October 13, 2017

On Dördüncü Gün

Kuru temizlemeye gittim, yoldayken Sevda arayınca planımın geri kalanı yalan oldu. Anlık Haz Maymunu ile elele tutuşup kaldırımlarda sekerek sorumluluklarımızdan kaçtık. Sevda'da kahve içip olası ekonomik krizden bahsettik. Ankara'da yaşıyoruz diye mi sürekli ekonomik krizden bahsediyoruz acaba? TBMM etrafına ultraviyole siyasi ışınlar yayıyor ve biz etkileniyoruz da o yüzden mi sohbetlerimizin %70'i memleket meselesi? Başka illerde de krizden bahsediliyor mu çok merak ediyorum.

TBMM'nin ışın yaymasına vesile olacak bir kapasiteyle çalıştığını zannetmiyorum, sürekli et yemekleri yeniyor ve çay içiliyor gibi geliyor bana. Işın yaysa Meclis Parkı'nda yaşayan köpekler de etkilenirdi, bugün gördüm güneşte yayılmış uyuyorlardı. Bu gerizekalı mevzuyu daha fazla uzatmadan burada bitiriyorum.

Dün de çamaşır yıkamaya devam ettim. Ama normal hayatımıza döndük temiz kıyafet stokları bakımından, kazak filan çıkardım, onları yıkayıp astım. 

Sevda bir adet yeşil çiçekli gömleğini bana verdi. Beraber görmüştük, ben bordo çiçeklisini almıştım. Sadece M bedeni vardı, ben önü kapanmadığı halde aldım, şimdi kapanıyor. Sevda'ya aldığında da büyüktü, şu anda da büyük. En sonunda pes edip vazgeçti gömlekten. İtinayla eve getirip dolabıma astım. Aylavyu yeşil çiçekli gömlek. Bir miktar da sahibini arayan kot pantolon vardı, onlara giremedim. 

Akşam yemeğini dışarıdan söyledik, halbuki tarhana çorbası yapmıştım, brokoli haşlamıştım. Barbar kocam reddetti brokoliyi. Kış sebzelerine ben de çok bayılmıyorum ama naapalım, hayat böyle bir şey.

Galiba başka da bir şey olmadı dün. Makul bir saatte yattım. Gideyim de dünden bugüne sarkan işleri yapayım. Cessie dün akşam mesaj atıp erteleme manyaklığı ile mücadele için bir yöntem önerdi, işe yarayacağını düşünüyorum. Tablo çizmem lazım önce, becerirsem yazacağım buraya da. 

Şunu bırakayım, çok seviyorum. Dün kaşla göz arasında RuPaul'un Drag Race All Stars'ından bir bölüm seyrettim, iyi arkadaş da olan iki drag queen elenmekten kurtulmak için birbirlerine karşı bu şarkıda yarıştılar. Onlar ağladı, ben ağladım. Drag Race seyrederken ilk ağlayışım da değil, allahım ne biçim insanım.

2 comments:

  1. ben de okumak istiyorum erteleme ile ilgili çözümü. aslında 'daha az ile yaşama' çabamın buna da faydası oldu biliyor musun? becerebilirsem ben de ikisini kafamda nasıl bağdaştırdığımı yazmak istiyorum. bilgisayarın içinden kb boyutunda yüzlerce şey sildim dün baktım toplamda 5gb etmiş. bu sayı kaça çıkar bilmiyorum ama yarım kalan bi dünya şeyden (artık tamamlanması gerekmeyen bir excel tablosunun yedi ayrı versiyonu mesela) kurtulmak bile asıl bitirmem gerekenlere giden yoldaki taş toprakmış da önümü ve yapmam gerekenleri engelliyormuş gibi rahatladım.

    (ayyy telefondan yorum yazmak ne zormuş!)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Dur ben sana mesaj atayım o çözümü, unuturum munuturum buraya yazmayı.
      Benim de seyretmediğim onlarca film, dinlemediğim yüzlerce albüm dolu kompüter. Gözüm yemiyor temizliğe girişmeyi şu anda ama bir gün mecbur kalacağım herhalde.
      Ay ben masaüstü kompüter dışında hiçbir yerden ne blog okuyabiliyorum ne de yorum yazabiliyorum. Yazılamadığından değil de işte sinir ediyor beni o küçük ekranlar.

      Delete