabah kalkıp bir Dylan plağı, bir Zeki Müren plağı koysaydım, çay demleyip çiçekleri sulasaydım. Şu aralar tek hedefim 70'li yaşlarında emekli bir teyze gibi yaşamak, kare bulmaca biriktiriyorum, camdan komşuların teraslarını dikizliyorum, mektup yazıp memleketin halinden ve gençlerin dangalaklığından şikayet ediyorum.

Kalkıp evi süpüreyim bari, köpeklerin döktüğü tüyün miktarını kelimelerle anlatmak mümkün değil. Her gün bir yavru köpek kadar tüy topluyorum. İnsafınız kurusun.

4 comments:

  1. "Buruşçıl" dedi ya dksjkdsa
    Allam çok tatlı.
    Ulan sesimizi dünya duydu kendi ülkemizdeki %50 duymadı, ona da çok üzülüyorum.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ama bak "doktor"u falan bayağı bastıra bastıra Türk gibi söylüyor :)
      Duymadılar, aranıyorum yollarda CNNTürk, NTV falan görürsem çantamla vuracağım, onların yüzünden duymadılar. Hiç affetmeyeceğim haber kanallarını.
      Düzelir her şey, eninde sonunda :)

      Delete
    2. Medya sadece bizim ülkede değil dünyanın her yerinde yalana ve görmezlikten gelmeye endeksli bir alan. En güvenilir kaynaktan bilgi alırken bile iki kere düşünmeli insan. Şahsen takip ettiğim bir medya organı da yok aslında. Eskiden bazı gazetelere göz atardım. Ama son olaylardan sonra "enough is enough" diyerekten hepsini çöpe attım. Sosyal medya her ne kadar kaosa ve dezenformasyona (böyle mi yazılıyordu bu nane) meyilli olsa da ana akım medyaya göre bence görece daha güvenilir.

      Şöyle bir bakıyorum da 60'larda (özellikle sonlarında) öyle inanılmaz akımlar ortaya çıkmış ki. Düşünsene twitter filan yok. Tüm medya karşında. Ama sen milyonlarca insanı toplayıp woodstock gibi bir festival düzenliyorsun. Savaşa ve sisteme asit dolu tükrüğünü fışkırtıyorsun. Aynı şekilde afro-amerikan vatandaşların hak arama çabaları. MLK, Brando'nun Akademi'ye savaş açması, Bob Dylan,.. Müthiş bir dönem. Düşündükçe hayret ediyorum. Şimdi güya teknoloji ilerledi. Mesafeler azaldı. Ama görüyoruz işte en kıytırık protestoya bile adam bulamıyorsun. Bırak Woodstock gibi büyük ölçekte bir olayı. İşte bunlar hep teknoloji :p

      Joan Baez dinleyelim, dinlettirelim.

      Delete
    3. Bütün medyanın sahibi 2-3 kişi olunca böyle oluyormuş anlaşılan, medya sahipleri aynı zamanda banka sahibi, inşaat şirketi sahibi falan da olunca anca köprü açılışı, Türkiye beyaza büründü haberleri seyredebiliyoruz.
      Sosyal medyada balonla gerçeği iyi kötü ayırdedecek hale gelmişizdir herhalde artık. Bazı küçük hikayeler ancak sosyal medyada yayılıyor, seviniyorum okuyunca, daha yakınız sanki olan bitene. Dediğin gibi mesafeler azaldı.
      Ama nedense kalpler taşlaşmış galiba, gene dediğin gibi. Bir an umutlanıyorum sonra çöküyorum "herhalde hiç iyi bir şey olmayacak" diye, sonra gene umutlanıyorum. Kafam kazan gibi, ne biçim bir zamandan geçiyoruz bilmiyorum ki.

      Delete