September 30, 2014

(15-16) En Sevdiğim Kitap Karakteri ve Derin Köpenk Uykusu

Ay her yerler kitap oldu. Hakkımda yanlış bir intiba bırakmamak adına, hayatımdan kitabı çıkarınca geriye kalan şeylerden bir potpuri saçayım önce ortalığa, sonra dünün ve bugünün "kitap meydan okuması" sorularını cevaplayacağım.

Bu ayakkabıları, kocam the barbarian'a almıştık, efendi gibi giysin diye.


Makinaya atıp 80 derecede yıkamış, her yerinden açılmış zavallı ayakkabılar, bakınız 1. fotoğraf. Kolumun altına alıp ayakkabıcıya götürdüm, abi elinde çay bardağı, yoğun bir yapıştırıcı buharı altında uyukluyordu. "Giyilecek hale gelir mi acaba bunlar?" diye sordum, "İnşallah." dedi.

Neyse, yapıştırıp dikmiş, olmuş bence. Yalnız, ayakkabının orijinal tabanını çamaşır makinasının içinden parça pinçik toplamıştım, abi onun yerine "Küçük Tuzcu" marka yenisini yapıştırmış, bakınız 2. fotoğraf.  Bence kocama müstehak.

Geçenlerde yazmıştım, domateslerden tohumluk çekirdek çıkarıyorum diye. Sanırım başardım. Yani anca önümüzdeki bahar anlayacağız ne bok yediğimi ama muvaffak olmuş gibi görünüyorum.


Kendime bir kere daha pofuduk ev terliği, botu, neyse artık bunlar, ondan aldım. Kafamı çevirdiğimde teki kaybolmuştu. Sonra şöyle karşılaştık kaçak tekle.


Kendi kendine yürüyenini henüz yapmadıklarını tahmin ediyorum, köpenklerden hangisinde terlik fetişi var bir anlayabilirsem ona göre önlem alacağım.

Alışveriş deyince, blogger kızlar arasında bir efsane haline gelmiş The Balm diye bir kozmetik markası var, Gratis'in önünden geçerken indirim olduğunu görüp daldım. (Çünkü kızlar hep bunu yazıyor, "Gratis acayip indirim yapıyor", "Gratis'ten yarı fiyatına aldım bunları".) "Salak mıyım, ben de indirimden The Balm alırım, hahayt" diye reyona seğirttim. Bir enkaz alanıydı o reyon. Size yemin ederim, hayatımda böylesine yağma görmedim, tester ürünler her yere saçılmıştı; kapaklar yırtılmış, sağa sola ruj sıvanmıştı. Aklıma şu sahne geldi:


Kalan tek bir ruju ve bir adet rimeli aldım. Hadi rimel lazım da ruju neden aldım bilmiyorum, sürmem etmem. Hiç de yakışmadı, ağzım iyice büzüldü. Neyse evet, işte bu da benim The Balm alışverişim.


Kozmetikten anlamayan biri olarak, tek ilgi çekici tarafı havalı ambalajları bunların. Ama iki kere açıp kapatınca piç oluyor karton, doğal olarak. Ne kaldı bana? Normal ruj, normal rimel. Burdan da blogger kızlara sesleniyorum, tamam ucuz allah için, sevimli de, ama kimseye alması için bir şey bırakmamışsınız dükkanda lan?! Ben de far paleti almak istiyordum mesela. Kapağının köşesini bulabildim sadece bir kenarda, biri ısırıp tükürmüş gibi. O anda da aklıma Mike Tyson'ın rakibinin kulağını ısırdığı sahne geldi ama çok uzattım bence bu konuyu.

Kitap çelıncının 15. ve 16. sorularına cevaben en sevdiğimiz erkek ve kadın kitap karakterlerini yazmamız gerekiyordu. Bir yılan balığı gibi sıyrılacağım bakın bu işin içinden şimdi. Bakıyor musunuz?


Soruların cevabı, "istediği zaman kadın gibi, istediği zaman erkek gibi giyinen", gece hayatının zarif ama demir yumruklu patroniçesi, bilgisayar ve internet cambazı, travesti dedektif Burçak Veral. İki gözüm önüme aksın ki sorudan yırtmak için yazmıyorum, çok beğeniyorum Burçak'ı.

Şimdi gidip çorba ısıtacağım, internetten emlak vergisi yatıracağım; çamaşır asmam ve annemin yolladığı yazıları okumam lazım. Size pembe domatesler, kaçmaya kalkışmayan terlikler ve derin köpenk uykuları diliyorum. Allahaşkına, en son ne zaman gün ortasında böyle uyudunuz?



21 comments:

  1. the balmın gidip de en kötü ürünlerini almışsın be bacım. Bir sorup öyle gideydin. Far paletleri iyidir, BB kremleri de ve bir de mat pudrası. Rimel kötü çok kötü... Artık öğrendiğine göre bacım bundan sonraki indirimde -ki muhtemelen yılbaşı arifesinde olur - bunlara yoğunlaşıyoruz, OK? makyaj yapmayan birine göre bilgi birikimim takdire şayan biliyorum, tevazu gösteremiyciiimmm:)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay neden hiç şaşırmadım ahahhahha :D Kala kala bunlar kalmış demek ki. Dur madem, hazır yakalamışken sorayım; şu far altına sürmek için baz varmış bir tane, o iyi mi? Bir de Balm Jovi paletinde gözüm var. Pudra mudra, anlamıyom ben onlardan. Bir Dermalogica tinted kremim var, onu basıyorum suratıma, BB krem de lazım değil.

      Delete
  2. Ayyy, ağzını burnunu yerim, o üst üste koyduğu patileri ısırırım ben bunun.

    ReplyDelete
  3. Replies
    1. Gıdılı kütle. Ay geçen pazarın mutlu Tarçın'ına cevap olsun diye fotoğraf çekmeye çalışıyorum, ter içinde kaldım peşlerinde salakların. Nerde patatesin fotojenikliği nerde bunların itliği kopukluğu peheyy.

      Delete
  4. Ahh be güzelim beni kelimelerinin müdavimi yaptın ya valla helal olsun:):) Okudukça mutlu oluyorum yahu, var mı ötesi...
    Şu balm mevzusuna çok takığım ben de inan, ne o öyle her gidişte talan, neymiş abicim bu balm bu kadar. Bende bi başardım tesadüfler sonucu aldım da sadece retro resimlerine bayıldım yoksa şahane diyemiycem. Hani bende çok anlamam makyaj mukyaj ama yapıyorum kendimce işte. (O paletler tam virüs, bulaşıyor ayol insana)
    Ayakkabılar şahane, aynını kendime de şeyettirdim bir kere ama tamir ettirmek aklıma gelmedi, harika düşünmüşsün, ayrıca iç yazısı da takdire şayan!
    O pembik domatişleri merak ediyorum çok, ahh olacak onlar ve hatta sanki ben de yiyecekmişim gibi bir hissiyatım var bakalım görüciiiiz..
    Hop çiki yaya polisiyesi yazıyor kitapların tepesinde çok ama çok hoşuma gitti, epey de merak ettim. Hop çiki yaya diye bir blog yazısı yazasım var söyliym:) O karakter burçak da ne değişikmiş ismen, bu sıra bana tüm karakterler Alis gibi geliyor neden bilmem.
    O çıtır çiçekli yastığa masumca kendini bırakmış haline bayıldım, canıııııımmmmm, kocaman korkunç patileri bile miniş geldi gözüme şimdi bak! Artık ne kadar yorgunsa hayvan yazık ona tepişip duruyorsunuz evde dimi heeeep.
    O pofidik terliklerin kaderi bu minacım, bizim uslu kedimiz bile kaçırıp duruyor ponponlu ayı ayağı görünümlü terliklerimi. Anneannem ne kızardı onları giyince, kadın gibi giy bir terlik ayağına derdi, ne o öyle ayı gibi:):):)
    Ahhaaha ben fena halde ayılığa özeniyorum, ne olacak bu halim?

    ReplyDelete
    Replies
    1. O paletlerden bir geçirsem elime, hepsini sürücem aynı anda, anca öyle rahatlıycam :D Ya valla, ara ara ilgileniyorum bu makyaj işiyle ama yani o kadar çok detay var ki. Dudak kalemi deyince aklıma hala Zerrin Özer'in kahverengi çizgili ağzı geliyor. İşte bi kalem, bi rimel, benden bu kadar çıkıyor.
      Ben ne kadar özenli davranıyorsam ayakkabılarıma, Şafak Efendi de bir o kadar vandal. Boyarım, silerim, kutularında saklarım falan. Kalp krizi geçirdim bu adidasların halini görünce :D Neyse, giyilir bence daha.
      Pembik domatları eğer becerebildiysem yaşadık valla. Bu bahar saksı değil, büyük teknelere ekeyim diye planlar yaptım, bakalım.
      Burçak, okuduğum en değişik polisiye karakteri, yani düzenli olarak ağda yaptıran başka bir erkek bilmiyorum en azından :D
      Koko'nun baygın uyumasına en ufak bir katkım yok, kendi aralarında tepişiyorlar şükürler olsun :D
      Yaa kızım, kış uykusuna yatan hayvandan güzeli var mı? Çok takdir ediyorum ayıları, üstelik güzeller.

      Delete
  5. Hay Allah :D Kitaplara gelene kadar yarı yolda dağıldım ben. Ayakkabıcı amcanın sübliminal mesaj yerleştirmesi müthiş bir çalışma olmuş ! Ben de makinede değil dağ bayır dolanırken patlattım ayakkabıları. Hala da yenisini almadım. Sonunda yolda gezerken millet bana para falan atacak yenisi al evladım diye. Rujdan Shining'e geçmen :D Beklemiyordum. Kitapları da bilmiyorum zaten :(

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ayakkabıcı amcayı bir daha gördüğümde, arada sırada dükkanın önüne çıkıp temiz hava almasını rica edicem. Ya da doğuştan nalet, bilemiyorum tabi :) Benim da konverslerim yarıldı ya, tamamen ikiye ayrılana kadar giyerim bence.
      Dükkanın halini görseydin hak verirdin, Shining mayning hikaye, bu kızlar aramızda yaşıyor ahahhaha :D
      Kitaplar güzel, derli toplu polisiyeler. Süper karakter yazdığını düşünüyorum Mehmet Murat Somer'in, kızların her birini ayrı ayrı seviyorum :)

      Delete
  6. Oyle uyuyayim diye rapor aldim bugun icin. Cocuk teyzeci cikti. Anne yavas yavas kiziyor artik. Guvenlik'te koluma yatirdim tasidim. Uyucam birazdan. Sevginin bedeli pek agirmis.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Uyu uyuyabildiğin kadar, herkes hasta etrafta. Kimse teyzenin sevdiği gibi sevemiyor, ondan düşkündür sana, kendimden biliyorum :)

      Delete
  7. ajda'nın elmasları mı? ben bunu kaçırdım mı? yeni mi bu? yeniyse hemen koşup alayım.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ayyyynı soruyu Leylak Dalı'na sormuştum kitabı görünce ahhahhhaha :D Yeni değilmiş ama yayınevi farklı, tam olarak da çözebilmiş değilim meseleyi.

      Delete
    2. Ajda'nın Elmasları'nı okudun yavrum sen, MMS kitap çıkarır da bizden kaçar mı, yeni baskı bu. Ama hala ısrarlıysan okumadım diye yollayım bebelerle...

      Delete
    3. Funda'ya mı diyosun? Ben de yavrun sayılırım bence artık.

      Delete
  8. hahahaha burçaka ben de hastayım serinin romanlarını birkaç kez okudum, ya ne güzel bir tesadüf, bir de emlak vergisinin son günü kasım keşke acele etmeyeydin:)))))))))

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ya annem iteliyor "Yatır da yatır, sakın geç kalma!" diye ahahhaha :D Online da yatıramadım iyi mi, TC kimlik numaramı giriyorum, "Böyle biri yok" diyor bana kompüter. Belediye yolları göründü, bizzat oy verdiğim için başgana, gidip rahatlıkla çemkirebilirim bence :)

      Delete
  9. Kendimi çok out hissettim, Balm diye marka var haberim yok. Benim takip ettiğim hiçbir blogger da bahsetmiyordu sana kadar.
    Bu arada söyleyeyim Fermina, ne fondötene ne pudraya ihtiyacın var. :))) Hatta fara bile yok. Kalem ve rimel yeter de artar. Böyle de şanslısın. Bil. :)))) Sevgiler.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Yaa işte senlen buluştuğumuzda hafif renkli nemlendiriciyi yüzüme sıvayıp gelmiştim ben :D Elimden gelen bu kadar zaten, iltifatlarını da yan ceplerime doldurdum hemen, çok teşekkür ederim :)

      Delete