July 22, 2014

Hatırlamak Lazım

Bu fotoğraftaki, Kemal Türkler, sendikacıydı, DİSK genel başkanıydı sanırım, 34 sene önce bugün evinin önünde öldürüldü.


İki kızı var, biri 34 senedir şunu söylüyor: “Ben babam gözümün önünde öldürüldüğünde 18 yaşındaydım. Üç kişinin çapraz ateşe alarak babamı öldürdüğünü gözlerimle gördüm. Katilleri gördüm, tanıyorum. Hatta hangi silahın tutukluk yaptığını bile gördüm....ben bu sahneyi defalarca yaşadım, hâlâ yaşıyorum.” 

Mahkemeler, beraatler, bozulan kararlar, tekrar beraatler. Zaman aşımıyla düştü dava diye hatırlıyorum. Ailesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşıdı en sonunda. Bu davanın sanığı Ünal Osmanağaoğlu dava düşünce serbest kaldı.

Kemal Türkler öldürülmeden iki sene önce, 1978'de, Ankara Bahçelievler'de bir öğrenci evini bastılar. Yaşları 20-26 arası, Türkiye İşçi Partisi üyesi yedi öğrenciyi öldürdüler o gün, telle boğarak, havluyla boğarak, kurşuna dizerek. Çocuklar televizyon seyrediyormuş evleri basıldığında.

Bir tanesi, Serdar Alten o anda ölmedi, günlerce can çekişti hastanede, evi basanları tarif etti polise, neler olduğunu anlattı. Serdar'ı önce iple boğmaya çalışmış, başaramayınca yastıkla denemiş, gene başaramayınca karnına ateş etmiş Haluk Kırcı. Tanıdık geliyor mu isim? Bu baskını planlayan Abdullah Çatlı. Bu isim tanıdık geliyor mu? Evi basanlardan bir diğeri de Ünal Osmanağaoğlu, bu isim tanıdık tabi, iki satır yukarda Kemal Türkler'i de öldürdü çünkü.

Bahçelievler Katliamı olarak kaldı herkesin aklında, benim de çocuk kafama kazındı zira Serdar'ın annesi ve babası uzun süre tatil arkadaşımız oldu. Serdar da olurdu, o gün o evde olmasaydı. Olamayan bir abi ve herkesin boynunu büken bir konu oldu, bıraktığı acıyla annesiyle babasının kanseri oldu istemeden.

Evi basan 8-9 kişi ya tahliye oldu ya eceliyle öldü; bazıları mahkeme yüzü görmeden "çalışmaya" devam etti, bir tanesi hala yakalanmadı yanlış hatırlamıyorsam. Ünal Osmanağaoğlu da öldü birkaç hafta önce. Bakın bok atıyor değilim, Bahçelievler Katliamı'nda yaptıkları yüzünden hüküm giydi bu adam, tam yedi kez idama çarptırıldı. 19 sene kaçıp, 1999'da yakalandı. 3.Yargı Paketi ile serbest bırakıldı iki sene önce. Bilmiyorum neden, katilliği geçiyor insanın herhalde bir süre cezaevine girince.

Bu aşağıdaki fotoğraf kendi kendine kalpten giden Ünal Osmanağaoğlu'nun cenazesinden.


MHP tam kadro katıldı cenazeye, Haluk Kırcı (az yukarda Serdar'ı öldüren Haluk Kırcı) çelenk yolladı, Sedat Peker (Ülkücü mafya Sedat Peker) çelenk yolladı. MHP Genel Başkan Yardımcısı Celal Adan, Osmanağaoğlu'nun hakkındaki tüm suçlardan beraat ettiğini (Hayır, etmedi) ve büyük bir Türk milliyetçisi olduğunu (Maşallah) söyledi.

Tabutu Türk bayrağıyla sarılı. Düşmanla savaşırken ölmüş gibi, insanlığa bir faydası olmuş gibi, bilmiyorum ne gibi.

İki şey söyleyebilmek için yazdım bu yazıyı:

1. 1970'ler-1980'lerdeki olaylar hakkında "Gençleri birbirlerine kırdırdılar" derler ya, çok romantik bir bakış açısı o. Ve yanlış bilgi. Bakınız bir katile resmi cenaze töreni düzenleniyor memleketimde, bir siyasi parti hazırola geçiyor. Kudretli devletimiz katilliğini herkesin bildiği bu adamları yakalayamıyor, yakalasa serbest bırakıyor, gerekli görürse kaçırıveriyor, gerekli görürse yeniden kullanıma sokuyor. Bu memlekette "Susurluk Kazası" yaşandı.

2. Ben bunları unutuyorum, sanıyorum ki kadrolar değişir, devran döner, fikirler değişir, biraz normale yaklaşır. MHP, ortaya doğru meyletmiştir bir muhalefet partisi olarak. Ben gerizekalıyım. Bu fotoğrafla MHP, cinayetlere sahip çıkıyor, resmen onaylıyor.

Hatırlamak lazım.



No comments:

Post a Comment