January 29, 2017

(13) Üstüme Tavuk Atın

Valla günlerimin bir kısmını Ankara'dan nasıl da gitmişiz ve nasıl da sakin bir hayatımız var diye hayal kurarak geçiriyorum. Nankörlükten de değil, gerçekten seviyorum Ankara'yı, iyi insanlar buldum burada ama yıldım biraz. Ben de yıprandım, şehir de yıprandı. Bir de kışından bıktım buranın, ben böyle soğuk iklim insanı değilim. (Hala duymayanınız kaldıysa "Ankara şehriyle ünlü bir soğuktur" esprisini de yazayım buraya.) (Tabii memlekette Kars filan yokmuşçasına ağlaşmak da ne güzel.)

10 sene sonra daha ılıman yerlerde görmeyi arzuluyorum kendimi, genel olarak şöyle hayallerim var:


Milkşeyk kalp kalp kalp.


















Bunlar hiç kolay şeyler değil, onu da biliyorum. Ben mecbur kalarak öğrenebilen biriyim, kendi kendime bir adım yol almam ama atın beni tavukların içine, düşe kalka beceririm. Bir yandan da 15 senelik filan dağ başları kazı-kamp hayatı tecrübeme güveniyorum. Oralardan nispeten sağ döndüysem, küçük ölçekli çiftçilikte de bir şansım olabilir.

Eski fotoğraf ayıklarken şunu buldum:


Bu bir tuvalet. Bizimkiler bundan daha da zavallıydı, bu Göbeklitepe'nin sahra tuvaleti. Aslında kendinizle başbaşa kalıp hayatı sorgulamak için harika yerler bunlar, ben hep "Allahım çoban gelecek sürüyle, göz göze geleceğiz" paniğiyle yaşadığım için iyi hatırlamıyorum.

Neyse işte, böyle hayaller. Gitmeden küçük bir notum var:

Bilimsel teorilere inanılmaz; bir inanç nesnesi olmadığı gibi "teori" diye adlandırılmış olması da her yoldan geçenin çürütebileceği manasına gelmez. Bilimsel teori, hipotez değildir

Eski ve çürümüş olduğu iddiası da ne güzel, koskoca hükümet sözcüsüsün, söylersin. Ne yapacaklar, senden şüphelenip internete girecekler de makale mi okuyacaklar?

Okullarda hem evrim teorisi hem de din kültürü okutulabilir, ne mahsuru var? Ben lisede İslam Tarihi'ni seçmeli alıp 95 ortalama getirmiş insanım, ayılar gibi çalışmıştım oturup. Tarih öğretmenimiz Neriman Hanım normal hayatında başörtülü, okul sınırları içinde başörtüsüzdü, 1990'lardan bahsediyorum. Üniversite sınavından sonra okula gidip "Arkeoloji kazandım ben" dediğimde gözleri dolu dolu beni göğsüne bastıran tek öğretmendi aynı zamanda. Dinler tarihi, insanlık tarihidir ve okunması da gereklidir. Evrim teorisi de öyle. 

5 sene önce yerin dibine soktuklarının bugün sözcülüğünü yapan birine güven duyamıyorum. İşletme ve iktisat eğitimi almış birinin biyoloji konusunda atıp tutmasını da tuhaf buluyorum.

10 sene sonra bütün bunların gündemimizden çıkmış olmasını da bütün kalbimle arzu ediyorum.

12 comments:

  1. Amin, amin, amin.
    Geçen ben de bir arkadaşıma keşke okullarda dinler tarihi diye bir ders olsa demiştim. Ama hepsi. Sadece islam değil. Belki böylece daha anlaşılır olur herşey de bu baştaki çok bilmişler ne olacak onu bilemiyorum.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Dinler tarihi dersi olsaydı bizi ayıran değil birleştiren şeylerden, paylaşılan ortak değerlerden filan bahsetmek gerekecekti. Herhalde bunu istemiyorlar. Çokkültürlülük turizm reklamları için lazım çünkü sadece, günlük hayatımızda ne kadar bölünürsek o kadar iyi :/

      Delete
    2. Amaçları da bu sanırım: bölmek, ayrıştırmak, kırmak, yok etmek. Millet ne demek vatan ne demek önce onların öğrenmesi gerek diye düşünüyorum.

      Delete
    3. Ay zannetmiyorum umurlarında olsun millet filan. Zaten ne kadar basit ayrılırsa o kadar iyi, "Biz" ve "Onlar", bitti gitti.

      Delete
  2. Organik domatesinizden istiyorum yalnız :)

    Her şeyi okumak lazım. Doğrudur yanlıştır.. Katılırsın reddedersin.. O ayrı. Fakat fikir sahibi olmak istiyorsa bir insan okumalı. Çünkü neyi eleştirdiğini, neye inandığını, neye inanmadığını nasıl bileceksin ? Şu da var ayrıca, dediğin gibi, evrimi de okusun çocuklar din kültürünü de. Zararı neymiş ? Sonuçta beynine girecek tüm bu okudukları ve bireysel süzgecinden geçecek. Sünger değil ki insanoğlu. Kafasının sardığını özümser nihayetinde. Ben ne anlamsız şeyler okudum yahu senelerce. Hiçbir zaman aklımın kabullenmediği. Fakat hiç pişman olmadım. Çünkü neyin ne olduğunu öğrendim.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay valla domates deyince bile heyecanlanıyorum :)
      Kaç sene zorunlu resim dersi aldık, sanki hepimiz sanatçı çıktık sonunda. Şimdi düşünüyorum da ne biçim bir zaman kaybı, bütün sınıf aynı resmi yapıyor zaten. Neden bize sanat tarihi, meşhur ressamlar filan anlatmazlar okulda?
      Ay milli güvenlik dersi vardı yahu. Hiçbir şey hatırlamıyorum, tek kelime kalmamış. Derse gelen adam askerdi, şapka ve üniforma hatırlıyorum sadece.
      Bazen bu okul işini düşününce bir de bu sebeple seviniyorum çocuğum olmadığına. Normal bir memlekette okulda eksik kalanları evde tamamlamayı göze alırsın zaten, burada okulda bozduklarını evde tamir etmek gerekecekti bir de.

      Delete
  3. Ankara espirisini ilk duydum sevdim:)Benimde bir görüşüm var Ankara ayazı insanı jilet gibi keser dudağın göz kenarların farketmez fışt fışt:)Ama Konya jiletten sonra bide tuz serper o kesiklere:(

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay yaa? Konya'ya bir kere gittim, o da çok güzel bir bahar günüydü. Kışın hayatta gitmem şu saatten sonra :D
      Ayaz işte beni mahveden, bazen ağlıyorum eve ulaşana kadar ahahhhaha :D

      Delete
  4. Hayatımın şu ülkedeki son 10 senesinden sonra insanlığa değil ufolara inanıyorum. Yaşasın Ufo Başkan. Tek millet tek gezegen.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ben ufo içinde bir uzaylı olsam dünya ile aramda en az 5 gezegen bırakırdım, önlem olarak.

      Delete
    2. 500 milyar yıl felan geriden gelen, yer yer, eeeeee, ne biliyim koca koca adamların çocukları istismar ettiği bir ırkı, arada sırada neden ziyaret edersin? Anlamış da değilim, neyse.

      Delete
    3. Ne zaman kendini imha edecek bunlar diye merak ediyorlardır.

      Delete