June 19, 2014

Ay İnsan Hiç Mi Üşenmez?!

Ara ara uğrayıp ne okuduklarına baktığım bir kitap blogu var. Beş kişi kollektif olarak yürütüyor, bir kitap seçiyorlar, beşi de okuyup kendi yorumlarını yazıyor. Dürüst olmak gerekirse aynı kitap hakkında beş yazı okumaktan bir süre sonra sıkıldım ama yeni çıkan kitapları falan takip etmek için, şöyle bir "Ne diyorlar acaba?" diye göz atmak için bir kenarda tutuyorum o blogu. Bir de facebook grupları var. İçlerinden birinin yayınlanmış bir hikaye kitabı da var, henüz okumadım.

Bu beş kişi en son Türkiyeli bir kadın yazarın kitabını okudu, prestijli bir ödül almış kitap. Sonra da kendi düşüncelerini yazdılar ve o arada kıyamet koptu. Aşağıya koyacağım ekran görüntülerini ben aldım. Okuyacaklarınız ise kitabı beğenilmeyen ödüllü yazarın, genel olarak kitap okuyan insanlar, özel olarak da hikaye kitabı basılan blog yazarı hakkındaki fikirleri. (Kırmızı çerçeve ile sakladığım isim, hikaye kitabı olan blog yazarıdır; mavi çerçeveliler ise bu hakaret bombardımanı arasında iki kelime yorum yazmaya kalkışmış rastgele okuyucular.)




Olduğu gibi aldım ekran görüntüsünü, daha da var aslında ama üşendim, yani ödüllü yazar han'fendi hızını alamayıp yazdıkça yazmış. Blog takipçilerine "sürü" demiş, yazıları budalaca bulmuş, "Kitaplarımı okumak kimlere kalmış?!" diye sızlanmış, gerçek edebiyat okuru olsaymışız onu tanıyor olacağımızın altını çizmiş, "Biz amatörüz, işimiz gücümüz var, anneyiz" diye kendilerini mütevazı bir şekilde tanıtan blog yazarlarının ev işlerini, anneliğini küçümsemiş.

Fakat en korkuncu, hikaye kitabı basılmadan önce bir hikaye yarışmasına dosya gönderen blog yazarına ettiği laf. Neymiş, o dosyası çok yetersizmiş. Buradan han'fendinin yarışma jürisinde olduğunu tahmin ediyorum ve vay anasını demek istiyorum. Vay anasını.

Ödüllü yazar han'fendiyi tanımıyorum, adını duymama bu sanal amok koşusu vesile oldu. Blog yazarlarından sadece birini tanıyorum, o da pek hakarete maruz kalmadı zaten.

Sırf edebiyatçı diye harika bir insan olmasını da beklemiyorum kimseden. Fakat, son derece amatör bir şekilde kitap yorumları yazmaya soyunan ve bu amatörlüklerinin de her fırsatta altını çizen bir avuç okura bu şekilde saldırmaktan gocunmuyorsa; o arada önüne kim çıkarsa dümdüz edip hakarete devam ediyorsa; bir değil, iki değil, onlarca yorumla, delirmiş gibi kendi kendiyle konuşuyorsa; insanların gizliliğine güvenip yazılarını yolladığı bir yarışmanın dedikodusunu, hem de böyle uluorta ve pespaye bir şekilde yapıyorsa; "Kitabı okudum, beğenmedim" gibi son derece naif bir yoruma dahi "Gerçek edebiyat okuru olsaydı beğenirdi" gibi hem zeka yaşı düşük hem de gülünç bir cevap veriyorsa, sanırım benim de bu satırları yazma hakkım var.

Bahsi geçen edebiyat şaheserini okumadım, şu anda kitapla ilgili her şeyden biraz ürküyorum açıkçası. Tahammülsüz biriymişsiniz han'fendi. Belki facebook hesabınızı kapatmanızda fayda vardır, sinirlerinizi bozduğu çok aşikar.

32 comments:

  1. Kim olduğunu hiç anlamadım ama yazım dili çok ucuz geldi. Yazar olmasına şaşırdım. Dediğin gibi her edebiyatçıdan kusursuz biri olması beklenemez ama en azından doğru kelimelerle ve sırayla tartışmayı, mantıklı cümleler kurmayı beklemek normal sanırım. İlginç.
    En naif, olgun ve sağduyulularımız olması gereken yazarlar bile sanırım devrin ucuzluğuna yeniliyorlar...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ben de yazarlıkla geçinen birinin kendini ifade konusunda bu kadar darmadağınık olmasını hayretle karşıladım.
      Hiç adını duymamış olman çok muhtemel. Çok tanınan yazarların şişmiş egolarına da gıcık kapmak mümkün, ben kapıyorum çoğu zaman. Bu yazarın durumu ise acıklı sadece.

      Delete
  2. Eleştirinin bu kadar kolay ve acımasızca yapılması yazarı çileden çıkarmış. Belki haklı eleştiriler yapılmıştır ama yazarın gözünden baktığımızda uğraşmış, didinmiş ve bir kitap çıkarmış ortaya. Maalesef sanal ortamlarda sıkça acımasızca eleştiriyoruz kitapları

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ben eleştirileri acımasız bulmadım, kitabı okumadığım için bu söylediğimin çok bir manası yok aslında ama eleştiriler hakaret içermiyordu, alay etmiyorlardı, laf sokmuyorlardı; neyi, neden beğenmediklerini anlatıyordu blog yazarları. Dengeyi öyle kurmaya çalışıyorum.
      Akşam yemeğine dolma yapıp da ev ahalisi beğenmeyince bozulmak gibi bir iş değil ki bu. Bir roman yazıp ortaya koyuyorsun, o saatten sonra ister en haso edebiyat eleştirmeni olsun, ister kendi halinde bir garip okuyucu, herkesin o romanla ilgili kendi fikrine sahip olma hakkı var. Herkesin tek tek peşine mi düşmeli yazar? Elif Şafak mesela, aklıma ilk gelen çok tanınmış yazar, onun bayağı canına okunuyor ortalıkta, hiç böyle kişisel saldırdığını görmedim. "Jürisi olduğum yarışmaya yolladığın dosya da kötüydü" gibi bir cevap biraz seviyesiz değil mi?
      Kişisel kanaatimdir, çok da taraftar bulacağını sanmıyorum ama yazmak istiyorum; bu "emeğe saygı" meselesinin gittikçe yavan bir hal aldığını düşünüyorum. Sadece ortaya çıkarılması için saatler harcandı diye saygı duymak zorunda olduğumuzu zannetmiyorum.
      Gene de dediğim gibi, kitabı okumadığım için o konuda söyleyecek bir sözüm yok. Benim gördüğüm manzara, eleştiriye tahammülsüzlük. Ve çok kötü görünüyor.

      Delete
    2. Sanal ortamların çok kalp kırıcı yerler olabildikleri konusunda da sana tamamen katılıyorum. Benim de başıma geldi. Ama bu durumda "mekan basıp had bildiren kabadayı" rolü yazar hanımefendininmiş gibi geliyor bana.

      Delete
  3. Selçuk Baran Öykü Ödülü nedir, nasıl bir jürisi ve yapılanması vardır biraz araştırıp hanımefendi hakkında şikayet talebinde bulunmalık bir kanıt olmuş.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Bence de bütün olayın en feci kısmı o. Yazıya eklemediğim başka yorumları da var hanımefendinin, onlarda bu blog yazarının kitabını basan yayınevine de saydırıyor. Ben olsam yazardım bir mektup o yarışmanın düzenleme komitesine.

      Delete
    2. Aslında hukukçuyum, kısa bir dilekçe örneği ya da mektup örneği oluşturup yardımcı olmak isterim çünkü aynı zamanda kendim de birçok öykü yarışmasına dosya gönderiyorum, bu durum ciddi anlamda rahatsızlık verdi, eğer ilgili kişi şikayette bulunmayacaksa bile ben kendi adıma internetten bilgi sahibi olduğumu söyleyerek bir dilekçe gönderebilirim.

      Delete
    3. Bir şekilde ulaştırayım bu bilgiyi ben.

      Delete
    4. Çok memnun olurum, teşekkürler :)

      Delete
    5. Bulabildiğim iki email adresine kısa bir mesaj yolladım Sweet Leaf, onlardan önce burayı görürsen yukarıdaki "ben hep burdayım" kutusundan bana ulaşabilir misin acaba?

      Delete
  4. Ay korkunç yahu ahahaha.
    Gülsem mi ağlasam mı bilemedim, edebiyat kimlerin eline kalmış diye ben düşündüm asıl. İnsanın emek verdiği işi savunmasını anlarım ama bu başka bir şey. Ayrıca yazarlığın içinde bu da vardır ulan, kimisi okur anlamaz ve beğenmez hakikaten, kimisi anlar beğenmez. Ben çok okumak istiyorum bunun kitabını, bana ismini söyleyiver bir ara lütfen.

    Aklıma Oğuz Atay geldi. Adamcağız ne kadar kibar sormuştu yahu "Ben buradayım okuyucu, sen neredesin?" diye. Nazım Hikmet'in bi hocası varmış, ünlü yazarlardan biriydi herhalde, Mavi Gözlü Dev'i izlemiştik. Annesiyle aralarında bir yakınlaşma olduğunu öğrenince adamın cebine not iliştiriyordu "Hocam olarak girdiğiniz bu evden babam olarak çıkamazsınız" gibi bir şeydi. Ne kadar doğru bilmem ama onu da incelikli bulmuştum. Virginia Woolf'un intihar mektubuna değinmiyorum bile bir de, biri daha vardı, buldum üşenmedim. Stefan Zweig intihar mektubunda şöyle yazmış “Tüm dostlarımı selamlıyorum. Umarım, uzun gecenin ardından gelecek olan sabahın kızıllığını hâlâ görebilirler. Bense çok sabırsızım, onlardan önce gidiyorum.”

    Çok etkilendim bunlardan hep. Yazar olmak herhalde böyle bir şey diye düşünmüşümdür, hani ölümle yüzleşirken bile veya sitem ederken bile ölçülü, naif... Saygı da duyarım çok, kelimelerin gücünü bilen insanın kabalaşmaya ihtiyacı da yok herhalde diye düşünürüm. Çünkü doğru kelimeleri doğru şekilde birleştirirsen en kallavi küfürden daha etkili olabilir nihayetinde. Ne bileyim, onlar da yazar. Bar bar bağırmadan da yazar olunmuş zamanında, eminim yazdıklarını da savunmayı bilmişlerdir.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Hislerime tercüman oldun, üstüne diyecek bir lafım yok.

      Delete
    2. Ne güzel ifade etmiş Cessie gerçekten.

      Delete
  5. ya arkadaş ben istediğimi yazarım istediğim kitap, film, müzik vs istersem söverim istersem yerden yere vururum yeter ki yazarı direk hedef almayayım. bu ne saçmalık ne aptalca düşünce yapısıdır; nasıl kudurduysa kendini frenleyememiş de. neden yazarın adını sildin hiç değilse bu blogcuların adresini versene çok merak ettim. face sayfalarının adını verirsen çok sevinirim. :D

    ReplyDelete
  6. Ben buldum yazarın ismini :D sen söyler misin blog grubunun ismini :D

    ReplyDelete
    Replies
    1. Aaa ben bilgisayar başına gelene kadar kendi işini kendin halletmişsin bak :D
      Sayfanın adresini vermemde bir sakınca yok herhalde, gerçi anladığım kadarıyla blog yazarları yılmış bir hayli, konu kapansın gitsin istiyorlar ki hak veriyorum :)
      www.facebook.com/bibliyomanyaklar

      Delete
    2. E BANA DA İSİM VERİN! MERT! MERTİ TİVİTIRDAN TACİZ EDİYM :D

      Delete
    3. Tamam tamam gördüm göreceğimi :D

      Delete
    4. Cessie sana mail atacağım canım, lütfen takip et...

      Delete
  7. Gerçekten yazık yani. Herkes beğenecek diye bir beklentisi var demek ki. Kimse olumsuz bir şey söylemeyecek. Kim olduğunu anlamadım ama olgun ve bilge bir insan olmadığı kesin. Savunması da dediğin gibi çok seviyesiz.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Valla bir kıstas ise eğer ekşisözlük'te hakkında yedi entry var, yedisi de gayet pozitif :)
      Pek olgun görünmüyor hakikaten, bir yorum yazıp teessüflerini bildirmiş olaydı vallahi tuhaf bulmazdım ya da ne bileyim esprili bir şey yazmış olsaydı falan. Sevmiyorum böyle agresif halleri.

      Delete
  8. bu kadına karşı linç kampanyası yürütmek lazım ama neyse. :/ çok sinirlendim gidip bakınca direk yoprumlara.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Of ben de sinirlendim, muhatabı olmadığım halde gözüm seğirdi :) Aman yani bu saate kadar kitaplarını okumamışız, bundan sonra okumasak eksilmeyiz herhalde. Kafama not ettim adını :)

      Delete
    2. ben faceden gidip buna yorum yapmışdım, o paylaşımalrın ardından bana gerizekalı bilmem ne diye özelden mesaj atmış. :D

      Delete
    3. Ay ne diyeceğimi bilmiyorum artık, pes! Belki sesimizi çıkarmazsak gider, kendine başkalarını bulur saldıracak :D

      Delete
  9. Edebiyatçı diye kusursuz olması beklenmez. Ama insan biraz da eleştiriye açık olur canım. Bu ne atar böyle :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ya evet, sonra ben de düşündüm, yerlisi yabancısı, türlü türlü huyu var insanların :) İmza günlerinde falan insan hep bir güleryüz, bir sevimlilik bekliyor, çok sevdiğin yazar suratsız ve nalet çıkınca bile bozuluyorsun :)
      Kitabı birilerinde görürsem alıp okusam mı diye düşünmeye başladım, para verip almam ama karşıma çıkarsa okurum belki. Bak, reklamın iyisi kötüsü olmuyormuş gerçekten :D

      Delete
  10. toplumun hassas noktalarını kurcalayıp, rahatsız olan insanlara, bakın doğrusu bu insanları dışlamamak, küçümsememek diye mesaj kaygılı kitap yazan bir kadının bu şekilde okuyucularını aşağılamaya, sindirmeye çalışması?! güya kendisi pek hassas, güya kendisi o kadar hümanist ki bireye birey oluşundan değer veren biri! ne diyeyim; kitabını sınırlı sayıda bastırması ve okumaya layık insanlara dağıtması, bunun için bir yayınevini meşgul etmemesi kendisine kişisel tavsiyem olacak sanırım. pes.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Bu, çok yerinde bir eleştiri oldu. Zira ben de dün bir takım sosyal medya hesaplarında dolandım yazarın, oralardaki "bütün ötekileri" kucaklayan haliyle bu hali arasındaki uçurum bir hayli enteresan geldi.
      Kendimi yerine koyuyorum, ben de bozulurdum "Ohooyy beğenmemiş insanlar kitabı yahu!" diye. Cevap vermek de isterdim belki, ne bileyim, "Bu konuları okumaktan bıktık demişsiniz ama bu da benim katkım, benim nasıl gördüğüm. Başka bir okura bir pencere açacaktır belki de." deyip 10-20 kitap yollasaydı mesela, okumayanlara çekilişle dağıtılsın diye. İmzalasaydı o kitapları falan. O zaman "Vay be, kendi halinde bir blogu bile ciddiye aldı, kitap yolladı, ne ferah gönüllü kadınmış" demez miydik? Derdik bence.
      Meselelerle başa çıkmanın envai çeşit yolu var, yazarın seçtiği yol bana, o sosyal medyada eleştirdiği bir takım insanları hatırlattı. Zorba olmak için illa ki başbakan falan olmak gerekmiyor maalesef.

      Delete
  11. valla çok reklamı oldu.çok merak ettim kitabını.
    bende herşey ters teper.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Oldu vallahi :) Ben de kitabı okuyup nihai kararımı vereyim diye düşünüyorum, Orhan Pamuk'a gıcığımdan Masumiyet Müzesi'ni para verip almadım, bunu hiç almam. Kaderin bizi karşılaştırmasını bekleyeceğim :) Bugüne kadar burda çemkirdiğim bütün yazarlardan da gıyabında özür diliyorum, efendi insanlarmış :)

      Delete