March 20, 2015

Babamın Kedisi / Bir Takım İnatlar / Deniz'in Kedisi

Geçen gün annemlere gittim, babamla memleket meseleleri konuşuyorduk ki bir yavru kedi miyavlaması duydum. "Allahhh kedi var bahçede!" diye kendimi camlara attım. Babam sakin sakin "Kedi yok. Benim ciğerlerimden geliyor o ses" dedi.

Gribi ben bulaştırmıştım, oradan almış yürümüş, oturduğu yerden hafif hafif miyavlamaya başlamış adam. Yanda gripsiz ve genç bir halini görmektesiniz.

Yaşar Kemal'in arkasından hiçbir şey yazamadım, utançtan. Hiç okumadım çünkü, yavşaklık olur gibime geldi. Annemde vardır diye İnce Memed'i istedim, ananem zamanında termosifonda yakmış İnce Memedleri, Nazım Hikmetleri filan. Aynı anane, kapıya dayanan polislere atarlanırmış ama demek ki o da ortadan delil kaldırma furyasına kapılmış herkesle birlikte.

Okulun kütüphanesine baktım, sekiz kopyanın beşini birileri almış, yetmemiş başka birileri üstüne hold koydurmuş. (Hold koydurmak: kitabı alan öğrenci geri getirince alabilmek için sıraya girmek) Kalan kopyalar da ciltleniyormuş. Ben de hold koydurayım bari, inada bindi şu anda bu iş.

İnada binen bir iş daha var, hemen anlatayım. Birkaç sene önce gittik Tchibo'dan kahve makinesi aldık, o zamandan beri de aynı firmadan kahve kapsülü alıyoruz haliyle. Çok da severek kullandık. İki hafta önce doğum günümde email attılar, doğum günüm kutlu olsunmuş, bu %15 indirim çekini de güle güle kullanayımmış. O çek çalışmadı. Kodu yazdıkça "Kullanım süresi dolmuştur" uyarısı çıktı. Oturup email yazdım kibar kibar, ertesi gün isteğimin işleme alındığını yazdılar. Bir kaç gün sonra telefon ettim, o hafta içinde bana döneceklerini söylediler. Ve işte sonra benim içimden de Hulk çıktı.

İki hafta oldu ben ilk emaili atalı. İki haftadır ses seda yok ve ben gittikçe daha çok Hulk oluyorum. Takdir edersiniz ki %15 indirim, çok da mühim bir indirim değil ama madem verdiler, neden kullanamıyorum? Bu sorun neden çözülmüyor? Kendimi hem açgözlü hem de salak gibi hissediyorum o çekin peşinde koşarken. Ve kahve içmemiz gerekiyor tabii bir yandan.

Neyse, iki haftalık Hulkluktan sonra gittim kahve aldım bir yerlerden, frenç piresimi çıkardım dolaptan. O kahve makinesini de görmek istemiyorum, barbar kocamın kolunun altına sıkıştıracağım, elbet başka birinin işine yarar. Velhasıl Tchibo'yla ilişkimiz böylece neticelendi ama onlar bilmiyor. Çünkü hala bana "geri dönecekler".

Tunein'de Radyo Alaturka diye bir kanal buldum, eve biraz emekli insan huzuru geldi. Belki vesileyle iki senedir ördüğüm atkıyı bitiririm, biriktirdiğim kare bulmacaları çözerim. Şu anda Zeki Müren'den "Yağmur vururken cama, dalarken gece gama" çalıyor, pek severim.

20 dakikaya güneş tutulmasını görecekmişiz Ankara'da ki pek zannetmiyorum, güneşin kendisini göremiyorum, tutulmayı nasıl şaapıcaz? Gene de çıkayım terasa, heyecanlanıyorum böyle şeylere.

Ay bir de şuna çok heyecanlandım; daha önce yazmıştım, pek sevdiğimiz Denizimiz vahşi yaşam biyologudur, vaşaklarla ilgileniyor. İki saat önce şu fotoğrafı koydu, Ankara civarından.


Üstelik bir ana, bir oğul, bir de büyük ihtimalle baba varmış. Hem Deniz'in kaç yıllık emeğinin sonuçlarına sevindim hem de etrafımızda hala vaşak olmasına.

Gideyim de gökyüzüne bakayım.

P.S. Ay vallahi gördüm, vallahi tutuldu! Bakın tam ortada güneş, küçücük. Üst köşesi karanlık. Yihhi!


20 comments:

  1. Öncelikle maaile sizlere geçmiş olsun. Bir salgındır gidiyor valla. Ne kadar dikkat etsek de toplum içine çıkıyoruz. Dün mesela kitapçıdaydım (utanmadan kitap aldım yine!). Adam (the kasiyer) elini tutarak hapşırdı. Gitti, o elle benim kitabımı yerleştireceği poşede elledi (çığlık atmamak için zor durdum valla). Eve gelince kitabı bir fırlatışım var.. Olimpiyatlara katılmalıymışım.

    İnce Memed bende de aileden mirastır. Babamın kopyasını alıp okumuştum zamanında. Ararat Yayınları. 1967 yılında basılmış. Abim sayılır. Offf kitap imha etme olayı tam bir trajedi. Bizde de hep anlatılırdı. Dedemler banyoda az kitap imha etmemiş. Ne korkunç ya. Bu arada dün Armada'daki Remiz Kitapevindeydim. Çok satanların yarısı Kemal ustadan.

    Bu ülkede hakkın olanı alabilmenin ön koşulu sinirlenmek ve deyim yerindeyse çirkeflik yapmaktır. Öyle efendi gibi durduğumuz sürece iplenmiyoruz. Leş bir düzen maalesef. İlla bir bağırış çağırış olacak. "Höyttt!!1!*" denecek. Normalde pamuk gibi yaşayan bir insanım, toplum içine çıkınca hep bir sinirlilik hali.. Dediğin gibi Hulk'a bağlamalar.. Geçenlerde bir organizasyon firmasına mail gönderdim. Basit bir soru sordum. Haftalar geçti, ses yok. Madem sen müşteriyi iplemiyorsun, neden iletişim bilgilerini paylaşıyorsun ?

    Aman ya etrafımızda yavşaklar olacağına vaşaklar olsun :)) Kedi neticede <3

    Terasta güneşi çok tuttun sanırım, bizim buraya gelmedi :p İğrenç espriyi de yaptığıma göre kaçabilirim. Arrivederci !

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ahahhahah ay kendi kendime gülüyorum yavşak olmasın, vaşak olsun diye :D Bütün kalbimle katılıyorum bu temenniye.
      Ya gerizekalı gibi güneş gözlüğüyle baktım ben tutulmaya, şimdi de tasası sardı, kesin kör olucam.
      Ay bak neredeyse aynı sıkıntı, madem umrunda değil neden iletişim bilgisi var, madem işe yaramayacak neden bana durduk yerde indirim yolluyorsun? Zaten pasif-agresif bir tipim, hiç bana yapılacak şey değil bu. Kendi kendimi yiyiyorum günlerdir. Aklıma gelmişken çıkıp biraz daha kahve çektireyim, maşallahımız varmış, yarım kilo yarım kilo gidiyor kahveler.
      Demek millet benim gibi kitaplarına saldırmış Yaşar Kemal'in, aman okuyalım ya, kitap okumayan insan ne fena insan. Bu kitap imhaları çok fena. Annemle babamda bazı kitaplar ya hiç yok ya da aynısından iki kopya var, evlenince duble duble birikmiş bazı kitaplar. Bulurum ben bir yerlerden İnce Memed, arkadaşlarıma sormadım bak, birinden çıkar kesin.
      Çok teşekkür ederiz, ben düzeldim iyice. Valla uzak dur herkesten, nasıl saçtım mikropları belli değil. Damat kaptı benden, İngiltere'ye dönüp kardeşime bulaştırmış. İnanamıyorum bunu başardığıma ahahhahha :D

      Delete
  2. Gözünü çıplatıp bakmadın di mi, Allah etmeye yakarsın devreleri :) Bizim burada hiç bi nane olmadı ya da ben farkında değilim, zira tutulmanın Allahını yaşamışız vakti zamanında Antalya'da, ortalık geceye kesmiş, bu küçücük şeye yüz mü veririm ben :)
    Benim de Ikea ile derdim var. Geçen 4 tane yastık istedim, hayatımda büyük değişiklik yapamıyorum bari küçük yapıp kanepe yastıklarını değiştireyim dedim. Anam bir geldi minder boyutunda, evdeki hiç bir iç yastık denk gelmedi, mecbur ikinci bir siparişle 4 tane iç yastık, bir de kanepe örtüsü istedim. Geldi, paketi açtım, içinden 1 adet iç yastık, 1 adet örtü, 3 adet de kumaş kaplamalı, gayetle şirin, ayakkabı kutusundan az büyük demonte kutu çıktı. Hönk oldum, ülen galiba yanlış kodladım dedim, gittim siparişime baktım, yoo doğru, hatta fatura da benim siparişe uygun ama gelen mal farklı. Üstelik bir kutunun parası benim 3 yastıktan fazla. Dürüst ve kutu ihtiyacı olmayan vatandaş olarak telefon ettim ilgili numaraya, bir yastık parası beklettikten sonra bir hanım cıvıladadı. Derdimi döktün, not aldı, 48 saat içinde dönecez dedi. 15 gün oldu ses yok. Vazgeçtim itirazdan, koçum gibi monteleyip kullanacam kutuları, zarar onları, ben insanlığımı yaptım :)
    Bu ara herkesin içine kedi kaçmış, Mart nedeniyle olsa gerek, kime sorsam hasta. Babaların genç hali beni duygulandırıyor, sanırım benimkiler de benim genç halime bakıp duygulanıyorlardır :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Önce numaralı gözlükle bakmaya kalktım, çabuk uyanıp güneş gözlüğü taktım ve kesin kör olucam. Şu anda panikten morardım.
      Yaa eski tutulma çok havalıydı hakikaten, hiç unutamıyorum. Bodrum'da kaleden seyrettiydim.
      Ay bir tuhaf valla herkes ya, zaten ota boka sinirleniyorum, gidip yakıcam bu kahve makinesini en yakın Tchibo'nun önünde. Yani hiç mi akıllarına gelmiyor bir müşterinin bu şekilde çıldırabilme ihtimali? Et tabii kutuları monte, dertlerine yansınlar.
      Babaların genç halleri beni de çok duygulandırıyor, sana da seninkiler duygulanıyordur, bana kim duygulanacak diye dertlendim hemen :D Neyse, biz de kendi kendimize duygulanırız.

      Delete
    2. Bulunur duygulanacak biri yorma kafanı :) Panik yapma bişi olmaz, bakıp da saatler sürmedi zaten, küçücük bi tutulma alt tarafı :) Yalnız Ankara civarında vaşak olması ilginç geldi hakketen. İnce Memed bende yok ama başka bir Yaşar Kemal istersen getiririm ya da Funda'dan temin ederiz...

      Delete
    3. Bana sorsalar Ankara tamamen beton binadan müteşekkil bir şehir derim ama tabii kıçımı kaldırıp dağına bayırına gitmiyorum. Kazan'ı biraz dağ tepe yürümüşlüğüm var, umarım bir daha yolum düşmez ahahhaha :D Dur dana feysbuk'tan yazayım vaşakların muhitini.
      Ay alırım kütüphaneden ben İnce Memed'i, arkadaşımda başka Yaşar Kemaller varmış onları okurum. Daha Kırkyedililer'i okumadım hem.

      Delete
  3. Bende fotograf cekicem diye bi ara baktim herlade. psikolojik mi bilmem ama gözlerimde bi yanma var sanki. Sinir oldum kendime.. kesin bende kör olucam..

    ReplyDelete
    Replies
    1. Yaa benim de yandı dün gözlerim Berfin, kuruntu mu yoksa yaktık mı retinaları metinaları? :D

      Delete
  4. Baba dedin can evimden vurdun. Çok geçmiş olsun. İyi bakınız babaya emi :(
    Dün ben de yattım (zeyitin izin verdiğince) yatmasam daha iyiymiş bugün iş mahfetti.
    Daha da yazmak isterdim gizli gizli okudum zaten :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Babam biraz önce aradı, Anadolu Medeniyetleri Müzesi'ndeymiş, yardım lazımmış. O kedi miyavlamasa, hasta olduğuna inanmıycam.
      Hafta sonu yat sen, Zeytinli-Zeytinsiz, her gün işe gidince insan çok zor iyileşiyor. Öpüyorum çok, kendine dikkat et Ebrucuğum.

      Delete
  5. kendilerine çok takipçili blogumda sizi rezil ediciğim aha da linki hıh dersen eminim geri döneceklerdir, bu iş öyle işliyor zira. bir de şey var sizi tüketici haklarına şikayet ediciğim! tüketici hakları kızılay kumrularda. ben bir ara bu meselelere kafayı takmıştım da her firmayı şikayet etmeye başlamıştım, gerçekten sonu yok. bir de instagrama kuponu kullanamıyorum diye kupon fotosu çek koy, tchibo, tchibotr, tchibotürkiye, bilmem ne diye heştegleri sırala. çılgın atıyorlar bu durumlarda.

    leylak dalının da dediği gibi babaların ve annelerin özellikle siyah beyaz olan gençlik fotoğrafları adamı efkarlandırıyor. güldüklerinde daha bir kocaman, karizma olmak istediklerindeyse daha bir karizma bakabiliyorlarmış makinaya. annemin bacaklarını itinayla sağa doğru bitişik eğmesi, babamın ispanyol paçalarının aynı özenle birbirine yakın ama değmeyecek şekilde bacak açması falan :D

    babaya geçmiş olsun!

    eski tutulma önemliydi yahu. bilim teknikler/çocuklar falan gözlük dağıtmıştı, televizyonda röntgen filmlerinden nasıl filtreli bir gözlük yapabiliriz anlatılmıştı bir de mevsim olarak müsaitti herhalde ortam.

    bu müşteri hizmetlerindeki elemanlara da yazık. sabahtan akşama orada oturan ve konuşan insanlar ve bu konuda en ufak bir bilgileri bile olmayabiliyor. kayıt alıyorlar ve direkt bizlerle muhatap oldukları için de kalaylanıyorlar. o müşteri hizmetleri telefonunu her kapatışımda içim eziliyor vicdan azabından :( ama ne yapayım yani onları üzmeyecem diye elimin altındaki her şeyi ilk problemde aman yazıktır diye hiç mi edeyim.

    vallahi kafam çok karışık, yoruma da yansıdı ama yine de ses vereyim istedim.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Bak instagram çok kafama yattı. Ama ben de ne istediğimi bilmiyorum artık, oturduğum yerde o kadar içerledim ki bir daha alışveriş yapmak istemiyorum bunlardan. O çeki de almak istemiyorum artık. Bir yandan da bu kadar dandik bir müşteri hizmetlerine birinin bir şey demesi lazım hakikaten, sinirim de geçmemiş. Çalışanlara da kıyamıyorum, ancak karşı taraf gıcıksa sesimi yükseltiyorum. Öfff bu küçük dertler beni hayattan soğutuyor yemin ederim.
      Babam hırıl hırıl göğsüyle fink atıyor sokaklarda, müze diye çağırdı, birazdan çıkıcam evden ama allah bilir nerelerde bulucam kendimi ilerleyen saatlerde. Fotoğraflara bakınca eziliyorum, nasıl şıkmış gerçekten herkes eskiden. Üniversite fotoğrafları var, gömlekli kravatlı kadife ceketli. Babamın ispanyol paçalarını da hatırlıyorum ben, kot pantolonu vardı bir tane. Annem 80'lere geçip kendini dev vatkaların kucağına bıraktı, babam pek anlamadı geçilmesi gerektiğini, uzun süre giydi o kotu.
      Eski tutulma çok havalıydı gerçekten, dünküne de heyecanlandım. Astronomi çok acayip bir şey, insan kendini küçücük hissediyor. Ve ne kadar gelip geçiciyiz. Ve ne kadar önemsiz.

      Delete
    2. ben de bir nevi musteri hizmetleri yapiyorum calistigim yerde. aslinda normalde orada calisanlar hic iplemiyor sizin sirkete filan bagirmanizi, en fazla aralarinda konusuyorlardir sonra (eger buyuk call centre filan degilse tabi).. biz oyle yapiyoruz oradan biliyorum. genelde sirketi sucluyorlar musteri hizmetleri calisaninin bir sucu olmadigi icin, o yuzden vicdan azabi cekmeyin cok. sadece telefonda sikayet dinlemek cok yorucu bir is, ama onun icin de kapitalizmi sucluyoruz :D ben genelde bana sikayet edenleri hakli da buluyorum, ancak artik suyunu cikarirlarsa rest cekiyorum -ki sadece bir iki kere olmustur. sosyal medyadan yazmak cok mantikli, biz de ustune atliyoruz eger facebooktan filan bir sey gelirse. iste bu da dereceyle bitirdigim mastirimla yaptigim dandik isten ogrendiklerim. gecen gun patronum "sen universiteye gitmis miydin" diye sordu. sevgilerimle :D <3

      Delete
    3. "Saç Boyası ve Advanced Fön Bölümü'nden mezunum" deseydin.
      Yani ideal bir dünyada, bu kadar salak bir problemin bir emaille hallolması gerekirdi. Ama hayır, kan davası haline gelmesi gerekiyor ve fakat ben çok üşeniyorum. Mesela yürüme mesafesinde bir dükkanları olsaydı, efendi gibi gider alırdım kahvemi. Dükkanlar alışveriş merkezlerinde, oralara gitmiyorum, kahve almak için iki vesait toplu taşıma kullanmak istemiyorum, alışveriş merkezine girmek zorunda kalmak istemiyorum. İndirim çeki falan da istemiyorum aslında. Kahve makinesi aileden biri gibi olmuş, kapının önüne koymaya elim varmıyor bir türlü. Nerdeyse 3 haftadır boynu bükük duruyor mutfakta.
      Ay neyse, pazartesi pazartesi kendimden sıkıldım ahhahhaha :D

      Delete
  6. No eyes can see 'li yazımın altına biri bir yorum yazmış, o üşenmemişse, e ben de yayımladım. Mina abla sana bir şey sorucam. Neden böyle ?

    ReplyDelete
    Replies
    1. Valla bilmiyorum neden böyle. Ama herhalde senin hayatından eksik olmayacak bu kadınlar, içimde öyle bir his var. Ben blog yazmaya üşeniyorum, millet tabii hiç üşenmiyor ÇOK ÖNEMLİ fikirlerini saçmaya. Ay cürmü kadar yer yakar, pffff.

      Delete
  7. "Aneeæææm yiring!" dedim va$ağı gördüğümde. Lan beni tenhada kıstırsa götümde benekler olu$ur tırsıdan ama tırrık bi' yavru kedi muamelesi çekiverdim hayvana.

    Tıçibö'nun da pe$ini bırakma bence, her sabah ve ak$am hatırlatma 1 - 2 - 3 diye mail gönder. Olmadı feysbık / tivitır'dan darla.
    Zaten "At Bakımı Seti"yle "Muskat Değirmeni"ni gördüğüm günden beri ekstra kılım kendilerine.
    Ne biçim insanlarsınız lan siz evropalılar?!
    Biz niye "Şekerleme Değirmeni"ne ihtiyaç duyacak refah seviyesine gelemiyoruz lan?!

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ahahhahhaha şekerleme değirmeni! Bunlar ilk açıldıklarında bir çift termal çorap almıştım, ilk yıkamada leğene dönmüştü. Demek ki muhasır medeniyetlerde çorap yıkanmıyor, düşünememişim.
      Ay eve alsak birer vaşak, Rus oligarklar gibi olurduk. Bizim evdeki bir tabak diğerine benzemiyor, renkli bantla tutturulmuş pencere var ama düşün bir yandan da vaşak var. Kedi neticede, yapabiliriz bence.

      Delete
  8. Öf bu yazıyı okudum ama salak gibi ancak yorum yazabiliyorum. Kafam bi dünya gene. Şu tchibo meselesine sinir oldum buradan ben de. Oysa son derece sevimli bir oluşum olduğu konusunda kararlıydım. En son yiğite çizgili bir pj aldım ahh öyle güzel ki gören tek pj i var sanar yani neredeyse hiç çıkarmıyor:)
    Kınıyorum bu tutumundan ötürü şibooo seni...
    Bu fotoğrafı çok sevdim ben, babana söyle. Bir deli kız var Cezayirde de işte sen söyle ona olur mu?
    Çok da geçmiş olsun diyorum. Babamda geçen sene neredeyse 3 ay öksürdü. Hastalıklar da bir acayipleşti artık ya insanın ciğerinden kedi sesi gelir miymiş ayol. Hemencik geçmesini diliyorum.
    Ben karnaval radyoyu keşfettim keşfedeli hep onu dinliyorum. Genelde retro ve efkar kanalı oluyor dinlediğim. Öyle güzel geliyor ki. İçimdeki başka başka insanlarla tanıştım sayesinde.
    Arkadaşın deniz bir harika. Onu tebrik ediyorum. O yumuş vaşak tam kafayı dayayıp uyumalık gibi göründü bana.
    Tutulma zamanı biz de baktık arandık epeyce de bir şey göremedik. O sıra burada havalar hep lanet bir şekilde bulutluydu. Şimdi bahar geldi sayılabilir. Bugün dışarısı pek sıcak ofisler soğuk. Bilgisayarı alıp bahçede çalışmak gibi bir hayale kapılıp duruyorum, sonum ne olacak bir iki saate görürüz.
    Şu sıra tek istediğim o çok beğendiğim rengarenk kocaman hasır halılardan alıp, çimene serip üzerinde bir şeyler yiyip kitap okumak, göğe bakmak. Bir pasaj keşfettim burada görmen lazım, çok kalabalıktı foto çekemedim, yiğite bir cezayir elbisesi aldım oradan, baharat kokuyor leşşşş gibi:) Orada o halılardan gördüm mor mor, ama serecek yer yok alamadım aklım kaldı. Pikniğim gelmiş benim anladım. Bir de şu mavi beyaz cezayir perde kumaşlarından aldım bahçede tuttuğumuz yataktan bozma kanepeye kılıf yapıcam. Ay azıcık içim şenlensin çok sıkıldım ya valla.
    Özlemişim yazmayı. Hadi ben gene yazarım...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Öff Tchibo'dan hala arayacaklar beni, hala hallolmadı o iş. Ben de kınıyorum ama çok üşeniyorum :)
      Babam söyliycem selamını, düzeldi herhalde tamamen, önceki gün evlerinin önünden geçerken camdan laf attım. Bugün gidip bakayım bir, evde de durmuyor ki adam.
      Karnaval radyoya bakayım ben de, radyo dinlemek ne güzel di mi?
      Ay o vaşağı ben bulmuş olsam, herhalde arkama bakmadan koşar eve getirirdim. İyi ki biyolog miyolog değilim :D
      Burası soğuk hala, hala palto giymelik. Yaa bak neler yapmışsın, planlar yapmışsın, ben küp gibi oturuyorum. Uyanamadım kış uykusundan galiba. Annem çağırdı, gidip çorba içicem, ancak bu kadarına halim var ahahhaha :D Yazıklar olsun bana!
      Yiğit'in elbisesini gördüm, çok beğendim :) Benim de bir şalvar-kamiz takımım olacaktı bir yerlerde, Pakistan'dan almıştım. Bulursam bir fotoğraf çekeyim :)

      Delete