İki satır yazayım, Kızılay'a inmeye niyetliyim çünkü her şey durmaksızın bozulmakta.
Herhalde 4-5 ay oluyor, saç kurutma makinası bozuldu, iyice bir şeydi. Barbar kocamla marketten Fakir marka bir tane aldık, marketten saç kurutma makinası almaya taraftar değildim ama durum acildi. Fakir de bozuldu, 4-5 ay sürdü yani ömrü. Verilen paraya mı yanayım, kış ortası gene ıslak saçla kalmamıza mı, dünyaya saçtığımız plastik atıklara mı?
Bu iyonlu miyonlu çok atraksiyonlu makinalar habire bozulur dururken ne çalışıyor biliyor musunuz? Şu:
Aile içinde Almancı Krupsu diye bildiğimiz bu makina yıllardır çalışıyor. Alıp eve getirdim idare edelim diye ama barbar kocam iyi kurutmuyor diye ağlaşmaya başladı anında. Geçen pazar gene aynı markette, aynı rafın önünde durdu, "Alıyorum ben bu Fakir'den bir tane daha?" dedi. Kükremişim, "GERİZEKALI MIYIZ BİZ?!" diye. Barbar kocam gerçekten bu dünyada yanlış olan her şeyin sebebi olan insan grubuna dahil.
O allahın belası Fakir'i bedava verseler almam şu saatten sonra, saçlarım kuruyana kadar evden çıkmam ama gene de almam o 5 ay dayanacak elektrikli çöpü. O yüzden en yakın tamirciyi Kızılay'da tespit ettim, ilk bozulan iyice makinayı götüreceğim bugün. Umarım tamir oluyordur.
Hazır tamir turnesine çıkmışken barbar kocamın fermuarı bozulan paltosunu da terziye bırakacağım. O fermuar da 3 sene dayanabildi, hazır giyimin hiç hayatı kolaylaştırdığı filan yok, tersine bir lanet gibi. Kaç senede bir palto almamız lazım? Ergenliğimden kalma taş gibi yağmurluklar, ceketler var, onlar da hazır giyim?
Ay bugün olanca sevimsizliğimle uyandım ben, kulaklıklarımı takıp yürüyeceğim Kızılay'a. Gitmişken komünist tulum ve zeytin de alayım bulursam. Sonra da yürüyerek eve döneyim, kendimi başka türlü yatıştıramayacağım sanırım.

Birşey bozulunca insan hakikaten sınır oluyor.
ReplyDeleteGerçekten öyle, içim şişti resmen :)
Deleteben bıraktım fön makinasını marketten almayı darısı başına.kuaför malzemesi satan yerlerden bir kuaför aracılığıyla babama aldırdığım ilk fön makinam 17 seneyi doldurdu.Markaları da öyle bilindik değil bu dediklerimin power mower ama ortak özellikleri iki-üç mt kablosu oluyor ve sen kapatıncaya kadar üflemekten vazgeçmiyorlar(Not ilkini 17 sene önce 25 tl ye ikincisini 5sene önce 60 tlye aldım ikisi de çalışıyor:)
ReplyDeleteYa ben bunu arkadaşımdan duymuştum, yapılacak en iyi şey buymuş. Şimdi sen de söyleyince içime bir umut ışığı doğdu. Bir sonrakini Pavır Mavır alayım, biliyorum nerede kuaför malzemesi satan dükkanlar, geçen sene gidip bir miktar manikür aleti almıştım.
DeleteTamir turnesinden hüzünle donerseniz çare philips sac kurutma makinesi. 12 sene falan oldu, öğrenciydim aldigimda, ogrenci sefilligi icinde dev bi para ödemiş olsam da (sinuzit illeti yüzünden sacim cok iyi kurumaliydi) hala canavar gibi. Sicak ve soguk ufluyor. Daha ne olsun.
ReplyDeleteSac kurutma makinesi ve utu soz konusu olunca niyeyse marstan yeni bi buluş bile getirseler degismeyecegim bir marka. Su son yillarda o da bozmamistir tabii inşallah...
Ay bayağıdır Philips bir şey yok galiba evde, bakayım şimdi saç kurutma makinalarına. Ütü de gitti gider zaten, onun da bozulmasını bekliyorum. Ütü de bakayım.
DeleteTamire götürdüğüm makina da Braun, "Koskoca Braun ayol" diye almıştım, çok yanılmışım anlaşılan. Servis tamir etmedi, tamir edilmiyormuş, garanti kapsamındaysa yenisini veriyorlarmış. Resmen dünyaya bozuk ev aleti saçıyoruz. Çakma parçalarla tamir eden bir yere bıraktım, artık allah sonumuzu hayretsin ne diyeyim :)
Elektronik aletler 30 sene kadar öncesine oranla çok dandik. Anadan nineden kalan elektrik süpürgeleri çalışıyor hala. Görseniz tam Babür robot :D Her şeyin hipsterı oluyor da bunların neden olmasın ahahaha. Hırka da giydiririz çocuğa.
ReplyDeleteŞimdi ne alsak anında kendini yok etmeye programlı sanki. Çarlinin melekleri. Tüketim toplumu lafını fazla sündürüyoruz bazen ama gerçekten de öyle. Alenen 2-3 yıl çalışma ömrü koyuyorlar. Sonra mort. Benim gibi eşya konusunda ultra muhafazakar biri için zor zamanlar 2000'ler. Hala evimde ultra hd televizyon yok. Onu geçtim tüplü evimdekiler. Zaten 2 taneler :/ Gerek duymuyorum. İnsanlar evime gelince koç müzesi görmüş kadar oluyor. Radyolar pikaplar töbe yarabbi. Akıllı telefona da telefonum bozulduğunda mecburen geçmiştim. Baya direnmiştim tabi. Servis bulup düzeltebilir miyiz vs.
Mühendis adamın bu kadar teknoloji karşıtı yaşaması garip. Mesela saç kurutma kullanmıyorum. Havluya devam :( Mümkün olduğunca hayatımdaki büyün elektronik mekanik vb aygıtları çıkarıyorum. Her şeyi doğal olanları ile değiştirmeye çabalıyorum. Kedi mamasını bile aslında kullanmak istemiyorum. Çocuğun içine kimyasallar girerse diye. Captain Fantastic'teki gibi bir orman yaşamı olsa keşke. Gerçi ormanda da şimdi et yemeyeim derken açlıktan ölürüz.
Komünist tulum deyince hatırladım. Lisede bir kabanım vardı. Fakat müthiş militarist duruyordu. Arkadaş onun için sovyet askeri üniforması diyordu. Mareşal Zihinov olarak dolaşıyordum.
Zihin Dede unuttu söylemeyi. Vietnam War isminde yeni bir dizi/belgesele başladım. Prodüksiyonu beğendim. Dili de "kısmen" tarafsız. Şans verilebilir :)
ReplyDeleteAhhahhah ay Mareşal Zihinov :D Annem bir yerlerden bulup önünde CCCP yazan bir sweatshirt almıştı bana, ortaokulda beden derslerine öyle girdim :D
DeleteYa gerçekten devasa boyutlarda isyan etmek üzereyim, tamir edilmiyormuş, garantisi süresi devam ediyorsa yenisini veriyorlarmış. Neden ama neden? Neden bu şekilde üretiliyor bunlar, bizi aptal yerine koyuyorlar? Gittim Türk usulü tamir eden bir yere bıraktım, yarın alacağım. Bilmiyorum çalışır mı, çalışırsa ne kadar dayanır. Bu şekilde alışveriş yapmak istemiyorum. Beni bıraksan ben de kurutmam saçlarımı, öyle sinüzit filan gibi dertlerim yok. Kendi kendine kuruyunca daha iyi görünüyor zaten saçlarım. Ortak hayat mecburiyeti, kocam bir gün daha ağlamasın diye sırt çantamda bozuk saç kurutma makinasıyla şehri turladım.
Resmen her şey kendini yok etmeye programlı. Çok mutsuz ediyor bu beni. Ormanda survive edemeyebiliriz ama orman kenarı yerleşik hayata geçersek 12bin sene önceki akrabalarımız gibi, başarabiliriz. Senin kedi ekmeğini taştan çıkarır orman kenarında ama bizim gerzekler öylesine evcilleşmiş ve öylesine insana yapışmış ki kaç bin senedir, bunları gene beslemem gerekir.
Ay beslerim hiç önemli değil, allahım al bizi buradan lütfen. Kızılay filan olmayan bir yerde yaşasak bari en azından. Yemin ederim ruhumu öldürüyor Kızılay'a gitmek :/
Bakacağım belgesele, kitaplar dışında hayatıma biraz renk veren diğer şey Netflix resmen.
DeleteGerçekten her şeyin kullanım ömrünü 3 seneyle sınırlamışlar bir resmen :(
ReplyDeleteAy evet ya, o kadar bozuluyorum ki anlatamam :/
DeleteKesinlikle almayın o makinaları. Kuaförlerde kullanılan makinalardan alın ve rahat edin. İnanın kurutması ve şekil vermesi bile farklı ve çok dayanıklılar. 1 tane alın yıllarca kullanın :)
ReplyDeleteValla aklıma yatıyor kuaför makinası. Bu tamir olan makina ömrünü tamamlayınca deneyeceğim. Çok teşekkür ederim tavsiye için, valla çok makbule geçti <3
DeleteBen de nefret ediyorum hazır giyimden ve çağımızın "bozulanı at yenisini al" kafasından. Bir montum var, kollarının uçları epridi. Annem başımın etini yedi yeni mont al diye. "Ayol niye alayım, taş gibi işte" dedim, özensiz görünüyormuşum. Bir şeyin işlevsel olması söz konusu ise eskimiş görünmesi umurumda değil. Botlarım aynı şekilde, 17 yaşından beri aynı botları kullanıyordum, annem yine sinir krizleri geçiriyordu. Bu sene aldım yeni bir tane, umarım o da bi sekiz on sene götürür beni. Yüz bin tane kıyafete, gerece ihtiyacım yok... Bu paspal halimle oğlanlara hitap edemiyorum ama sanırım oğlanlara da ihtiyacım yok ahahaha. Bu durum bende o kadar tiksinti yarattı ki saçma bir şekilde özenli oğlanlar da hoşuma gitmiyor. Çevrem şoklarda ama bu oyunun içinde bulunmayı reddediyorum ulan! İki senedir saçlarımı taramayı da reddediyorum. Makyaj yapmayı da. Bu sene sütyeni de reddettim, çok rahatladım. Bu kadarı da fazla mı hiç bilemiyorum. Ama bütün bu özensizlik içinde kendimi daha özenli, daha güzel ve daha rahat hissediyorum.
ReplyDeleteAy benim de var bir takım sırtı delik tişörtlerim, yarısı erimiş kazaklarım filan. Ama baştan ayağa delik ve eriyik giyince buhran geçiriyorum ben. Bilhassa da harap ayakkabı çok moralimi bozuyor, o yüzden düzenli ayakkabı boyuyorum, siliyorum, havalandırıyorum, iki gün üst üste giymemeye çalışıyorum. Kısmen ayakkabı sevdiğimden, kısmen de iyi bakarsam daha uzun dayanacağından.
DeleteNe bileyim, insan değişiyor. Sanırım bu giyimdi kuşamdı meselesinde geldiğim noktada tek bir mühim kriterim var: Temiz mi? Temizse tamam. Sökük varsa dikiyorum, (sadece) gömlekleri ve kumaş pantolonları ütülüyorum, leke varsa müdahale ediyorum. Ay yok, düşündüm de, benim asla yapmayacağım şeyler, asla giymeyeceğim şeyler filan var. Tamamen isyan etmiş ve reddetmiş değilim.
Ay oğlanların kızlar konusunda standartları olduğunu hiç zannetmiyorum, nadiren birkaç tanesinin vardır. Keşke Şafak'ın eski kız arkadaşlarından bazılarını görmüş olsaydın, ben gördüm ve çok pişmanım. Açık mavi far öldü sanıyordum mesela, hâlâ yaşıyormuş. Ya da kot pantolon üzerine kot gömlek ve kot yelek belki Teksas'ta filan giyilmeye devam ediyordur diye düşünüyordum, çok yanılıyormuşum. Ankara'da tiyatroya gidilebiliyormuş o Amerikan inek çobanı kostümüyle.
Son olarak, ben sabah kalkınca giyiniyorum. Pantolon, kazak filan. Saçımı topluyorum, bir küpe takıyorum. Bazı günler, evden çıkmayacak bile olsam bir rimel sürüyorum. Kendimi toparlıyorum bir nevi, bana iyi geliyor. Mühim olan ruh halini neyin düzelttiği <3