May 14, 2015

(24) (25) (26) Ne Olacak Bu Maral ile Sarp'ın Hali?

Favori belgesel düşünürken aklıma şu geldi:



Ben de böyle giriyorum havuza, denize. Eskiden çok seyrederdim böyle aslanlı-kaplanlı belgesel, bir süredir ne zaman denk gelsem şöyle bir cümle duyuyorum, "Birbirinden güzel kaplan yavruları anneleriyle oynuyor. AMA ÇOK AZI HAYATTA KALACAK." Anında kanalı değiştiriyorum.

BBC ekolü belgeselleri seviyorum, televizyonu açtığımda ne varsa seyrediyorum. Görüntüler, ses, müzik; o adamı sinirden öldürecek seviyedeki nesnellik. Louis Theroux'ya da BBC'de rastladık, sonra bütün bölümlerin peşine düştük, indirdik mindirdik seyrettik. Naziler'den tutun da estetik ameliyatla kaplana dönüşmüş insanlara, pedofillerden trans çocuklara kadar birer saatlik belgeseller çekmiş Theroux. Çok iyi çekmiş.

En çok aklımda kalan "The Ultrazionists" bölümü. Theroux, Kudüs ve etrafındaki aşırı-milliyetçi yahudi yerleşimcilerle konuşuyor, aklınızı kaçırırsınız. Bu aşağıdaki kısacık parçada bir emlakçıyla konuşuyor, emlakçı Filistinli ailelerin kendi istekleriyle evleri boşalttığını ve yahudilere sattığını anlatıyor, eve giriyorlar, bavullardan tutun da su bardaklarına kadar her şey olduğu gibi duruyor. O emlakçının soğukkanlılığı, sonsuz rahatlığı falan.



Beni en çok bu ev meselesi etkiledi, barbar kocam ise bir şarap üreticisine takılmıştı. Bağı var adamın, dünyanın her tarafından gönüllüler geliyormuş, üzüm toplamaya yardım etmek için. Ama bir noktaya kadar dokunabiliyorlar üzümlere, sonrasında bağın sahibi izin vermiyor çünkü şarapların koşer olması lazım, yahudi olmayan insanlar mekruh. Adam gönüllülerin yüzüne yüzüne söyledi bunu ve tiksintisini televizyon ekranından bile hissedebildik. Kameralar yokken gönüllülere tükürüyor olma ihtimali çok yüksek.

Bir saat boyunca İsrail'deki durumu gayet iyi anlatıyor belgesel, Filistinliler'in nasıl evlerinden, topraklarından edildiğini, kanun manun hiçbir şeyin olmadığını; inanılmaz bir manyaklık hüküm sürüyor ve hepimiz seyrediyoruz.

Kimsenin seveceğimi zannetmediği ama sevdiğim filmler genelde bilimkurgu filmler ve korku filmleri. Tabii burada şöyle bir tuhaflık var, ben zaten seviyorum bu iki türü. "Zannetmeyen" taraf olarak barbar kocam inatla sevmeyeceğimi düşünüyor. İkna da edemiyorum. Film boyu yan gözle bana bakıyor, ne zaman sıkılacağımı kestirmeye çalışıyor, görmemezlikten geliyorum.

Kirli zevkim olarak nitelendirebileceğim film değil de dizi var, TV8'deki Maral.


Son iki bölümü kaçırdım ama allah biliyor, gözümü kırpmadan seyrediyorum. Çünkü Adını Feriha Koydum'u da böyle seyrettim, Aşk-ı Memnu'yu da. Herhalde bu kızdan hoşlanıyorum. Ya da ekip aynı ekip, bir şey yapıyorlar ve ben hipnotize oluyorum. Yoksa çekilecek şey değil, yeni bölüm diye açıyorum, bir önceki bölümü olduğu gibi veriyorlar, hiçbir karakterin sevilecek bir yanı yok. Yani ben kızların elbiselerine ve New York'a baka baka, o arada kendimi hikayeye de kaptırarak sezon sezon Gossip Girl seyretmiş insanım, bunda bakacak şey de yok.

Neyse, böyle işte.


14 comments:

  1. heheeh yalnız değilmişim:D ben de izliyorum ya maral'ı..

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ahahhahaha o zaman bu akşam ekran karşısında buluşuruz :)

      Delete
  2. Ahh hayat denen şey bazen içimi çoook sıkıyor, daraltıyor. Öyle belgeseller izleyince çok fena oluyorum ben mina. Hitler ile ilgili şeyleri bile artık izlemiyorum, izleyemiyorum demeliyim. Belgesellerdeki o avlanmalar falan da oyy oyy hiç bana göre değil, daha masumları hoşuma gidiyor. Komik kediler tam benlik ahhaha yaşlanıyorum ben yaaa:) Nasıl yapılır manyağıyız biz, benden söylemesi. Bazen arka arkaya sabaha kadar veriyorlar, izleyemiyoruz ama tr ye dönünce izleme hayalleri kuruyoruz beyimle:)
    Ben bu sene türk dizilerinden poyraz karayel'e takıldım, keyifle izliyorum, hatta yapışık bir şekilde heyecanla, ağzım açık. Ay geçen gün ne oldu çok komik. Öğlen eve gidemediğimden akşam iş çıkışı kedişi özleyip bir hışım koştum, kanım kaynamış şapşala. Tam seviyorken artık nasıl bir heyecanla seviyorsam hayvanı ağzım açıkmış o sıra şılaaap diye ağzımın suyu hayvanın yüzüne akıverdi ahhaahaa:) Dumur oldu tabi noluyor diye, belki onu yiyeceğimi düşünmüş de olabilir. Yani böyle heyecan durumlarında bazen oluyor ağızdan su akıtmalar:) Poyrazın çalıştığı mafya babası figürüne hastayım, arada yiğite bi mafya babası olaydın diyorum ahhaha o da geç değil olayım istersen diyor:):)
    Bizde de durumlar böyle işte.
    Millet game of thrones diye yırtınıyor, bizim arabada hala yıllardır aynı cd de ismail yk çalıyor böğüre böğüre söylüyoruz kime ne anlatıyorlar bilmem:) Bu şantiyecilik çok zor. Benlikten çıktım!

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay inanmıyorum! Benim de severken salyam aktı birkaç kere köpeklerin üzerine ahahahhahha ayyyy :D Neyse bak en azından iki kişiyiz :)
      Nasıl Yapılır'ı biz de denk gelince seyrediyoruz ama bir süredir yeni bölüme rastlamadık, üzülüyoruz. Poyraz Karayel'i annem izliyor galiba, ben bilmiyorum. Gündüzleri evde olursam İşte Benim Stilim seyrediyorum hala inatla, fenalıklara doyamadım.
      Ay sivil hayata geçseniz çabuk tarafından allahım lütfen :)

      Delete
  3. çok hoşsun
    ama maralı ben de izliyorum
    ferihayı izlemedim ama mete yi severim :))
    yani öyle bir zaman geçerkiden beri beğenirim sarp ı

    ReplyDelete
    Replies
    1. Off Feriha çok fenaydı, kızın yalanı ha çıktı ha çıkacak diye iki sene seyrettik :D
      Sarp'ı ilk defa görüyorum ben, bu dizi oğlanlarından en son Kıvanç Tatlıtuğ'u bağrıma basmıştım :)

      Delete
  4. kıza bir şey diyemiycim ama o esas oğlan buyursun gelsin, bize de bekleriz. ahahahhahah

    ReplyDelete
    Replies
    1. Motorla gelip ekler ve pasta yapar. Asi pastacı oğlan dizide. Yetmezmiş gibi ahahhahhahha :D

      Delete
  5. "Ben de böyle giriyorum havuza, denize." Ne diyim.. Allah iyiliğini versin Fermina Hanım :) Kendimi berbat hissettiğim bir günde şunu okumak bile yetti :)

    Sonra İsrail'i görünce bozuldum tekrardan. Bütün dünya bu zırvalığa nasıl ses çıkarmıyor anlamıyorum. Resmen gaspediyorlar, işgal ediyorlar, katlediyorlar. Bunu diyince de "islamcı, arapçı" diyor bazıları. Alakası yok. Şurasında cüzdan değil yürek taşıyan herkesin bu zırvalığa ses çıkarması lazım zaten. Ama nerde.. Bir arkadaşım var. İsrail'e çok gidip geliyor. Sevgilisi orada yaşıyor. Bana öyle şeyler anlattı ki.. Bir millet bu kadar gözü kara aşırı milliyetçi nasıl olabiliyor anlamıyorum. Çocuklar bombalanınca seviniyormuş falan o kız. Jesus christ!!!!

    ReplyDelete
    Replies
    1. Vallahi aynen böyle giriyorum, yekpare siyah mayom var, kaplandan ziyade foka benziyorum.
      Varlığına inandığım ender lobilerden biri yahudi lobisi, kimbilir neler oluyor yüksek merciilerde. Ben de kaç sene önce Amerikalı bir yahudiyle yol arkadaşlığı yaptım, çok da iyi anlaştık ta ki herif İsrail'den gururla bahsetmeye başlayana kadar. Gitmiş askerlik yapmış, ben de saf gibi "Ay ne korkunç şey di mi?" dedim, bir süre orduyu falan övdü, sonra sessizce kitaplarımıza döndük.
      "Allah bize burayı gösterdi" diye gidip elalemin ülkesine yerleşmek nasıl iştir, 21. yüzyılda nasıl makul geliyor insanlığa bu durum, aklım almıyor.

      Delete
  6. Not: Sex and the City fanıydım bir zamanlar. Utanıyorum.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Sex and the City'i görüyorum ve Buffy The Vampire Slayer ile arttırıyorum.

      Delete
    2. Ally mcbeal izleyip kendi parami kazanıp öyle renkli bi hayatım olsun diye hayaller kurmuştum. Sizinkiler gene iyi bence.

      Delete
    3. Ally Mcbeal'in televizyonda oynadığı dönem Ankara'ya yeni taşınmıştım, hiç arkadaşım yoktu. Hem akşamüstü hem de geceyarısından sonraki tekrarını seyrederdim aynı gün :) Şu eski sevgilisi vardı, aynı ofiste çalıştıkları, hani beyninde tümör çıkan. Ne ağlamıştım yarabbi.

      Delete