September 26, 2016

Meydan Okuma Var A Dostlar! - (1)ŞidişitFak

En sevdiğim komşularımdan Zihnin Arka Sokakları'nın çağrısıyla yeni bir meydan okumaya dahil oldum, çok seviniyorum. 10 soruluk, insanı üzmeyecek, imece usulü, sevimli bir şalanj. Keşke hafta sonu yazaydım, yapmak isterseniz biraz düşünecek vakit kalsaydı ama bugün başlayacaksınız diye bir şart yok. Mühim olan buralara biraz renk gelsin, yazmaya elimiz varsın, birbirimizle konuşalım azıcık.

Cumartesi akşamüstü düz yolda yürürken ayak bileğimi burktum. Bir arkadaşımızla bira içecektik, akşamın çoğunu içi buz dolu bir naylon torbayı bileğime tutarak geçirdim. Babam arayıp detaylarını sordu, daha önce bir şey olmuş mu o bileğime, yer edermiş çünkü. Ebeveynlerimle iletişimim şu şekilde gerçekleşiyor genelde:


Annemi çeşitli kedi ve köpekten göremiyorum, babamı duracağı yeri ayarlayamadığı ve umrunda olmadığı için göremiyorum. Kendi kafamı da çiçekle kamufle ettim, patates gibiydim. Neyse, yer etmiştir evet, Kudi yüzünden merdivenden uçtuğumda da aynı bileğim şişmişti. Şimdi indi şişi, biraz ağrıyor.

Pazar günü de zonklayan ayağımı sürükleyerek sağa sola koşturdum. Geç bir kahvaltı için arkadaşlarımızın evine gittik. Hayatımda gördüğüm en titiz, en beyaz, en şıkırtılı eve de barınaktan çıkma köpek girmiş ya artık gözüm arkada kalmaz. Evin babası "Kış bahçesinde kalıyor, sokmuyoruz eve şimdilik" derken evin annesi gözlerini devirip çaktırmadan "Ay tabii ki bütün gün evin içinde" dedi. Ben de ekmeğimin kenarından süzülen uzun beyaz tüyü kimse görmeden yok ettim. Tekila'ya yeni hayatında mutluluklar diliyorum, bütün aile fertleri en az bir kere "Bana çok iyi geldi Tekila" dedi. Ben de öyle düşünüyorum, bu dört ayaklı kıl torbaları insana iyi geliyor.

Kahvaltıdan sonra Avize Sarayı'na gittik. Avize Sarayı, Eskişehir Yolu üzerinde ve ıssızlığın ortasında tek başına duran büyük bir bina. Binlerce avizeye ev sahipliği yapıyor, içerinin sıcaklığı 45 derece civarında ve ara ara o binlerce avize sigortayı attırıyor ÇOOAT diye. Sigortayı kaldırıp hayatlarına devam ediyor çalışanlar.

Bizle ilgilenen oğlan illa ki bir tane üçlü salkım bir tane de onunla takım tekli avize alalım diye ısrar etti. Salkım filan istemiyorum diye direttim. Nihayet bir şeyler bulup almaya karar verdik, bir miktar da aplik sorduk. Aplik sormamalıymışız. Depoya gitti oğlan, geri geldi, tekrar gitti, ortadan kayboldu, tekrar ortaya çıktı, ellerindeki aplikleri gösterdi, beğenmedim, kafamı çevirdiğimde oğlan kaybolmuştu. Sonunda kasada yakalayıp "Ben neyi beğenip almaya kalktığımızı unuttum. Resmen hatırlamıyorum. Lütfen bizim avizeleri getir, parasını ödeyip gidelim artık" dedim. "O zaman depoya gideyim ben" dedi oğlan ve gene kayboldu. Bir yerden sonra pes edip dışarı çıktım, otoyolun kenarına çömüp sigara içtim. Aldık ama iki tane avizeyi. Çok rustik. Avize var ama ev yok henüz, o arada kış geldi Ankara'ya. Babamın dolabından kazak çaldım; bütün kız arkadaşlarım 34-36 beden, talihime küsüp birinden yağmurluk ödünç aldım. Tadilat başladığında yaz mevsimiydi, buraya ayağımda terlikle geldim ben.

Saçlarıma aklar düştü anlayacağınız. Kahküllerim de hala makul bir boya ulaşamadı. Dün sabah barbar kocam "Aaa valla Bruce Dickinson'a benziyorsun bu sabah" dedi. Bruce Dickinson:


Boşıycam ben bunu.

Bu isyanlar içindeki halimi en mutlu eden şarkı şu aşağıdaki, bugünün koşullarında bugünün meydan okuma sorusunun cevabı bu yani.



Hem saç modellerimiz de benziyor.

22 comments:

  1. Geçmişler olsun :( Çok korkuyorum ayak bileği burkulmalarından çünkü vaktiyle annecim de yürürken kayıp bileğini kırmıştı. Baya da uğraştı. Ameliyatlar çiviler off. Görünmez kaza resmen. Tekrardan geçmiş olsun.

    Ebeveynler hiç değişmiyor sanırım çünkü ne zaman annemle görüşsem bir kedi köpenk muhabbeti açıyor. Gocunduğumdan değil ama başka şehirden gelip de insan yüzünü görmek istiyor annesinin :D Hemen telefondaki galeriyi hunharca sürükleyerek gösterir "bak işte minnoşum tontişim ponçikcim..". Tam bu isimleri kullanmasa da bu ayarda olduklarını söyleyebilirim. Skype bilse ve yapsak herhalde senin paylaştığın resmin aynısı olurdu :) Dün de kadıncağız o kadar uzun yoldan geldi elini yaktık mutfakta, uğraş dur bütün akşam pansuman yaptık. Allahtan ben yanık tecrübelisi (olaylar olaylar gerçekten) hemen müdahale ettim. Telefondan sesi iyi geliyor bakalım haftaya gelirse bakarım eline ne alemde diye.

    İstanbul yolundaki avizecileri dolandım ben de. Geçenlerde elim çarpıp çotank diye kağıt lambamın içine girdi kolum. Tabi yırtıldı. Fellik fellik arıyorum. Hep avizeler var. Kağıt lambalar yok. Çocuk lambalarına kadar düştüm umutsuzluktan. Ayılı bir avize alıyordum az kalsın. Tam rezalet. Kadın baktı şöyle hıııı tamam falan oldu. Sonra bir yerde kağıt buldum fakat onlarda renkliydi. Pavyon gibi olcaktı, kalsın dedim. Ikea'nın kataloğunda gördüm işte, bakalım nolcak. Bir haftasonu üşenmezsem gideceğim, o da dünyanın öte yakası. Yolluk falan bir şeyler hazırlayayım.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ahhahhahha ay Ikea'ya yolluk hazırlamak :D Gitmesi bir dert, içine girip sağlimen çıkması ayrı dert. Ben de dün akşam kataloga baktım, bir şeyler işaretledim filan ama gözümde büyüyor :/ Avize modası pek bizim zevkimize göre gelişmiyor, bunu anladım. Şu Ulus'ta, Çıkrıkçılar'a filan çıkan sokaklarda avizeciler görmüştüm. Restore edilen sokaklarda karşılıklı dükkanlar vardı hep, geçerken güzel birkaç parça bir şeyler takılmıştı gözüme. Aklımda bir de orası var, becerebilirsem bir gidip bakacağım.
      Ayak bileği pek fena, yanık da öyle, anneciğine de geçmiş olsun çok. Hala biraz sızlamakla beraber atlattım sanırım ben. Şiş miş kalmadı. Demin kapattım telefonu benimkiyle, evdeki hayvanlar-bahçedeki hayvanlar-mahalledeki hayvanlar olmak üzere genişliyor çapı sohbetin :D
      Skype'ı anlatmaya üşendim, bu pencere Facebook Messenger'ın videolu görüşme penceresi. Annemin kolayına geldi, belki sizde de işe yarar.

      Delete
    2. aaaa güvenlik caddesinde, aşağılara doğru bir antikacı var, muazzam avizeler var, pazarlık yapıyordu. bir de farabi'nin girişindeki antikacı gençlerde de güzel avizeler var. bakılabilir gibi.

      Delete
    3. Güvenlik'teki antikacılardan bir tanesiyle kavga etmiştim ben, hangisinde acaba avizeler? Farabi'nin girişindeki gençler nerede tam olarak? Hemen bakıcam çünkü gidip. Ay heyecan bastı :D

      Delete
    4. aman farabi'nin girişi demişim, çevre sokağın girişi, manhattan'a gelmeden. bugün önünden geçtim sanırım el değiştiriyor, ama avizeler yerinde duruyor.
      güvenlik'teki de aşağılarda, aslı böreği geçince ziraat bankası'nın yanı yanında.

      Delete
    5. Tamam Güvenlik'teki benim kavga etmediğim antikacı, önünde dev kedisi olan. Gerçi oradan da dünyanın en boktan taburesini aldım, neyse. Farabi'ye de yarın uğrayayım. Şenaybeyciğim, bütün mahalleye hakimsiniz vallahi, etkileniyorum çok.

      Delete
  2. Tam yayınla dedim, fakat tweeti eklemeyi unutmuşum. My bad.

    https://twitter.com/profdryalcin/status/769192577409118208

    Nedense komiğime gitti baya.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ben de avizeli bir şey bekliyordum, hazırlıksız yakalandım ahhahhhahhha! Ay şu anda herkese yolluyorum bunu :D

      Delete
  3. ÇOK ÖZLEDİM SENİ <3 şalanja ben de bulaştım çünkü neden eksik kalayım. nolur kendine dikkat et biraz, geçmişler olsun.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ben da özledim, ben da. Lütfen bulaş şalanjlara, sonra da gel birbirimize bulaşalım <3

      Delete
  4. Bruce Dickinson benzetmesi de süper olmuş :))))

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ahhahha di mi? :D Ya ama bu ilk de değil, nedense sabahları envai çeşit eski rakçıya benzetiliyorum aile içinde. Bir sebebi olmalı, bulamıyorum :)

      Delete
  5. Ay Fermina sesli güldüm, ilahi yaaa. Aynen benim anne babamla sohbetler; annemin sol alt köşesinin, babamın boyun üstü yarısının olmadığına artık emin gibi bişeyim.. Zaten onlar da benden çok torunlarıyla konuştukları için (bazen bir merhaba bir hoşçakal diyebiliyoruz birbirimize) ben var mıyım yok muyum pek önemsemiyorlar. Hey gidi bir evin bir çocuu olduğumuz zamanlar..
    Bileğine geçmiş olsun dileklerimi yolluyorum, Ankara'nın "düz yol" anlayışını bildiğim için, sen yine bir eğim farkının, bir fingirdek kaldırım taşının kurbanı olmuşsundur diye düşünüyorum.
    Kahküllere yorum yok (doğru yazımı kakül dedi biri ama kendisi "mi" ekini bitişik yazan biri olduğu için tam güvenemedim).

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay hakikaten ya, kısa bir süreliğine ne lüks bir şeymiş bir evin bir çocuğu olmak. Ahhahha ay annelerin olmayan sol alt köşeleri! Ama onlar da hiç tahmin etmemiştir gün gelecek kendilerini bir çerçeveye sığdırmak zorunda kalacaklar :D
      Teşekkür ederim geçmiş olsun dileklerine, düz yol tabii ki kırık kaldırım taşı ve saçma eğimler içeriyor, buranın raconu böyle bildiğin üzere :)
      Kahkül galiba kakül, a'nın da şapkası olabilir, o birisi haklı olabilir. Dur bakiyim TDK ne diyor bu konuda. (Ay bir bakarmışım tanım şöyle: "Kötü yola düşmüş kadın saçı, efemine, her türlü iğrençlik". Olur mu olur, TDK tuhaf bir müessese.)

      Delete
  6. Geçmiş olsun öncelikle :( Ayak bileğini burkmak vs. böyle şeylerden inanılmaz korkuyorum. Gayet normal bir şekilde ilerlerken ne diye oluyor böyle şeyler yahu:(

    Yine çok güldüm, hele ki Bruce Dickinson benzetmesine :D

    ReplyDelete
    Replies
    1. Aman vallahi ya, durup dururken zonklayan bir ayak sahibi oldum, çok bozuluyorum.
      Ama evet tabii, bir sürü baby face adam dururken bana hep Brucelar düşüyor. Axl Rose'un gençliğine bile razıyım :D

      Delete
  7. Kahkül tabii ki, kahkülün şeker kabına düşmüş olanına da keşkül deniyor (yivrenç espirik yaptım) Beceriksiz kuaförüm benim keşkülü de seninkisi gibi kesti, şu an ben de hiçbir şarkısını dinlemediğim o rakçıya benziyorum, biraz karta kaçmış olanına. Ay bacağına, dizine, bileğine dikkat et, ileriki yaşlarda çok lazım oluyorlar, benimki bu aralar beni öttürüyor valla.
    Bebeleri yollayım da şu şalanja ben de bulaşayım yaş ortalaması yükselsin.
    Mektubumu bekliyorum hasretle, baki selamla büyüklerin gözlerinden öper, köpenklerin patilerinden toka ederim.

    ReplyDelete
    Replies
    1. TDK kâkül diyor, naapıcaz şimdi? Hemen keşkülü benimsedim, oradan devam edeyim, ne dertli işmiş yahu hem kestirmesi hem yazması.
      Ay bu bilek başıma bela olacak o zaman. Merdivenden uçtuktan sonra hem tuhaf bir yamukluk kalmıştı hem de yara izi geçmedi, şimdi de bu. Üçüncüde iyice boku yiycem anlaşılan, haydin hayırlısı.
      Lütfen bulaş şalanja, bekliyorum. Mektubumu yollıycam, tokaları sahiplerine ilettim hemen. Ay o arada email kutuna düştü mü senin de yeni bir tur teklifi? Mehhehhehi acaba gitsem mi diye kendi kendime eğlendim :D

      Delete
    2. Geldi, gelmez mi? Biz yokkene çalışmış sanırsam, hem de havalı olsun diye Galatya Sarayının yanında buluşulcakmış, hafazanallah, evlerden ırak :)

      Delete
    3. Peruk ve dev güneş gözlüğü takayım, yakalarımı kaldırıp az mesafeden takip edeyim diyorum :)

      Delete
  8. buralara renk gelmiş! :) sevindirik oldum.

    ve fakat o ayak bileği ne ara burkuldu... hep kaçırdım ben oraları.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay çünkü gıybetli burktum aslında bileğimi, sen Türkiya'da değildin. Yazıyorum şimdi sana.

      Delete