October 21, 2014

Yemekle İlgili Fikirlerimi De İstirham Edeyim

Bayansilvia yapmış, Zihnin Arka Sokakları bu tarafa doğru yollamış, tembellikten yerlerde sürünüyorum zaten, yemekli mimi yapacağım şimdi.

En sevdiğiniz yemek: Patatesle makarna arasında kararsız kaldım, bu ikisiyle ne yapılırsa bayıla bayıla yerim.

En sevdiğiniz tatlı: Aşure ve baklava. Kazanla getirin, kamyonla getirin, beni durduramazsınız.

Siz çocukken anneniz sizi... köftenin ineklerden gelmediğine inandırmıştı. Köftenin nerden geldiğini düşünüyordum bilmiyorum, galiba bu konuda düşünmek istemiyordum.

Çocukken de şimdi de... pişen et ve balık kokusuna dayanamam. Yıllardır sigara içmeme rağmen koku duyumun maşallahı var, metrelerce uzaktan alıyorum. Yıkansa bile içinde balık pişirilmiş tavaları ayırabiliyorum, kalamar kızartılmış yağda patates kızartıp getirdiklerinde kalbim kırılıyor.

Yemeyi sevdiğiniz ilginç şeyler: Ay bilemedim buraya ne yazacağımı. Bir keresinde Mardin'de, Cercis Murat Konağı'nda domates tatlısı yemiştim, dondurmalı. Bir türlü unutamıyorum, yediğim en güzel şeylerden biriydi, başka bir dünyadan gelmeydi.

Türk mutfağı dışında sevdiğiniz mutfak: Anadolu mutfağını her fırsatta öven, "Allahıııımm iyi ki burda doğmuşum!" diye kendini yerlere atan biriyim. Çok kısıtlı tecrübelerime dayanarak Lübnan mutfağını beğeniyorum bir de. İşin içine yemekler girince sınır mınır kalmıyor gerçi; bir humus kardeşliği varsa mesela, hemen üye olmak isterim.

Yemeyi sevdiğiniz en sağlıksız şey: Doritos cips, Eti Cin, Haribo'nun tropikal meyvelisi.

Alerjiniz: Yok. Uzun süre aç kaldıktan sonra aniden yemek yemekle ilgili bir sorunum var, kebapçıda masaya yığılmışlığım var mesela. Bir de reflüden şikayetçiyim ama yuvarlanıp gidiyoruz bir şekilde.

En sevdiğiniz meyve: Muz.

En sevdiğiniz atıştırmalık: Peynir.

En sevdiğiniz içecek: Kahve. Bir de gazoz ama ya Uludağ ya Fruko.

Asla yemeyeceğim ve içmeyeceğim dediğiniz şeyler: Her türlü et mamülü. Hiçbir zaman bağrıma basamadım, iki senedir hiç yemiyorum.

Sonsuz tane de olsa yiyebileceğiniz şey: Patlamış mısır.

Çorbaların kralı: Tarhana.

Kahvaltıda tercih ettiğiniz şey: Ay çok utanç verici ama kahve ve sigara. Ancak öğlene doğru bir şeyler yemek aklıma geliyor. Peynir-ekmek-domates, bazen yoğurtla müsli, bazen yumurta.

Açken ben... normal hayatıma devam ederim. Öyle sinir basması falan olmuyor bende. Susuzluk çok daha korkunç bir şey oldu benim için hep.

Bir keresinde yemek yerken... annem beyin enfarktüsü geçirmişti. Ayvalık'ta bir pizzacıdaydık. Ambulans mambulans, Ayvalık Devlet Hastanesi, nöbetçi doktorun peşinde koşmalar, nöbetçi doktorun "gıda zehirlenmesi" teşhisi, annemin ayağa kalkabildiğini farkettiği anda bizi önüne katıp hastaneden tüymesi, İzmir'e kadar araba sürmesi, yolda bana "Eğer bana bir şey olursa fren şu pedal, ona bas" demesi. Kardeşimle iki hafta boyunca anneme doktora gitmesi için yalvarmamız, sonunda ikna olması, doktorun önünde bile "Aman işte bayılmışım ben" diye geçiştirmesi, bana sinir basması, annemin nasıl bayıldığını küçük bir piyes şeklinde doktora canlandırmam, annemin o anda beni evlatlıktan reddetmesi. Ahahhaha ay sinirlerim bozuldu hatırlayınca, neyse, o zamandır beri ilaç kullanıyor, arada kontrole gidiyor falan.

Bu enfarktüs konusunda beni ve kardeşimi uyandıran, tuhaf bir şekilde Ebru Gündeş oldu. Kameraların önünde geçirdiği o beyin kanaması büyük ihtimalle annemin hayatını kurtardı. Aynı şekilde bayıldılar çünkü, tamamen aynı şekilde. Eğer o görüntüleri izlemeseydim mümkün değil şüphelenmezdim. Gıda zehirlenmesi der geçerdik.

Yemeli içmeli fotoğraf aradım, doğru dürüst bir şey bulamadım. O yüzden hayatımızın kedisi Mi'nin bir fotoğrafını koyuyorum, insan bunu da yer.


Kazıdan dönmüşüm, bavulu açmışım, gelip yerleşivermiş. Dünyanın en nalet kedisiydi, çok özlüyorum.


26 comments:

  1. senin bu annen tam benlik tam yemelik... allah korumuş.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Senin tekneden atlayıp sigara almaya gitme hikayeni okuduğumdan beri kafamda aynı yere koydum zaten :)

      Delete
    2. Bu kedide bize dadanan kedinin aynısı sanki. Bu sabah yatağıma gelmedi ve çok özledim.. Neyseki akşam uğradı, uyudu falan.. Şimdi gitti.. Balkon kapısını açık birakıcam, sabah bana günaydın desin:))

      Delete
    3. Ay evet, gerçekten benziyorlar! Sizinki daha cana yakın ve sıcak bir kediye benziyor, maceracı üstelik. Mi Hanım hayatı boyunca evden dışarı adımını atmak istemedi ve çok gıcıktı :D

      Delete
  2. Ben de diyorum ki nerede bu kız, silkelen ve bloguna dön :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Dönemedim ayol bir türlü, içim şişti çok. Bakayım, bugünden çok umutluyum, çarşambalar hep biraz daha sevimli sanki.

      Delete
  3. Ayy annen çok fena :)
    Patates ve makarna cevabımız aynı. Ben artık patatesli makarna yiyorum.İkisini ayıramadığımdan. Patatesleri küp küp doğrayıp kızart ve makarnaya karıştır.Bir de güzel bir sos mmm :D

    ReplyDelete
    Replies
    1. Annem çok fena hakikaten ahahhahah :D
      Okulda ekmek arası patates yaparladı bir kantinde, onu da çok severdim. Ne olacak bu karbonhidrat çılgınlığının sonu? :D

      Delete
  4. "Kazanla getirin, kamyonla getirin, beni durduramazsınız." AHAHAAHAHAHA :D "domates tatlısı" ne ki o_O Bilmiyorum ama merak ettim. Savaşlar filan olmasa Lübnan'a sırf yemeğe gidicem. İnan en büyük hayallerimden biri. Niğde gazozunun suçu ne :(( Bir de.. Sigara sağlığa zararlıdır Fermina. Aman diyim. Zararlarını yakından bilen biri olarak.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay bir daha da yemedim domates tatlısı, kaç sene geçti aradan. Hafif bir şerbeti vardı, bildiğin domates, yanında da vanilyalı dondurma. O Cercis Murat Konağı'nda o gece yediğim her şey başka bir dünyadan gelme gibiydi, kırmızı şarap da öyle. Ve manzara. Ve hayatımda gördüğüm en havalı, en komik şef garson. Hesap da tabi doğru orantılı gelmişti :D Hiç acımadım ama o paraya, her kuruşu helal olsun, yemek değil sanat yapıyorlardı :) İstanbul'a şube açmışlar, belki Ankara'ya da açarlar bir gün.
      En gidilebilecek gibi ülke İran sanırım şu aralar, oralar sakin. Kafamı duvarlara vuruyorum, neden bir dolmuşa falan atlayıp Suriye'ye gitmedim, onca sene Urfa'ya gidip geldim, ne salağım.
      Niğde gazozunu sevmedim ya ben, neden bilmiyorum. Çok şekerli geldi bana, sanki öbürleri az şekerliymiş gibi ahahhaha :D
      Of sigara. Çok zormuş bırakmak, tahminimden çok daha zormuş. Bırakıcam elbet bir gün, şu aralar yapamıyorum.

      Delete
  5. Bu yazılar tam içtenlikle yazılmış ne güzel . Tv izle

    ReplyDelete
  6. Replies
    1. Urfa'dan gelmişim, bavulun içindeki tabureden belli, neler taşıdım oralardan yıllarca :) Bavulun altındaki kilim de Urfa'dan, halıcıdaki en ucuz kilimdi, 30 liraya mı ne almıştım. Şimdi yanına yanaşılmıyor en dandik kilimlerin, çok bozuluyorum :)

      Delete
  7. sigara ve kahveyle kahvaltı edenler bilir keyfini , hele de yememek çok koymuoyrsa , aman Allah korumuş anneyi , ve fakat öyle bir annem olsa güzel olurdu herhalde , zira benimki tam tersi :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. En kötü alışkanlığım bu kahvaltı galiba. Annem doktordan, hastaneden kaçıyor ama bir yandan da dev bir çantayla ilaç ve vitamin taşıyor yanında. Keşke kafasına göre vitamin, takviye falan almasa.

      Delete
    2. bak yine söylüyorum herkes yaşadığını bilir ama yine de şanslısın , benimki kafasına göre doktora gidiyor , doktorun söylediklerini hiç bir şekilde doğru bulmuyor , kafasına göre bir bavul anti-depresan alıp , 3 gün sonra iyi gelmediğini iddia ediyor , ha bir de tıp literatürüne bir sürü yeni terim kazandırıyor :D örneklerim ama çok gülersin :D

      Delete
    3. Ehehheheh aslında farklı kulvarlardan gelip aynı şekilde delirtiyorlar insanı. Doktorlara dert anlatırken asla ama asla hikayenin tamamını anlatmıyor, ailedeki hastalıkları falan hep ben ekliyorum, bir de fırça yiyiyorum üstüne. Tek başına muayene omaya gittiğinde de doktorun söylediklerinin ne kadarını bize anlatıyor, abartarak mı anlatıyor yoksa önemsizleştirerek mi bilemiyorum. Kullanması gereken ilaçları düzenli kullandığı konusunda da ciddi şüpheler içindeyim. Bilmemne çiçeği özütlü köpekbalığı yüzgeci tozu hapı içince her şey süper olacakmış gibi takılıyor.
      Annenin tıp literatürüne katkılarını merak ettim :D

      Delete
    4. köpek balığı yüzgeçi özütü iyiymiş ya , bizimki sadece beni fırçalamıyor arada doktoru da fırçalıyor işin kötüsü, sen ne anlarsın dediğine bile şahit olmuşluğum var , bir de hangi kafayla bakıyorsa , kendi 55 yaşında , 70 yaşındaki doktora doktor bey evladım diyor , ne demek istediğini sanırım sadece kendi biliyor.
      Tıp literatürüne , latince kelimeleri değiştire değiştire kullanmasının dışında, diş eti kanseri, böbrek sapması, dalak yarılması, kulak kırılması vb, ama çok var , bu muhabbet uzar biz de anlat anlat bitmez , hepimize geçmiş olsun..:D

      Delete
  8. Çorbaların krali gerçekten de tarhana veeee muz en sevdiğim meyve yeter ki muz olsun başka bir şey istemem :)
    özlemiştik seni hoş geldin :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Hoşbuldum :)
      Ay hiç eksik olmasın tarhana ve muz hayatımızdan o zaman, yaşasın! :)

      Delete
  9. Ay hemen yazmana sevindim çok. Bu yemekli mimleri yapmaya başlarsam duramam diye korkuyorum ben. Benzer sevdiğimiz yemekler varmış ne güzel. Tarhana daha geçenlerde yaptım yiğit de ben de seviyoruz. İçine kıtır ekmek doğrayınca tabi offf kışın ne harika oluyor, ben de tek geçiyorum. Muz zaten kilo ile yerim. Hımm ben tam bir lays manyağıyım çok seviyorum tuzlu tuzlu. Şu senin domates tatlısını da çok merak ettim nasıl bir şey acaba yaa. yemek lazım gidip.
    Ne çok şey taşımışsın oralardan ama çok da iyi yapmışsın. Ben şimdi Cezayir için hain planlar besliyorum. O planlar eninde sonunda sırtıma yük oluyor ama napalım. Oralarda dövünmek istemiyorum sonra. Ahh keşke herşeyi paketleyip gelebilsek ne harika olurdu. O nalet kedilerin ayrıca insan hayatında yeri bir başka oluyor, canım nasıl da yatmış ohh yayılmış bavula.
    Anneciğin, çılgın kadın, neyse ki daha beter bişey olmamış ahh ahh nasıl da izlemiştik ebru gündeşin bayılma anını tv de, senin için da tanrım ne kötü bir zamandır kimbilir o anı yaşamak anneciğinle. Evlerden uzak olsun ayy hastalık mastalık bişey olmasın hiç hayatımızda yaaa.. Düşününce daralıyorum. Posta yollamana da ayrıca sevindim. Artık buradaki postacı amcamıza atarlanıyorum posta getirmiyor diye, posta yoksa fotokopi scan print de yok diyorum her seferinde. Uyuma Cezayir postası, çalış..Çalışınca oluyor!!
    Öpüldün
    artık şu whatsapp olayını bi çözsen de iki çift laf etsek yahu:)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Yav whatsapp ne yaparsam yapayım sesli uyarı vermiyor, görüyorum mesajları allah için de günler sonra görüyorum. Telefon sanırım artık kaldıramamaya başladı hiçbir şeyi. Skype işalla :)
      Domates çorbası yapıcam yarın, harcamam gereken domatesler var. Keşke bilseydim de tatlısını yapsaydım. Dur çorbaya kıtır ekmek yapayım, iyi hatırlattın.
      Ay yeteri kadar taşımadım bile bence, istiyorum ki arabayla gidelim, peyniri tenekelerle dizeyim, çayı kilolarca alayım, araya iki de kedi attırayım. Gözüm açık gidecek bu yol macerasını yaşamazsam :D
      Valla annemin pizzacıda masaya yapışması falan, hiç aklımda kötü kalmadı. İnsana adrenalin basıyormuş :) Hastalıktan da, hasta ziyaretinden de, hastanelerden de nefret ediyorum; kimsenin başına gelmesin hakikaten.
      Sürekli gittiğim Ptt şubesi beni çok darlamaya başladı, her seferinde elimde en az 10 kart-mektup-ve saireyle gidiyorum, evde pullarını yapıştırıp gidiyorum. Kız eline ilk kartı alıyor, nereye gideceğine bakıyor, bilgisayardan kaç lira olduğuna bakıyor, üstündeki pulları teker teker hesap makinasında topluyor. Tamam olduğunu görüp bir sonraki karta geçiyor. Her seferinde "Avrupa içi 2,50 lira, Amerika falan 2,65 lira" diye hatırlatıyorum, "Ama kontrol etmem lazım" diyor. Aklımı kaçırmak üzereyim. Dakikalarca dikiliyorum orda, her seferinde doğru pul yapıştırdığımı da görüyor ama hiçbir şey değişmiyor. Laf atıyorum, sevimli bir şeyler söylüyorum, bari vakit iyi geçsin diye, kesinlikle cevap vermiyor. Sanırım benden nefret ediyor ahahhahha :D

      Delete
  10. ilk cevap olan patates ve makarnayı okur okumaz gözümden bir yaş süzülmeye başladı... bey'iniz de siz de çok zalımsınız! soya sosu yok ne demek yaa...

    Mi tam bir paspasmış... bi tırnağını alırdım halbusi...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Vallahi billahi diyetisyenin zalımlığı o, genel olarak zalım bir adamdı, whatsapp'tan falan da taciz ediyordu, lokmalarımızı boğazımıza diziyordu. Artık tabi patatesleri soya sosuna yatırıp üstüne makarna döküyoruz.
      Mi'yi çok severdin, Bastet'in ruh ikizi olabilirdi.

      Delete