March 20, 2014

Dandik Mektup, Meyve Çekirdekleri, Bir Kitap ve Çeşitli Hayvanlar

Hiç sevmediğim bir huyum var, ne zaman dışarıyla çok ilgilensem evi unutuyorum. Ben olup bitene üzüldükçe evdeki elmalar çürüyor, kauçuğu toz kaplıyor, çamaşırlar yığılıyor falan. Baharın da ilk günüymüş bahanesiyle biraz kendime gelmeye çalışıyorum.

Koltuk kılıflarını yıkadım. Biraz bir şeyler ektim, yazacağım aşağıya. Ve fakat önce şu Marquez'in veda mektubunu yazmak istiyorum, zira bir Fermina Daza olarak sorumluluk hissediyorum. O mektup 2000 yılından beri dolanıyor ortalıkta, "La Maroineta" diye bir şiir, bez bebek demekmiş. O aralar kanser tedavisi görüyordu Marquez, şiir üstüne kaldı, halbuki Meksikalı biri yazmış. Sabah sabah üzülüp mesaj atan arkadaşlarımı böylece avuttum, Aylin sana ulaşamadım mesela, sana da burdan yazmış olayım.

Cumhuriyet ve Radikal gazeteleri de 14 sene sonra gene ısıtıp verdiler bu mektubu, onları da tebrik ediyorum. Belki de bedavaya stajyer çalıştırıp sömürmek yerine doğru dürüst kültür-sanat gazetecisi çalıştırmak gerekiyordur. (Tamamen bok atıyorum yazının burasında, en ufak bir fikrim yok ne yaptıklarına dair. Ama çok uzak bir ihtimal değildir zannımca.)

Neyse.

Küçük Joe'nun tarifiyle elma ve limon çekirdeği filizlendirmeye giriştim. Her şey yolunda giderse havalar ısınınca dışarı taşıyabileceğim küçük filizlerim olacak. Haydi bakalım.


Yine Küçük Joe tavsiyesiyle manavdan aldığım naneleri suda bekletmiştim, iyi kötü biraz kök salınca onları da ektim. Tek tük yeni tapraklar çıkıyor, çok umutsuz değilim.


4'le beraber okuyup sonra üzerine konuşalım diye Masumiyet Müzesi'ni okumaya başladım. Biraz geriden takip ediyorum 4'ü ama yarıladım kitabı. Hızlı okunuyor gerçekten ama daha ne kadar "evlilik öncesi cinsel birleşme"den bahsedeceğiz yahu? Anladık 1970'ler falan, bazı kızlar "modern", bazıları evlenmek istiyor, daha ne kadar aralara serpiştirilecek bu konu? Bir kere söyleyince anlıyoruz, ayrıca zaten yüzlerce sayfa Füsun'la Kemal'in ve etraflarındaki insanların evlilik öncesi-sonrası hayatları üzerine. Hem bu iki karakterin aşkı biraz kuru geldi bana hem de "kim kiminle evlenmeden kaç kere yatmış da sonra evlenebilmişler mi yoksa adam kaçmış mı?" meselesinden yıldım biraz. Bu şikayetim bir kenarda dursun, dönemin İstanbul'u güzel, müze fikri güzel; 365. sayfadayım, bitsin öyle yazayım bari.

Bir arkadaşım kartpostal kolleksiyonunu hibe etti bana, yıllarca biriktirilmiş arkası yazısız kartlar. Arada benden böyle tuhaf kartlar alırsanız bilin ki bu yıllar sonra özgürlüğüne kavuşmuş kolleksiyondan geliyor, bayağı tuhaf şeyler var içlerinde.


Güvenlik Caddesi'nin aşağı tarafında bir veteriner var, Kedici dergisini de çıkarıyorlar yanlış anlamadıysam. Derginin kapaklarından birinde fotoğrafı olan güzel tekiri veterinerin önünde güneşlenirken yakaladım geçenlerde, paparrazi gibi belgeledim. Zaten hemen arkasındaki reklam panosunda da fotoğrafı var. Hem meşhur hem suratsız tombalak.


Bu arada 6 kilo verdim, ne zormuş yarabbi. Kilo alması ne kolay halbuki, üstelik neşeyle şişmanlıyor insan. Neyse işte böyle, biraz kendime geldim, içine giremediğim iki pantolona girdim falan. Bunlar dışında akşamları Kudi'yle haber ve tartışma programı seyrediyoruz. Fotoğraf diyet öncesinden, şimdi kıçım daha küçük ama yüzümdeki ifade hala aynı. Kudi olmasaydı çoktan depresyonun dipsiz kuyularındaydım ben.


26 comments:

  1. bak,okudum çok uzun yorum yazacağım ama şu an çok işim var.:)

    ama bu post çok ilgimi çekti.tek tek yazmak istiyorum yorumumu.ilk uzun bulduğum bir zamanda yazacağım:)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ben beklerim, sen işlerini hallet de gel :)

      Delete
    2. bu sıralar hayata uyuyarak devam ediyorum.öyle yorgunum ki akşam 9 da koltukta sızıyorum.gece M.bıdı bıdı yatağıma götürüyor.burnuma nane yağı felan sürüyor ben uyurken.:)
      ne hasta olabildim ne iyileşebildim.geniz akıntısı süründürüyor beni..

      Marquez'e en çok sevdiğim kitabı Albay'a mektup yok kitabıyla başlayıp hayran olmuştum.
      en çok sevdiğim yazarlardandır kendisi.ama mektuptan hiç haberim yoktu.

      küçük joe 'nin yaşam tarzına hayranım.çok güzel şeyler öğrenebildim ondan.naneleri denemek istiyorum ben de.

      masumiyet müzesi hakkında düşündüklerim...
      aslında daha bitiremedim.100 sayfa felan kaldı sanırım ama bitirmek için itekliyorum kendimi.
      Orhan Pamuk'u eleştirmek haddim değil ama ne biliyim böyle güzel cümleler kurabilen bir adamın bir kısır döngü halindeki bu kitabı çokta gerekli değil gibi geldi bana.
      Biraz araştırdım bu kitap okuyucuyu ikiye bölmüş.
      kimi bayılıyor,kimi gereksiz olarak görüyor.
      ilk bölüm hızla okundu ama son bölüm içime sıkıntı verdi.fusünlerin evinde geçen günler..
      bitmek bilmiyor.hep aynı şeyi okuyormuşum gibi.
      böyle bir aşk ....


      Ben de bir beden ufaldım.ne kadar mutluyum.bir-iki beden daha ufalabilirim.çünkü halen iriceyim:)

      Bahar geliyor ,depresyona girme zamanı değil.haa gerçi hiç çıkıyor muyuz bu ayrı bir konu.
      kitleler halinde deliriyoruz.

      Ayrıca bu fotoğrafa bayıldığımı belirmeden geçemeyeceğim.

      Delete
    3. Ben de sabah kalkamıyorum iyi mi? Zaten köpekler gelip bütün çıkış yollarımı kapatarak yatıyor, boşverip biraz daha uyuyorum ya da kitap okuyorum. Ama bak güneş açtı, bundan sonra daha enerjik oluruz bence.
      Eski bir pantolonumu giydim bugün ben de, heyecanlanıp makyaj falan yaptım. Usta gelecek apartmana, onu bekliyorum kös kös :) Ben de 2 beden daha küçülsem süper olacak, hala kulplarım var :)
      Ya bak evet ben de Orhan Pamuk'u eleştirmek ne haddime diye düşünüyorum, bir yandan da manav gibi kilo hesabı "peheyy adam ne yazmış, 5 kilo kitap" falan diyorum içimden. Ama hakikaten Füsunlar'ın evde her gün birbirinin aynı, önce huzurlu bulmuştum bu durumu ama şu anda elime taş verseler camını kırarım o evin ahhahha :D Bir bitsin bakalım, müzeyi de gezeyim, iyi yaptık bence okumakla.
      Hangi fotoğrafa bayıldın, hangisi hangisi? :D

      Delete
    4. hepsi ama en çok kudiyle senin sarıldığın fotoğrafa..en çok ona:)

      müzeye gidince taşlayalım camını:))

      Delete
    5. Kocakafa Kudicik :) Hah valla çıkarken hislerimizi belli etmiş oluruz :)

      Delete
  2. Halbusi mail atarken mail adresimi yazmıştım sana :) Ama yine de çokk teşekkürler, aydınlatman için.
    Hem de Radikal yapıyor bunu. Yahu hangi gazeteyi okuyacağım neye inancağım bir de onunla ilgili aydınlatsan beni ne güzel olur .

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ya o mail adresi yanlış diye inat etti gmail, yazmıştım sana cevap, geri geldi :) Bir daha yazsana adresini oralardan, bir harf fazla mı oldu acaba?
      Ay bilmiyorum ben de neye inanacağımı, bu veda mektubunu okuya okuya ezberledim, o yüzden uyandım. Birgün'ün kitap eki güzeldi geçen yaz, hala öyle midir bilmiyorum. Çoğu gazeteyi havada çırpacak bloglar var, bazen rastlıyorum. Birbirimize yeteceğiz herhalde, ne yapalım :)

      Delete
  3. Ben de acep adam yeniden mi mektup yazdı diyordum, müzeden çıkma aynı mektup muymuş. Gündem kıtlığı da çekmiyoruz ama niye bu kadar gerilere gittik ki?
    Bugün sinemaya gittim, Ferzan Özpetek'in "Kemerlerinizi Bağlayın" filmine. Sağdan soldan olumsuz duyumlar almıştım ama hiç iplemedim, iplemem zaten sinema ve kitap konusunda. Ve gayet de beğendim, bazı sahnelerden de çok etkilendim. Tasfiye-pardon tavsiye olunur.
    Benim koca da çekirdekten domates ekti saksıya, galiba olacak, biberler de filizlendi, umarım kumrulara yem etmeden büyütmeyi başarırız.
    Bu arada tebrikler 6 kilo için, darısı başıma diyorum ama galiba beceremeyeceğim :(

    ReplyDelete
    Replies
    1. Valla bir yerlerde "Yahu aşkolsun, yazsam bunu mu yazarım ben?" diye söylendiğini okudum Marquez'in, gerçek midir bilmiyorum :)
      Geçen seneden bir tane cesur yürek domates fidesi kaldı, öylece duruyor. Antalya tabi tropikal memleket, her şeyler yetişir. Filme de gideyim madem bir ara.
      Et yeseydim bu kadar ağlamazdım büyük ihtimalle, yağsız ızgara tavuk mavuk serbest aslında. Ben mecburen tavşanlar gibi besleniyorum. Sen gelene kadar pastaneye vicdan azabı çekmeden gidecek hale gelirim umarım :)

      Delete
    2. Bütün vicdan azaplarını ben yükleneyim senin yerine, öyle fedakarım :) Fena kilo aldım yine, kader utansın...

      Delete
    3. Almamışsındır, geçen yaz da dertleniyordun ara ara, ben gördüm, yoktu bir şey. Akman konyaklı pasta çıkarmış bu arada, haber vereyim şimdiden :)

      Delete
    4. Aldımm, nokta :(
      Konyaklı pasta ha, gülesim geldi nostalcik yaptım. Antalya'ya gittiğimde yaş pasta diye tek bilinen muzlu rulo pasta idi, yok başka bişi. Sonra lazın biri bi pastane açtı ve konyaklı pasta imaline başladı. Konyaklı pasta statü sembolü oldu yeminnen. Ne zaman görsem duysam, gözümün önüne "ay dün görümcemler konyaklı pasta getirmiş" diyen Antalya kokoşları gelir :)

      Delete
    5. O zaman Çankaya düşesleri olarak gider yeriz konyaklı pastaları :)

      Delete
  4. Aaaigggh. Lan. O kotu kalpli tekiri pirtkak gobeinden isirir kendimi cirmalattiririm lan. Paspasi olurum o huysuzun.

    6 kilo. Hey masallah. It girlum benim.

    Postcardlardan pop art temali olan varsa, nasiplenmek isterim. Ehieh. O yanibasindaki cakmak her an kul etcek gibi ama. Korkunun faydasi var mi.

    Bak, bahar sana ne cok yakisiyor....

    ReplyDelete
    Replies
    1. Tekir iki sevdirip tokadı basıyor, bir kedide aradığım her şey var dombilide :) Şimdi bakayım pop art kart var mı, varsa bugün postalarım. Korkunun faydası yok, arkaya bakmadan koşmak lazım.
      İçim dışım salatalık oldu, havuç oldu, çok bedbahtım ama bunun Çeşme'si var, yazlık konseri var, dişimi sıkıcam biraz daha :)
      Bu bahar hepimize iyi gelecek bence.

      Delete
  5. Bu arada Orhan Pamuk kurdu o müzeyi İstanbul'da ;)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay biliyorum, yerini de biliyorum, kartpostal da var, onu bile biliyorum ve dişimi sıkıp okumaya devam etmemin sebeplerinden biri müzeyi gezmek :) Tam fenalık gelmişken "bu tokayı da buraya koyuyorum, müzeyi gezenler görsün diye" gibi bir cümle okuyorum, hem heyecanla hem de fikrin güzelliğine duyduğum kıskançlıkla okumaya devam ediyorum :) Beni bu eşyaların küçük evreniyle yakaladı, şimdi de sonunu merak ediyorum çok.

      Delete
  6. Son fotografi cok kiskandim!! :-) Cok güzelsiniz, mutlulugunuz daim olsun...
    Hava deli güzel istanbulda... tam anneme iki tane bere ördürdüm sonunda, bahar geldi.. :-))
    Bu sabah yatakta kiyafetlerimin icine girip boynumdan cikan bir kediyle uyandim.. annem burada vs uykusuzum ama keyifliyim.. aslinda tam uyuycaktim dün aksam, olanlardan sonra, uyuyamadim, saat 3 e kadar kim ne demis bak filan.. :-))) ne garip bir ülkede yasiyoruz yahu..
    seni tebrik ediyorum bu arada, aylardir 4 kilo vermek istiyorum, max iki kilo veriyorum, sonra da geri aliyorum, böyle gidiyor bu...
    öptük seni..

    ReplyDelete
    Replies
    1. Burası da güneşli, bahar dalları falan açtı. Annemi evde tutamaz hale geldim ben de :) Of dün gece twitter çok komikti, kapandı paniğinin 3 dakika bile sürmemiş olmasına inanamıyorum. Ben yatarken 1 milyona yakın Türkçe tweet aldığını söylüyorlardı, hayretler içinde kapattım bilgisayarı :)
      Senin kızı instagram'dan seviyoruz, torunu gurbette annaneler-dedeler gibi :) O tüylerin yumuşaklığı falan burdan bile belli oluyor, kıyamam ona ben, sana sabah sürprizi yapmış :)
      Ay Vera ben de aynen öyle kilo verip alıyordum kaç senedir, bana böyle radikal bir çözüm gerekiyormuş. Atmaya ya da vermeye kıyamadığım bir grup tişörtüm var, konserlerden almışım, anısı var, üstünde komik şeyler yazıyor falan, onları tekrar rahat rahat giyecek hale geleyim, başka bir şey istemiyorum.
      Öptük biz de, iki köpenk, bir de ben.

      Delete
  7. Ay ben hiç sevmemiştim Masumiyet Müzesi'ni. Kudi zaten tam sarılmalık bi' köpek. *.*
    Ben de kilo vermek istiyorum, koca bi göbeğim oldu leğen gibi :(

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay leğen göbeğe güldüm :D Öğrenci hayatı bazen göbek olarak geri gelebiliyor ama sende yoktu yahu bir şey son gördüğümde. Koko'dan fırsat bulup da sevemedi seni Kudi :D
      Şu Füsunlar'ın evden bir çıkarlarsa çok sevineceğim, zaten dizi dizi kitap her yer evde, daha okunacak bir sürü şey var.

      Delete
  8. Bu sıra sanki içime huysuz bir bahar kaçmış gibi benim. Keyifsiz depresif uyuzum, birilerini dövesim saçından yolasım var:) Bu yazını pek sevdim. Limon ağacım olsun mis gibi koksun istiyorum ama ekmeye cesaret edemedim neden bilmem. Yöntemin için geç kalmadıysam toprak alıp denemek istiyorum hemen. Bu eski kartları çok merak ettim. Acayip şanslısın, keşke biri bana da verse böyle eski kartlar mektuplar sayfalar plaklar ne olursa işte. Her biri ne harikadır kim bilir. Sen bana yazmıştın ama hala gelmedi ya gözüm yollarda valla off gelsin artık. Şu mutsuz zamanlarımda eeeen büyük mutluluğum olsun lüffeeeeenn...Kedici çok enteresanmış. ay duruşu kes..arkada da reklamı var zilli nin:)Havalara girmiş bence o, yakında imza falan dağıtır yahut pati diyelim:)
    Kilo olayına bittim ne kadar güzel. Ben de 3 kilo verebildim henüz. Bu arada kimseciklere demedim ama sigarayı bıraktım ben 22. gün bugün:) tırmalıyorum...Bende senin gibi 6 kilo versem mutluluktan ölebilirim herhalde. Köpüşlü fotona da bayıldım harikasınız, ben de kedimle böyle izliyorum tv keyifli oluyor..
    son blog yazımı da okudun mu bilmem ama gedizle sana ithaf edildi o bahçede öylesine oturduğum bir zaman çok içimden geldi yazıverdim:)
    Sevgiler

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ben de neşeliydim ne güzel, güneş müneş. Bu sabahtan beri içim dışım bilgisayar oldu, bir şey kuruyorum şişiyor, bir yeri açıyorum başka yer kapanıyor, birazdan koltuğa büzülüp gerizekalı gibi televizyonda ne varsa onu seyredeceğim.
      Limonu dene, bahar başlangıcı nasıl olsa mevsim, olur bence. Sana da yollıycam eski kartlardan, zaten mektubunu da atmadım ki hala :( Ama iyi oldu, şimdi aklıma bir şey daha geldi içine ekleyecek :)
      Ay boşver kilo vermeyi, sigarayı bırakmak daha önemli, hem de 22 gün olmuş! Son yazını okudum, biraz üzerime de alınmıştım aslında, demek ki öyleymiş! :) Dur şu mektubu toplayayım da pazartesi postalayayım. Öpüyorum çok.

      Delete
  9. Bu fotoya kayıtsız kalamazdım. Senin ve Kudinin gözlerinden öperim.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Biz de öpüyoruz! Kudi'nin akşam huzuru hepimize sirayet eder umarım :)

      Delete