January 29, 2018

5. Hafta

Şu saate kadar planlı programlı yetişkin bir insan gibi geçirdim pazartesiyi. Sevda yok, tek başıma spora gittim. Günlerdir süründürdüğüm koliyi postaneye götürüp yolladım. Dönerken karnabahar aldım. Eve girer girmez duş almayı da başardım. O arada kargocuyu da kaçırmadım, eve gelen paketi de teslim aldım.

Geriye Romanya Konsolosluğu'na telefon etmek kaldı. Gerzek gibi vize başvuru formunu bilgisayarıma indirmeden sonlandırdım o online başvuru sürecini. Şimdi de kesinlikle ulaşamıyorum forma. Hayatımda ilk defa yolculuktan bir ay önce vizeye başvuracağım tuttu, tam başvuramadım, yarım başvurdum. Bakalım bir çözümü var mıymış ya da telefonla konsolosluğa ulaşmak mümkün müymüş.

Hayatımda böyle telefonlar etmek kadar nefret ettiğim çok az şey var.

52 haftalık şalanjın 5. haftasında hayatımıza yön veren bir alıntı soruyor, keşke okuduklarımdan etkilendiğim kadar hayatıma yön de verebilseydim. Hep etki, sıfır yön. Ama çabalıyorum.

Hayatım boyunca ruhani bir arayışım olmadı, şimdi düşünüyorum da belki mana aramışımdır her insan evladı gibi. Ki ondan da pek emin değilim. 30'lu yaşlarımın ikinci yarısında "Yahu ne biçim her şey? Bu nasıl bir biçim?" diye özetleyebileceğim bir isyanlı yere ulaştım kendi içimde.

İnsan olmanın bir manası olmalı, bir yolu olmalı. Bir yerlerde birileri bunu bulmuş, hale yola sokmuş olmalı diye düşünüyordum. Kaç bin yıldır debeleniyoruz, çukura düşüp çıkamayan ilk gariban ben değilimdir. (Ay bir de benmişim meğer?!) (Neyse, ben de çıktım zaten.) Şuralarda buldum ben manayı:

"Hararet nardadır, sacda değildir
Keramet baştadır, tacda değildir
Her ne arar isen kendinde ara
Kudus'te, Mekke'de, hacda değildir"

Ateş olan nar tabii, meyve olan değil, yapamadım bir türlü o şapkalı a harfini. Böyle insan merkezli sistemler bana çok iyi geliyor. Gönül kırma, gönül koyma, her şey insandandır. Gönül kırıyorumdur, bazen çok da bozuluyorum ama kendime hakim olmaya çalışıyorum. Neticede devam eden bir süreç, gidiş yolu da mühim.

Hacı Bektaş Veli'den alıntı yaparak şalanj sorusu cevapladığıma göre güllü whatsapp mesajları yollamama çok az kaldı gibime geliyor. (Whatsapp'ı sildim telefonumdan çünkü neden iki satır yazmak için 50 ayrı çeşit uygulamaya ihtiyacımız olsun?)

Ay saat neredeyse 16:00, bir adet makale okuyayım bari hızla, hiç çalışmadım olmasın koca gün. Tam giderken annem "Gençliğimin şarkısı" diye şunu yolladı, ben de gud bay end o ruvar diyerek uzaklaşayım bari.



9 comments:

  1. :)
    Bende de etkilenme süper ama uygulama sıfır bu alıntılarla ilgili :)
    Bilmeden uyguladıklarımız vardır mutlaka :) Öyle umuyorum yani

    Şapkalı kısmına gelince çok muzdariptim o konuda ben de Handandan öğrendim. Shift 3 yapıp sonra harfe basıyorsun â oluyor. Her seferinde kendim icat etmiş gibi mutlu oluyorum :))

    Mutlu haftalar ♥

    ReplyDelete
    Replies
    1. Önemli olan niyetmiş diye duymuştum, uygulama olmasa da niyet var en azından, iyi niyetler bunlar hep :)
      Â ay vallahi oldu! â küçük de oldu, ay ne sevindim anlatamam! Çok teşekkür ederim <3
      Mutlu haftalar sana da, belki çok güzel şeyler olur bu hafta yihhuu! :)

      Delete
  2. Bende niyet yok diyet var, ondan da bıktım usandım. Üstelik 6 kiloda çakıldım inmiyor aşağı ama azimliyim bırakmayacağım.
    Bu şarkı benim de gençliğimin şarkısı ve Demis Roussos hala en sevdiğim sestir.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Bu kilo çakılmaları için ffücudunuzu şaşırtın diyolar, bir gün vur patlasın çal oynasın yiyin, ertesi gün yeniden diyete devam mesela. Ya da her zaman yaptığından daha çok egzersiz, daha az yemek filan, böyle şaşırtmalar. Ben de küsuratıyla aynı kiloda kaldım, 100 gram aşağı inmiyor, ne acayip.

      Delete
    2. Kızlar siz yine iyisiniz BEN 67 KİLO OLMUŞUM.

      Delete
    3. 67'de bişiy yok, inip inip çıkıyorsun, ona üzülüyorum. Mutlu olduğun bir kiloda dursan ne güzel olacak :D

      Delete
  3. Güzel paylaşımlarınızı ilgiyle takip ediyorum ve devamını bekliyorum, sizde benim blogumu izlemeye alırsanız sevinirim ... https://hastaliktakip.blogspot.com.tr/

    ReplyDelete
  4. "İnsan olmanın bir manası olmalı, bir yolu olmalı. Bir yerlerde birileri bunu bulmuş, hale yola sokmuş olmalı diye düşünüyordum. Kaç bin yıldır debeleniyoruz, çukura düşüp çıkamayan ilk gariban ben değilimdir. " birkaç gün önce şuna benzer şeyleri ben de yazdım. Bektaşi'nin dörtlüğü çok güzelmiş, alnıma yazmak istiyorum. Debeleniyoruz mebeleniyoruz ama çok güzel debeleniyoruz. Canım kendimiz, canım sen <3

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay herkes debeleniyor, yollarda yürürken de duyuyorum insanları konuşurken. Cebimde defter taşıyıp not tutmaya karar verdim, gerçekten çok ilginç şeyler duydum bu aralar. Eve gelene kadar unutuyorum.
      Bir de hayatın sürekli devam eden bir debelenme olduğuna ikna olup bir yerlere varmak beklentisinden vazgeçersek olacak bence bu iş :)

      Delete