September 10, 2014

33 Lira 25 Kuruş ve Doğal Çiçekli Özgür Taksi

İyi insanlardan bahsetmek istiyorum yoksa öleceğiz kahırdan. 

Tunalı'ya indik geçen gün, elimde "yapılacak işler" listesiyle; defterime yazıyorum artık çünkü yapmadan eve geri dönüyorum. İş kalemlerinden biri tuhafiyeye uğramaktı. 

Bir ay kadar önce bir şeyler aldım, kredi kartı uzattım, işte şifre mifre, derken pos makinasında bir sessizlik. Kartı çıkarıp tekrar soktu abla, bir daha şifre girdim, o arada arkadaşım S. uyandı "Makinada kağıt kalmamış olabilir mi?" diye. Öyleymiş. "Ay naapıcaz, iki kere mi çekti? Ay hay allah! Ay naapıcaz?" diye karşılıklı panik ataklar geçirdik, bankadan kontrol etmek üzere sözleştik, abla dedi ki "İki kere çektiysem geri gelin paranızı almaya".

Kontrol etmek aklıma 5 gün sonra geldi. İki kere ödemişim hakikaten aldıklarımı. Dükkana gitmeyi bir 10 gün sonra falan başarabildik, bir baktık tatile gitmişler kapatıp. Neyse yani, sanırım 1 ay kadar geçtikten sonra süklüm püklüm girdik dükkana, "Eee üüü hani iki kere çekmiştiniz karttan, ıcıbı hıtırlıyı mısınız?" diye.

Abla yerinden fırlayıp kasaya koştu, "Geceleri gözüme uyku girmedi, sizi bekliyordum!" diye. Bu aşağıdaki, benim 33 lira 25 kuruşum; aynı zamanda da tuhafiyeci ablanın iyi kalbi ve iyi esnaflığı.


Ceren Tuhafiye, Tunalı Hilmi Caddesi üzerindeki Aynalı Çarşı'nın içinde, 2. katta. Dikiş-nakış, düğme müğme, fisto falan her şey var. Ama sadece bebek yünleri var, aklınızda olsun.

Taksiye binelim dedik, yağmur başladı falan. Ben öne oturdum ve şu manzarayla burun buruna geldim.


Cin biberler, biraz arkada fesleğen var, bir de bu mor çiçek. Abi çiçeğin adını da söyledi, unuttum.


Özel yaptırmış bu saksıları oturttuğu yeri. Gece sarhoşlar avuçlayıp koparıyormuş dalları, çok sinirleniyormuş. "İnsan katil olur" dedim, "Olur valla" dedi. Arkadaşım S. "Geceleri durakta bıraksanız saksıları?" dedi, "Asla olmaz" diye cevap verdi. Çok takdir ettik bu tavrını, saksılar ait oldukları yerde zaten, sarhoş öküzlerin kendine gelmesi lazım.


Trafik sıkışıktı, sohbet ettik bir hayli. Bahçesi varmış Kayseri'de, emekli olup onunla uğraşmak istiyormuş, zaten oturdukları evin balkonunu bostana çevirmiş, hanım pek memnun değilmiş bundan. Lada Niva gördük bir tane, onları beğeniyormuş, bir tane almak istiyormuş, hem bahçeye gidip gelirmiş hem arabayla ilgilenirmiş, seviyormuş mekanik işlerini. Taksisi için de planları varmış, gazete dergi falan koymak istiyormuş, ıslak mendiller, bir şeyler daha. Bir de domatesten nasıl tohum alacağımı anlattı, çok memnun oldum.

Bloguma yazacağımı söyleyince kendi tarifini kendisi verdi; "Doğal çiçekli özgür taksi", Bülten Sokak 11/51, Veysel Odabaşı. Bu da telefonu 0535 203 6238.

Bir saksı fesleğen, hiçbir zaman sadece bir saksı fesleğen değil. Veysel Abi'ye çok selam, betonun ve trafiğin içinde bahçeciliğe devam!


26 comments:

  1. "Bir saksı fesleğen, hiçbir zaman sadece bir saksı fesleğen değil."
    Buna "farkındalık" diyorlar. Ve yine beni ağlattın fermina daza. Evet senin de bir kalbin var ve ben de "seninle" tanıştığımıza çok memnunum.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Asuman Hanım, dün aklıma geldiniz, "İyi mi acaba, neler yapıyor?" diye. Kalp kalbe karşıymış.
      "Futbol, asla sadece futbol değildir" gibilerinden bir laf var ya, ondan aparttım :) Ben de devamlı ağlıyorum, ne diyeyim, ağlamayanlar utansın.

      Delete
  2. Ağlamaktan yorgun düşmüşler kervanındayım ben de . Beni de aranıza alın lütfen.
    Kepçe kulaklı garsondan , Can Baba'nın kırık mezar taşına kadar herşey ağlatmakta. Tıpkı şu fesleğenler gibi.
    Biz Saçaklı ile bir Ankara turu yapmak isteriz, bir de orada bu taksiye bindirir misin bizi ?
    Öperim

    ReplyDelete
    Replies
    1. Bindiririm tabi. Kışa kalmadan gelin de biraz sokaklarda yürüyebilelim. Köpeklerle tost yapıcam sizi, çok heyecanlıyım.

      Delete
  3. Annem hep orijinal taksiler sana mı denk geliyor, keşke dün Tunalı'da buluşup buna binseymişiz, sen de o zeytinleri Bedri Rahmicinin tükkanına akıta akıta taşımazdın hem :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ya herhalde bir üçüncüye denk gelmem artık, var mıdır bir üçüncü? Dün gece okudum senin yazını, gözüm yaşardı gülmekten, kaldırıma zeytin suyu dökmek, çaktırmadan yerleri silmek falan ahahhahha :D

      Delete
  4. Böylesi güzel insanların varlığı bizi hala bu topraklara bağlıyor olabilir. Yoksa arada sırada geliyorlar bana "gitsek mi" diye. Paranı sıfırlamak yerine dürüstlük yolunu seçmişler. Helal olsun. Yolları açık olsun ablanın.

    Çiçekler müthiş. Yanlız ordaki El Paso sübliminal mesajı gözlerden kaçmadı :p

    ReplyDelete
    Replies
    1. Bir kere girmişliğim yok o El Paso'ya, 30 saniye önce çekseymişiz fotoğrafı, Kebap49 sübliminali olacakmış :D
      Ya ablanın yaptığı aslında küçücük bir şey ama işte biliyorsun, kazık yiye yiye bu hale geldik. Bizim bakkal kapalıydı, başka bir yerden sipariş verdik eve, herif son kullanma tarihi geçmiş cips yollamış. Ölsem aklıma gelmez kontrol etmek, paketi bir tuhaf gelince baktım, 1 sene olmuş geçeli. 2 liralık cipsi çöpe atamayan adam allah bilir neler yapıyordur diye düşündüm, telefon numarasını çöpe attım.

      Delete
    2. O kadar yıpranmışız ki buna bile seviniyoruz ya..

      Benzer bir olay benim de geçenlerde başıma geldi. Sürekli peynir aldığımız yer, son kullanma tarihini imal tarihi olarak basmış üstüne. Bir açtım içindeki tarih bambaşka. Peynir mortingen. Dikkat mi etmiyorlar bu insanlar yoksa ne kakalarsak arada kardırın mı derdindeler bilemiyorum.

      Güdükün yeni albümünü dinledin mi :) iTunes'a beleş indiriliyor resmi olarak. Ben pek beğenmedim. İki üç şarkı hariç.

      Delete
    3. Aaa dur güdüğe bakıcaktım hakikaten, unuttum :D Aman ya, hiç heyecanım kalmamış onların müziğine ama biraz merak ediyorum.
      Sizin peynirci rokfora merak salmış anlaşılan, yeşili de yeniyor, mavisi de yeniyor diye.

      Delete
    4. Ay ahahhahaha :D
      http://www.theguardian.com/music/shortcuts/2014/sep/10/ten-things-to-do-with-unwanted-u2-free-album-apple?CMP=fb_gu

      Delete
    5. Ahahahaha baya ağır olmuş ya :D İlahi guardian.

      The Miracle, Every Breaking Wave, California, Song for Someone ve Raised By Wolves (Bono ülkücüymüş) hoşuma gitti. Ama genel olarak albüm bir garip olmuş. No Line.. kadar beğenmedim. Habire döndürüyorum albümü itunesta. Bakalım neler olacak görücez :)

      Delete
    6. Başladım şimdi California'dan. Galiba gene şunu diycem bitince, "U2 değil de yeni çıkan bir grup yapsaydı bu albümü, 300 albüm satıp dağılırlardı, hiçbirimizin haberi olmazdı" :D

      Delete
  5. Telefon numarasini attim rehbere ankaraya geldigimde eve hep taksiyle gecerdim astiden atlarim veysel amcanin taksiye.
    Boyle insanlara denk geldikce oh bee diyor insan, anneme de gosterdim bunlari kendi biberleri ciceklenmedo diye kederlendi.
    Bazen kendi kendime bir komün kurabilir miyim acaba diye dusunuyorum soyle 3-5 donum arazi bi hortumu delmis delmis fidanlari damla yontemiyle suluyorum ne bileyim atesin kuluyle de camasir yikiyorum annemin deyisiyle koy usulu yapma kar oluyolar falan.
    Sonra babam kalkip ingiluzce kursuna yazil ehliyetini al is ara deyiveriyor.
    İste boyle yani, kederleniyoruz yani genel olarak

    ReplyDelete
    Replies
    1. Of benim de domatesler kaldı dalda, habire yağmur yağıyor, hava soğudu falan, ben de dertli dertli saksıların yanına çömüp sigara içiyorum. Annene çok selam söyle :) Benimkinin de kayısı ağacı kurumuş, o da kederle geçirdi bu yazı.
      Valla yaşlanınca başıma kalma ihtimali çok yüksek arkadaşlarım var (ONLAR KENDİLERİNİ BİLİYOR), komünü ben de düşünüyorum. Ortak mutfak, çamaşırhane, arada bir uğrayan doktor falan. Umarım yaşlanmadan kaçabilirim şehirden, kupkuru bozkır manzarasına da razıyım artık, 5 kilometre bile kaçabilsem kardır, yeter ki insan olmasın etrafta. O an gelene kadar evden çıkmamakta huzur var ama işte internet var, ben çıkmasam da dışarısı içeri geliyor internetle.

      Delete
  6. Bu ilginç, güzel taksileri ve taksicileri Ankara'da sende okuyarak gördüm. Birde çiçekli, kolonyalı. Şekerli bir taksi vardı sanki. Çok güzel

    ReplyDelete
    Replies
    1. Evet, Alo Necdet Nerdesin? taksisi :) Çiçekli, şekerli, plastik gözlüklü, kolonya ikramı da var. Ankara'da değişik bir taksici profili var hakikaten, it kopuk da var tabi ama benim bu civarda bindiklerim hep emekli büyükelçi ruhlu :)

      Delete
  7. Ben de diyordum hormonlarimda bir problem mi var, okudum agladim. Vara yoga agliyorum boyle diye. En azindan yalniz ben degilmisim. Her iki olay da ayri ayri etkiledi.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay olur mu, hepimiz ağlıyoruz. Bunca şeyden sonra en azından biraz katılaşırım sanıyordum ama tam tersi, daha da çok ve daha çabuk ağlamaya başladım. Dün gece haberlerde abisiyle Suriye'den kaçan bir kız çocuğu vardı, kolunun altında tüyleri yoluk bir panda. Aklımı kaçırdım biraz ağlamaktan.

      Delete
  8. Allahım ne kadar güzel insanlar var bu ülkede!
    Ahah iyi dayanıyorsun Mina, birine denk gelsem oturur ağlarım herhalde :D

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ağlaya ağlaya kazanacağız. Yani, umarım.

      Delete
  9. Böyle insanlarla aynı gökyüzünün altında yaşamayı seviyorum, hem sen onları böyle gösterip anlatınca daha da seviyorum. Hepimiz ağlıyormuşuz ya meğer, ben de yalnızım sanıyorum kimi zaman. Ağlamak sıcakla karşılaştığımda elimi hızla çekmek gibi bir refleks oldu artık bende, bir yaprağın dalından düşüşüne bakıp ağlayabiliyorum. Hani şu deli gibi videosu dönüp duran piriç yiyen masum lemur var ya, ağlayışlarımı onu eve alarak meşrulaştırabilirim çünkü ona ne zaman baksam ağlarım herhalde.
    Taksici amcanın bile arabasında maydanozu fesleğeni var bir benim yok, yuhh bana. Bir gidemedik anasıtını satayım çiçek satan bir yere. Ama inat ettim bir ufak saksıya ekeceğim bu sefer, hem keçiyi de kestiler artık ohh..O şapşal bakışlarını özlüyorum ne yalan söyliym ama verdiği zararları özlemiyorum. Hem o şimdi arkadaşına da kavuştu, bol bol tepişiyorlardır gittikleri yerde.
    Bugün zor bir güne başlangıç yaşadım, keşke biri çıkıp hadi sen öğlen çantanı al da biraz gez hava al, iyi gelir dese, ya da elime zorla bir kitap tutuştursalar da bahçeye gölgeye yat oku, bu senin bugünkü görevin deseler.
    En derin sevgilerimi yolluyorum sanaaaa:):)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay keçiyi kestiler mi? Eh hadi biraz nefes alacak senin bahçe ama yeni keçi almazlar mı? Benim de 3 tane domatesime saksağanlar dadandı. Bir de bekliyorlar ki iyice kızarsın domatesler, öyle araklıyorlar. Çok beğeniyorum saksağanları, renkleri çok güzel, bir şey diyemiyorum :)
      Ben de şimdi oturup apartmanın 6 aylık gelir-giderini hesaplayacağım, akşama toplantı var, resmen kurtuluyorum yöneticilikten. Şunları da hesaplayıp çıktı alırsam bitecek. Yazıcının da mürekkebi bitmiş, öldür allah yazdırmıyor. İnternetten kartuş baktım, yazıcıya verdiğim paranın iki katı 1 adet kartuş ahhahha :D Gideyim doldurtayım bari, ne biçim iş?
      Gece kitap okurum artık, ona da şükür :)
      En derin sevgiler bizden efendim :D

      Delete
    2. Kestiler valla ama yemedik biz, zaten davet eden de olmadı da, yememeye yemin ettimdi :) Hayvan öyle gözümün taaa içine baka baka dolandı durdu nasıl yiyeyim...Bahçe evet dinlenicek biraz. Aslında ekme zamanı da geliyormuş ekesim var ama gücüm yok, belki bi nana maydanoz işte bir iki tane ancak o kadar. Sen patates de kolay oluyor demiştin ama bilmem dener miyim? Saksağanlar komikler çok renkleri güzel evet, ben olsam ben de bişey diyemezdim. Bizim keçi yatağa çişini yapınca bile az biraz içimden sövmüştüm ama yüzüne karşı bişey diyemedim.
      Neyse artık sen de bir ohh diyeceksin. iyi olmuş yöneticilikten ayrılman, bir sinir bozukluuğu ortadan pufff diye yok olmuş olacak ne hoş. Ayy sen buradaki benim salak yazıcıyı görsen burnundan kıl aldırmıyor. Yiğit geçen duvara çakıcaktı onu da zor aldım elinden, ee senelerden sonra biraz dilinden anlıyor sayılırım. Doldurmak en iyisi valla çok pahalı kartuşlar, saçmalığın daniskası yani. Yalnız tabi kaliteden ödün veriliyor biraz ama ona vericeğim parayla kendime köy pazarından ne sebzeler meyveler alırım diye düşünürdüm ben eskiden, sen de öyle yap.
      Geceleri okumak güzel. Ben de sana bir kitap yollayacağım ama sürpriiiizzz, bakalım sevecek misin:)
      Hadi görüşürüz yeni yazında o zaman. Çabuk yaz çok bekletme yahuu:)

      Delete
    3. Patates ek, hemen ek hatta, hasat alırsın havalar iyice soğumadan :) Sıkı toprak sevmiyor, biraz çapala, patatesin tomurcuk veren tarafı alta gelecek gibi sok toprağa. Çok güzel yeşil yapraklar çıkıyor, sulamaya devam et. Sonra bir gün solmaya başlayacak yapraklar aşağıdan başlayarak. Bütün yapraklar kuruyunca daldır elini toprağa, gelsin patatesler. Saksı ayarlayabilirsem ben de ekicem bir-iki patates.
      Atarım o zaman ben bu yazıcıyı, zaten yer kaplıyor, toz topluyor. Gider kırtasiyeden alırım çıktı mıktı. Ev küçük, hiçbişiye yer yok :)
      Yazayım hakikaten, çok düzensiz yazıyorum, ben de bozuluyorum kendi kendime :)

      Delete
  10. Çok teşekkür ederim ayrıca siteme ziyaretlerinizi bekliyorum http://islamguzelahlaktir.blogspot.com/

    ReplyDelete