April 19, 2014

İzmir Kitap Fuarı ve İyi Arkadaşlar, Bir Adet Donmuş Tavuk

Daha önce maceralarını yazdığım, kitap fuarlarının atarlı-giderli ikilisi annem ve Ayşe'si, an itibarı ile İzmir'de fuar alanında yerlerini almışlar. Sosyal medyayı hem anlamayıp hem de çok beğendikleri için burdan ilan ediyorum. Bilim ve Sosyalizm Yayınları standında sizleri beklemekteler, yanlarında ikram olarak çay ve babam da varmış, tüm kitaplar da %30 indirimli. "Ben Fermina Daza'nın arkadaşıyım" diye selamlayacaklara da hazırlıklılar, "Tamam tamam, biliyoruz bilog filan" dediler.


Dün S.'ye gittim, kahvaltı ederiz diye. Beni bununla karşıladı, Kolera Günlerinde Aşk kapakları. Teker teker bulmuş, bastırtmış, çerçeveletmiş ve bunların hepsini ben evden çıkıp ekmek-gazte-kurabiye-kediye mama alıp onun evine varana kadar yapmış. Ağladım hemen. Kahvaltı yerine güzel pembe bir şarap içtik, makarna yedik. Kolumun altına alıp eve döndüm. Yolda da gözlerim doldu biraz.

35 yaşındayım ve iki gündür aralıklarla hiç görmediğim bir adamın, üstelik de beklenen ölümüne ağlıyorum. Ne yalan söyleyeyim, kendimi biraz gerizekalı gibi de hissediyorum. Kedim öldüğünde de böyle olmuştu, kediniz öldüğü için üzülmenizle dalga geçecek insanlar her daim mevcut. En iyi ihtimalle anlamazlar neden ağladığınızı. 35 senenin deneyimiyle böyle şeyleri ortalıkta söylememeyi öğrendim. Aslında ne bu insanların düşündüğü kadar naifim ne de kedimi-sevdiğim yazarı falan dünyanın diğer dertlerinin önüne koyuyorum. Kendimi ifade etmekten çok sıkıldığımdan ama nedense her seferinde zavallı gibi kendimi bu sosyopatlara ifade etmeye çalıştığımdan ve bu huyumdan nefret ettiğimden, artık çenemi kapatıyorum. Kendimle ilgili bir şüphem yok çünkü, bu bahsettiğim insanların çoğundan daha iyi biriyim. 35 yaş ve üzeri insana böyle atar yapma imkanı veriyor, gönül rahatlığıyla yazıyorum, eksiklerimin de diğerlerinden daha iyi olduğum şeylerin de farkındayım. O yüzden de bu bahsi geçen güruhun çoğundan daha mutlu biriyim.

İnsan ırkı olarak birbirimize muhtacız, beraber çalışıyoruz, beraber karar veriyoruz. Ama işte tek tük de olsa "başka türlü" birileri var şu hayatta. On beş yıllık kedinize ağlarken bitirmekten vazgeçtiğiniz makaleniz için telefon açıp "Bak şimdi sen bir kaç gün yas tut, sonra da bitir makaleni, ben bekleyeceğim seni" diyen bir hoca var mesela. Acı çektiğinizi tahmin edip bir şeyler yapmak isteyen, esnafla itişe kakışa ve ışık hızıyla poster yaptırıp sabırla sizi dinleyen biri de var. Dünya böyle insanların sayesinde dönüyor hala.

Bence şanslı biriyim ve çoğu zaman sadece bunun için şükrediyorum. Şükretmeyi de 30'umdan sonra öğrendim. Şans derken yanlış anlamayın, geçen hafta kafama donmuş tavuk düştü buzluktan, acımdan yere oturup ağladım, alnım şişti. Ev kazalarıyla mücadelem devam ediyor. Anlaşılmaktan, olduğum gibi kabul edilmekten falan bahsediyorum. Donmuş gıdalar istedikleri kadar canıma kastedebilir, iyi arkadaşlarım var benim.

22 comments:

  1. yarın gidiyorum yanlarına, çantama püskevit falan atayım bari, çayla yerik :)

    şans demeyelim ona, şanslı olsak diğer abuklukları yaşayacak kadar şanslı olmazdık... o.O yorum yazmaya yazmaya nasıl yazıldığını unutmuşum bak.. :)

    ne diyordum... işte bunlar hep karma! iyi karma bizi bulduğunda anlayacak kadar akıllıyız ama daha fazla değil... :) ohh beaa... açıldım. ben biraz sağı solu kurcalayım, ehiii... :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Fuar şenlikliymiş, öyle anladım. Babam dün, "Hayatımda bu kadar çok çocuğu bir arada görmedim!" diyordu ahhahah :D Şimdi arayıp aldım haberleri, Eti Cin partisi olmuş :) Annem geleceğinizi bilseymiş şık giyinirmiş, kırmızı kazağı çok eskiymiş, öyle dedi :)
      Ay bilmiyorum ben artık karma marma, bak evden çıkmıyorum, gene de başıma gelmeyen kalmıyor. Ne biçim hayat bu? :D

      Delete
  2. Seni çok iyi anlıyorum. Ben hiç okumadım Marquez, iyi de oldu bence. Okumuş sevmiş olsaydım ben de ağlardım, çok ağlardım hem. Seneler öncesinde ölmüş Virginia Woolf'a ağlıyorum, James Baldwin'e ağlıyorum ben de. 15 yıllık kedin ölmüş, üzülmüşsün, çok doğal. Hatırlarsan ben ara sıra yemek verdiğim, fırsat buldukça sevdiğim kedinin varsayımsal tecavüze uğrayışı yüzünden dakikalarca ağladım hem de öyle böyle ağlamak değil, senin ne kadar üzüldüğünü tahmin edemiyorum. Oluyor böyle şeyler.

    Didem Madak'ın bi şiirinde bi'kaç dize var, blogumda da yazmıştım bana seni hatırlatıyor bak

    Kalbimi de büyüttüm sonunda
    Artık bazen gözlerime tırmanıp bakıyor sokağa
    Kirpiklerime tutunuyor, o ince parmaklıklara
    Öyle çok büyüdü yani, görsen şaşarsın.
    Kalbim sanırım büyüyünce
    Sokaklarda ağlayan biri olacak

    Ben seni çok seviyorum, gördüğüm en iyi insanlardan birisin <3

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ben de seni çok seviyorum, buluşalım mı gene bu aralar? Beni ne zaman Mert'le tanıştıracaksın? :)
      Didem Madak'tan hiç haberim yoktu, sonra evanası Grapon Kağıtları'nı yolladı, bütün bunlar tesadüf olamaz, şu yazdığın dizeleri okuyup ağlamıştım biraz. Bak benim şiirle barışmam da 30'umdan sonra oldu, sen benden fersah fersah öndesin.
      Kalpsiz insanlar hep var, sızlanmayı kesip yürümeye devam etmek lazım herhalde. Sızlanmak da varlığımın yapı taşlarından biri, ne yapacağım bilmiyorum :)

      Delete
    2. Ay buluşalım oluur. Mert'i de getiriym mi? Biraz utangaç ama ona Koko'nun fotoğraflarını falan gösterdim, bayıldı eheh :D

      Sızlanmak benim de varlığımın yapıtaşlarından biri :D

      Delete
    3. Getir :) Açılır bence biraz oturunca. Olmadı Koko'yla güreşirler falan, bir şey buluruz :)

      Delete
  3. Ferminacim ya, kedin öldügü icin üzüldügünde, ya da sevdigin yazar öldügünde üzüldügünde, seninle alay edenler gercekten kalpsizlermis. Böyle insanlarin hayatta birseyleri sevemediklerini, o duyguyu bilmediklerini, ya da bi zamanlar cok fena canlarinin yandigini ve bu yüzden herseyle alay ederek yaralarini saklamaya calistiklarini düsünüyorum.. Yazik onlara... Ama artik onlara iyilik yapmaya, degistirmeye calismaya filan degil, mümkün mertebe uzak durmaya calisiyorum.. Ben iyilestiremedim o türleri... :-( metaneti olan denemeye devam etsin, belki ben de bir gün tekrar denerim.
    Cok insan var, cok iyi insanlar da var.. Bak mesela dün üniversite arkadaslarimdan biri mail atti bana, marquez ölmüs, cok üzüldüm diye.. aradim konustuk.. üniversitede birlikte okumustuk, bazi sayfalari sonra acip acip birbirimize okurduk, yüzyillik yalnizlikta bazi olaylara cok güldügümüzü de hatirliyorum, su anda bunlari o zamanlar neden o denli komik bulmus oldugumuzu ikimiz de bilemiyoruz tabii.. :-)) Insanin gözlerinin dolmasi insanca geliyor bana, kalbin sogumamissa cok normal... Iki damla gözyasi, birakti gitti diye degil belki ama, "ne güzel insansin, nasil da hakkini vererek yasadin yahu", der gibi belki.. kelimelerin yetmedigi duygular icin, iki damla gözyasi, cok insanca..
    Kedim ameliyat gecirdiginde, iki gün aglamaktan gözlerim sisti, uyuyamadim, yüzüm bembeyazdi, birsey yiyemedim filan, bunun tuhaf oldugunu da düsünmüyorum.. O bir esya degil.. Benim kalbimden geceni okuyan, masum, sevgi dolu, bana sinirsizca güvenen, siginan, bir canli. Kedim konusunda en gaddar ve cikarci davranis seklini de, ne yazik ki veteriner familyasindan gördüm, cogu para kapisi olarak görüyorlar, ve senin o hayvani önemsemeni garipsiyorlar.. neyse..
    insaniyetini yasayan insan da cok.. güzel olan bu.. "ama sen de biraz fazla hassassin" diyenlere artik "sen de biraz fazla kalin derilisin" diyorum icimden de olsa, ve mümkün mertebe uzak duruyorum...
    Hayallerle, duygularla, sevgiyle, hassasiyetle alay edenlere kapimiz kapali.. :-)

    not: sosyopat kelimesi neden bu kadar cok kullanilir oldu su sira? ciddi bir psikolojik bozukluk degil mi o, yoksa baska anlamda da mi kullaniliyor?

    ReplyDelete
    Replies
    1. Alay etmek de değil, bıyık altından gülmek. Ay iyileştirecek bir şey değil bu bence, bencil tipler bunlar, kendileriyle ilgili olmayan hiçbir durum, gündemlerinde 10 saniyeden fazla kalamıyor. Ama tabi kendi içlerinde de kategoriler var, bazıları geçiştirir mesela "Ay hay allah, çok üzüldüm" falan diye, bana yüzüme boş bakanı denk gelmişti. O kadar umrunda değildi ki ne diyeceğini bile kestiremedi. Aynı boş bakana "Arkadaşımın cesedi Ortaköy'de kıyıya vurmuş, biraz önce de kedimin kanser olduğunu öğrendim" demişliğim var, o gün de boş bakmıştı. Bu yüzden sosyopat diyorum, yoksa anladığımdan falan değil. Herhalde tıbbi anlamını çarpıtıyor herkes benim gibi.
      Hah bak tam da yazdığın gibi, güzel yaşanmış bir hayata, geride kalan hikayelere ağlayası geliyor insanın. Bana da çok insanca geliyor, tuhaf bulmuyorum. Kaçtım işte ben de kalın derililerden, kendi dünyamda her şey yolunda :)
      Veterinerler büyük bir çoğunlukla gaddar ve çıkarcı, çok çok az veterinerin hayvanları sevdiğini, beni de "parası bol, gerzek hayvansever" olarak görmediğini düşünüyorum. En son, arkadaşımın kedisini aşıya götürdük, bu sefer de veteriner o kadar uzattı ki, kediyi kutudan çıkarması 15 dakika sürdü. Böyle sahte bir ihtimam, sahte bir nezaket. Yahu biz zaten kavga dövüş soktuk kutuya, biliyoruz kedinin huyunu, bas iğneyi gidelim. Bir de "Hangi mamayı yediriyorsunuz, bakın şu marka çok iyi" deyince arkadaşımla gözgöze geldik, aşıyı yaptırıp çıktık, bir daha gitmedik bu adama. Aptalız ya biz, veteriner de bir nevi allah falan, onun dediği markayı alacağız. Anlıyorum seni, bizimkiler o ameliyatı geçireli 3 yıl falan oldu, artık aşıdan aşıya gidiyoruz. Biraz uzak bir semtte ama gördüğüm en dürüst veteriner, öyle mama sokuşturmaya falan da tenezzül edecek biri değil, içim rahat.

      Delete
    2. evet di mi, bazi insanlar cok bencil oluyorlar.. bu türlere birsey söylesen, söyle bir bakar, alakasiz bir konuyla ilgili baska birsey söylerler... :-D :-D duyduklarindan emin olamazsin, paralel evrenden ses geliyor gibi tuhaf bir duygu...
      Arkadasinin cesedi filan vurmadi di mi kiyiya, o yazdiklarin saka diye düsündüm ama.. :-))
      Kitap fuarina sanirim en son 14 sene önce gitmistim izmirde.. Cok özendim...
      Vejetaryen insanin basina donmus tavuk düsmesi de gercekten görülmez kaza... :-))) gülüyorum kusura bakma, gecmis olsun. Benim de gecen hafta basparmagimin üstüne, kalin ahsap kahve kutusu düstü, o tirnak daha yeni cikiyor ve iyilesiyordu oysa.. benim de gözümden yas geldi.. :-) sen de bana gülebilirsin.. :-))

      Delete
    3. Ay bilmiyorum ki bir mesaj olarak mı alsaydım acaba tavuğu? :D Ben de güldüm zaten kafama başka donmuş gıdalar basarken, bence kurşun döktürelim bir şey yapalım.
      İzmir'deki fuar burdakinden daha atraksiyonlu gibi geldi bana, üstelik de bildiğimiz fuardaymış, şehrin göbeğinde. Çıkar Kordon'a yürürsün, rahat rahat evine dönersin falan, ben de özendim.
      Hikaye de gerçek, şaka değil. Veterinerden çıktım kedimin kanserini öğrenip, dolmuşa bindim okula gitmek için, annem arayıp haber verdi, günlerdir arıyorlardı, bekliyorduk. Ağlaya ağlaya okula vardım. Ofiste kimse yoktu, bu ruh hastası geldi, birine anlatmam lazımdı. Kadın sadece baktı bana, hayatımda gördüğüm en boş surattı o. Hatırladıkça ürperiyorum.

      Delete
  4. Aha olamazzz, Kitap Fuarındaydık bugün ben ve Melissa. Çoğunlukla 8 yaş standları olmak üzre, pek çoğunun önünden şöyle bir geçmişliğim var emme, sana benzeyen narin yapılı, gizemli, cool bir hatun göremedim. hele babana benzeyene hiç rastlamadım. daha erken yazmalıydın minosh daha da erken, gün doğmadan bildirmeliydin. neyse artık. sen gel bari.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay anneme söyledim şimdi, üzüldü sizle karşılaşamadığına. Keşke seni arasaydım bir önceki gece, niye aklıma gelmedi ya?!
      Ben gelirim, Melissa'yla origami yapmak istiyorum, ben de ona friendship bilekliği örmeyi öğretirim <3

      Delete
  5. Üff donmuş tavuk kafaya ha, hakkaten ilginç kazalar seni buluyor be Ferminam, geçmiş olsun. Annemin kafasına da bir keresinde kitaplığın en tepesinde duran neredeyse 1 kilo ağırlığında tunçtan Atatürk büstü düşmüştü de günlerce kafama Atatürk düştü diye gezmişti :)
    Arkadaşını takdir ettim çok, bu tür jestler yapabilen ve kişiye has hediye bulabilen insanlar çok az bulunur, ne mutlu sana...
    Ha bir de, seni seviyom kız :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ben de seni seviyom, gelin artık yahu! :)
      Hemen buzluktan bezelye alıp kafama bastım, çok pratik oldu aslında. Ve fekat kocamın gözünde haysiyetim günden güne azalıyor, nasıl toplıycam bilmiyorum :D Atatürk büstü meselesini de bir uyarı olarak alıp üst raflardan bütün ağır şeyleri kaldırmaya karar verdim, çok korkuyorum şu anda :) Kafam yarılır, bir de üstüne "Atatürk bana ne demek istedi acaba?" diye diye aklımı kaçırırım :D
      Bugün Füruzan imza günü varmış İzmir Kitap Fuarı'nda, annem çok heyecanlıydı :)

      Delete
    2. Hönk, kıskaç oldum bak şimdi, Füruzan lan bu boru mu? Velakin kendisiyle bir imza ve öykü gününde tanışmış idik, hazret biraz cool, benim gibi vefalı bir aşığa bile soğuk davrandı. Gelgelelim benimkisi öyle bir kara sevdaki kara torpahda biter :)

      Delete
    3. Öyleymiş, sanki zorla fuara getirip avam tabakasına maruz bırakmışlar gibi bir havası varmış :) Annemin daha önce de Aytmatov'a kitap imzalatıp çok bozulmuşluğu var, uzaktan bakıp yanaşmamış bu sefer, aman büyüler bozulmasın :)

      Delete
  6. Bence artık bu güzel bayanlar diğer şehirlerin kitap fuarlarına da gelmeliler...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ayşe her yerlere gidiyor kitaplarla, annem artık gitmez herhalde. Urla sezonunu açtı, malum bahçede 100 kedi falan, zor bu saatten sonra :D

      Delete
  7. Bazen dünya adına çok umut doluyorum. Bazen insanlardan nefret ediyorum. Bazen iyi insanlar da var diyorum. Bakıyorum da ne kadar az insan artık birbirini düşünüyor. Kim diyor ki senin hocandan başka kendine bi gel de sonra yazarsın diye. SOnra bana çok hayalcisin diyorlar hayal etmeyip de ne yapayım, kötülüklerle idare etmeye çalışmaktan sıkılıyor insan bir süre sonra. Kedi seviyorum diye kocaman şaşkın gözlerle bakan, hallerime pis pis gülen öküzlerle çevrili etrafım. Hepsini sihirle iyileştiresim var:) Birilerinin hatırı için dönüyor da dünya işte bilemiyorum kimler onlar, biz görür müyüz günün birinde? Birbirimize muhtacız evet birbirimizi sevmeliyiz düşünmeli dinlemeli anlamaya çalışmalıyız. günün birinde bunu çocuğuma söylediğimde beni yadırgayacak mı diye çok kafa patlatıyorum bazen. Ben de şanslı biriyim çünkü görmeden çok sevdiğim inandığım düşündüğüm özlediğim biri var hayatımda benim gibi neşeli sakar sevgi dolu ve yaşamaktan mutlu, umutlu biri..senin kafana tavuk düştü ya benimde printırımın içine sinek girdi bugün can çekişip duruyor vıızzz vızzz sabah beri, ölsün diye bekliyorum artık ne yapayım bulamadım bir türlü nerede? İşte mutluyum çünkü iyi arkadaşlarım var benim, iyi bir kalbim var ve her şeye rağmen yaşamayı seviyorum.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ben de evden arı çıkardım bugün bir ara, ayh zaten halsizim, o da bir türlü açık pencereyi bulamadı. Çok acıklıydı halim :D
      Ay yok, dünyanın iyi bir yer olacağı yok, işte kendi küçük dünyalarımızda akıl sağlımızı koruruz anca. Ulaşabildiğimiz yere kadar ulaşabiliyoruz. Kalktım gittim dün, o gazeteleri paketlemelerine yardım ettim. Gönüllülük usulü çıkıyor o gazete, zaten matbaaya da borçları varmış falan. 3-4 saat adres çıkartması yapıştırdım robot gibi, giderken de kurabiye almıştım pastaneden. Ofislerinde iki de kedi var, onları sevdim biraz. Kalktım eve döndüm sonra, bu kadar oluyor sıradan bir pazartesi günü.
      Valla döneceğiniz günü iple çekiyorum, böyle tesadüfen bulmuşum zaten, hayatta bırakmam :) Cezayir uzak, İzmir öyle değil, hop diye buluşulur. Ben gelirken o kafama düşen tavuğu da getireyim, kedilere falan veririz, intikamımı alamadım ondan :)
      Senin iyi kalbin ve yaşama sevgin en az on kişiyi daha hayata bağlar, iki gözüm önüme aksın ki öyle :D <3

      Delete
  8. ya bu S. dunyanin en iyi hediye secen/yapan insani. cidden.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Öyle valla. Yalnız sarıkafa bana hala tek bir kart atamadığından olacak, sinire kesmiş, dönünce içirip içirip çelme takacakmış S.'ye yollarda. Açıkça tehdit etti :D

      Delete