August 6, 2014

Çeşitli İskeletler, Instagram, Biraz Bitki, Bir Kart, Dev Bira

Ayh iki hafta olmuş yazmayalı, çemkirip çemkirip gitmişim, geri dönemedim. Mimler falan var, "Oheyyyy hemen yaparım!" diye atladığım, onlar da kaldı.

2-3 makale çevirdim o arada, sipariş üzerine. Japon ahşap baskı sanatı hakkında. Müzelerin, sergilerin, akımların falan İngilizcelerini doğru yazmak için gugıllıyorum hep, o arada insan bir sürü tuhaf şey öğreniyor.


Ukiyo-e, 17. yüzyılda Tokyo'da yayılan bir janr, böyle fantastik sahneler de var, manzaralar, gündelik hayattan kesitler, erotik durumlar da. Manga ve hentai denilen işlerin Japonya'dan çıkmasının bir sebebi varmış, adamların zaten genlerinde varmış. Koyamayacağım şimdi buraya ahtapotlu mahtapotlu ama dün bir saatimi falan gömdüm "Aboovvv!!" diye diye. Evden çıkmadan nerelere gitmek mümkün.

İskelet miskelet bakınır, bir yandan da çeviri yaparken biraz seyredeyim de sevineyim diye Caravaggio'nun St. Jerome resmini açtım, şu aşağıdaki. Roma'da Galleria Borghese'de asılı duruyor, Caravaggio göreceğimizi biliyordum ama St. Jerome'un da orada olduğunu bilmiyordum. Heyecandan gözlerim doldu, sonra sevgimden ağladım biraz burnumu çeke çeke. Barbar kocam gözlerini patlatıp "NAAPIYOSUN??!!" falan dedi. Sanatseverim ben, istediğim yerde ağlarım.


Hala Caravaggio yazısı yazacağım, neyse böyle aralara sokuşturayım bari. St. Jerome 347-420 arası yaşamış rahip, tarihçi, teolog; İncil'i Latinceye çevirmiş, çok da seyahat etmiş, İstanbul, İskenderiye, Antakya, Roma, Kudüs. Ama benim anladığım kadarıyla hayatı boyunca nereye gitse iki büklüm masa başında çalışmış, aynen Caravaggio'nun hayal ettiği gibi.

Biliyorsunuz azizler sadece kendilerine aziz değiller, bir yandan da şehirlerin, meslek gruplarının falan da koruyucu azizi oluyorlar, "patron saint" meselesi yani. Dün aklıma geldi St. Jerome'un kimlerin koruyucu azizi olduğuna bakmak, meğer arkeologların, çevirmenlerin, kütüphanecilerin ve kütüphanelerin, okul çocuklarının falan yardımına koşarmış. Gözünü sevdiğimin hayatı, ne acayipsin. Boşuna en sevdiğim resim değilmiş bu, meğer St. Jerome'un eziyeti zaten benim de eziyetimmiş. Kendime bir koruyucu aziz bulmuş olmanın sevinciyle çevirileri bitirdim.

Instagram'da da çok vakit harcıyorum, takip ettiklerimin fotoğrafları bitince "keşfet" kısmından tanımadığım insanların ayaklarına, kedilerine, sofralarına falan da bakıyorum. Şu hanım kızımızla karşılaştım, caps aldım.


Çok güzel kız, spor falan da yapıyordur eminim, takdir ediyorum kendine bakan insanları. Ama yani bütün bu memelerin, popoların arasına sıkışmış o "Savaşı durdurun" talebine biraz sinirlerim bozuldu, güldüm. Hanım kızımız kendiyle o kadar meşgul ki savaşı durdurmak zaten başkalarına kalıyor sanırım. Neyse. Maşallah ama. Evet.

Bu arada twitter fenomeni Azuth Efendi'nin de takip ettiği instagram hesabımı takip etmek isterseniz kokobella'yım ben orda. Vallah diyorum takip ediyor, bakın ezikliğimden onun da capsini aldım.


"Oha oha meşhur biri beni takip ediyor!" diye heyecan bastı. Ekran görüntüsü alabildiğimi keşfetmem de hiç iyi olmadı.

Biraz bitki aldık geçen gün, iki dev torba da toprak. Toprakları arabanın bagajından eve çıkarmayı bir türlü hatırlayamadığımız için lök gibi kaldı bitkiler terasta.


Bu etli yapraklı, sevimli şeylerin tanesi 25 kuruştu, Karşıyaka Mezarlığı'nın ordaki seralarda. Balkon falan için güzel bodur çalılar da var, renkli menkli.

Yingemden kart geldi, yingem hep çok güzel kartlar atıyor. Tuhaf olan bu kartı "Kadınlar ortalıkta kahkaha atmasın" meselesinden önce postalamış olması. "Kadınlara gülümsemelerini söylemeyi bırakın" yazıyor üstünde. Biri de adamları hizaya sokmaya kalkışsın, olmuyor herhalde öyle.


Arkadaşımın kızı blog yazmaya başladı, 14 yaşında bir Ada'nın günlük maceralarına şurdan bakabilirsiniz. Gençsel şeyleri kaçıracağım, ne dediklerini anlamayacağım diye çok korkuyorum, o yüzden düzenli okuyorum. Sayesinde spotify kullanmaya başladım, bir de Kim Kardashian oyununun batağına saplandım, bir yere varamıyorum oyunun içinde. Ama spotify güzel, bir sürü müzik var. Oje falan da koyarsa çok sevineceğim, öbür türlü peşine takılmam, çaktırmadan onun aldıklarının aynısını almam falan gerekiyor, yorucu oluyor.

Bir de bayansilvia çok güzel Münih seyahati yazıyor bu aralar, onu okuyorum. Dev biralı fotoğrafına kendi dev biralı fotoğrafımla karşılık verip gidiyorum. Akşama en eski arkadaşlarımdan biri çoluk çocuk bize geliyor, evi toplamam lazım, köpenkleri hizaya sokmam lazım falan, bir sürü iş.


24 comments:

  1. Aldığın yeşillikler çok güzel gözüküyor :) o zaman biz de takip edelim genç kızı :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay bakalım yaşatmayı becerebilecek miyim :D
      Genç kız bir yandan da kuğu gibi uzun ince, çok beğeniyorum :)

      Delete
  2. Ay resim güzelmiş hakikaten. Ne kadar çok şey biliyorsun, nereden biliyorsun? Ben de bilmek istiyorum ama beynim teneke kutu gibi... Neyse.

    Bi şeyler daha diyecektim, unuttum.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Tam tersi, bi bok bilmiyorum diye yazdım yahu yazıyı :D Wikipedia'ya imajımı kurtardığı için teşekkür eder, en kısa zamanda minnetimi küçük bir bağışla ifade edeceğimi de belirtirim :)

      Delete
  3. Ahahahahaha bayansilviaing yapmışsın :):):) Ada'yı instagramdan zaten takip ediyordum, Ada benim taa senin yılbaşı resimlerinden beri takibimde, ismi güzel, yeni jenerasyon, gözlüklü ve havalı, blog yazmasına da çok sevindim ^ ^ Sen bu bilgileri yazıyorsun ya, ben de, antik ve arkeoloji bilgilerini yazarken ödüm kopuyor, yanlış yazarsam üzülürsün kızarsın die :d

    ReplyDelete
    Replies
    1. Valla bilmeden yapmışım :) Daha o plajdaki elastik fotoğrafını bayansilviaing yapıcam ama plaj gördüğüm yok :D
      Ada da büyüyünce naapıcam bilmiyorum, "Vans alıyım mı? Gençler ne diyo bu işe?" diye sordum, çok da şey değilmiş Vans. Sonra durup durup "Sizin kuşak zaten bilekli konvers seviyo" dedi. Bizim kuşak Woodstock kuşağı galiba, işte Led Zeppelin falan :)
      Ay yazmazsın yanlış falan, gidip yerinde görmüşsün. Bak gittim resme bakıp bakıp ağladım, resimdeki adamın tam olarak kim olduğunu eve dönüp wikipedia'dan okudum, bayağı şaşkın bi tipim.

      Delete
  4. beni de blog dünyasının tanınan ismi kokobella ve daha nicesi takip ediyor, ne sandın, hohoyt! :)))

    ReplyDelete
    Replies
    1. Bir Azuth değilim, ben burda takırdarken koyduğun şortlu-deniz kenarlı fotoğrafları da unutacak değilim. Şu ıvır zıvırları, mektubumu falan bi güllü zarfa toplayayım da gör gününü :D O işyeri adresini vermiycektin olm! :D

      Delete
    2. doğum günü ve kargo kelimelerini bir arada duyunca nasıl da atladım ama... o son adresi vermicektim, evet! ahhahhaa :D fotoğraf da kötü olmuş ama,,, baya mayısmış çünkü şortu giydiğimde! o.O vınnnn....

      Delete
    3. Aaa tüymüş bir de vınn diye ahhahahhah :D Mayıs diyorsun da dün gece fırtına çıktı, terastan kilimim kayboldu. Şimdi inip mahallede kilim arıycam :D

      Delete
  5. Ahhahaa saçaklı yine son noktayı koymuş:):) Beni de beni de takip ediyorsun yaşasın ohhh:).)
    Ama bak ya valla böyle uzatırsan yazmayı sana ceza vericem yani burda krize giriyorum her gün yazsın yazsın artık diye. Şu kadar km uzaktayım, yalnızım yazık banaaaaa:(

    Şu verdiğim bilgilere de hastayım ben hiiiiç bir şey hatırlamıyorum valla ne dersler aldım neler okudum sanki hepsi silindi beynimden. Sen anlatınca tazeleniyorum resmen ve mutlu oluyorum. Ayrıca ben de o tabloyu pek severim, tuhaf bir cazibesi var ve beni delicesine düşündürüyor.

    Yeni blog arkadaşımı takip edeyim ben de. Yaşlandık valla artık mina, genç ergen dönemlerimi özlüyorum. O herşeye hort zort yaptığım zamanlardaki ben şu an bana çok uzak ama bazen gidiveresim geliyor o anlara. Hani biri dese seni alalım koşa koşa gideceğim gibi geliyor. Bir de okulu çok özlüyorum, okumayı, yazmayı, dersleri, kocaman not kağıtlarımı, kelimelerde kaybolmayı özlüyorum. Çocuk düşün artık diyorlar ben okulu düşünüyorum, acaba yeniden okusam mı diyorum. Nereye gidecek bu durum bilmiyorum?

    Sana da yazıp yazıp duruyorum ama hala yollayamadım, ne salağım. Bu sıra motive olabildiğim yegane şey yemek:) İnstagram da deli dehşet oyalıyor haklısın. Bilmediğim tanımadığım insanların hayatlarını gözetlemeyi seviyorum.

    O çiçeklerde de ayy nasıl aklım kaldı. Geçen izmir de bi sukulentçi var koca sandık kaktüs ve sukulent satıyormuş gördüm alamıyorum diye çok bozuldum. Orada olsam evi bahçeye çeviricem. Artık gelsek de çiçek koysak her yere, biraz hayat gelse eve biraz doğa ve yeşil..

    Bir de dün köpenkli bir film izledim ilk kez bir köpeğe çok ısındım ondan alalım diye tutturuyorum yiğite. O da bayıldı. Border Collie diye bir tür allahım nasıl tatlı şebek sevgi manyağı bişey. Türkiye'de bulunur mu bilmem de bizim ev çiftlik ten hallice olacak gibi geliyor:)

    Bir ara skype de yapalım gene özledim. Mektuplarımı falan türkiyeye götürdüm yavaş yavaş taşıyorum ya bir şeyler, ama şimdi okuyamıyorum çok pişmanım götürdüğüme..En kısa zamanda yollyacağım yazdıklarımı çok çok, sen de yaz emi bana uzuuuuun uzuuun o güzel yazınla..

    Öperim kocaman. Yeni blog yazılarını böyle kocaman mutlu gözlerle bekliyor olacağım..

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay Saçaklı'ya cevap yazmayı unutmuşum bak, şunu yazayım da ona da haddini bildireyim :D
      Border Collie bir yerlerden bulunur herhalde ama koyun-keçi gütmek istiyor onlar, bütün gün koşmak istiyor, öküz gibi enerji harcayacağı bir iş vermezsen çok mutsuz oluyorlar. Vururum kırlara, sırtına da çanta takarım, her gün 3 saat koşarız diyorsan al valla, en zeki köpekler listesinin 1. sırasında onlar. Bir mektup yazmaları eksik :)
      Bize de iki çocuklu arkadaşlarımız geldi dün akşam, başkasının çocuğu olunca ne güzel :) Biz sevdik, çişi kakası banyosu ağlaması falan annesine babasına dert :) "Yapsanız olm çocuk" dediler, şöyle bir eve baktım, terasın demirlerini yaptırmak lazım çünkü çok alçak korkuluklar, üçüncü köpeği almış gibi olucaz, yer yok evde :) Çok üşeniyorum Tuğba.
      Ay sanırım geçen ocak ayından beri ara ara yazdığım bir mektup var sana, artık nerde olduğunu da bilmiyorum. Büyük rezillik! :D Ben oturup yeniden yazayım hakikaten, temiz temiz. Zaten 8 aydır bir şey olduğu da yok burda.
      Öpüyorum ben de, skype ayarlayalım evet, bak önümüzdeki pazartesi falan olabilir.

      Delete
  6. Azuth Efendi ünlü biri mi?
    cahilliğimi hoşgör.twitter kullanmıyorum.
    lakin kokobella 'yı instagramda takip ediyorum.
    instagramda iyice çöplük haline geldi.
    savunmaları ise şu,o gadar para virdik aldık bu telefonları gardaş,ne istesek çekip goyuyoz.
    ben biraz kabaca yazdım.öyle işte sanal mutluluklar yaşıyoruz.
    mina bira akıllara zarar.nasıl içilebilir o kadar düşünmeden edemedim.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Azuth'un twitter'da çok takipçisi var, evet :) Benim de twitter'daki varlığım ancak "aaa ne güzel yazmış, retweet edeyim" kadar; haberlere bakıyorum, iyi oluyor.
      Elaleme bok atıyorum ama benim de instagramım köpek fotoğrafı dolu, bütün gün bu salaklarla oturduğum için çevrem bu kadar :D
      Ya biranın üç boyu vardı menüde, küçük-orta-büyük diye. 50lik zannedip büyük istedik, saatler sürdü bitirmem, ısındı mısındı o arada. Boyumdan büyük işler bunlar :)

      Delete
  7. çeviriden para alıyon di mi. çok tatlıydı bu post ama yaaa :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Çeviriden galiba ilk defa para alıcam, biraz heyecanlıyım. Hep eşe dosta yaptım ya da okulun, hocanın falan işleriydi. Üstelik hiçbiri de ahtapotlu, Japonlu değildi :D Böyle böyle ufkum açılır benim hohoyt :D

      Delete
  8. O değil de, ben yine dev biraya takıldım. Bu kadar yakınında olup da içememek..... İşte köpük anası olmayı bebek anası olmaya bu nedenle üstün buluyorum ;)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ahahhaha :D Yukarda çoluk çocuk bize geleceklerini yazdığım arkadaşım, içimizde ilk doğuran. Hemen arkasından ikinciyi de yaptı. Hepimiz şarapların biraların yanına bir de sigara falan yakarken ya hamileydi ya emziriyordu ya da çocuklar çok küçüktü, çat diye telefon geliyordu, koşa koşa eve dönmek zorunda kalıyordu. "Olm ben yaptım koydum çocukları kenara, siz çocukla uğraşırken ben bunları liseye yazdırıyor olucam, her gün kokteyl içicem" derdi ağlamaklı :)
      Gerçi pek çocuk furyası da olmadı, ben iki köpekle dahil olabildim mesela olaylara :) O gece biri koltuğun minderinin altına yarısı yenmiş üzüm salkımı saklamış, çocuklarla köpeklerden eşit derecede şüpheleniyorum, içlerinden herhangi biri yapmış olabilir :) Bir saatten sonra 2 çocuk ve 2 köpekten oluşan bir sürü gibi takıldılar, yerlerde yuvarlanmak olsun, yemekleri yağmalamak olsun, pencereleri yalamak olsun falan ahahhahha :D
      Velhasıl, sen liseye yazdırırken kızı, ben hala yerden torbayla kaka topluyor olacağım, bir de öyle düşün bak :D

      Delete
  9. Big boobs :p
    yalnız birayı nasıl çektin öyle , buz gibi olacak şimdi.
    du bakayım dolaba
    (:

    ReplyDelete
    Replies
    1. Big boobs-tiny ass falan da ben ne istiyorum acaba kızdan, karşı olmasa mıymış savaşa, koyuvermiş o fotoğrafı da araya işte :D
      Ya valla, hiç o biranın insanı değilim ben, 3 saat sürdü bitirmem, güneş falan battı o arada. Bardağı kaldır-indir, harcadığım enerjiye yazık.

      Delete
  10. Yeşilliklerin hepsi sukkulent :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Sukkulent di mi? Çok emin olamadım, göğsümü gere gere yazamadım :D

      Delete
  11. Bu yazini ve bir de son aksam yemekli yazini acik yine okudum evde kahkahalarla yine guldum ve gelecek yaz gitmeyi planladigim italyada acaba surunur muyum bilet vs. diye daha simdiden icimi bi sikinti basti. Galiba romacard , milanocard felan alcam gitmeden ins ayricaligi vardir :(

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay yok, hayatta sürünmezsin, aynen burada olduğu gibi İtalya'da da her şeyin bir çaresi var. Romacard aslında öyle süper avantajlı bir kart da değil, 2 ya da 3 müzeye bedava giriş sağlıyor, birkaç günlüğüne toplu taşıma ya bedavaya ya da ucuza geliyor filan. Her yere deliler gibi yürüdüğümüz için kullanmadık biz toplu taşıma. Ama bazı müzeler gerçekten pahalı, onlardan yırtarsın. Bir de Kolozyum'a girerken kuyruk beklemeyip ayrı bir kapıdan giriyorsun kart sahibi olunca, allah biliyor kilometrelerce turist vardı, biz hiç beklemedik. Ha tabii içerde gene o turist denizinde yüzüyorsun, 3 karış topuklularıyla yürüyen bir takım Japonlar ve Slavlar'a bakıyorsun ama olsun. (Biri bana benim de turist olduğumu açıklasın lütfen.)

      Delete