May 12, 2015

Yallah Tazyik


Kalktım kahve yaptım, televizyonu açtım. Kenan Evren'in cenaze törenini seyrettim. Bir miktar asker toplanmış, çeşitli rütbelerde, hiçbir zaman öğrenemedim o hiyerarşiyi, ilgimi de çekmiyor. Ailesi, doğal olarak, oradaydı. Mehmet Ağar, doğal olarak, oradaymış. Böyle bir grup yani, uğurlayıcılar.

Böylece gitti bu dünyadan, yaktığı canların hesabını mesabını vermeden, ne güzel emeklilik hayatı falan yaşayaraktan. Ailesi sevgiyle anıyor, kızı televizyona bağlandı, vicdan muhasebesi yapmamışlar ailecek. Ne münasebet tabii, vicdan micdan.

Bana kaldı bütün o vicdan. Size kaldı. Mecburen biz ilgileniyoruz vicdan müessesesiyle. Bizden sonra da bizim gibiler ilgilenecek zira devlet dediğimiz şey maşallah beton gibi, öyle bir devamlılık, öyle bir sabit hal.

Çıkıp bir tur atayım mahallede, dolap molap silemediğim gibi bir de ütülenecek şeyler yığdım, bir saattir onlara bakıyorum.

Giderken bir ricam olacak, biri çıkıp da yüzünüze yüzünüze "Olayları o zamanın koşullarına göre değerlendirmek lazım" derse, lütfen ağzına vurun, arkanızı dönüp uzaklaşın. Orta Çağ'dan bahsetmiyoruz, kırk sene öncesinden bahsediyoruz. İşkenceyi ne ara bağrımıza bastık yasal bir yöntem olarak?

Ay delirmemek ne zor işmiş.



6 comments:

  1. ben bu konuda şunu söylemek istiyorum.o yıllarda zaten darbeden öncede köşe başlarında,yol ortasında insanlar birbirlerini öldürüyorlardı.
    birşey yapılmalıydı.bu çatışmaların bitmesi için yapılmalıydı.
    ama şu tabloda yazılan şeylerin hiçbiri yapılmamalıydı.suçu suç işleyerek çözemezsiniz.
    o zaman %92 oy almış referandumda .duyduğumda ağzım açık kalmıştı.
    halk çünkü bıkmıştı kaos'tan.kardeş kardeşi vuruyordu.çok acı.
    insanoğlu hiçbir şeyi gül atarak değiştiremiyor maalesef.sadece öldürerek yapıyor.
    off mina sanırım bu dünyanın işlerini hiçbir zaman çözemeyeceğim.
    ne devrim ne darbe ..hiçbirini sevmiyorum.
    şu dünyada olmak istediğim tek şey dünya insanı olabilmek.ama insanlar çok acımasız.anlatmak istediğim çok şey oluyor bazen ama susmak istiyorum.belki de susmak en güzel devrimdir.ne biliyim.kafam basmıyor artık bazı şeylere.
    şu aralar komünist bir parti de top koşturan bir arkadaşım gazze'de ki katliam için tohumuna para mı verdik dediğinde ben tüm inancımı yitirmiştim zaten insanlıkla ilgili.bunu söyleyenle tüm ilişiğimi de kestim.
    işte böyle mina şu dünya da hiçbir şey düzelmeyecek.insanlar bir şekilde suçsuz yere hep ölecek.

    en iyisi susayım ben.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Valla kısıtlı tecrübemle, arkadaşının doğru partide yerini aldığını söyleyebilirim. Komünist Parti bana pek insan canlısı bir oluşum gibi gelmiyor. Bu önümüzdeki seçimler için silme kadın vekil adayı çıkardılar, ne kadar takdir edilesi bir hareket. Keşke emin olabilsek, meclise girecek kadar oy olacaklarını bilselerdi, gene bu yüzlerce kadını aday gösterirler miydi diye. Bilmiyorum.
      12 Eylül öncesinde kardeşin kardeşi öldürdüğünü düşünmüyorum, yani durumu biliyorum ama öyle bir kardeşliğe inanmıyorum. Hatta bu topraklarda öyle bir kardeşliğin belki en son Taş Çağı'nda falan yaşandığını düşünüyorum. Demirel gibi bir adam başbakanken "solcu" kesimin başına iyi bir şeyler gelme ihtimali herhalde sıfırın da altındaydı.
      Birbirimizi sevmiyoruz, birarada yaşamaktan anlamıyoruz filan ama yukardan gelen gaz, ateş, har olmadan kaos yaşanmıyor gibime geliyor. Adil bir kavga değil, bazı kardeşlerin arkasında devletin "şefkatli" elleri var hep. Genel tablodan bahsediyorum tabii, yoksa teker teker her kişisel hikayeyi çok önemsiyorum.
      Herhalde düzelmez dünya bu saatten sonra ama naapayım, gene her sabah umutla uyanıyorum. Belki iyi bir şeyler olur diye. En azından çiçekler açıyor :)

      Delete
  2. Tarih her zaman dönemine göre yorumlanır, evet; ama insan hakları ve bağzı değerlerin zamanı vakti olmaz. İşkenceyi, idamı ve türlü zulümleri ister on bin yıl önce yap istersen dün yap hiç farketmez. Ölen insandır. Canı yanan gene insandır. İnsan insandır ! Dönemine göre insan canı değerlendirilmez. İnsan canı her daim değerlidir. Bazı "ayıpları" unutturmak adına onların üzerine "tarih" silikonu çekmeye çalışmak gülünç bir durum. Kitaplar yazmayabilir, gazeteciler susabilir; ama vicdanlar hiçbir zaman zalimleri unutmaz. O dönem yakılan kitapların kokusu burnunuzun ucundadır. Atılan feryatların sesi kulaklarınızdadır. Bunlara silikon milikon çekemezsiniz. Başkan babamızın sonbaharı der ve giderim :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ya işte, estir yağdır gürle, sonra kedi osuruğu gibi bir törenle gömül, bir de tabutuna karşı "Haram olsun!" diye bağırsınlar. Valla hayatın doğal döngüsünden başka güvenecek bir şeyimiz yok resmen, en azından ölünüyor eninde sonunda.
      Okuyayım bir daha yahu, bence bu sefer başka türlü beğeneceğim :)

      Delete
  3. Cumartesi akşamı haberi aldık annemle , dayımı aradı hemen . Hiç sevinmedik.
    35 yıl boyunca bir kere bile gülebildiyse ilahi adalet yok. Çünkü bu adamın asla tek bir iyi gün geçirmemesi gerekiyordu. Benim dayım halen daha kahkaha atamaz mesela asla atmadı, o da atmamalıydı.
    İlkokul ikinci sınıfta okurken annemin arkadaşı eve gelmişti mesela elimde kola şişesiyle içeri girdiğimde
    sinir krizi geçirdi kadın , ama bu adam rakı içti keyifle .
    Babaannem bir kere karısını anlatmasını anlattı bana , çok tasarrufluymuş , bir tavuğu 5'e böler yermiş.
    "Evimin duvarlarını bir kere boyatmadım 30 yıldır oğlum geldiğinde yabancılık çekmesin diye" diyen bir anne vardı ama tasarruftan falan değil.
    Maalesef kabir azabı falan diye bir şeye de henüz inanmıyorum , görmediğimden olabilir.

    Öldü gitti işte , Sibel Can poposu çizdi, denize nazır paşalar ağırladı, o boktan tabloları sattı .
    Ama uzunun da öleceği gerçeği rahatlattı biraz yalan yok.
    Hiç bir şey olmasa bile ölecek .Bu da birşey .

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ya işte iç rahatlığı böyle gelmiyormuş, bizimkilerin de umrunda olmadı pek. Bakkalımıza sordum, hala "Allah belasını versin" diyor adam. Bir mahkemede suçları yüzüne okunmadı, "Binlerce insanın hayatını mahvettin" denmedi ki. Kaç kere yazdım, eli ayağı tutarken üniversitelere konuşma yapmaya gidiyordu, o çocukların haberi bile yoktu herifin kim olduğundan. Sorunca "tonton ressam" diyen oldu, gözlerimle gördüm televizyonda.
      O kadar umudum yoktu ki şu anda bu sessizliğe inanamıyorum, televizyonların falan övmüyor oluşuna inanamıyorum. Belki biraz yol almış olabiliriz, bana mı öyle geliyor?

      Delete