February 10, 2015

(14) (15) (16) Koşarak Geliyorum, Siz Beni Beklemeyin

Beni mutsuz eden bir şarkı yok, yüzlerce şarkıdan oluşan bir ordu var. Eskisi gibi ağlamıyorum ama dinlerken. Bir tane seçtim içlerinden, altı buçuk dakikalık kabir azabı.


The Smiths şarkısı olmasına rağmen, Jeff Buckley söyleyince daha acıklı oluyor sanki. Ya da bana öyle geliyor, bilmiyorum. "Gülmek çok kolay, nefret etmek çok kolay; ince ve nazik olmak g.t istiyor. Aşk, doğal ve gerçek; ama senin benim gibiler için değil sevgilim." (Gel serbest gel, topla gel, çevir.)

15. soruya cevaben bana bir başkası tarafından söylenmiş bir şarkı seçmem lazım. Konserlerde üzerime alındığım şarkıların, yüzüme yüzüme fırlatılmış acayip kalp kırıcı şarkıların, onlarca insanın, yılların yılların öncesinde bu şarkı var. 18 yaşındaydım, büyülenmiştim.


16. sorunun cevabı ise bana ebeveynlerimi hatırlatan bir şarkı, bu aşağıdaki, evde 45'liği vardı. Benimkiler 1977'de evlenip Yunanistan'a gitmiş, otostoplu motostoplu. Babam o uzun macerayı kolunun altında plaklarla, İpsala Sınır Kapısı'ndan adeta bir maraton koşucusu gibi yayan geçip memleket topraklarına ayak basarak tamamlamış.


Kar yağışının geri gelmesiyle benim de yaşama kabiliyetim yerlere yapıştı. Ama pilan var poroğğğram var. Kardeşimin pek sevdiğim bir arkadaşı Ankara'ya geldi, bugün buluşalım diye konuştuk. Yol tarif etmek için nerede olduğunu sordum, "Center of Excellence Defence Against Terrorism" dedi. Daha fazla soru sormadım, taksiye binip Kuğulu Park'a gelmesini söyledim.

Akşam 19:30'da da Mimarlar Derneği'nde bir konuşma ve belgesel gösterimi var, şiddetin mimarisi ve İsrail'de mimarlığın etik sorunları üzerine, şurdan bakabilirsiniz. Geçen ay kar ve soğuk yüzünden iptal olmuştu, konuşmacı kadersizmiş biraz.

Kalkayım artık kompüterin başından, haydin bilahare görüşürüz.

12 comments:

  1. Jeff'i bir türlü sevemedim ama babası Tim'i çok severim :D Başıma iş gelmeyecekse, Morrissey şarkılarını başka kimselere yakıştırmıyorum :((

    Kar da bizi trollüyor. Bir yağıyor bir yağmıyor.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Jeff'i Morrissey'den önce buldum ben, bu şarkıyla ilgili algım yamuk sanırım bu sebeple. Deli gibi Roll Dergisi okurdum, onlar da pek severdi Jeff'i de babasını da. Ne çok şey öğrendim o dergiden, çok özlüyorum :(

      Delete
    2. Eskiden ne güzel dergiler vardı ya. 2000'lere kadar da o kültür aslında devam etti. Roll okumadım hiç. En son ben Rolling Stone ve Billboard'un Türkiye baskılarını alıyordum. İkisi de kapandı bir günde maalesef. Birisi açıklama yapmıştı konuya dair; "artık herkes dergilerin posterleriyle ilgileniyor" şeklinde. Doğrudur. Bizden sonraki nesillere bakıyorum, internet çağında doğdukları için dergi onlar için sadece poster veren bir araca dönüşmüş. Allaaaahım yaşlanıyoruz :(((

      Delete
    3. Öf yaşlanıyoruz hakikaten, bence ben çok sevimsiz bir yaşlı olucam :/
      Roll'u kesin severdin; Lou Reed, Bowie, Bob Dylan falan bir yana, duruşu olan ama adını hiç duymadığım yerli-yabancı onlarca müzisyen keşfettim dergiyi okuya okuya.
      #tarih alıyorum her ay, Ot alıyorum. Bayağı dergi var aslında ortalıkta, Fil diye bir tane çıkmış, Kafa var. Müzik dergisi varsa da ben bilmiyorum, bunlar hep yazı-çizi tabii.

      Delete
    4. Reed dedin, Bowie dedin, yetmedi Dylan'ı da ekledin. Bir fena oldum şimdi :D Nasıl kaçırmışım o dergiyi yaağ ?? Sahafları dolanayım en iyisi. Vardır belki kenarda köşede.

      İnternetle alıp veremediğim yok aslında fakat şurası gerçek ki, dergiler sayesinde benim de yeni isimler öğrenmişliğim çoktur. Hele o Rolling Stone listeleri sayesinde. Mesela 2008'deki "En İyi 100 Şarkıcı" listesi çok etkileyiciydi. Ünlü şarkıcılar, köşe yazarları ve müzikle ilgilenen kilit isimlerin seçtiği bir liste hem de.

      Artık tarihe ilgimi kaybettim. Tarih zaten objektif bir şey değil, kabul, ama bizim ülkemizde iş iyice zıvanadan çıkmış durumda. #tarih okumadığım için bir şey diyemem. Ama genelde bakıyorsun, adamlar tarih dergisi çıkarıyor ama belgelerin çoğu uydurma.

      Ot fena değil bence de, Uykusuz gönüllerin kahramanı <3

      Delete
    5. Sen bir fena ol diye yazdım o isimleri zaten ahhahhaha :D Listelere ben de çok meraklıyım, yıl sonu atraksiyonlarının içinde en güzeli listeler.
      #tarih güzel dergi, hafif hatta biraz. Ama gündemde ne varsa, o ayın sayısını öyle bir eksende hazırlıyorlar, hoşuma gidiyor. Gezi sayısı yüzünden kapanan NTV Tarih dergisi ya aslında bu, öyle de bir dayanışma ruhuyla alıyorum her ay.
      Uykusuz, hakikaten haftama heyecan katıyor :)

      Delete
  2. Mireille Mathieu le vent de la nuit plağı babamdan kalan üç beş parça şeyden biri ne acayip hayat :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Hadi ya? Neden acaba bu adamların Mireyhanım'a meyli?

      Delete
  3. Bant ve Roll'un eski sayıları var bende de atmaya kıyamıyorum :( şimdi baktım 2004-2005 sayıları! yuh!

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay atma zaten, bir arkadaşım eksik sayılarını topluyor Roll'un, bayağı uğraşıyor. Benimkiler allah bilir nerde, dertlendim durup dururken.

      Delete
  4. Ailene bayılıyorum, biliyorsun zaten. Bence örnek aile sizsiniz. Sizi televizyon dizisi falan yapmalılar. Ciddiyim.

    Senden güzel şarkılar çalıyorum asla inkar edemem. Geçen geceyi I Know It's Over'ı dinleyerek ve hüzünlenerek geçirdim ben de. Çok tatlıyız *.*

    ReplyDelete
    Replies
    1. Meh fena değiller galiba, bilmiyom.
      I know It's Over, hele gece dinlenecek şarkı değil valla, korkuyorum ben ahahhaha :D

      Delete