April 10, 2014

Çalıkuşu Mimi

Hazır girişmişken Cessie'nin mimini de yapacağım, onun da üzerinden üç hafta geçmiş. Çok özür dilerim, halbuki seni ne çok seviyorum küçük balık!

Mimin adı "Çalıkuşu Mimi". (mimin mimi miminin mimimimiimi ühüüühühü) Kitaptan bir alıntı yapıyor, Dördüncü sınıftaydım. Yaşım on iki kadar olmalı. Fransızca muallimimiz Sör Aleksi, bir gün bize yazı vazifesi vermişti. "Hayattaki ilk hatıralarınızı yazmaya çalışın. Bakalım neler bulacaksınız? Sizin için güzel bir hayat temrini olur." demişti., buna mukabil, hatırlayabildiğimiz ilk anılarımızı yazmamız icap ediyor.

Bunu da düşünüp durduğum halde öyle elle tutulur bir anıya ulaşamadım. Yandaki fotoğrafta anneannemin kucağındayım, doğal olarak da hatırlamıyorum fotoğrafın çekildiğini falan. Ama anneanne hissini hatırlıyorum, koşulsuz sevilmeyi, şımartılmayı, güvende olmayı. Her daim çiçekli, kedili ve güneşli bir balkon hatırlıyorum. Herhalde hayatta en çok anneannemi sevdim ben. Bu üzerindeki beyaz hırkayı da yıllarca, yıllarca giydim.

Bir de bu Bozcaada tatili var, yıl 1987. Annem, kardeşime hamileymiş, haberimiz yoktu, ben 8 yaşındaydım. Saçlarımı annem keserdi, bu üstümdeki Havai şortunu çok severdim. Kolumdaki saat Mickey Mouse'luydu, kolları hareket eder, saati gösterirdi. Babamla otelin verandasında saatlerce kağıt oynadık. Pişti der geçersiniz, ciddiye almazsınız ama kazık kadar insanları ağlattığım oldu. Çok iddialı bir pişti oyuncusuyum.

Assos antik kentini ziyaret ettik. Kazıda çalışan kızları oğlanları görünce arkeolog olmaya karar vermiştim. O anı dünmüş gibi hatırlıyorum, hayatımda gördüğüm en havalı ablalardı onlar. Umarım ben kimsenin hayatını kaydırmamışımdır böyle örnek teşkil ederek.

Havale geçirene kadar dondurma yediğimi hatırlıyorum bir de. Herkese açık bir dondurma dolabı vardı otelde. Gene otelden, üzerinde "Assos" yazan bir tişört aldı babam bana, galiba parasını ödemeyi unuttuk. Hala saklıyorum tişörtü.

Bu, üç kişilik bir aile olarak çıktığımız son tatildi. 1988'den sonra işin içine kardeşim girdi, maceranın dozu arttı, pansiyonlardan mı kovulmadık, denizden çocuk mu toplamadık, ne siz sorun ne ben anlatayım. Gene deniz kenarı bir yerde, bir çoban köpeğini ikna etmek zorunda kalmıştık, "Ama bak bu insan yavrusu, senin yavrun değil. Böyle yakasından çekerek götüremezsin" diye. Halbuki köpek de kardeşim de çok memnundu hallerinden.

Neyse evet, anılar geçidi oldu iyice. Tek tek yazmayacağım, alınız, gönül rahatlığıyla yapınız mimi. Ben de evi toplayayım biraz, gene her yer köpek kılı.

19 comments:

  1. "Temin" değil, "temrin"dir.
    TDK sözlüğüne göre: "Tekrarlatarak alıştırma"

    "Bir zamanlar ben de nefsimi köreltmek için benliğimin burnunu kıracak böyle temrinler yapardım."- H. Taner

    ReplyDelete
    Replies
    1. Olduğu gibi kopyaladım, kitaptan kontrol etmek aklıma gelmedi, teşekkür ederim, düzeltirim.
      Keşke imla düzeltmenin üzerine iki kelam edebilseydik?

      Delete
    2. Her bi haltı düzelten menopoz teyze değilim :D ama "sanatçı ve eseri" konusunda hassasım. Sanatçı öyle yapmışsa vardır bildiği, mesela attila ilhan kendi adını ve şiir dizelerinin başını küçük harfle yazar, mesela Küçük İskender kelimeleri ortadan bölerek yeni imgeler yaratır. Sanal alemde ise farklı farklı hatalar var. Her güzel birkaç lafın altına yapıştırıyorlar: Ömer Hayyam! Adsız hatta sanki kendi yazmış gibi yayımlanan eserler de çok.. Hepimiz imla hataları yapabiliyoruz. Bir de Türkçe Hititçe gibi ölü bir dil değil ki, tabii ki gelişecek, değişecek. Ayrıca olayın kaynağına inip deeptone ile görüştüm :D

      Delete
    3. Ahahhahha yaaa estağfurullah, imla konusunda benim de hassasiyetlerim var :D Geçen haftalarda annem, yazdığı bir şeyleri daktilo ettirdi bana, dehşetle ne çok şeyi yanlış yazdığımı farkettim. Koymam gereken yerlere virgül de koymuyormuşum falan. Annem beni iyice ezince, kendime güvenim de gitti, siz gelip "temrin" diye düzelttiğinizde zaten şüpheler içinde eski yazdıklarıma bakıyordum :) Çalıkuşu'nu okuyalı herhalde bir yirmi sene olmuştur, temrin ne demek bilmiyordum üstelik.
      Olayın kaynağına kadar inmenizi de çok takdir ettim, siz lütfen düzeltin gözünüze çarptıkça. Benim bu sayfalarda akasya ağacına taze fasulye demişliğim var, çok şükür ki hiç üşenmeden bu botanik cehaletimi düzelten biri de var. Seviniyorum böyle şeylere :)

      Delete
  2. okuduğum en güzel çalıkuşu mimi bu:)
    mim okurken hiç sıkılmadım.

    ReplyDelete
    Replies
    1. 1 yaş-8 yaş arası bütün fotoğraflarım annemlerde kaldı, benim kafamda da bir boşluk oluşmuş o yüzden :) Yapacak mısın? Sen de yap :)

      Delete
    2. yapmıştım ben bunu,hiç mim yazmayı beceremiyorum:)

      Delete
  3. Ne kadar güzel bir mim bu :)
    benimde kahküllerimi annem hep keserdi :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Yapsana sen de :) Yaptın mı yoksa daha önce?
      Annem bazen etek, elbise falan da dikerdi bana. Bazen çok özlüyorum çocukluk günlerimi.

      Delete
  4. yalnız o anneanne hırkası ne kadar güzelmiş!

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay bütün lise ve üniversite yıllarım o hırkanın içinde geçti. Romantik anane hırkası :)

      Delete
  5. Ahahah Mina!
    Zeynep'i de çok seviyoz, bunu ona ilet.

    Benim idolümsün, biliyosun. Hayatımı biraz kaydırmış olabilirsin.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Öyle deme :) Bak o son maceramız yüzünden hala barbar conan'dan fırça yiyiyorum ahhahhaha :D
      Zeynep'i köpeğe bıraksaydık o gün, belki daha mutlu bir hayatı olurdu, bilemiyorum :)

      Delete
    2. Valla öyle diyorum! :D
      Ay ama ona da hak veriyorum, kafan gözün çıkacak diye korkmuş.

      Delete
    3. Yok ayol, sen varsın diye. Bir şey olsaymış annene babana ne diyecekmişiz falan. Ben o akşamdan sonra iki kere daha benzer şeylere iştirak ettim, birinde perişan oldum hatta. Bana o kadar üzülmüyor.

      Delete
    4. Valla bana bişe olsa annemlere bişey uydururduk.Şey derdik, ıı ayağı kaymış gaz fişeğinin üstüne düşmüş falan. Hem ben kafama koymuştum, senle gittim diye bişey olmadı. Yalnız gitsem tüm şapşallığımla Ankara asfaltına yapışıverebilirdim.

      Delete
    5. Zaten su sıkmışlar sadece arkamızdan, en fazla biraz uçup ıslanırmışız :) Kendi mahallemizde bir şey olmaz diye düşünüyorum hep, ne yapacağımı bilirim falan ama kaçan insanların sırtlarına plastik mermi sıkıp kafalarına nişan alarak gaz attıkları için çok yanılıyorum tabi.

      Delete
  6. Anılar geçitini seviyorum. Anneannenin beyaz hırkası gibi benim de babaannemin gri bir hırkası vardı hep giydiği, ben de onu giymeyi çok severdim. Halam vermiş birine onu, o günden beri kocaman bir kırık var içimde ona karşı. Kirli bir beyaz hırka kaldı ondan bana yıllardır yıkamadığım, giyip kokluyorum hala sanki kurabiye gibi. Çok seviyorum o fotoğrafınızı. Pişti oynardın demek ne şahane, artık kimse oynamıyor, ben gelsem oynar mıyız? Bahar geliyor yavaş da olsa, bugün bahçeye yağlı boyadan sek sek çizicem gel sende oynayalım? İyi geliriz bu havada birbirimize? Mim güzel şey, yapmak lazım..Yazmalıyım zaten bu sıra bolca yoksa yüzyüzeyken konuşuruz dinleyerek ölücem:)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Geçen gün annem Şafak'a anlattı, eliyle beni işaret ederek, "Bunun eşyaları hep çok kıymetliydi, ortalığı ayağa kaldırırdı" diye ahahhaha :D Çok erken yaşlarda terörize ettiğim için herkesi, kimse eski eşyalarımı elden çıkaramadı. Bu hırkayı anneannem vermişti giyeyim diye, ama o öldükten sonra dolabından aldığım birkaç para eşyası var, ben de yıkamadan saklıyorum.
      Piştiye her zaman varım, sek sek için de elimden geleni yaparım, ne kadar zıplayabiliyorum hiç emin değilim :) Ay yüzyüzeyken konuşuruz bir bataklık resmen, girince çıkamıyorsun :D

      Delete