October 12, 2014

(28) Güzel Kitap Adı ve Başka İnsanların Eşyaları

Sadece ve sadece adına vurulup aldım bu kitabı, ne yazarını biliyorum ne konusunu. Bir türlü de okuyamadım.

İlk sayfasını açtım, ilk cümleyi okudum: "Ayemenem'de mayıs, sıcak ve bungun geçer." Kitabı kapatıp bungun ne demek diye sözlüğe baktım. Sıkıntılı demekmiş. Ruh hastası olduğum için orijinalini buldum, "brooding" diyor orda, brooding için de tekrar sözlüğe baktım. Sonra bir süre camdan dışarı baktım, kalkıp kitabı rafa sokuşturdum.

Kitabı okumaya en çok yaklaştığım an bu oldu. Ama okuyacağım, belki de hiç benim hayal ettiğim gibi değil, olsun. Kadın, kitabı 1997'de yazmış, şu anda farkettim. Elimdeki de 12. baskıymış zaten.

Bugün yaptığım tek elle tutulur şey ekmek oldu. Dışarda can çekişen bir saksı kekik var, onlardan koydum içine. Bir de sırf meraktan pesto yaptım, yine dolapta çile dolduran bir sap fesleğeni kurtarmış oldum. Sonra da ekmekleri pestoya banıp BBC'de Antiques Roadshow seyrettim.

Pazar günlerimin en güzel şeyi bu antika programı, televizyonlarımızda BBC çıkmaya başladığından beri hastalıklı bir şekilde izliyoruz ailece. "AMAN ALLAHIM YOKSA LALIQUE Mİ O ŞİŞE??!! Hİİİİ TABAK RESMEN CLARICE CLIFF!!" noktasına gelmeyi başardık.

Konsepti çok basit, bir grup antika uzmanı, İngiltere içinde geziyor, her programda masalarını kurup kasabalıların eski eşyalarını getirmelerini bekliyor. Eşyalar gerçekten antika mı, hikayesi nedir, kim yapmış, kim kullanmış; bunları kısaca anlatıyorlar ve fiyat biçiyorlar. Ve allahım neler getirdi insanlar evlerinden. Biraz önce seyrettiğim bölümde yaşlı bir kadın, gerçek bir Albrecht Dürer baskısı getirdi. Dürer! 20.000 paunt fiyat biçti uzman. Geçen bölümlerden birinde bir adam, amcasının Titanik'in durduğu bir limandan attığı kartpostalı getirmişti; kart gelmiş, amca geri gelememiş.

Çok acayip hikayeler; eşyaların tarihi çok ilgi çekici. BBC HD kanalınız varsa, pazar günleri 20:00 civarı başlıyor, alt yazılı. Sırf şu program üzerinden çemkireceğim o kadar çok şey var ki aslında, başka bir zaman artık.





23 comments:

  1. Bu senin blogun benim pasaportuma geçersiz muamelesi yapan gümrük memuruna döndü. Her sorumda "selectiniz a profil pliiz" diyor, hatta pliiz bile demiyor kaba şey :) Ben de önce bir nokta yolladım sonra yoruma geçtim. Bu kitap şahanedir, pek güzeldir, bir an önce çıkarıp oku.
    Öyle yoğunum ki bu aralar, bak bugün neler yaptım. Sabah mükellef kahvaltı, ardından bir film, film arası kahve molası, sonra bir film daha. ardından müzeye kadar yürüyüş, çocuklar müze gezerken müze bahçesinde bir kahve daha. Sonra ev, domates soslu makarna ve yemek. Bir blog yazısını müteakip karnıyarık yaparken çamaşır yıkama. Sonra makine error verdi, suyunu elle boşalttık adinin, sanırım şu anda yıkamaya devam ediyor, ben de sana laf yetiştiriyorum. Tüm bunlar festival uğruna. Dışarda da havai fişengler patlıyor sebep neyse.
    Zeytinlerini almadın mı sen daha, valla terzi onlardan takım elbise diker daha da almazsan :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Valla bloga bir haller oluyor, bana da "Cnm, şifreni mi unuttun?" emailleri geliyor, tam yazı yazarken "başka bir lokasyondan çıkış yaptınız" uyarısı geliyor, kafamı sağa sola çevirip lokasyonlara bakıyorum, Koko'dan şüpheleniyorum. Ama Koko o kadar aptal değil.
      General uçsun, buna başlıyım madem.
      Ay bayram mayram derken kaynadı zeytinler. Yarın gidip alayım, hem yürümüş olurum. Zaten evdekilerin de dibini görmek üzereyiz :)
      Çılgınca ütü yapmam lazım bir haftadır, senin gününü okuyunca utandım ahahhaha :D

      Delete
  2. Günaydın , kitap mimi o kadar güzel oldu ki sayenizde okumadığım kitapları keşfetmiş oluyorum :)
    pazar akşamı bende izleyeceğim o zaman , zaten tv de düzgün bir şey yokki ...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ben de ben de :) Upuzun bir liste oldu okunacak kitaplar, çok seviniyorum.
      Eski eşyalar bir yana, o kadar da güzel yerlere gidiyorlar ki. Eski binalar, yeşil çimler falan, onlara da bakıyorum :)

      Delete
  3. Hemen şimdi kitaplığa gidiyorsun ve tıkıştırdığın yerden alıp kitabı derhal okuyorsun!!
    Ben de eşek değilim ya, sana bir kıyak geçiyorum ve yorumumun linkini şeediyorum:)
    http://gununcorbasi.blogspot.com/2012/08/kucuk-seylerin-tanrs.html

    o antika programı ilginçmiş bu arada...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Kitap şu anda feci şekilde ciddiye bindi! Tamam, zaten dün yazıyı yazdıktan sonra ortalığa bırakmıştım, kitaplığa tıkıştırmadım :)
      Antika programı çok da uyuz aslında bir yandan. Ama o bir saat boyunca hayat o kadar normal, o kadar sabit ki, bana çok iyi geliyor.

      Delete
  4. "Ayemenem'de mayıs, sıcak ve bungun geçer." Peki :D Benim de kitap yığınım hakkında endişelerim var. Ömrüm yetecek mi acaba hepsini hakkıyla okumaya..

    Ne ilginç bir program. Tv izlemediğim için (Tarihin Arka Odası hariç-çok eğlenceli bi program) haberim yok bunlarda. Dur sen bu hafta izleyeyim.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Bak bugün hiç bungun değil mesela, sıcak hiç değil :) Zihnibeyciğim, bir önem sırası yapmak lazım sanırım, ben Dante gibi ortasındayım ömrün, artık elimdeki kitabı okumak istemiyorsam zorlamıyorum kendimi.
      Bir kaç bölüm seyret hakikaten, sende de aynı hisleri uyandıracak mı merak ediyorum. Bir yandan eşyaların hikayelerini dinlerken bir yandan da sinirleniyorum. Adam 80 yaşında, elinde büyük-büyük-büyük dedesinin mektupları var, kitabı var. Dede 150 sene önce berbermiş, usturaları duruyor, takım çantasıyla. Allahın unuttuğu bir yerde, bir kıyı kasabası, belediye binasında 500 yıllık yazışmalar, kasabanın ilk anahtarı, boku püsürü herşeyi duruyor. Hadi bizim memleket göçmen dolu, göçen-kaçan insan ne kadar eşya alabilir yanına ama gene de nerde ulan 800 yıllık Osmanlı'nın boku püsürü? Hiç dokunulmamış bir Osmanlı köyü var mı bir yerlerde? İngiltere'de Roma kasabası var, hamamıyla, caddesiyle duruyor, pırıl pırıl. Roma diyorum bak.
      Neyse yani, bir yandan da bunlara dertleniyorum :)

      Delete
  5. Antik Roadshow'u seven biri ciktigini gorunce dayanamadim, hemen "ben de ben de" diyeyim dedim. Esim benimle dalga geciyor seyrederken gordugunde ama ben cok dinlendirici buluyorum. Antikalara hic ilgim yok, ama en azindan kafami bosaltirken biraz artistik objeler gormek, biraz tarih dinlemek, gotursem ben ne gotururum diye hayal kurmak cok guzel oluyor. Banu

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ben kocamı da çektim bu batağa, anca beraber kanca beraber :D Yolda görsek dönüp bakmayacağımız bir şeyin dünya para ediyor olması falan ilgisini çekiyor diye tahmin ediyorum, işte kadın bit pazarından üç kuruşa broş almış, uzman binlerce paunt fiyat biçiyor falan.
      Dinlendirici hakikaten. O antika uzmanlarının takır takır anlatmalarına da çok özeniyorum. Bir antik rodşovcudan diğerine selamlar :)

      Delete
  6. Ahh mina bazen nasıl da kendimi alamayıp o sadece güzel kapağı olan kitapları alasım geliyor anlatamam. Bazı kitaplarım var ki sayfasına vurulmuşumdur, kiminde yazı karakteri bile gönlümü çalmıştır. Bu kitabın ismi hakikaten göz ardı edilecek gibi değilmiş:) İçeriğine dair iyi şeyler de okudum, bence bir azimle okumalısın sonra da burada uzunca anlat.
    Öyle bir tanrı var olmalı, küçük şeylerin ve önemsiz görünen diğerlerinin. Biraz kelimeler ve şeyler kitabını hatırlattı bana bu yazın, üniversitede okumuştum, anlat desen anlatamam ama epey heyecanla almıştım. Bu çağrışımlar hoşuma gidiyor.
    Akşam acayip bi rüya gördüm Ankara'da güvenlik caddesindeyim, kar yağıyor. Tanımadığım birinin evine girdim, genç bir çift, evlerini gezdim yemek yedirdiler bana, sonra balkona çıkıp sokağı izledim ve aşağı adımımı atıp sokağa değdim, yürüdüm. Etraf yemek kokuyordu, anneannem dolma sarıyordu ve ev çok ama çok uzağımda kalmıştı sanki. Teyzemler bir yokuşun bitiminde oturuyorlardı zamanında, hemen dibinde Adile Naşit parkı vardı. O balkondan parkı görmek bile bana mutluluk verirdi, o evi özlüyorum bazen. Ankara'da oturmak istediğim çok ev var. Senin evini de bilmememe rağmen bana aynı hissiyatı yaşatıyor fotoğrafların. Hele terasında bir akşam çayı içip manzaraya karışmayı çok arzu ediyorum bazen.
    Bu bbc programını yiğite de anlattım, bakalım haftaya izleyeceğiz varmış bizde kanal. Belki arada tekrar verir, gidip gelip karıştırırım ben şimdi. Tam bana göreymiş. Biz şu şeyi izliyoruz bazen gözlerimizi alamadan depo savaşları sanırım adı, içinde ne olduğunu bilmediğin ama parayla aldığın ufak depolardan neler çıkıyor, seviyorum. Bir de eski arabaları modifiye eden çirkin bir adam var:) O da eğlendiğim bir program. İlerde bir gün çok param olursa eski bir vosvosa porche motoru taktırma hayali edindim, sonum ne olacak bilmiyorum:):)
    Ben de yazayım bugün yine. Hava kapalı, çok yazasım var.
    Ay Cezayirli her daim elleri nemli o adam geldi gene elimi sıktı, daha fazla yazamayacağım, elimi yıkamam lazım böööyykkk:(

    ReplyDelete
    Replies
    1. Depo savaşlarını biz de seyrettik bir süre, sonra isyan ettik, "Ulan her örümcekli depodan da çok kıymetli eşyalar mı çıkar?!" diye. Biraz interneti karıştırdım, o dövmeli kel adamla biraz daha uzunca adam bayağı casting ajansındanmış. Önceden ayarlanmış olduğunu öğrenince hevesimiz kaçtı. Araba modifiyelerini seyrediyoruz ama :D Turbo cumalar evimizin neşesi :)
      Biz aynı zaman diliminde miyiz? Ay cehaletin son perdesi ahahaha :D Antika programının saatine bi bakayım ben, tam kaçta başlıyor.
      Bu Ankara rüyasına da gizemli biri gelip yorum yazar mı acaba? Sen gelene kadar ben de terası biraz toplasam, bana motivasyon olsa. Salıncak var dışarda, bir kere oturmuş değilim, hem üzülüyorum hem de bir türlü kullanıma sokamıyorum. Minder falan alırım, salıncakta oturur çay içeriz. Tam karşısında gün batımı manzarası var.
      Ben de gidip biraz ütü yapayım :)

      Delete
    2. Depo savaşları demek ayarlanmış hee ayy ne büyük hayal kırıklığı offf:(
      Bizim saatimiz iki saat geri sizden, ekim sonu siz saatleri alınca fark 1 saate düşecek. Yine de ben de kontrol ederim ama saatini ve gününü bulur da yazarsan süper olur:)
      Ben de dün yazamadım. Bugün yazacağım. Tam yazmalık günler bunlar karanlık, puslu, yağmurlu.
      Blog sayfasına müzik ekledim otomatik açılan. Tanırsın ilk çalanı sanırım. Güzel bir uygulamaymış bir sürü şarkı da koyulabiliyor. Bir ara dener misin bakalım sen de de sayfam açılınca otomatik olarak çıkıp çalmaya başlayacak mı? Burada net berbat kiminde açıldı kiminde ses çıkmadı falan anlayamadık. Arada yenilikler yapmak iyi geliyor bana, her ne kadar bir yerleri bozacağım diye tırssamda:)
      Bugün benim de çamaşırları toplayıp ütülemem şart artık pöff. Bazen kendi kendime dünyaya bunun için gelmedim diyorum daha ulvi bir amacım olmalı, ev toplamak, düzenlemek, yıkamak, ütülemek pek ulvi olmasa gerek!
      öpüldün

      Delete
    3. Tamam, sana email atayım programın tam saatini.
      Blogun 2-3 saniye geç açılıyor ama problemsiz bir şekilde müzik çalıyor, çok beğendim. Şarkıyı da hemen anlamadım, sonra "Ay acaba?" diye bir gugılladım, doğru tahmin etmişim :D
      İki gömlek ütüleyebildim, başka işler çıktı. Bugün böyle kompüter başında kahve-sigara geçecek anlaşılan.
      Kitap meydan okumasını da iki soru cevaplayıp bitiricem ama bir şiştim ki. Ne yazacağımı bilmiyorum, aklıma geleni beğenmiyorum.
      Oha ikinci şarkı başladı o arada senin blogta, ah Yasmin ah!
      Öptüm ben de.

      Delete
    4. Oooo süper sevindim bak o zaman şimdi. Bu şarkı uygulaması çok güzelmiş, istediğin kadar şarkıyı listeleyebiliyorsun url adresini yapıştırman yetiyor, yani bu şarkıyı bulamadım falan derdi de yok. Belki uygulamanın rengini değiştiririm du bakalım azcık kullanayım da:):) Cezayir'i bu coğrafyayı hissettiren müzikler seçmeye çalıştım. Umarım sever insanlar:)
      Bugün burası da yağacak. Öğlen kahve içtim arkadaşımla, hataydan gelme ev yapımı dut likörü ikram etti yanında iki yudum içtim sanki çarpıldım. Bu kafayla iyi blog yazarım aslında:)
      Bende bi kahve sigara yapayım iyisi mi..
      Çok teşekkür ederim canım kontrol ettiğin için, çok merciiiiiii...

      Delete
  7. antique road show'u kablolu yayında BBC praym iken izlerdim.. başka izleyen olmadığından.. duygularım içimde kalmıştı..
    haksızlık bu bize..
    fsleğen ve kekikli bölüm ne güzel olmuş ..

    ah keşke alan titchmark'lı bahçe programlarını da bulup izlesen 100o küsur yaşındaki altın meşeye serisi göstermeleri filan
    bir de müzehher vâ-nû nun bir deyişi vardır..
    eski istanbulda insanlar evin boyası kirlenince boy atmaktansa denk- bakır Sahan- tahta
    kaşıklarını at arabasına yükleyip taşınmayı tercih ederlermiş..
    sadece kaçan değil .. göçeniz aynı Zamanda
    not:blogda sadece buduar olarak yorum yapabiliyorum
    oysa ana blog atalet = (

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ya evet BBC praymın praym olduğu zamanlar. İki program daha vardı, birinde insanların evine gidip tavanarasından falan antika bulup müzayedelerde satıyorlardı, diğerinde iki takım bit pazarından eşya satın alıyordu, daha çok kar eden takım kazanıyordu. Unutmuşum bunları ben. Bahçe programlarını bir arayayım bakayım internet deryasında.
      Pesto yaparken fesleğenin saplarını koymamak lazımmış, tecrübe ile öğrenmiş oldum :)
      İzmir'de otururken bir komşumuz vardı, bir gün annemin salondaki kitaplıklarına bakıp "Bari güzel ciltli olanları falan salona koysaydın" dedi. Bu kadın evde eski eşya tutar mı, hiç zannetmiyorum. Ankara'nın eskice mahallesinde, eski apartmanda oturuyorum. Müteahhite verip verip kaçıyor herkes, 8 senede etrafımız iş hanı ve otel doldu. Halbuki bu eski binalar hep artizan mimarların elinden çıkma, o 80'lerin ruhsuz beton kütleleri gibi değiller. Demek genlerimizde var üşenmek ve "aman yeni olsun-temiz olsun" tutkusu :)
      Sizin esas blog http://atalet-boudoir.blogspot.com.tr/ midir peki? Ben bir tek onu bulabildim.

      Delete
  8. sadece buduardan gelince kabul ediyor..
    telefondan girdigim icin sanirim.. cok kisilik karmasasi olabilir bi de..
    http://atalet.blogspot.com esas adresim..
    ya da guglanima atalet kadın yaz .. 2. sirada cikiyor.. ve buduarin yan tarafinda ataletin esas yeri diye baglanti da var.. =)
    o atma hallerine hastayim..
    cocuklugumun bir zamaninda herkes mis gibi ahsap masalarini atip yerine firmika doldurmustu ruhsuz .. bi saime hanim birakmamisti.. siirdeki gibi.. deniz fenerindeki gibi biriktikce birikmisti bizim yasam masada...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Tamamdır, esas adrese gideceğim.
      Masa çok mühim bir şey. Yıllardır bir çekmeceli, kepenkli yazı masası peşindeyim. Güzel oldu mu pahalı, tuhaf bir şekilde uyduruk olanları da pahalı, zaten henüz bir tanesine "İşte budur" diyemedim. Bir yerlerde bir masa beni bekliyor, ne zaman kavuşuruz bilmiyorum :)

      Delete
  9. Roy okumanı tavsiye ederim. Çok güzel hatırlıyorum kendisini. Şöyle bir sahne var mıydı, yok muydu, tam emin olamıyorum: memelerin altına kalem koyup, kalemin düşüp düşmemesine bağlı olarak memelerin sarkıp sarkmadığını anlama tecrübesi. Ne zor anlattım be! Öperek kaçtım

    ReplyDelete
    Replies
    1. Aaaa ee ben ergenken bir kadın dergisi mi ne yazmıştı o kalem testini, yapıp durdum olmayan memelerimle. Ahahhaha, tamam kesinlikle ikna oldum kitabı okumaya :D
      Hadi öptüm ben de oturduğum yerden.

      Delete
  10. okumadım ama bugüne kadar duyduğum en iyi kitap ismi "Anneme Reklamcı Olduğumu Söylemeyin... O Beni Bir Genelevde Piyanist Sanıyor!" oldu... :) çok merak içerisindeyim...

    şu programı da merak ettim. kirli çıkı anacım bunlar! :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. 5 yorumu onay beklerken görünce "Allahım kesin semerli eşek demeye gelmiş birileri!" diye içim büzüldü, neyse ki senmişsin :D
      Kitabı biliyorum ama herhalde okumadım. Programı da önümüzdeki pazar zorla izleticem zaten sana mehehhe :)

      Delete