July 31, 2017

Pek Bir Şey Olmuyor

Şahsım adına sakin bir hafta başlangıcı olduğunu ifade etmek istiyorum. Kazova tişörtleri geldi sabah, bize pek gelmeyen bi kargo şirketiyle. Kudi'nin kapıya dayanacağı tuttu, abi biraz ürktü. Dönüp Kudi'ye baktım, konuşabilse şunları diyecek haldeydi: "MERABA. MERABAA. GELEYİM Mİ BEN ORAYA? NE GÜZEL Bİ SABAH. LA LAA LAAA. MERABA." Çocuğun sabah neşesi hedefine ulaşamadı, kimseden yüz bulamayınca gidip dışarı yattı.


Güneş tepeye dikilene kadar burada yatıp çatılara, saksağanlara ve sarı hortumuna göz kulak olmaktan hoşlanıyor. O iki saksıya da akşamsefası ekmiştim, çıkmadı zalımlar.

Bir de su söyledim. Sokakta kanalizasyon çalışması var, bayağı asfaltı kazmalı, dev künk koymalı filan. Günlerdir evin içine mayhoş bir kaka aroması geliyor sokaktan. Sucu arabayı uzağa bırakıp o koca damacanayı sırtında taşımak zorunda kalmış. Bir de üstüne beş kat merdiven, o "Yok canım ne önemi var" dedikçe ben utancımdan büzüldüm. Lanet olsun asansörsüz apartmanlara. Su sebiline takmaya uğraşırken de göğüs hizamdan DOOAAANK diye yere düşürdüm damacanayı. Ayağıma düşürmediğim için kendimi 1-0 galip başlamış sayıyorum bu haftaya. Çünkü normalde bu satırları kırık ayak parmakları eşliğinde ağlayarak yazıyor olmam gerekiyordu. (Kafasına buzluktan donuk tavuk düşmüş insanım, öyle şeylere alışığım.)

Tişörtleri sipariş verdikten sonra Kazova'dan aradılar, stokta hazır tişörtleri saydılar, aldıklarımdan birinin rengini ve bedenini değiştirdim. Birbirimize "MAVİ GEZİ! GÜLKURUSU GÖĞEBAKAN! PEKİ YA MAVİ SAZ? KOLAY GELSİN! ÇOK SELAM!" diye bağırdığımız bir görüşme oldu, arkadan tortor bir gürültü geliyordu, anca anlaştık.

Sanki erkek XXL'ın kalıbını bir miktar genişletmişler, daha bol oldu. Renkler filan güzel, penyesi yumuşak gene.


Ay evin içi esiyor, aslında bu saatlerde kumpir fırını gibi olması gerekiyordu çatı katı yuvamızın, çok seviniyorum şu haline. Yani tam olarak serin esmiyor ama gene de bir hareket var.

Söyleyecek elle tutulur bir şeyim yok, o yüzden sizi geçenlerde Instagram'da karşılaştığım, yere uzanınca pehlivana dönmüş Frida Kahlo ile başbaşa bırakarak gideyim ben. Ne ekmek yendi memlekette Frida'dan belli değil, vay canına.


12 comments:

  1. Bir gün benim de bir köpek bebeğim olacak, inanıyorum ve daha şimdiden onu çok seviyorum bir de yakın zamanda olmasını umuyorum <3<3. Kapıyı açtığımda o kara bebe çıksaydı karşıma sarılır severdim bir güzel :). Zaten çok sevmekten öldürmek var ya tek endişemiz benim gelecekteki köpeğim için o :). Ayy köpek deyince sürekli o konu hakkında konuşmak istiyorum :). Zor biliyorum bakması ama yine de içimde durdurulamaz bir sevgi var :). Bahsi geçince döktüm içimi yine :).

    Tişörtleri de güle güle giy :).

    Bende de pek değil hiçbir şey olmuyor bakalım ne zaman bu durumlar değişecek, heyecanla bekliyorum :).

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay bütün koşullar hazır sanki, geriye bir tek köpeğin kendisi kalmış :) Valla allah biliyor, o bebeklik ve takip eden ergenlik dönemlerinde defalarca yere çöküp ağladım, sabrımı sınadı Koko. Ama iki dakika sonra "Aooğğğğ!" diye sarılıp yere deviriyor insan, öyle bir tuhaf hisler :)
      Teşekkür ederim, yarın siftahını yaparım tişörtlerin :)
      Ya valla, bir şey olmuyor dedim ama evren bunu yanlış anlayıp mutfak yangını, banyoya su basması filan vermez umarım. Öyle heyecanlar aramıyorum, emekli insan heyecanları filan kadar çapım.

      Delete
    2. Hahaha, yine olay yorum ya. Bende de aynı durum biliyor musun, yazarken düşündüm güzel diye belirteyim diye de yazmadım sonra, artık neler yaşamışsak aklımıza kötü şeyler geliyor. Hayat yormuş bizi belli :). Aynen ben de güzel heyecanlar istiyorum :). Umarım ikimizi de mutlu günler bekler <3.

      Aslında eksik olan uygun ortam, onu halledebilsem bir dakika durmayacağım da işte her şeyin zamanı var herhalde ne diyeyim, züğürt tesellisi :).

      Delete
    3. Babababa ba, emekli insan helecanı ne kız? Çapımı pi sayısı ile çarpar, o kadar helecan yaptırırım vallah!!! (Ağrıyan dizine baksana sen demeni bekliyorum bu lafın üstüne, hahaha) Haftaya Hatay'a gidiyok biz bacım ilen, umarım dizi iyice sakatlamadan dönerim :)

      Delete
    4. Ben daha ziyade gömlek cebinde 3 renk kalem ve sigara paketi bulunduran, sabah saatlerini bulmaca çözerek, akşam saatlerini televizyondaki tartışma programıyla kavga ederek geçiren, aradaki saatlerde de bahçe sulayan bir amca hayal etmiştim kendim için :D
      Ay yaşasın, Hatay seyahati gerçekleşiyor! Benim yerime de her şeyden yiyin, gölgeden yürüyün hep :)

      Delete
  2. Ay yukarıdaki tipleme tanıdık geldi :)))) Bir isteğin var mı Hatay'dan?

    ReplyDelete
    Replies
    1. İstemiyorum bişiy, siz gönlünüzce gezin abla-kardeş. Ama bir postane denk gelirse kart atın bana, çok sevinirim. Hiç Hatay'dan kart atanım olmadı :)

      Delete
    2. Ben sana atarım Fermina :). Adresini blogun iletişimine yaz :).

      Delete
  3. Ay gerçekten ne ekmek yediler, punk Frida tişörtleri, çantaları, frida bardak altlıkları, her yerde Frida, hep Frida, daha çok Frida. Zavallı kadının sanatından kaç kişi ne anlıyor tartışılır. Frida olsaydım mezarımdan çıkıp millete musallat olmuştum.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Yediler valla. Neyse, Frida bitince ne başlayacak, çok merak ediyorum.

      Delete