February 26, 2014

Küçük Bayan Gün Işığı

Her üniversiteye hazırlanan Türk genci gibi zamanı gelince dersaneye yazıldım; eskiden çok iddialı çocuklar dışında genelde lise son sınıfta gidilirdi dersaneye, işte belki bir de ekstradan matematik dersi falan. Seviye belirleme sınavına göre bir sınıfa düştüm, ilk cumartesi günü sabahın köründe gittim. Sınıfa vardığımda yer kalmamıştı pek, ne yapsam diye bakınırken bir çift koca gözün bana baktığını farkettim. Erkenden gelip yerine oturmuş, defterlerini falan açmış, hemen yanındaki duvara da bir Jim Morrison fotoğrafı yapıştırmış bekliyordu koca göz. Haydi hayırlısı, biraz deli galiba diye içimden geçirerek çöktüm yanına; koca gözlerin sahibesi, ben ve Jim Morrison test çözerek üniversiteye hazırlandık o sene.

Delilik konusunda beni hiç hayal kırıklığına uğratmadı, üzerine şiirli mektuplar, Kordon'da çaylar ve biralar, sabahlara kadar konuşmalar, deniz kıyısında bir tatil, anne kekleri, Ankara maceraları falan eklendi. Bir gün nedense deri ceketini oğlanın birine verdi sokakta, günlerce geri almaya çalıştık, bir gün dersanenin camından sarkmış aşağıdan geçenlere tirat atarken buldum "İnsanlarım, benim insanlarım!" diye, bir gün tutturdu "Senin saçların sönmüş, niye sönmüş, bir şeye mi üzüldün, saçların bile mutsuz bugün." diye ki haklıydı ve bunu ilk ve son farkeden o oldu. Bazı günler İzmir Körfezi'ni boydan boya geçip beni görmeye geldi, her zaman bir demet mor sümbülle geldi, bazen araya yıllar girdi ama her seferinde kaldığımız yerden konuşmaya devam ettik.

Araya giren yıllar bir de mini versiyonunu ekledi yanına, henüz tanışma fırsatım olmadı mini-koca gözle. En son Ankara'ya bir konuşma yapmaya geldi, Amerikan edebiyatında vampir motifi, son dönem vampirleri, erken dönem vampirleri ve kadın karakterler hakkında. Flamingo Pastanesi'nde milföy yerken bunlardan bahsettiğimiz bir sahneye zaten ondan başkası sebep olamazdı.

Bir blogu var, bu aralar daha sık yazıyor, şurdan okuyabilirsiniz. Kendisi için "komik anne, zor evlat, ortalama eş, tembel hoca, tutkulu öğrenci, aylak hayalperest, edebiyat-sever" demiş. 20 yıllık arkadaşlığımızın verdiği hakla peşinden her yere gidilecek insan, profesyonel mektup yazarı, gürül gürül bir huzur kaynağı ve tanıdığım en orijinal insanlardan biri olduğunu eklemek istiyorum.

Koca gözlü arkadaşımın adı Melis, çavdar tarlasında bir çocuktur, yürürken arkasında havai fişekler, simli rüyalar ve parlak renkli kırılgan çiçekler bırakır, tanıştığımıza çok memnunum.



Eski günlerin, rengi solmuş Converse pabuçların, bir kaç ergenlik sivilcesinin, test kitabımın kenarına gizlice çizilmiş bir kalbin, delirmiş bir tutkuyla şarkı söylemenin, dünyadaki son günümüzmüş gibi sokaklarda koşmanın ve o koca gözlerin hatrına eski dersane arkadaşımızdan bir şarkı ekleyip gidiyorum. Merhaba, seni seviyorum.

15 comments:

  1. Hemmmen aldım takibe, ilk sayfada Bospa'ya denk geldim, aayyyy çooh özledim, hemen Mart sonu olsun, gidiyim evime.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ya valla haşhaşlı gözleme falan yazmış, gözüm seğirdi özlemle. Ben orlardayken haşhaşlı gözleme yoktu, üzülüyorum çok :) Fönlü-tostlu saçlarıyla pazara gitmiş, üstüne romantik pozlar vermiş ahhaha, ama işte bir yerden patlak veriyor, illa ki sağa sola tırmanıyor delibozuk :D

      Delete
  2. Galiba demin yazdığımı yok ettim :) Senin arkadaşınsa kafadır o, alalım takibe blogunu mealinde birşeyler yazdıydım. Tadilat beynimi eritti, ben ne yaptığımı biliyor muyum, üstelik bugün gelmesi gereken parkeciler yarına kaldı, göçü topladık oturamıyoruz bile ayakta dikiliyoruz :)
    Selam söyle o güzel arkadaşına...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Söylerim selamı tabi :) Kurt Cobain gelmedi mi? O gelse halleder. Ya da halletmez, derin düşüncelere dalar, bir ağıt yakar :) Ay hadi bitse de kurtulsanız artık, durum fena bir hal aldı, endişeleniyorum ben.

      Delete
    2. Kurt Cobain gelmedi ama an itibarıyla süpirik yapıp başka ve daha becerikli ustalar geldi, sabahki çemkirmem sonuca ulaştı. Yalnız Kurt Cobain ne dedi biliyor musun, çok etkilendim. Yiğenine eh sen de meslek sahibi olursun okumazsan demiştim. Bana döndü ve şöyle dedi yerdeki yığılı kitapları göstererek: "Okumamak diye bir şey yok, şu kitapların benim evimde olması için neler verirdim bilir misiniz?" Herifte hafiften feylesofik bir yön saptadım :)

      Delete
    3. Oha boşuna değilmiş yani o Kurt Cobain'lik! Vay canına, içli çocukmuş.

      Delete
  3. Ne kadar güzel anlatmışsın arkadaşını çok sevdim:) Herkesin arkadaşları da biraz kendi gibidir ya Melis de sen gibi işte ne mutlu! Sevdiğim ve hala görüştüğüm bir can arkadaşıma ben de doğum gününde bir şiir yazmıştım kocaman o geldi aklıma doğum günüydü güya hüngür hüngür ağlamıştık ahhaa:) Blog sayfasına heyecanla bakacağım şimdi. Vampir konusu da pek ilgimi çekti ne yalan söyliym...Benim hiç bana çiçeklerle gelen arkadaşlarım olmadı bir kere bi sevgilim beyaz gül getirmişti ayrılmıştık o gün de zaten. Bana uzun yollardan gelip de mis gibi kokan sümbüller getiren bir arkadaşım olsun istedim şimdi çook hem de çook:)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Of bak o da İzmir'de oturuyor ve tam bir uzun sabah kahvaltısı partneri, süslü tabak, süslü masa falan. İkinizi Bostanlı Pazarı'na salıp pıtır pıtır takip edesim geldi :D Melis çok hayat doludur, çok renkli, çok meraklı; ben daha uyuz bi tipim :)
      Vampirli konuşma, benim burda anlatabildiğimden daha enteresan tabi, Bronte'ler falan vardı işin içinde, Buffy The Vampire Slayer ve Twilight falan.
      Biz Saçaklı'yla getiririz sana sümbül ayol, istediğin sümbül olsun :)

      Delete
    2. Aaaa bir izmirli daha demek ne güzel:) O pazarda düşünemedim böyle tüm çılgınlar toplanmış bir şekilde:) Çıkamayız herhalde uzunca bir süre. Gözleme de yeriz ama bak kesin..Ay bu yaz izmire gelsen keşke yaaa hem güneşli havalarda deniz kenarında ne şahane zaman geçiririz. Hem bizim ev toparlanmış olacak o zaman değin mangal bile yakarız sanki:):) Plastik tabak çatal ne güne duruyor dimi ama daha mutfak malzemelerim yok çünkü:) mangal alır kapar gideriz ahhahaa çılgın grup olaraktan:) Ayy sümbüller için de teşekkür ederim almış kadar oldum. Hayal etmesi bile güzel. Çiçek almak vermek ne şahane bir şeydir yahu. Evime hep taze çiçekler almak istiyorum inşalaaaaaaahhhhhh:) Ay hadi yaz gelsin artık!

      Delete
    3. Bu yaz gelirim artık İzmir'e, uzun kalmalı hem de. Bir mangallık tabak-çanak, alet-edevat da çıkar bizim Urla'daki evden ayol, piknik yaparız, yeter ki hava güzel olsun. Az kaldı yaza, biraz daha sabredicez sadece :)

      Delete
  4. ben bu yazıya hayran kaldım. arkadaşını da seni de kıskandım, ne güzel bir dostlukmuş o. ikinizin adına da çok sevindim. yazına, üslübuna da bayıldım bloguda hemen incelemeye başladım. çok iyisin. :D

    ReplyDelete
    Replies
    1. Yaaa beğendin mi gerçekten? Çok teşekkür ederim. O kadar süper bir kızdır ki Melis, neler neler yazayım istedim de böyle bir şey çıktı işte. Çok gerizekalı fotoğraflarımız da var ama kimbilir nerdeler, ayh valla nostalji bastı bugün dersaneydi, 90'lardı ahhahah :D

      Delete
  5. minam karagün dostum tostum. bana yazılan en güzel şey bu. acaip duygulandım. hastayım sana. doremifa.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Oralara gelsem de denize karşı otursak tost tost.

      Delete
  6. bu arada, diğer arkadaşlara: bir merhaba. blogum ve ben, hepinizi öper. gene buyrun. ben blogtayım şu aralar ya da çarşambaları bostanlı pazarında :)

    ReplyDelete