July 2, 2015

Dünyayı Sevmekle İmtihanımız

Bu eşit şartlarda bir mücadele değil, mücadele etmekten de hoşlanan biri değilim ama sadece nefes alıp vererek bile dahil olmak mümkün. Kaçabilmek mümkün değil. Eşit değil çünkü bu tarafa sürekli katliam anması düşüyor, sahibi öldürülmüş sözler ve gencecik gülen fotoğraflar ve yüzlerimize sıvanan kırık bir adalet duygusu düşüyor.

Böyle "o taraf, bu taraf" yazmaktan da hoşlanmıyorum, "Bunlaaar! Bunlaaaar!" diye bağırandan farkım kalmıyor kağıt üstünde. Ama işte hayat böyle bir şey, ya otelin içindesin ya da dışında yer alacaksın. Otelin dışı, şöyle bir yer:




Bu tarafa hep acı düşüyor, gene de incelikler hep bu taraftan çıkıyor. İki buçuk dakikalık bir animasyon, çok fena içine oturuyor insanın.



Sema Kaygusuz, Hay Way Zaman'ın galasında bir konuşma yapmış, oradan kopyalıyorum aşağıya. Bende bir tutukluk var bugün.

"Ölülerin yerine konuşamayız. Çünkü onların tanık olduğu dehşet sadece ölüme aittir. Dolayısıyla tanıklık ettiğimiz tarih, aslında sağ kalanların tarihidir. Burada sizin karşınızda bir yazar olarak değil, Dersim sürgünü bir kız çocuğunun torunu olarak konuşuyorum. Hayatta kalmakla yaşamak aynı şey değildir. Bunu gözlerimle gördüm. Sağ kalan insanların bilincindeki insan olma utancı alabildiğine dilsiz bir kederdir. Üstelik onlar bu suskunluklarıyla bize ne hınç bıraktılar ne de öfke. Sadece bir başkasının acısı karşısında saygıyla eğilme terbiyesi bıraktılar. Canlı olan küçücük bir zerreye kıymet vermeyi öğrettiler. Kendileri hayata tutunarak, çocuklarını ve torunlarını bir yaşam erbabı olarak elleriyle yonttular. Biz onların kasığından dünyayı sevmek üzere düştük."

Dünyayı sevmek çok zor fakat durmaksızın deniyorum.

14 comments:

  1. Mesela Çorum'da yanan-öldürülen akrabalarımızı anlatan babamı , annemi dinledikten sonra biraz buruk yaşadım hayatı. Üvey evlat gibi hissediyorum kendimi ben aleviyim dedikten sonra. "Kendini ötekileştirme!" diye çemkiriyorlar yüzüme. Tv lere, leş siyasete, siyasi sohbetlere ve siyaset kitaplarına küskünlüğüm bundandır belki de. Belki de yani.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay kıçımı yesinler, böyle bir yükle hayata başlamak ne demek anlayabiliyorlar mı acaba? Bak bu arkadaşım Nadire'nin anası babası Dersim'de yaşıyor, bahçe mahçe. İki tane yavru köpekleri vardı, biri aniden öldü, hiç anlamadık ne oldu yavrucağa. Nadire'yle konuşuyorduk, "Ulan acaba biri zehirlemiş olabilir mi?" dedim, kafam böyle düşmanlıklara çalışıyor çünkü. Nadire hiç sektirmeden şunu dedi, "Aaa bilmem ki, karakoldakilerin de köpekleri var ama?". Bir tür refleksti bu cevap, benim kötülük beklediğim ucu bucağı belirsiz grup ile Nadire'nin kötülük kaynağı olarak kodladığı grup aynı değil. Olamıyor yani, bambaşka büyümüşüz. Ben bu hissiyat süngeri halimle anca bu kadar anlayabiliyorum, dev bir taş gibi oturuyor her seferinde içime ama sadece bu kadar anlayabiliyorum. Bu yüzden sen ne hissediyorsun, bu hisle ne yapmak istiyorsun falan sadece senin bileceğin bir iş, bana anlamak düşüyor. Şu anda olduğundan daha güzel bir insan olabilir misin bilmiyorum zaten.

      Delete
  2. sadece sema kaygusuz'un yazısı için bile iyi ki varsın, iyi ki blogunu gördüğüm ne de güzel okunur bu blog denilen an var, iyi ki bugün yazdın!

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay sorma, bu yaşta Sema Kaygusuz'u keşfediyorum. Çok şükür ben de bağğzı blogları bulmuşum da cehaletim azıcık törpüleniyor. Yani umarım ki törpüleniyor. Daha sık yaz, yoklama alıyorum, işim gücüm yok benim.

      Delete
    2. ne tesadüftür ki bugün Sema Kaygusuz öykülerini ilk defa okumaya başladım. Bu konuşmasını bilmiyordum, çok sağ ol paylaştığın için. Ben yazamıyorum artık çünkü duygularımı yazarken bunlar diye başlayan pis cümleler çıkıyor ağzımdan... sürekli bir şeyleri unutmama, hatırlamak bize düşüyor. İnsanlığından utananlara düşüyor. Yazık...
      Not: O videoyu da dün facebookta izledim, ne var biliyor musun, o insanlar her gün yoldan geçen insannlar, en acısı da bu.

      Delete
    3. Ya mümkün değil küfretmemek, süzüyorum da yazıyorum sağa sola. Kendi halinde insanlar olabilirdik hepimiz, müsade etmiyor memleket.
      Ay o insanlarla ilgili hiçbir şey değişmedi, memnun mesut yaşıyorlar, her an yeniden "tahrik"olabilirler. Her türlü felakete bir tahrik mesafede yaşıyoruz.

      Delete
  3. Aklım almıyor, gerçekten aklım almıyor. Bu kadar büyük bir kötülüğü idrak edemiyorum. Hiçbir canlı böylesine acımasız olamaz diyorum. Okuyorum.. İzliyorum.. Duyuyorum..İçim acıyor.. İyi olmak bu kadar kolayken, hergün yeni bir kötülüğe uyanmak niye, hergün, yıllardır, hiç durmadan..Anlayamıyorum..

    ReplyDelete
    Replies
    1. Oh valla ben de aklım almaya almaya bu yaşa kadar geldim, ağlayıp duruyorum, başka da bir bok yapamıyorum. Bizden başka hiçbir canlı böyle değil zaten, resmen bela olduk gezegenin başına.
      Okumaya yazmaya devam, bu tünelin bir sonu yoksa bile biraz ortalık aydınlansın.

      Delete
  4. İşte bu zamanlarda dostlara ve şarkılara güvenmek lazım. Yoksa fıttırmamak elde değil. Hele de bu ülkede. Behçet Aysan ve Metin Altıok'u hayatında okumamış heriflerin bu hayatın güzelliklerini anlamalarını beklemiyordum zaten. Sanatı öcü zanneden kafalar.. Adem'in çocuklarını yakarken tezahürat yapan, zevklenen kafalar.. O yüzden gülerek "lan yakın la" demelerini yadırgamadım.

    Birkaç gün önce de Joan Baez gazeteye "Devrimciler her zaman kaybeder. Doğanın kanunu böyle" şeklinde bir demeç vermiş. Bunun üstüne hala umutlansak mı bilemedim.. Yarım asırdır mücadele eden birisi dahi böyle şeyler diyorsa cidden bu dünyayı kapatıp gitmek lazım.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Bunu yazdığım gün Kolej'deki anmaya gittim, kalabalık içinde durmak iyi geldi. Sonra eve dönüp yarım şişe şarap içtim, bilmiyorum makul bir başa çıkma metodu var mı bu ruh halleriyle. Ben bilmiyorum yadırgayıp yadırgamadığımı, 22 sene sonra hala inanmakta güçlük çekiyorum. Aklıma aldıramıyorum.
      Joan Baez'in bu kadar pesimist bir laf ettiğine inanamadım! Dünyayı kapatmak ne kelime, tam tersi dünyayı da açıcaz, o hayallerimizdeki dükkanları da :) (Mesaj var burada.)

      Delete
  5. Replies
    1. Dur haftaya bi daha düşünürüz :)

      Delete
  6. yanıyoruz biz hala
    içimiz / kor..
    :(

    ReplyDelete
    Replies
    1. Kor evet, ne güzel dedin.
      Ben biraz da deli kadın oldum galiba zaman içinde. Neyse artık.

      Delete