March 24, 2015

"Çok ama çok acı bir öykü... Maalesef gerçek..."

İsmet Berkan'ın ve gazeteciliğinin önümüze saçılan öyküsünden bahsediyorum. Kabataş işemelerini inanılmaz derecede ciddiye alıyorum çünkü bu kıçımın gazetecileri ateşi harlarken, ben ve sevdiğim herkes sokaklardaydık. Devlet zaten bütün uzantılarıyla sokaktakilerle savaş halindeydi, yetmezmiş gibi üzerimize linç timleri salmak istediler. Ben başka bir açıklama bulamıyorum bu kollektif yalana.


Ya da biz o kadar haklıydık, o kadar haklıydık ki bok atabilmek için bu kadar komplike bir yalan yaratmak zorunda kaldılar. İşin acıklı tarafı, ben ve bütün arkadaşlarım, böyle bir olay yaşansa kadının yanına koşacak ilk insanlarız. İsmet Berkan ve diğerleri koşar mıydı bilmiyorum, pek de zannetmiyorum.

Hem haklıydık hem de kendimizi çok güzel ifade ettik; o dönem çıkan sloganları, şarkıları, animasyonları düşünün. O yaz sokaktaki kalabalık, bu ülkenin aklı, kalbi, vicdanı, tek esprisiydi. Bunu düşündükçe Kabataşçılar'a daha çok sinirleniyorum.

Özür dilemiş güdük.


Önündeki hangi kanıtlar? Hangi kanıtları yeterince araştırmadan duyurdun yalancı keltoş? O kadar uzun zamandır susuyorsun ki bu özrün nazarımda hiç kıymeti yok. Bu kadar kedi osuruğu bir özürü birinin ayağına falan basınca dilersin, sen canımızı tehlikeye attın, birilerinin borazanı oldun; meslek ahlakını eğdin, büktün, yüzümüze sıvadın. Ayrıca dün, gazetenin okur temsilcisi doğrudan sana hitap eden bir yazı yazdı; ne oldu, işin mi tehlikeye girdi?

Affedebilenleri de pek anlamıyorum, ben yapamayacağım. Gazeteciliğin bir saygınlığı ve güvenilirliği olmalı, bu kadar rahat ve ısrarla yalan söylemenin bazı sonuçları olmalı. Birileri kredi kaybetsin artık bu memlekette.

Twitter'da okumuştum, bir grup insan Beyoğlu'nda bir barın önünde sigara içerlerken karşı kaldırımdan geçiyormuş İsmet Berkan, gruptan biri "Ne oldu Kabataş? Yalancı göt!" diye bağırmış. Kafasını eğip fıtı fıtı yürüyüp gitmiş yalancı ödlek.

Bu sıfatı adının önünden kolay kolay atamazsın, bu işten böyle kurtulamazsın, kelin her yerden carıl carıl parlıyor.

14 comments:

  1. Ferminacim, ne kolay sey oldu gazeteci olmak yahu. Yani ülkede beni en cok rahatsiz eden iki tanim var su siralar: 1.si sanatci 2.si gazeteci. Yoldan geceni cevirip bir dizide konusturuyorlar, oluyor adi sanatci. ayni sekilde hicbir özelligi olmayan insanlarin söyledikleri kagida basilip dagitiliyor, oluyor adi gazeteci. gercek sanatcilar, gazeteciler mezarinda ters dönecekler gercekten.
    kimden özür dilemis. ona güvenenlerden, hayal kirikligina ugrattiklarindan. benden dilememis zaten. benim bu adami tanimam, kendisi bebek sahilde tekmeleyerek bir köpek öldürdükten sonra, gazeteden atilmasi yönünde bir imza kampanyasi baslatilmasiyla gerceklesti. neydi ki ne olsun.
    batan gemiyi terk eyleyenleri ismetin yanina alalim.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Radikal'in genel yayın yönetmeni değil miydi bu bir ara? Yıllardır gazeteci olarak hayatımızda, ben de okumazdım, sokak köpeği tekmelemesinin ardından ismini ve kelini bir araya getirebildim kafamda. O yüzden bilemiyorum ne kadar gazeteci olduğunu, umrumda da değil. Bazen görüyorum, NTV'de iki büklüm oturuyor tartışma programında, Nagehan'la karşılıklı. Orada kalsın, zira bundan sonra kariyerine "yalancı göt" olarak devam edecek anlaşılan.
      Batıyor mu gemi gerçekten? Ay hadi inşallah :)

      Delete
    2. dogru diyorsun, radikal gazetesinin yayin yönetmenligini yapmis cok "kalburüstü" ve "elit" insanlardan, o yüzden kariyerine özen gösteriyorur herhalde. öyle siradan bir yalan degil bu yalan, insanlari sokaga döküp birbirine kirdirmaya kadar vardi ucu, bunca ölen ve yaralanan insandan onlar da sorumlu. nasil olur bilmiyorum ama, gazeteciler cemiyeti üyeliginden cikarilmali bu insanlar, yargilanmalilar ve gerekiyorsa meslekten men edilmeliler.
      bu arada, epeydir senin yazilarina bakamamistim, asagida tchibo kahve makinandan bahsetmissin, kaldirmakla iyi yapmissin. bu alüminyum coffee pad'ler almanyada cevre kirliligi bakimindan cok elestiriliyordu bu yüzden nespresso kendininkileri geri dönüsüm icin geri toplamaya basladi. Ama daha cevre boyutu tartismasi bitmeden, alimünyum zehirlenmesi hakkinda doktorlar konusmaya basladi. her seferinde az bir miktar alimünyum kahveye karistigi icin vücudda birikim yapip, sürekli yorgunluk, cilt problemleri, sinir sistemi problemleri gibi bir sürü soruna sebep oluyormus ve uzun vadede baska baska ciddi hastaliklar... aman diyim, iyi olmus kaldirman. en iyi kahve, dogal, organik, fair trade yoluyla alinmis, ve katkisiz demlenmis olaniymis.. öpüyoruz cümleten.. ;-)

      Delete
    3. Ay ciddi misin Vera ya? Ben çenemi kapatıp frenç presimi bağrıma basayım bari :) Yalnız bizim buralarda Starbucks ve Kahve Dünyası dışında kahve çektirebileceğim bir yer bulamıyorum ben. Acaba internetten alabileceğim bir yerler var mıdır? Tchibo'dan kaçıp Starbucks'ın kucağına düşmek de çok saçma.
      Özür dilemiş, neden hala tepki görüyormuş, anlam veremiyormuş. Böyle bir tweet attı dün.
      https://twitter.com/ismetberkann/status/580700982960603138
      Ya gerçekten aptal ve gerçekten anlamıyor ya da sinsi gibi anlamamazlığa yatıyor. Her halükarda içler acısı. Bilmiyorum öyle elle tutulur yaptırımlar görecek miyiz ama ben İstanbullular'a güveniyorum, kaldırımlardan laf ata ata, gördükleri yerde parmakla göstere göstere hepimizin içini biraz rahatlatacaklar :)
      Biz de öpüyoruz ikinizi <3

      Delete
    4. ne aptali canimm, memlekette en genel gecer trip bu, isler ayyuka cikinca aptala yatmak. kandirildim, magdurum da magdurum.
      Tschibo'nun kahve cekirdekleri genelde oldukca iyi bu arada, fair trade ve organik olanlari da var, normal kahve cektirmenin bir zarari yoktur diye düsünüyorum, indirimini sen yine söke söke al, hakkin! :-) istanbul'da kahveci coktu, hep farkli yerlerde cektiriyordum french press icin, evinde minik kahve degirmeni bulunduran arkadaslar da vardi, hep ben de alayim dedim, bir alamadim, pahali da degiller sanirim, ayrica yeni cekilmis kahvenin tadi da baska güzel oluyor. ikea'da bile bir ara organik, fair trade kahve satmaya baslamislardi. ankara'da da cok kahveci vardir kesin, starbucks'a gitme bence de. sabah french press'te kahve demleyip, termosa koyuyorum bazen, gün boyu sicak da kaliyor, filtreye ihtiyac yok, atik yok, oh mis... :-)bi kahve daha doldurayim simdi... yeni yazini okudum, gecmis olsun cok, ama Kudi'ye küsme ya, yazik ona, kiyamam- sana da kiyamam tabii- ama Kudi boynunu bükmesin. :-)

      Delete
    5. Kudi'yle öpüşüp barıştık :) Zaten yarım saate mama vereceğim, otomatik olarak barışıyoruz mama verince :)
      Bak bugün halledeceklerdi sözde, hala ses seda yok Tchibo'dan, baygınlık verdi bu mücadele :) Ben biraz bakınayım etraftaki kahvecilere bari, alışmışım aynı yerden almaya kaç senedir, allah bilir önünden geçip görmüyorum. Annemde bir elektrikli değirmen olması lazım, hayal meyal hatırlıyorum, bir de onun peşine düşeyim bakiim.

      Delete
  2. ay omurgasızlık hepsinin ruhunda var.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Bazılarının isimlerini ezberliyoruz ki 20 sene sonra muteber gazeteci diye ortalıkta dolanmaya kalkarlarsa kötü kötü Kabataş esprileri yapabilelim ehhehhehe :)

      Delete
  3. Neresinden tutsak elimizde kalıyor yazık. Bu olaydaki kadın acaba başını yastığa koyduğunda huzurla uyuyabiliyor mu? Biri tetikçi eyvallah ya 'anne' sıfatını taşıyan bir kadın başka anaların ağlamasına neden oldu bunun vebalini nasıl çekecek merak ediyorum.
    Ahlaken, siyaseten topyekün bir kokuşmuşluk......

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ben o kadının ailesinin yerinde olsam, ortalıklarda "Evet evet! Kızımızın üstüne işediler!" diye ısrar etmek yerine kadını alır bir doktora götürürdüm. Kafası senin benim gibi çalışmıyor, bir tuhaflık var.

      Delete
    2. İhya olmuşlardır sülale boyu kızlarının sayesinde. Arka kuvvetli be canım olan sana bana oluyo. Ölenler gencecik yaşta kalıyo off ya :(((

      Delete
    3. Valla o zaman çılgınca yalancı biriyle aynı çatı altında başarılar diliyorum aileye. Bak en azından böyle bir derdimiz yok, arkamız da yok gerçi ama olsun :)
      Daha ne kadar üzülebilirim bilmiyorum, şu anda her şey düzelse bile kalbimde koca bir delik var, kapanmaz gibime geliyor. İçim dışıma çıktı iki senedir ağlamaktan. Daha önce de ağlardım, şimdi daha çok ağlıyorum.

      Delete
  4. bu adam hala işinin başında ise ki öyle bu ülkeden bi cacık olmaz.....

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay işte anca senin benim gibi insanlar sokakta görünce hakaret ediyor, bu yani yediği haltın neticesi.
      Herhalde bir 10 sene olmuştur, Kenan Evren bir üniversitede öğrencilere konuşma yapmıştı. Ne anlattığını hatırlamıyorum, konuşmadan sonra gazeteciler öğrencilere sordu, "Kimdir Kenan Evren?" diye. Büyük bir çoğunluk "Ressam" dedi, çok tonton olduğunu ekleyenler oldu. Bu, hayattaki en büyük korkum. Zaten hiç kimse yaptıklarının hesabını vermiyor, bari toplum hafızasında hakettikleri yeri alsınlar. O da olmuyor galiba.
      Ama olsun, bak mesela şimdi "Haydin İsmet'in kelini protesto etmeye çıkıyoruz" deseler, terliğimle pijamamla koşar giderim :) İsmet yalancıysa ben de bir hayli kindarım.

      Delete