April 7, 2015

60 Kitap



Keşke öğretmenlerimin hepsi anarşist ve dilenci kılıklı olsaydı, belki daha iyi bir insan olurdum. Belki herkesten farklı düşünmeyi öğrenmiş olurdum, hiç düşünmeden adil olabilmeyi falan; belki daha sevgi dolu bir insan olurdum.

Herkesin çaktırmadan birbirinin kıçına bakıp kot markası tespit etmeye çalıştığı, herkesin aynı ayakkabıyı giydiği ergenlik, ne fena bir dönem. Kendine güveni sıfırın altında bir ergen olarak o sularda debelendim, sonra işte rakınrol beni kollarına aldı, böyle şeylerin bir önemi kalmadı. Zaten evde iki tane dilenci kılıklı anarşistle yaşıyordum, markalı taleplerime boş gözlerle baktılar hep. Asla anlamadılar. 80 lira etiketli bir Levi's kot ceket için altı ay kadar ağladığımı bilirim. Ağlaya ağlaya unuttum ceketi.

Şu anda nasıldır okullarda durum, düşünmek bile istemiyorum. Ne biçim bir nesil yetişiyor, bunu da düşünmek istemiyorum, biraz korkuyorum. Ama o kıçımın valisi sınıfta hakaret ederken Halil Serkan Öz'e, çocuklar itiraz etmiş, tepki göstermişler. Bunu okudum ve dehşetli umutsuzluğumun orta yerine ekmek kırıntısı gibi bir iyilik düştü.

Kitap listesi yapan bir matematik öğretmenim olmadı hiç, keşke olsaydı. Keşke Halil Hoca'nın kısacık hayatının son hatırası, öğrencilerinin önünde hakarete uğramak olmasaydı.

Birisi oturup yukarıdaki listeyi Goodreads'e yüklemiş, ben eksiklerimi tamamlayıp Halil Hoca'nın önerdiği bütün kitapları okumayı düşünüyorum. Goodreads'le uğraşmak istemiyorsanız şurada da var liste ama aşağıdaki yorumları okumayın bence, milli değerleri eksik bulan olmuş, "NEDEN NUTUK YOK??11!!" diye gücenen olmuş.

Neyse. Belki siz de okursunuz benimle. Listede Marquez'den tek bir kitap var, o da Kolera Günlerinde Aşk. İnce ruhuna üzülmeyip ne yapayım?

20 comments:

  1. ben de gençlikten tam ümidi kesmişken gezi olayları patladı ya, şimdi iki kere düşünüyorum.
    içim yandı, çok çok üzüldüm. söyleyecek söz bulamıyorum.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Tabii ölen de kurtulamıyor, Akit arkasından demediğini bırakmamış öğretmenin; nasıl bu kadar insanlıktan çıkılıyor, hala aklım almıyor. Belki de suç bastırıyorlar.

      Delete
  2. Ay ne hakareti, ne oluyor yine? Of hiçbir şey bilmiyorum. Okurum kitapları, zaten çoğu halihazırda okumak istediğim kitaplar. Ben hayatımda hiç marka takıntısı olan biri olmadım, annemin pazardan aldığı bir pantolon vardı, beş lira falan vermişti herhalde. Çok rahat bir şeydi, parçalanana kadar giymiştim ahah.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Yalova'da vali okulu ziyaret mi ediyormuş, teftiş mi, her neyse, valilik yapıyormuş. Dur gazeteden kopyalayayım; "Vali Cebiroğlu, Öz'e öğrencilerinin önünde, "Bu saç sakal ne? Sen ne biçim öğretmensin? Öğrencilerine böyle mi örnek oluyorsun? Çık dışarı o sakalını kes. İnsanlar dışarıda görseler dilenci zannedip para verirler" diye hakaretlerde bulunmuştu. Cebiroğlu daha sonra da okul yöneticilerine, "Siz e... başı mısınız burada? Yönetemiyorsanız istifa edin" diye hakaretlerde bulunmuş ardından öğretmenler odasında düzenlediği toplantıda da uyulması gereken kılık kıyafet yönetmeliğini hatırlatmıştı. Eğitim-Sen üyesi öğretmenlerin, "Yönetmeliği biz biliyoruz zaten. Bunun değişmesi için de zaten eylemdeyiz" diye cevap vermesi üzerine Vali Cebiroğlu, "Yönetmeliği bilerek eylem yapıyorsanız anarşistsiniz" demişti."
      Bunun üzerine öğretmenler yürüyüş düzenlemiş, yürüyüş sırasında kalp krizi geçirmiş Halil Hoca. Anjiyo yapacak hastane de bulamamışlar, felaket üstüne felaket. Vali bir de başsağlığı falan diledi utanmadan.

      Vali benim okul kıyafetlerimin bazılarını görmüş olsaydı abdest almaya koşardı herhalde.

      Delete
    2. Diplomalı hıyar. Of küfür edeceğim, çok küfürbaz bir insan oldum. Gerçekten kendime hakim olmaya çalışıyorum ama olamıyorum, hepsini fil siksin.

      Delete
    3. Anarşik benim herhalde her türlü yöneticiden de iğreniyorum of. Bununla aynı kafadaki zihniyet okulda bir avuç liseliyle uğraşmadan edememişti bak celallendim iyice, tutamıyorum kendimi. Bir tanesi bana "Senin işin düşünmek değil!" diye hönkürmüştü bütün okulun önünde. Okulun en zeki çocuklarından birini, Utku'ydu adı da, deli gibi felsefeyle ilgilenirdi falan, odasına çekip tartaklamıştı. Of güzeldi bizim okul herhalde, bir avuçtuk ama olsun. Neyse bakıyorum memlekete, ne kadar andaval varsa bir şeyleri yönetiyor anasını satayım. Kim bunları besleyip büyütüp bu günlere getiriyor onu anlamıyorum ben.

      Delete
    4. Bence hepimiz biliyoruz bunları kimin besleyip büyüttüğünü, kimin cesaret verdiğini. Birkaç nesil daha bunun acısını çekeceğiz herhalde.
      Benim hiç havalı lise anım yok böyle otoriteye direndiğim falan, çantamdan bi paket sigara çıkmıştı çanta kontrolünde. Bir kere de cuma akşamı İstiklal Marşı ve haftalık nutuktan kaçarken dikenli tellerin üstünde yakalandıydım. Havada kalan kıçıma bağırdı bağırdı bir hoca, tınmayıp kendimi bahçenin dışına atabilmiştim. Şimdi olsa atamam, ibret olarak kalırım o tellerin üstünde.

      Delete
    5. Ahahahah.
      Bizim vardı öyle anılarımız. Berkin'in ölümünü protesto etmek istemiş çocuklar, idareciler sert çıkmış. Bi coğrafya hocamız vardı, biraz korumaya çalışmış çocukları. Sürüldü adam. Gerçi bizim okulda olmadı, ayrılmıştı bizim okuldan ama. Sonra ne oldu bilmiyorum uğraşıyordu herhalde itiraz mitiraz. Bak ne alakasız şeyler anlatıyorum of.

      Delete
  3. Öğrencilerine Büyülü Dağ okumalarını öneren bir adamdan zarar gelmez bence. Gelemez yani. Mümkün değil! Çünkü o kitabı okuyanlar bilir ki, Thomas Mann kitap boyu bir çok meseleye değinir. İnsan olmaya, yaşama dair, toplum kuralları, vs. En önemlisi de aşk ! Sonunda da "savaşların anlamsızlığından" dem vurur. Kitabı resmen "savaşmayın artık" diye yalvararak bitirir Mann. Şimdi bu kitabı okuyan, anlayan ve öğrencilerine tavsiye eden bir adam, bir öğretmen için nasıl...offf cümleleri bile toparlayamıyorum artık. Enough is enough!! diyorum.

    Ben de hoca olsam, aşağı yukarı bu kitapları önerirdim talebelerime. Demek ki bir de "anarşik" kılıklı olsak.. ooooo. Rererö yani. Keşke benim de Thomas Mann okuyan, Oğuz Atay öneren hocalarım olsaydı. Zamanında biz de o sıralarda kitaplar okuduk ama hepsi leş ideolojik kitaplardı. Hiçbirini anımsamıyorum.

    Ulusalcı teyzeler beni hemen gerici ilan edecek belki ama Nutuk'a gelene kadar bu dünyada okunacak tonla kitap var. Kimse yanlış anlamasın, Dostoyevski'nin Ecinniler'i kadar sağlam bir siyasi kitap olduğunu zannetmiyorum Nutuk'un.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Paul Auster var yahu, o kadar belli ki kendi okuyup sevmiş bu kitapları, kuru kuru liste değil. Ben de hiç kitap mitap hatırlamıyorum ortaokuldan, liseden. Küçük Prens okuttular, bir onu hatırlıyorum. Onu da Alman hocalar teklif etmişti, aynı dönem hem Almancasını hem Türkçesini okumuştuk. Bir tane sendikalı hoca vardı koca okulda, onun da sendikalı olduğunu şimdi düşününce çıkarıyorum, tek başına boykot yapıyormuş kadın meğer.
      Allahaşkına, kim okur Nutuk'u? O dönemin meraklısı okur, Atatürk'ün hayatını çalışan insan okur, ne bileyim. Ben de okumadım. Hepimize Gençliğe Hitabe'yi ezberlettiler, biz sırayla kalkıp okumuştuk ezberden, iyice emin oldular yani. Kaç tanemiz gerçekten anladık ne dediğimizi? Bence güzel bir metin, dönemin ruhu var, gerçek endişeler var. Ne işe yaradı o ezberler? Hiçbir işe yaramadı, görüyoruz. Bunların aynısını din dersleri için de söyleyebilirim, ne oldu o haftada iki saatlik eziyetlerin sonucu?
      Geçenlerde tahtaya Berkin yazdılar diye birkaç öğrenciye soruşturma açılmış, barbar kocama sordum, "Aha al işte, farzet çocuk yaptık, bizim çocuğumuz gider yazar tahtaya Berkin, naapıcaz?" diye. Devrimci avukat bulurmuşuz, öyle cevap verdi. Güleyim mi ağlayayım mı bilemedim.

      Delete
  4. Bende haberi duyduğumda çok üzüldüm , anlam veremiyorum olan bitene ...
    bende aldım listeyi ve okumaya başlayacağım

    ReplyDelete
    Replies
    1. En iyisi kitapları okumak Nesrinciğim, ben de anlamıyorum olanı biteni. Umarım bir sonu var bu üzüntülerin.

      Delete
  5. bi gün okulda bahçe nöbetçisiyim, benimkilerden biri salıncaktan fena düştü. 8 yaşında olduğu için kolayca kucakladım revire yetiştireyim diye. o ara yavrucağın alnı kanamış tabi. bi de ağladı epey.

    hemşireye teslim ettim, öptüm kokladım, teskin etmeye çalıştım. o ara zil çaldı, dersim var ama bi baktım üstüm başım perişan. kan, salya sümük. tuvalete koştum. temizleyebildiğim kadar sildim üstümü. derdim bi an önce derse yetişmek.

    tuvalet çıkışı (olayın her anına şahit olan) müdürle karşılaştım koridorda. şöyle bi süzdü beni.
    "hocam ama olmuyor biraz üzerimize özen gösterelim!”

    bakakaldım yüzüne. "dedi mi bunu gerçekten? dedi mi? yok yok olamaz, yanlış anladım kesin" diye düşünürken ikinci kroşeyi çaktı. "biz öğrencilerimize örnek olmalıyız. kriz zamanları dahil.."

    o gün o okulu nasıl yakmadım bilmiyorum. ama bence en kötüsü, bunu yapan müdür akp'li değil. okullarda kırbaç kimdeyse padişah o. ümidim yok zaten. aslında sadece öğretmenlikle ilgili de söylemiyorum bunu.

    işimizi yapmak varken neden iyi gözükmemiz gerektiğini (o iyi ne ondan da emin değilim) bu yaşıma geldim hala çözebilmiş değilim. ne konuda kime örnek olmalıyım onu da bilmiyorum.

    yok, bu arada okulu neden yakmadığımı hatırladım. dengem alt üst halde sınıfa girdim. çocuklar hemen arkadaşlarını sordu. içimden aferin dedim cücelerime. ne güzel kolluyorlar birbirlerini. sonra kızlardan biri ıslak mendili almış "öğretmenim bluzunuza kan bulaşmış" diye geldi. “neresi?” dedim. elleriyle sildi. işte okulu bu yüzden yakmadım. örnek olmaksa olmuşum işte, aslan yürekli bebeler yetiştirmişim daha ne olucam!

    ay ne doluymuşum meğer! millet bloguna bu kadar post yazmıyo ben yorum da coşmuşum resmen.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ne güzel yazmışsın işte. Yok, kesinlikle çok yanlış anlaşılıyor bu örnek olma meselesi. Çünkü bunlar sunta gibi insanlar, tatsız tuzsuz, bir numaraları yok hayatta. Anca gömlek düzelttirir, anca saça sakala takar. Bir de "sevgi-saygı" ikilisi var, ona da çok gıcığım, sevince saygı da duyuyorum zaten, bunların dedikleri saygı falan değil, korku.
      Çocuklara yazık oluyor o arada.

      Delete
    2. bu kıt beyinlilerin hepsine nasıl beddualar ediyorum bilsen.

      + son satırda "yorum da" yazıp nasıl da imla cehennemine düşmüşüm. kendi kendimi kırmızı kalemle düzeltiyorum hemen. (meslek hastalığı)

      Delete
    3. Sen kırmızı kalemle düzeltip yanına kalp çizecek birisin, bizi kandırma :)

      Delete
  6. Nasıl içi acıyor insanın! Bir de nasıl öfke doluyorum. Bu öfke ömrümü kısaltacak gibi geliyor. :(
    Huzur içinde uyusun Öz öğretmen. (Ne kadar olabilirse artık.)
    Ben de okumadıklarımı okuyayım onun listesinden. Hatta facebook'ta da paylaşayım.
    Çok buruğum bu konuda, yazacak bir şey de bulamıyorum. :((

    ReplyDelete
    Replies
    1. Öfke kısaltmaz belki ama üzüntü kısaltacak herhalde. Benim de okumadığım bir sürü klasik var listede. Ne fena di mi, o validen geriye ne kalacak acaba? Birilerinin hayatına bir katkısı olmuş mudur? Ailesinden başka kimin umrunda olacak mesela ölümü?

      Delete
  7. Benim hala severek andığım ve inşallah İzmir'e dönünce görüşmek istediğim bir türkçe öğretmenim var. O zamanın koşullarında acayip bir adamdı. İlk okuduğum kitap nutuk'tu ama ondan sonra sevgili arsız ölüm'den ödev hazırlatmıştı bana. Ufkum sanırım o mevzuyla açılmaya başlamıştı. Sonraki öğretmenlerim hep yavan kaldılar onun öğretilerinin yanında. Her daim onu andığımı hatırlıyorum. Öğretmenler ne mühimdir hayatımızda, ama giyimi kuşamı ile değil. Ben çok süslü püslü tertemiz ama bomboş öğretmen gördüm. Liste harika, ilk gördüğümde hemen kaydettim kendim için, oradan okumadıklarımı tamamlayacağım inşallah bir gün. İyi insanlar bir bir gidince böyle işte çok umutsuz oluyor hayallerim ama senin de dediğin gibi öğretmenlerini koruyan çocukları da görünce yeni bir umut yaratıyorum kendime. Görüntü çok önemli toplumumuzda, öyle ki bütün öküzler öyle gizliyor kendilerini. Ayyy içimde çok şey var bu konuda, yazarken sinirleniyorum. En iyisi bi sigara yakayım da devamını mektupta bir yerden bağlarım:)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Öğretmenler çok mühim hakikaten, ay allahım ne zor işler bunlar. Öğrencilik ayrı dert, öğretmenlik ayrı, bak sen ne şanslıymışsın. Gazap Üzümleri'ni okumakla başlayayım diyorum listeye, kalanları da tamamlarım yavaş yavaş.
      Görüntü gizliyor, ağızlarını açtıklarında anlıyorsun ancak. Ay kalkayım bilgisayarın başından, ömrümü yedi bu alet. İyi bir şeyler okuyor olsam içim yanmayacak, büzüldükçe büzülüyorum masada.
      Benim mektup yolda, seninkini bekliyorum heyecanla :)

      Delete