March 6, 2015

Çokbıyık / İki Kedi / Merdümgiriz

Ay galiba gene televizyonda "Kadınlar doğursun, nüfus azalıyor, çalışan kadın doğurmuyor" filan diyor adam, geçenlerde de doğan çocuğun rızkını allahın vereceğini beyan ettiydi. Böyle söyleyince gözümün önüne gökyüzünden aşağı süzülen, içi para dolu zarflar geliyor. Eğer bu şekilde olmuyorsa nasıl oluyor bilmiyorum. Annemle babam hayatları boyunca deli gibi çalıştı, şahsımın rızkı ordan geldi çocukken. Ama tabii ben bir cumhurbaşkanı değilim, çalışmadığım gibi anne de değilim.

Bir arkadaşımız var, zaman zaman hep aynı yere takılıyor sohbetimiz, "Çocuk yapın". Genelde geçiştiriyorum ama geçen akşam sorasım geldi, "Neden?" diye. İşte çünkü dünyanın en güzel duygusu da, başka hiçbir şeye benzemiyor da, annelik çok kutsal da. Masanın kenarında, yaşlarımız 35-40 arası, birimiz evli, birimiz bekar iki kadına bunları anlattı. Anlatan arkadaşımız tabii ki erkek. Tanıdığım hiçbir çocuk doğurmuş kadın etrafını böyle darlamıyor zaten.

"Sen nereden biliyorsun çocuk doğurmanın nasıl bir şey olduğunu?" diye de sordum, elle tutulur bir cevap alamadım. Eğer bir kere daha bu konu açılırsa hızlıca yere yatıp Koko'yu bacaklarımın arasından çıkarıyor gibi yapmaya karar verdim. Belki bu şekilde kurtulurum.

Yani demem o ki, bıyıklı bıyıklı adamlar, çok konuşuyorlar.

Daha sevimli bıyıklara atlayacağım hemen, gavur damatla Ankara'da da sağa sola gittik. Gündem Çocuk, çocuk hakları için çalışan, raporlar hazırlayan bir sivil toplum örgütü. Şurdan web sayfalarına ulaşmak mümkün. Ofislerini dünyanın en güzel iki kedisi ile paylaşıyorlar. İnstagram'a daha güzel bir fotoğraflarını koymuştum, o karenin hemen akabinde masanın üzerinde güreşmeye başladılar.


Havada uçuşan tüylerin arasında çaylarımızı içtik, bir süre sonra masanın diğer ucundan aşağı yuvarlandılar. Bazen çok özlüyorum evde bir kedinin dolaşmasını. Ya da şöyle diyeyim, evi bir kedinin demir patiyle idare etmesini çok özlüyorum bazen.

Bir de facebook sayfası tavsiye edeceğim, Lugat365. Her güne yeni bir kelime, güzellerinden hem de. Unutulmaya yüz tutanlarından. Şunu mesela, çok beğendim geçenlerde.


"Vay yavrum, anan da mı merdümgirizdi fiyuuuvvvtt!" diye cümle içinde de kullanayım hemen. Çapım bu kadar.

Hem çapsız hem de gribim. Salgın furyasından eksik kalmadım, kendim kaptığım gibi eşe dosta da itinayla bulaştırdım. Ben gidip yatayım, size de iyi hafta sonları olsun. Ben olsam kimseyle öpüşmem, el sıkışmam, insanlardan kaçarım; merdümgirizler grip kapmıyormuş diyorlar.

35 comments:

  1. Bacım canına susadıysan çocuk yap, başka da bişey demem gaaari. Çocuumu seviyorum ama köpek sahibiyken duyduğum duygulardan farklı bir duygu değil yeminle, amanın annelik duygusunu dadamadıııın teyzelerine ver telefonumu ben çemkireyim sen delirdikçe.
    Öteyandan, ilk cümlene koptum, Tayyoşun "çocuk doğurun rızkını Allah verir"i benim dimağımda elini açmış dilenciye "hadi kardeşim Allah versin" demek gibi nüksetti. Yalan mı?

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay teyze olsa içim yanmayacak, kalkmış sakalıyla bıyığıyla bana "yüksek annelik müessesesi"nden bahsediyor. Eve gelen arkadaşlarımıza genelde nezaketle davranıyorum ama bir kere daha bu nutuk atılırsa terbiyesizleşeceğim diye korkuyorum. O an gelirse sen de skype ile filan bağlan bacım, birlik olalım.
      Senin rızk analojini de çok beğendim, vallahi aynı şey, doğru diyorsun.

      Delete
  2. mergümgiriz, demek baya bilinen biseymis ki kelime bile türetmisler.. :-))
    ya ferminacim, ben böylelerine, aslinda bazen cocuk yapsam mi diye düsünüyorum diyorum, baska yana bakiyorlar. gayrimesru cocuk anasi mi olacan, fesuphannallah... diyorlar iclerinden heralde. aslinda insan irkina dogurma yasagi koymak lazim, insanlardan ötürü dünyada baska canliya nefes alacak yer kalmadi, gerek yok yani dünyayi kemirecek daha cok insana.
    kadinlari da var bunlarin ayrica, ben taniyorum bi kacini, kendi secimimle hayatima katmamis olsam da.. hatta biri annelik müessesinin önemi vs söylevini "ben cocuk yaptiktan sonra, dünyadaki bütün cocuklari sevmeye basladim, hayvanlari da sevmeye basladim" diyerek noktaladi. Ben de kendimi tutamadim, "vallahi sana gercekten lazimmis demek" dedim gectim. Bunlarin cocuklari da hastalikli oluyor.
    beni cocukta tek cezbeden sey, kedi gibi olup ama iki yasindan itibaren kolundan tutup heryere de götürebilmen. ay bu miyu benim hayatimi bitirdi, nerede o eski günlerdeki serseriligim.
    haftaya 3 gün istanbulda olucam son kez, oradaysan seni bildigim cok güzel bi kahveciye götüreyim. Kitap zulalamayi düsünüyorum, kitap tavsiyen varsa alayim. öpüyorum senin cocuklari burunlarindan. Bence kedi köpek kadar sevimli insan cocugu cok az oluyor.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Bugünün kelimesi de "tahammülfersa", bunu biliyordum, annem sık kullanır :)
      Ya valla hiç gerçekçi bulmuyorum ben bu çocuk sohbetlerini. "Ama çok güzel bir duygu" diye gaza gelenin de aklına şaşarım, eminim kullanıcısına sorsak kokain filan için de "Çok güzel bir duygu" demek mümkündür. Var 1-2 arkadaşım, bütün felaketleriyle anlatıyorlar çocuk sahibi olmayı. Onlarla konuşmak hoşuma gidiyor. Ama çocuk sahibi olmayı kendilerine bir artı puan, bir üstteki basamak gibi görenlere dayanamıyorum. Al işte, bu yazdığın kadın, ne tuhaf biriymiş.
      Hep aynı kalıplar bunlar, kutsal meslek öğretmenlik, kutsal mertebe annelik filan. Erkekler bu kadar pohpohluyorsa kesin bir bokluk var gibime geliyor :)
      Ay Vera öyle deme, kalkıp ülke değiştirdiniz Miyu'yla, siz giderken ben yoruldum oturduğum yerde :) Ama çok haklısın, bunlar çocuk olsaydı biz de çok daha mobil insanlar olurduk. En azından bir gece başka bir yerde uyuyabilirdim mesela, her gece eve dönmek zorundayım.
      Gene denk gelemiyoruz, haftaya burda işlerim var. Dur bakiim bir, kitap varsa sana yazarım, yeni kitap almadım pek son zamanlarda.
      Biz de sizi öpüyoruz, senin çocuğun olsa, o da çok güzel olur ve kesin çok severim, en ufak bir şüphem yok <3

      Delete
  3. Bayıldım. Çok karizmatik blog adı olur bundan. Ya da nickname.

    Bir de faydası olur mu bilmiyorum, bize fakültede hep çocuk yapmanın çifti ve anneyi ne kadddddar zorlayıcı bir deneyim olduğunun üstüne basılıp duruldu. Kimse kutsaldır şahanedir anne olan mest olur filan demedi bir kere bile. Hep bir çiftin en ciddi imhtihanı olarak anlatıldı.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay di mi? Çok oturaklı, bir kelimeyle çok laf anlatmanın güzelliği :)
      Ya tabii işte, bilimsel yaklaşım başka oluyor. Valla umarım iyi çocuklar yetiştirir bu insanlar, başka bir temennim yok. Benim nasıl olsa bir kulağımdan giriyor, diğerinden çıkıyor bu çocuk sohbetleri. Aslında kendimden çok, hiç evlenmemiş, belki de hiç evlenmeyecek kız arkadaşlarım adına sinirleniyorum. Hepsinin de harika özellikleri, çok güzel hikayeleri var; patates gibi bir kadın, sırf çocuk doğurdu diye neden daha önemli olsun? HERKES ÇOCUK DOĞURABİLİR! diye bağırasım geliyor. Diş perisi, miş perisi diye anlatıyordu çocuklu bir arkadaşımız dün gece. NE DİŞ PERİSİ? HANGİ DİŞ PERİSİ? Yani baby showerlar falan bitti, diş perilerine gelmişiz.
      "Görmemişin çocuğu olmuş, çekmiş çükünü koparmış" derler, çok haklılar.

      Delete
    2. Sinirlenme Fermina :) Çocuk doğuran kadının sosyal statüsünün yükselmesini şöyle gör: dünyanın emeği, sıkıntısı çabasını çekecek, uykusuz kalacak, kocasıyla didişecek, saçı azalacak, böbreği zayıflayacak canı çıkacak ve bütün bunları soyun devamlılığını sağlamak adına yapacak. Toplum çok bencil bir organizma, kendi soyunun devamını getirene ödül veriyor. Başka bir şey değil. Normal yani aslında.

      Ah o özentiliklere ben de dayanamıyorum. Hiç sorma. Saçma sapan.

      Delete
    3. Ahahhahaha :D Aile müessesesi ile de derdim var; sadece çocuk olunca da yetmiyor, illa ki bir anne ve bir baba da olsun istiyorlar. İsyanım bütün düzene caaanım küçük Joe :D

      Delete
  4. yarın sağlam kafayla okuyacağım. saçma biri olduğumdan ön yorum bıraktım.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ahahhahhahha! Çok beğendim bu ön yorum bırakma işini :)

      Delete
    2. Ancak şimdi gelebildim ahah. Koko'yu bacaklarının arasından çıkarıyormuş gibi yapma fikrini şiddetle destekliyorum fakat sen bunu yaparken o ortamda bulunmak istiyorum. Gerçekten. Sanırım doğursan heyecandan kafayı yerdim. Ama çok mantıklı bir insan olduğunu düşünüyorum, özellikle bu hususta. Sanırım büyüyünce ben de doğurmayacağım.

      Lisedeki biyoloji hocama da çok baskı yapıyorlarmış bir tane çocuk daha doğur, işte yalnız büyümesin bir kardeşi olsun bıdı bıdı diye. Kadıncağız şaşırmış ne yapacağını, ben çok mu bencilce davranıyorum falan diye düşünmeye başlamış. Umarım doğurmaz.

      Delete
    3. Ay allahım ne zor kararlar bunlar. Bazen düşünüyorum, uğraşmadan etmeden hamile kalıversem, doğururdum; yeter ki karar vermek zorunda kalmayayım. Gerçi bu sefer de ikinci çocuk ikilemi peydah oluyormuş anlaşılan, öh.
      Koko'yu doğurma işini umarım yapmak zorunda kalmam, bu tür performansları başkası yaparken bile ayak parmaklarım büzülüyor sıkıntıdan. Ama bir dahaki ev toplaşmasına gel sen mutlaka, hem ne zamandır görüşmüyoruz.

      Delete
  5. Ahh bu muhabetleri bende çok duyuyorum , çocuk yaptığım zaman belediyeden anons yapacam hamileyim diye :))

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ahahhahhah ay çok güldüm! :D Anonsla bile kurtulamayabilirsin :) Düşündüm de yani, işim gücüm yok zaten doğru dürüst, buradaki arkadaşlarımdan biri hamile kalsa, ondan önce ben koştururdum bebek alışverişine :)

      Delete
  6. Daha ben "çocuk yap" levelına atlayamadım çevrenin gözünde. Hala "evlen artık tohuma kaçtın" levelındayım :D Üzüleyim mi sevineyim mi höç bilmiyorum ! Ama bazı şeyleri akışına bırakmak lazım. Marketten salatalık almaya benzemiyor ki evlilik ve çocuk. Hadi git evlen, hadi git çocuk yap.. Söylemesi kolay tabii. Kaldı ki halimden memnunum. Teyzeler ve eş dostlar bir zahmet sussunlar, gelmesinler üzerime. En iyi teyze aşure getiren ama evlilik yorum yapmayan teyzedir <3

    Bıyıklarımız düşecek valla sonunda. Her işe bıyıklarımızı sokuyoruz ve "en iyisini" de biz erkekler biliyoruz. Atalarımız ne demiş; biz biliriz biiiiz.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Daha bir tas aşure görebilmiş değilim, en çok buna dertleniyorum. Geçen kurban bayramında, öyle "Merhaba-merhaba" selamlaştığım bir teyzeyle sokakta karşılaştım. Elindeki yeni kesilmiş 3 torba eti bizim buzdolabında birkaç gün tutabilir miyiz diye sıkıştırdı beni. Kendi dolabında yer yokmuş. Nasıl kaçtığımı bilemedim, o günden beri görmemezlikten geliyor beni.
      En mühimi iyi bir partner, bir nevi suç ortağı bulmak, çocuk mocuk hikaye. Yoksa aynı evin içinde insan aklını kaçırır. Müzik seven bir kız bul gözünü seveyim; müzik seven kızlar, iyi kızlar. Teyzeliğimi de yaptığıma göre gidebilirim :D

      Delete
    2. Öyle komşuları da hiç sevmem. Kararınca iş yapmaz, "şu eti, tencereyi, bilmem neyi sizin dolapta saklasak" deyiverir. Al bari uğur derin dondurucu, dimi ama :D İçimden bi an Mali çıktı töbe yarabbim.

      Hayvanları ve müziği sevmeyen biriyle değil bir ömür paylaşmak, çokokrem bile paylaşmam :((

      Yeni yazılarını iple çekiyoruz burda kedimle :D

      Delete
    3. Sarma tenceresi olsun, ne bileyim terasa tarhana sermek olsun, bak bunlara varım hep. Ama az önce ölmüş koyun eti alamam, bir de dakikalarca ısrar etti. Ben mi tuhafım bilmiyorum ki. Evde yer olsa ben alıcam uğur-derin-dondurucu, kaç gündür şeftali düştü aklıma, olsa da yesek :)
      Hayvan, müzik ve galiba biraz da politik eğilim yoklamak lazım; barbar kocam başka türlü düşünüyor olsaydı ya da "amaaan boşver"ci olsaydı, 2013 yazını nasıl atlatırdık bilmiyorum :) Bu iyi anlaşır halimizle bile kaç kere kapıştık sokaklarda.
      O kediyi yerim! Hani nerde ayol, insan bir kare bir fotoğrafını koyar. Koydun da ben mi hatırlamıyorum yoksa?

      Delete
    4. Şeftaliyi de pek severim. Sabah sabah canım çekti şimdi ya :D

      Eskiden "sadece insan olsun, politikası eksik kalsın, öyle de anlaşırım" derdim ama şu son 5-6 yılda (hele de son dönemde )fikrim tamamen değişti. Politik eğilimi de yoklamak lazımmış gerçekten. Çünkü artık bazı insanlara tahammül edemiyorum. Aynı masada çay kahve içerken bile insanı fitil edebiliyorlarken bir de o fikirden birisiyle aynı eve çıkma fikri.. Evlerden ırak. Herhalde paso tartışır karşılıklı tabak kırardık. Çeyiz meyiz kalmazdı yani iki güne.

      Ablası kedicik biraz yerinde dursa şöyle güzel bir pozunu yakalıcam ama nerdeee. Fırt fırt kaçıyor, zıplıyor. Bir tane bile şöyle vesikalık yerine geçecek resmi yok bende :D :D

      Delete
  7. Çocuk mevzusuna girmek dahi istemediğim günlerdeyim. Çünkü 7 yıllık evli olarak artık sıkça duyuyorum çocuk yapın artık lafını. Olmuyor mu diyenler bile oluyor vallahi, ne densizlik. Çocuklu yaşam pek zor, çocuksuz zorlanırken ben çocuk olsa bazen intihar ederim gibime geliyor. İçimde bir sylvia yaşatıyor olabilirim. Delilik hali diyorum ben çocuklu olmaya. Gönüllü delilik bu da işte, sonuçta biz de çocuktuk, iyi ki dünyaya gelmişim diyorum şu an nefes alırken. Bir kızım olsun elini tutup dolanayım fikri harika da işte öyle olmuyor ki. Bence evli ve çocuk sahibi insanlar bizim gibilerin özgür hallerini kıskandıkları için çocuk yapın da bizim gibi olun diye öyle üzerimize geliyorlar. Kendileri almış ağızlarının payını bizim de almamızı istiyorlar. Ohh be fikirlerimi burada özgürce yazıyorum mutlu oluyorum. Kimseye diyemiyorum ki bunları etrafımda ben hariç herkes çocuk istiyor, ben dolaşmak istiyorum anacım, kitap yazmak, okumadıklarımı okumak, keyfime bakmak istiyorum. Aslında bir dönem çocuk fikri düşmüştü kafama, o sıra eniştem çok hasta oldu, kanserdi, 70 gün hastanenin bir odasında halisülasyonlar görerek yattı, o dönemi atlattığı zaman burdan koşup gitmiştim yanına. Adamcağız o haliyle bana ki iyi de bir baba olmasına rağmen, kimseye bakmayın çocuk falan yapmayın, hayatın tadını çıkartın dedi. Çok severdim rahmetliyi. O sözleri içime yer etti. O gün bu gündür uzağım. Bu dünyaya çok başka amaçlar için geldiğimi düşünüyorum. Asli görevlerim ev temizliği, yemek yapmak ve doğurmak olmamalı. Bazen çok kaçıp gidesim geliyor ama cesaretim de yok. Bu mevzu zor mevzu, yarın hamileyim diye ortaya çıkarsam bil ki söylenenlere yenik düşmüşüm...Karışığım yani anlayacağın, çok gizliden söyliym sarı lüleli mavi gözlü pamuk bir kız hayal etmiyor da değilim zaman zaman ama şu halimden de oldukça memnunum.
    Kelimelere de bayıldım, her güne bir kelime tam bana göreymiş. Zira değişik olarak bir lebaleb bir de pırnakıl biliyordum...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay eniştenin söylediği şey çok fena içime oturdu, fena oldum. Ben de istiyorum hayatın tadını çıkartayım, kimseye hesap vermek zorunda olmayayım. Bir şey bildiğim yok ama hayat gerçekten çok kısa. Yani aynen senin gibi zaman zaman bir kız çocuğu olsa, arkadaş olurdu bana diye de düşünmüyor değilim ama kardeşimin bütün büyüme sürecini yakından takip ettiğim için biliyorum nasıl bir iş olduğunu. Bazı günler iyi, bazıları kötü ve fakat çocuk hep mevcut, bir yere gittiği yok. Velhasıl ben de bilmiyorum.
      En yakınımdaki kız çocuğu, arkadaşımın kızı Ada. Okulda olan şeyleri falan anlatıyor, bazen gidip o okulu yakasım geliyor. Bir öğretmenine en sevdiği kitabı sormuş, kadın gülerek kitap okumadığını söylemiş. Yani aslında öyle büyük bir felaket de yok ortada ama ben o kadını yolmak istedim. Kadının diplomasını çakmakla yakmak filan istedim. Belki bir gün bizzat ergenlikten çıkarsam çocuk mocuk düşünürüm :)
      Lebaled ve pırnakıl ne demek? Hemen onları da ekleyeyim kelime havuzuna :)

      Delete
    2. Eniştemin lafı her hatırladığımda bana da çok koyuyor. Acaba diyorum o an hayatında nelerin eksikliğini hissetti, nasıl bir hayat isterdi?
      Çocuklar etrafta olduğunda yaşadığım duyguyu şöyle tarif edebilirim, ilk 10 dk süper, sonrasında büyük bir boğulma ve sıkıntı. Velhasıl senin gibi ben de bilinmezler içerisindeyim.
      Kelimelere gelince, annem pek kullanır.
      Lebaleb ağzına kadar, silme dolu manasına geliyor hatırladığım kadarıyla
      Pırnakıl ise, sözlük anlamı olarak yazıyorum sana şu an, bir şeyin herhangi bir yüzeyde yayılmış olması anlamına geliyor. Çiçekler pırnakıl açmış derdi mesela dallarda veya yüzün pırnakıl sivilce olmuş gibi:):)
      Ada'yı biliyorum, tanıyorum ben de artık, takip de ediyorum. Çok tatlı bir kız. Onu çocuk saymadım şu an yalnız, kocaman bir kız o:) Kedisi de şahane. Öğretmeni de yani yuhh diyorum o an bende kadına tırnaklarımı geçirmek isterdim sanırım kedi gibi. Heeeeyyyt bir de utanmadan söylüyorsun diyerek. Moron şey. Ne öğretmenlere kaldık hale bak!
      Ben de bişeyler yazmalıyım bugün ama bakalım, ayın etkisi var ya malum, atarlıyım biraz heehee:)

      Delete
    3. Ay beni de darlıyor çocuklar bir saatten sonra. Ama tabii hep çekip gidebilmenin rahatlığı var, yıkamak zorunda olan ben değilim, uyutmak zorunda olan ben değilim. Böyle olunca pek eğlenceli bir şey çocuk :)
      Lebaleb ve pırnakılı hemen bağrıma bastım, bakalım günlük hayatıma da şaapabilecek miyim.
      Ada tabii pek çocuk sayılmaz artık, insan gene de koruyup kollamak istiyor. Annesinde de farkediyorum bazen, genelde çok kuul bu meseleler karşısında ama bir-iki kere cinayetli bakışlar gördüm gözünde ahahhahha :D
      Öf ben de biraz kıpırdayayım, birşeyler yapayım diyordum ama veremli gibi öksürüyorum, geçti gitti bütün gün kendime acıyarak :/

      Delete
  8. Mine Söğüt'ün şu yazısıyla geç bir yorum bırakayım:
    http://yesilgazete.org/blog/2015/03/10/birak-evi-bok-gotursun-mine-sogut/

    ReplyDelete
    Replies
    1. Mine Söğüt gibi kadınlar yazmasa, hayat resmen kötü kötü kamu spotları gibi geçip gidecek.
      Tabak boş gönderilmez, ben de sana Ömür Gedik'in "güçlü kadın duruşu" için hayatındaki erkeklere teşekkür etmesini yollayayım:
      https://instagram.com/p/z9qbuknFZ-/

      Delete
    2. Gönderdiğin tabakla hayatımda derin bir gedik açtın :) Ben de ekmeğin en tazesini seçmeme izin vererek beslenmeme katkıda bulunan çocukluğumun Niyazi Bakkalına teşekkür edeyim bari :) En çok da alttaki yoruma güldüm, "Bir haftada iki kilo vermek isterseniz sayfama beklerim". Bundan sonra tüm paylaşımlara yorum olarak "Bir ayda bir kilo bile vermeyi beceremeyen kişiyi alkışlamak istiyorsanız sayfama beklerim" :P

      Delete
    3. Merak ettim ve okudum ben de Mine Söğüt'ün yazısını. Araya girip kendi fikrimi söylemem lazım :)))
      Ne güzel yazmış. Hem de tam diyordum ama çocuğu istediği için doğurmak da var, evi istediği için temizlemek. En son onu da yazmış ya, daha daha beğendim. Üstelik işin boktan tarafı, toplum ittirip duruyor o yetmiyor, kendi vücudu da ittirip duruyor, biyolojik olarak da baskı altında. Ben öyleydim en azından. Hala da atlatmış değilim.
      Son söz, isteyen çok isteyen yapsın, diğerlerine ilişmeyin kardeşim.

      Delete
    4. "Verilen kilolar itinayla geri alınır" yorumuyla ben de katılabilirim aslında :) Ay bilemedim kadını ne kadar ciddiye almak lazım, çemkirmeye de üşendim biraz. Sinema yazısı yazmıyor muydu? Onları da ne kötü yazıyordu allahım öf. Bu arada, Antalya'dan bir dansöz geldi döne döne, çok beğendim :)
      Ay ben de çok beğendim yazıyı küçük Joecuğum. Hemcinslerime de sinirleniyorum, edilen laflar ile yaşanılan hayat birbirini tutsun istiyorum. Zor ama çok. İçi-dışı bir kızlara hayat çok zor; hem gönül işleri zor hem de çalışma hayatı dehşetli şekilde mücadeleli. Bir de dışardan ilişmesinler hakikaten, insan bunalıyor.

      Delete
  9. çok gerginim o bıyıklı adamların bıyıklarını tek tek yolasım var.

    ReplyDelete
  10. Ferminanım sağ ve sıhhatte misiniz? Yeni yazı beklediğimizin farkında mısınız?

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay ben de herkesler neler yazmış diye bakmaya geldiydim. Sağ ve sıhhatteyim, yer yer it kopuk gibi öksürüyorum, önemli bişiy değil. Ne yazcam bilmiyorum öğretmenim yaaa, kalakaldım. Hadi buraya yazmıyorum, bir yandan da kıyamet gibi mektup ve kartpostal yığıldı masaya, onlara da cevap yazmıyorum. Ütü var, onu da yapmıyorum. Ne işe yarıyorum bilmiyom.

      Delete
    2. Leylak Dalı sesimiz olmuş :) Yeni yazılarını halk bekliyor :D Blogger olmayan ama sırf bu blogu düzenli takip eden arkadaşımı biliyorum. Öyle ki, bazen daha ben yeni yazının okumamışken kız bana mesaj atıyor "Fermina yazmıııış hadi oku hemen Zihin" diye :)

      Delete
    3. Ay ciddi misin? Çok selam arkadaşına, acayip heyecanlandım şu anda! Valla bak bir şeyler yazayım diye geldim zaten ama hala ne yazayım bilmiyorum. Kahve yapıp başlayayım bari :)

      Delete
  11. "evi yöneten demir pençe"! merhaba yeni ve güzel deyim :))

    listeme ekliyorum, Fermina, Koko'yu doğruyormuş gibi yaparken fotoğraf çekilecek ahhahha :D

    Fesbük sayfasını ben de takip etmeye başladım, onlar bir şey paylaştıkça cümle içinde kullanasım geliyor! sanırım yine senin profili istila edeceğim, mihii :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Taaa kaç sene bir arkadaşım öyle anlatmıştı kedisini, ondan çaldım :)
      Yalnız herkes çok tiksindi o sahneden, kime anlattıysam yüzünü buruşturdu ahahhaha :D
      Fesbük yetmedi, hemen bez çanta ve defter işine de girmişler. Biraz kınadım ama çenteler de pek güzel görünüyor, çok kınayamadım. Mektuplarımıza serpiştirebiliriz kelimeleri bak :)

      Delete