March 23, 2018

Hava Niye Sarı?

Eveth. Dişim ağrıyor. Dişim aylardır ara ara ağrıyor, sonunda pes ettirecek bir seviyeye geldi. Herhangi bir şey için doktora gitmeyi ölesiye erteliyorum, diş hekimine gitmeyi ise aklıma bile getirmiyorum, o yüzden ertelenecek bir durum bile olamıyor. Allahım neden böyle gerzek biriyim?

Neyse, zaten gene dişlerimi gıcırdatmaya başlamışım, gitmişken bunu da anlatayım. Biraz da hayatımı anlatayım o koca ellerini ağzıma sokana kadar offf.

Bok gibi uyudum dün gece. Tam dalacakken pinnk diye açıldı uykum, dön dön dön. Köpenkler iki yandan bastırdı, ter içinde kaldım. Uymuşum, kabus görüp uyandım, adamın biri ben uyurken saldırıyordu. Gene dalmışım, uyandığımda saat 07:55'ti. Saatin alarmını 08:00'a kurmuştum. O beş dakikayı ne biçim bir insan olduğumu düşünerek ve köpekleri ayaklarımla dürterek geçirdim.

Birkaç gündür Ankara'da bir tozlu sarı renk hakim, sis deseniz değil, pus değil. Toz çökmesi demeye karar verdim şu anda. Işık da bir tuhaf kırılıyor, post-apokaliptik bir ambiyans var a dostlar. Libya'dan kum mu geldi ne oldu, bileniniz var mı acaba?

Libya deyince, Kaddafi'nin oğlu başkanlık seçimlerine aday olacakmış. O arada Sarkozy'i topladılar, Kaddafi'den para aldığı için. Taa 2011'de bu oğul Kaddafi'nin London School of Economics'te yaptığı doktoranın rezilliği çıkmıştı ortaya. (Bu okul meselelerinden uzak komşularıma not, London School of Economics acayip prestijli filan bir üniversite, öyle böyle değil.)

Herif doktorasını yapıp veriyor, mezun oluyor 2008'de. Bu dönem okulda habire seminerler, konferanslar, aman efendim Libya nasıl da harika bir ülkeymiş, biraz daha çalışırsa Kuzey Afrika'nın Norveç'i olacakmış diye. Baba Kaddafi'yi "büyük düşünür, dev entelektüel" diye çağırıp konuşma yaptırıyorlar. Anthony Giddens da dahil olmak üzere okuldan akademisyenleri Libya'ya götürüp gezdiriyorlar, bunlar dönüşte "Ay Libya adeta bir demokrasi cenneti!" diye makaleler yazıyor. (Sosyoloji ile ilgilenmeyen komşularıma not, Giddens o kadar meşhur bir sosyal bilimci ve teorisyen ki biz Türkiyeli gariban lisansüstü arkeologlar filan bile adama referans vermekten baygınlık geçirdik bir dönem.)

Oğul Kaddafi'yi Libya'nın modern yüzü, gelecekteki pırıldayan yöneticisi, barış güvercini diye pompalıyorlar. Derken bir gün oğlan Libya devlet televizyonunda "Protestocuların kanından nehirler akacak!" diye konuşma yapıyor. CNN'e "Ben hükümetim, hükümet benim!" diye demeç veriyor. Elinde tüfekle kalabalığa konuşurken videoları çıkıyor. Zaten aynı dönem doktora tezini başkalarına yazdırdığı da ortaya çıkıyor. London School of Economics'in Kaddafi Vakfı'ndan 1,5 milyon İngiliz poundu bağış aldığı, bir de üzerine 2,2 milyon pound karşılığında Libyalı resmi görevlileri eğitmek üzere sözleşme imzaladığı da ortaya çıkıyor. İşte sonra okuldan birileri istifa filan etti. Şurada bu hadiseyi özetleyen bir yazı var İngilizce.

Libya'da iç savaş çıkmasaydı bunlardan haberimiz olur muydu bilmiyorum, Libya'nın içişleri ile ilgili de çok bir şey bilmiyorum. Oğlanın doktorasını almadılar elinden, bunu biliyorum. Bir de Kaddafi Vakfı'ndan aldıkları paraların bir kısmını yemişler, rezaletin ayyuka çıkması üzerine sözleşmeleri filan feshettiler can havliyle. Okul mu, gözü dönmüş petrol şirketi mi belli değil.

Yoksa oğul Kaddafi'nin halinde şaşıracak bir şey yok, koskoca Kaddafi'nin oğlu doktorasını kendi yazacak değildi herhalde. Zaten 3 milyon pound vermiş, karşılığında diploma beklemek en doğal hakkı. Dünyanın bir kısmında devlet başkanlığı babadan oğula geçtiği için başkanlığa aday olmak da en doğal hakkı. Kazanabilir de, dünyanın büyük bir kısmındaki bu siyasi maceralar akıl alacak gibi değil çünkü.

Aslında bu taraflarda yaşadığımız için bu kadarını aklımız alabilir. Ben daha ziyade bu beyaz adamların para aktığı müddetçe doğulularla yanak yanağa oturmasını, iç savaş miç savaş gibi hadiseler patlak verince "Ay evet ya, ne kadar da insan hakları düşmanı bir diktatördü gerçekten de!" diye boyunların bükülmesini acayip buluyorum. Oğlan iyi zamanlarında Tony Blair'le parti yapıyormuş, baba Kaddafi'yle diz dize fotoğrafı olmayan bir ben kalmışım herhalde.

Biraz daha uzatırsam Rothschildler'e, masonlara, Illimunati filan ne varsa oralara doğru gideceğim sanırım. Yarım yamalak altyapımla aslında beni de alsalar şu televizyondaki tartışma programlarına. Barbar kocam, hayat görüşümün ve fikirlerimin inanılmaz saçmalıkta bir potpuri olduğunu ve bu sebeple reyting patlacağımı söylüyor. Ne zaman demişti hatırlayamıyorum ama tahminimce ya baklavanın yerli ve milliliğini savunuyordum ya da Hitit övüyordum. Bir ihtimal Anadolu'nun inanç sistemleri de olabilir, bir yere kadar iyi geliyormuşum, bir yerden sonra kafirleşiyormuşum. O yere gelmeden reklam girilirse ben yayına dönene kadar unuturum zaten.

II. Ramses'in büyük oyununu görmemiz lazım arkadaşlar! O piramitler neden üçgen zannediyorsunuz? (Üçgen piramit?) Belki de yapamam, emin olamadım şu anda. Belki vali olabilirim.


Şundan daha düşük bir performans göstermeyeceğime emin olabilirsiniz. Fetih konusunda iddiası olan biri değilim, zülfikarı sallayıp hayvan barınağı sözü filan verebilirim.

Ay gitmeden, şu aşağıdaki ben değilim arkadaşlar:


Yazıp duruyorum terastı kuşlardı, allah muhafaza birinizin aklına bir şüphe düşer. Benim terasta canlı bitki kalmadığı gibi kuşlara da BİM'den bulgur alıp veriyorum.

Öberek gidiyorum.

12 comments:

  1. O toz çöl tozu biraderim, meteoroloci repırtı izlemiyorsun bu aralar anlaşılan. Kaddafi'nin oğlundan kaçıp bize ricat etmiş tozlar, ahahaha :)Antalya'da aynı durumda, güneş tozları aralayıp yüzünü gösteremiyor bir türlü, puslu pis bir hava, benim alercik öskürük zortladı o nedenle.

    ReplyDelete
    Replies
    1. İzlemiyormuşum repırt, sonra okudum, haritalara filan baktım. İyi bir şey gelmez zaten, anca toz.

      Delete
  2. "Koskoca Kaddafi'nin oğlu doktorasını kendi yazacak değildi herhalde." :) cok mantikli

    ReplyDelete
    Replies
    1. Di mi? O arada bir aydır yaymışım ne güzel, bahar bastırmadan çalışmaya geri dönsem de güzel havalarda kendimi kaybetmesem bari.

      Delete
  3. Ramses'e kadar gayet ciddiydim. Kaddafi ve Batı'yı düşünüyordum. Fakat kahkahayı basıverdim sonunda. Ahahahaha. Yatacak yeri yok bu Ramses'in. Üçkağıtçı bir Firavun. Hangi tapınağı gezsem adamın bir katakullisi var. Gitmiş mesela kendi "zafer"ini kazıtmış. Hööö böyle kafalarınız ezdik Hititler'in, ben Amon'un kankasıyım vs. Külliyen yalan tabi. Pis herif. Kahire yazımda bilahare bahsedeceğim. Mumyasını gördüğümde sinirim bozuldu ve güldüm. Kimse de anlamadı. Meğer sırma saçlıymış :(

    Kaddafi'ye gelince. Ne desem boş şuanda. Afrika ve de Ortadoğu'nun düzeni aynı. Bir deli geliyor (darbeyle çoğunlukla // bazen babadan). Kovsa bir türlü halk (Libya) kovmasa bir türlü (Suriye). Batı da -pardon- boka batmadan bir şeycik yapmıyor. Petrolünü alıyor. Şirin şirin sevimlilikler yapıyor. Bknz. "Vahabistan". Adamlarda insanlığa dair güzel şeylerin sayısı kaç tanedir Allah bilir fakat Avrupa'sı Amerikası ses çıkarmıyor. Pompaya devam ! Nasılsa petrol. Şimdi de pek şirinler. Kadınlar araba kullanabilirmiş. Allah razı olsun. Yemen'de insanları bombalarken neredeymiş bu insaniyetleri ? Biz göremedik de. Afaki olacak da Kaddafi, Mübarek ve benzeri tiplerin başta olmasına razıyım. Çünkü kötü bir sistem de olsa bir sistemleri vardı. İç savaştan yeğdir. Ne hazin ! Ölüm ile sıtma mevzusu. Bahar dedikleri saçmalığın bir kabus olduğunu o zamanlar söylediğimizde kızıyorlardı bize. Hallaç pamuğu gibi attılar işte ülkeleri. Hiçbirine de gelmedi demokrasi falan. Nerdeymiş o bahar yahu. Kan kusturttular.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay ama Ramseslik de kolay değil, adam nasıl yazsın "Ay ne biçim savaş oldu anlamadım, oturduk antlaşma imzaladık filan, bilemiyorum?" diye. Bazen firavun listelerine bakıyorum, 3 sene 5 sene, gelen gidenin haddi hesabı yok; 60 küsur sene nasıl kaldı bu adam başta, valla takdir ediyorum. Çok inşaat yaptı diyorlar :) Bir de hayatı boyunca dişlerinden çekti de diyorlar, en azından Ramses 90 yaşlarındaymış öldüğünde, ben biraz daha dişçiye gitmezsem kendimi kesicem evde, dayanamıyorum yemin ederim :/

      Ay sana göstermek için tweet arıyordum, kompüter dondu, mecbur kapatıp her şeye baştan başladım.
      https://twitter.com/ggreenwald/status/975886377190674432
      Çok beğeniyorum bu gazeteciyi, Brezilya'da yaşıyor. Hiç lafını sakınmıyor, insan hakları, lgbti, hayvan hakları; çatır çatır yazıyor.

      Delete
    2. Kahire'deki mumyalarda hep ölüm nedenleri yazıyor. Dediğin gibi illa adamlarda bir diş problemi varmış :(

      Hemen bakıyorum. Intercept notu gördüm Twitter hesabında. O zaman bir ihtimal "gazeteci"dir. Çünkü dünyada doğru düzgün gazeteci yok. Hele ana akım medyada. Bakıyorsun CNN'lere Huffington'lara of of of. Gene bence İngiltere'de kaliteli okunası yazarlar var. Fransa'da var. Amerika'nın durumu ise vahim bence. Neredeyse bir dönemin parababalarından bugünün özgürlük aktivisti insanlar çıkaracaklar. Gülsen komik bile değil. Öyle insanları övüyorlar ki bazen ekrana kafa atasım geliyor istemsizce !

      Bir de artık beni kanser eden liberaller var. No comment.

      https://twitter.com/SehribanKaya/status/977433385147797505

      Delete
    3. Greenwald co-founder'ı zaten Intercept'in, valla çok acayip bir herif. En son bir de hayvan barınağı işine girdi, twitter hesabında pinned tweet var, oralarda anlatıyorlar projelerini.

      Ay bu Trudeau gerçekten akıllara zarar. Neydi o Hindistan gezisindeki halleri? Şirinlikle gerzeklik arasında çok kalın bir çizgi vardır diye düşünüyordum, artık o kadar emin değilim. Üstelik o Hint kostümlü halleri filan, dans etmeler bilmem ne, ayıp değil mi ayol koskoca Hint kültürüne? Silah da satıyor, boru hattıyla milletin topraklarını da katlediyor, bütün dünya ördekli çoraba hasta oluyoruz, gerçekten haklı Şehriban Kaya.

      Delete
  4. (yorum uctu ve bu üsengecligimle tekrar giriyorum) ahahaha!sen cok yasa e mi, baya güldürdün beni, ve ne zaman bloguna gelsem hayatlarimiz/hislerimiz arasinda tuhaf bir paralellik buluyorum (iki aydir disciye gitmeyen ben) ve türkiye ilgili en sevdigim sey toplumsal delirmisligin cakma bir normallik icinde degil, aleni yasaniyor olmasi, baya birlikte halaya dönülüyor filan. :-))) almanya cok sIkIcI bir yer. güldükleri seylere inanamazsin, neyse ki bir kismina ben türkiye'den düzenli ceviri yapabiliyorum. onlar da bizim bazi seylere nasil hala gülebildigimizi anlamiyorlar aslinda. neyse, o tv programlarina birlikte cikalim, yanimiza bir de spiritüel kisilik kattik mi, takim olarak tamamiz bence. sonra söylediklerimizin hepsini inkar eder, bir baska kanalda tam tersini anlatiriz. yalniz ben hayvan barinaklarina karsiyim, insanlar otursun barinaklarda cok istiyorlarsa, hatta kuru mamalari da kendileri yesinler. bu konuda bir de kavgaya tutustuk mu, gelsin reytingler... itir ben, selamlar.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Benim dişimle beraber bütün kafam da zonklamaya başladı, birazdan arayıp randevu alacağım, çok mutsuzum şu anda.
      Ay tahmin ediyorum Almanların halini. Yazık onlarınki de bir tür masumiyet tabii, her gün maruz kalmayınca nasıl anlasınlar. O dediğin halay gerçekten de buralara mahsus ahhahhha ay :D
      Bize bir astrolog filan lazım. Ya da alternatif olarak Osmanlı torunu da olur, onlara da ilgi var hep. Osmanlı torunu olursa kostümlü gelir programa, görsel olarak da göz doldururuz. Zengin olabiliriz, sonra da Karadağ'a filan taşınıp yüzümüzü unuttururuz, temiz bir sayfa açarız. Bence bunlar hep olabilir.

      Delete
  5. Ne zaman bitecek bu nefret korku ?
    https://tr.sputniknews.com/ortadogu/201803241032767732-misir-iskenderiye-bombali-saldiri/

    Dün güzelliğinden bahsediyoruz şehrin sonra bu oluyor. Neler oluyor bu dünyaya gerçekten ?

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ay gördüm, hemen aklıma sen geldin. Dün arkadaşıma anlatıyordum "Ya tekne-otelde kalmış, ne güzel gezmiş blog komşum, İskenderiye çok güzelmiş," diye. Bombayı da söyledim, sustuk bir süre. İnsanın içi büzülüyor mutsuzluktan.

      Delete